You are hereAçılım, AKP ve samimiyet - Roni Margulies
Açılım, AKP ve samimiyet - Roni Margulies
Batmanlı dostum “Kürt Açılımı” ifadesinin “Demokratik Açılım” şekline dönüşmesini doğru buluyor. “Ben Kürt ve Aleviyim. Kürt olarak ezilmemek benim için önemli, ama Alevi olarak ezilmemek de en az o kadar önemli.”
Ve konuyla ilgili tüm tartışmalar gibi, sohbet dönüp dolaşıp aynı soruya geliyor:
“Evet ama, AKP samimi mi?”
Bu soruyu sık sık duyar oldum.
Sözde solun TKP tarafından temsil edilen kesimi sormuyor bu soruyu elbet. Onlar zaten Kürt Açılımı’nın başarısız olmasını ve savaşın devam etmesini istediği için, umurlarında bile değil. Onlara göre, zaten “açılım” filan yok. Sadece Amerikan emperyalizminin bir katakullisi var. Emperyalist dış güçler Türkiye’yi bölmeye çalışıyor, AKP de dış güçlerin maşası olarak bu bölme girişimini uyguluyor. Mesele basit.
Gel gör ki, emperyalistler Türkiye’yi niye bölmek istiyor, belli değil. Aradım, taradım, bu sorunun cevabını bulamadım. Bunlar gizli planlar olduğu için, emperyalist kaynaklarda bulamamış olmam doğal tabii. Ama anti-emperyalist kaynaklarda da yok maalesef. Direniş de gizli galiba!
Emperyalistler dünyanın karmakarışık, istikrarsız bir bölgesinde, bir dediklerini iki etmeyen, emperyalizme sadık kocaman bir ordusu olan Türkiye’yi niye bölmek isteyebilir acaba?
Pentagon açısından, kendi eğittikleri ve geleneksel olarak “bizim çocuklar” diye düşündükleri İlker Başbuğ ve meslektaşları mı daha güvenilir dostlardır, Sayın Öcalan ve Sayın Karayılan mı? Niye ikincileri tercih ediyor olabilirler ki acep?
İstediklerini yaptırabildikleri uysal bir müttefiki niye parçalamak istiyorlar? Başlarına bela mı arıyorlar? Deli mi bunlar?
Irak’ta durumu altı yıldır hâlâ doğru dürüst yatıştıramamışken, İran her an başlarına yeni dertler açabilecekken, niye İsrail dışındaki tek sağlam müttefiklerini dağıtmak istiyorlar?
İstikrarsız Ortadoğu’yu daha da istikrarsızlaştırmak ne açıdan işlerine geliyor olabilir?
Bu soruların cevapları bulunamıyor, çünkü yok. Çünkü sorular anlamsız.
Çünkü Kürt Açılımı emperyalistlerin oyunu filan değil. Açılım, Kürt hareketinin 25 yıllık mücadelesinin doğrudan sonucu. Ve bu mücadelenin, Türk devletine bu sorunu silah zoruyla çözemeyeceğini kabul ettirmiş olmasının sonucu. Ve geçen 29 Mart yerel seçimlerinde Kürt halkının ezici oranlarda DTP’ye oy vererek “muhatap” meselesini çözmüş olmasının sonucu. Emperyalizm ile hiç alakası yok.
Dolayısıyla, asıl dertleri misak-ı milli sınırlarını savunmak olan ve emperyalizmi bahane olarak kullanan sözde solcu milliyetçileri bir kenara bırakalım.
“Evet ama, AKP samimi mi,” sorusunu soranlar, gerçekten barış isteyen ve AKP’nin bu girişimi sonuna kadar götürmeyeceğinden kaygılananlar.
Konuştuğum Kürtlerin ve Kürt hareketinin haklı taleplerini destekleyen Türklerin hemen hemen tamamı, hükümetin bu açılımı sonuna kadar götürmeyeceğinden kaygılanıyor.
Açılım ilan edildiğinden bu yana gerçekleşen olaylar da kaygıların haklılığını gösteriyor: DTP’liler tutuklanıyor, operasyonlar sürüyor, çocuklar öldürülüyor, “son terörist öldürülene kadar...” açıklamaları yapılıyor.
Kaygıları anlıyorum, ama paylaşmıyorum. Kaygılanan ve AKP’nin samimiyetini sorgulayanların gözden kaçırdığı şu: Hükümetin samimi olup olmaması hiç önemli değil.
Diyelim ki hükümet tümüyle samimi. Diyelim ki müthiş kararlı. Farketmez. Yine de süreci sonuna kadar götüremeyebilir. Süreci baltalamaya çalışanlar, ordunun bir kesimi, Ergenekoncular, CHP, MHP ve savaştan doğrudan çıkarı olanlar başarılı olup barışın gündemden çıkmasını sağlayabilir.
Öte yandan, diyelim ki hükümet hiç samimi değil. Yine farketmez, çünkü açılımın gündeme gelmiş olmasını sağlayan etmenler hükümeti bu süreci sonuna kadar götürmeye zorlayabilir.
Kısacası, mesele hükümetin samimi olup olmaması değil. Mesele, samimi olsa da olmasa da, hükümeti barış doğrultusunda zorlamaya devam etmek.
Sonuçta, AKP bir devrim hükümeti veya işçi köylü sovyeti değil. Hayattaki ilk ve tek amacı Kürt sorununu çözmek değil. “Samimiyet” ve “hükümet” kavramları aynı cümlede kullanılmamalı.
Önemli olan hükümetin niyeti değil, bizim ne yaptığımız. Hem Kürt hem Türk illerinde barış talebi güçlü bir şekilde yükselmeye devam ederse, barış olacak. Yükselmezse, hükümet sıkıştığı yerde geri adım atacak. Bize kalmış.
*Taraf'ta yayınlanmıştır.











