You are here


Bu topraklarda Ermenilerin, Rumların, Türk olmayanların başına kötü şeyler geldi. Bunu artık herkes söylüyor. Ama bir bakan, bir savunma bakanı çıkıp milli kimlik uğruna kan dökülmesini, insanların öldürülüp, yaşadığı yerlerden kovulmasını, bir insanlık suçu olan etnik temizliği savunuyor. Vecdi Gönül utanmadan çekinmeden ırkçılık yapıyor. Gönül, Abdullah Gül'ün adaylığı engellenmek istenirken az daha cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacaktı.

Taraf Gazetesi yayımladığı askeri belgelerle Aktütün'deki gerçek durumu gözler önüne serdi. Bu ikinci bir Dağlıca'ydı. Baskın günler önceden biliniyordu.

Biliyorlardı, baskını naklen yayınla izlediler ve hiçbir şey yapmadılar. Sonra dönüp Olağanüstü Hal uygulamasına geri dönüş istediler.

Genelkurmay halka hesap vermek yerine Taraf'ı tehdit ediyor. Genelkurmay başkanı TV ekranlarında öfkeyle yeni bir muhtıra veriyor. Askeri mahkeme Aktütün hakkında yayın yasağı getiriyor. Bütün bunlar atanmışların bizi bir muz cumhuriyetinde yaşatmakta ısrarlı olduklarını gösteriyor.

THY A.O. yönetimi İstanbul'daki çağrı merkezini kapatarak, bu görevi AssisTT ve Vodatech firmalarına devretme kararı almıştır. Bir süredir çeşitli illerdeki satış temsilciliklerini taşeron firmalara devrederek çalışanların bir anda tayinlerini çıkartan THY yönetimi bu kararıyla 550'ye yakın işçiyi işsiz bırakmaya hazırlanıyor.

Çağrı merkezi işleri devredilen firmalardan AssisTT firmasının genel müdürü eski AKP İstanbul İl Başkan Yardımcısı!

THY A.O. Çalışanlara ya da bu iş kolundaki tek sendika olan Hava İş'e hiçbir bilgi vermemiş, keyfi bir şekilde "çağrı merkezini kapattım" demiştir.

Bugün Ankara'da Küresel Eylem Grubu ve Greenpeace'den kırka yakın eylemci Enerji Bakanlığı önünde yüzleri boyalı ve siyah tulumlar giymiş halde ölü taklidi yaparak nükleer ihaleyi protesto etti. Aynı anda bir diğer grup eylemci ise Enerji Bakanlığı'nın karşısına "STOP" yazılı bir pankart açarak eylemi destekledi. Eylem polisin 29 aktivistin gözaltına alınmasıyla sona erdi.
Aralarında DSİP üyelerinin de bulunduğu nükleer karşıtlarının bir an önce serbest bırakılmalarını istiyoruz.

Ergenekon Şemdinli olmasın!

Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ve diğer savcılar hakkında Adalet
Bakanlığı'nın başlattığı inceleme Ergenekon operasyonunun önünü kesmek,
darbecileri aklamak yönünde atılmış bir adımdır.

Daha önceki deneylerle kimin tarafında olduğu açıkça görülen Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu'na gelen 9 soruşturma başvurusu gerekçe
gösterilmektedir. Bu başvuruların Ergenekon operasyonunu durdurmak
isteyenler tarafından tertiplendiği kamuoyunca bilinmektedir.

Hapisteki iki darbeci komutanın TSK tarafından ziyaret edilmesinin ardından

Darbe yapmaya kalktıkları iddiası ile bir mahkeme tarafından tutuklanan ve cezaevine konan iki generalin TSK tarafından ziyareti asla kabul edilemez.

Bu ziyaretin kişisel değil kurumsal olduğu Genelkurmay Başkanlığı tarafından ilan edilmiştir. Genelkurmay Başkanlığı ve ziyareti gerçekleştiren general suç işlemektedirler.

Genelkurmay Başkanlığı yargıya baskı yapmaktadırlar. Bu da suçtur.

Bu ziyaretle Genelkurmay Başkanlığı silahlı bir terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlarına belki de ortak olmaktadırlar.

“Önümüzdeki dönemde bu mücadelenin en önemli başlıklarından birisi, “DTP’ye dokunmayın” olacak. DTP’nin kapatılmasına karşı mücadele, yargı darbesine karşı mücadelenin, bugün en önemli adımı.”

Güngören'da patlayan bombaları halka karşı yapılmış bir saldırıdır, öfkeyle kınıyoruz.

Bombaların patladığı yerde siyasetin önü kapatılmış, demokratik mekanizmalar rafa kaldırılmış, işçi sınıfının ve ezilenlerin mücadelesi engellenmiştir. Darbelerle belirlenen Türkiye'de siyasal rejimin demokrasiyi her seferinde ayaklar altına almasının gerekçelerden birinin bombalar olduğunu uzun süredir biliyoruz.

Güngören'de bombalar patlıyor, kaos yaratmak için.

Kerkük'te bombalar patlıyor, Kürtlerin kendi geleceklerini belirleme hakkını engellemek için.

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, darbelere karşı olan, demokrasiden, özgürlükten, emekten yana olan herkesi 26 Temmuz'da Ankara'da gerçekleşecek yürüyüş ve mitinge katılmaya çağırıyor. Darbe yapmak suçtur, tüm darbeciler yargılanıp cezalandırılıncaya kadar sokaktan ayrılmayacağız.

Hayat TV'nin yayının engellenmesini kınıyoruz.
Türkiye'de bölücülük yapan birileri varsa savaş yanlılarıdır, ırkçılardır.
Bölücüler Hayat TV gibi muhalif kanallarda değil, hâkim medya içinde yuvalanmıştır.
Hayat TV'ye yönelik keyfi uygulama bir an önce sona ermeli ve yayın hayatına devam edebilmelidir.
DSİP olarak sansüre karşıyız, tüm demokrasi ve özgürlük yanlılarını Hayat TV çalışanlarıyla dayanışmaya çağırıyoruz.

DSİP Genel Başkanı
Doğan Tarkan

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne grev kararını asmak isteyen Belediye-İş üyesi işçiler polis tarafından engellendi. İnsanca bir yaşam için, daha iyi bir ücret için grev kararı alan işçilere polis vahşice saldırdı.

Polisin terörünü kınıyoruz. Haklı mücadelelerini şiddetle engelleyen polise karşı "emekçiye değil, çetelere barikat" sloganı yükselten belediye işçileri doğru bağlantıyı kurmuştur.

Lambistanbul LGBTT Derneği'nin "ahlaka uygun olmadığı" gerekçesiyle kapatılması kararı homofobi ve ayrımcılığın devlet politikası olduğunun bir belgesidir.

Örgütlenmek, haklarını savunmak her yurttaşın, her toplumsal grubun hakkıdır. Yasalarda herkese tanınan bu hak eşcinsellere tanınmamaktadır.

Lambdaistanbul'u kapatma kararı 2006 yılı sonundan bu yana travestilere, transseksüellere, eşcinsellere yönelik giderek tırmanan homofobik saldırganlığın mahkeme tarafından onaylanması anlamına geliyor.

Dostlarımız