You are hereCHP tabanı mı, AKP tabanı mı? - Doğan Tarkan
CHP tabanı mı, AKP tabanı mı? - Doğan Tarkan
Yeni bir sol parti kurmak için yapılan bir toplantıda Kemalizme karşı hassasiyetimi dile getirdiğimde epeyce karşı çıkan insan olmuştu. Daha sonra bunlardan kimler Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP)’ye gitti, kimler gitmedi bilmiyorum. Ama neden Kemalizme karşı hassas olunması gerektiği EDP’nin ilk kongresinde ortaya çıktı.
Gazetelere yansıyan fotoğraflarda Atatürk’ün, SHP Genel Başkanı Hüseyin Ergün’ün ve EDP’nin yeni Genel Başkanı Ziya Halis’in fotoğrafları Türk ve SHP bayrakları ile yan yana duruyordu. Gene gazetelerden öğrendiğim kadarıyla BBP Genel Başkan Vekili kongreye bir kutlama mesajı göndermiş. Belli ki Kongreye davet edilmiş. Bahsettiğim toplantıda benden sonra konuşan birkaç çok eski tanıdığım “bakıyoruz da göremiyoruz Kemalistleri” diyorlardı. Acaba EDP Kongresine de baktılar mı?
Tabii, bir Atatürk resmi asmak, bir partiyi hemen Kemalist yapmayabilir ama hiç değilse Atatürkçü yapar yoksa “demokrat Kemalistleri” kazanmak için Atatürk resmi ille de gerekli mi?
Neyse, bunlar çok önemli, değil. Yeni kurulan EDP’nin de solun geri kalanı gibi temel hatası CHP tabanını kazanmaya çalışmasıdır. Solun en büyük kesimi bunu yapmaya çalışmaktadır. Oysa bu iki açıdan yanlış bir eğilim.
Birincisi, CHP tabanı artık daha sola doğru hareket etmez. Gidebileceği en sol kanat Sarıgül’ün liderliğindeki "sol"dur! CHP tabanı bu partinin uzun süredir sürdürdüğü politikalarla artık milliyetçilikte demir atmıştır. Son yerel seçimlerde CHP ile MHP tabanı arasında fiilen gerçekleşen işbirliği bunun en iyi göstergesidir.
İkincisi, sosyalistlerin kazanması gereken insanlar daha çok AKP’ye oy verenlerdir. Bu kesim her şeyden önce emekçi sınıfı daha çok kapsamaktadır. Büyük kentlerin oy dağılımına bakınca bu açıkça görülür.
Bu nedenlerle solun CHP/MHP tabanına değil, AKP tabanına hitap etmesi doğru olandır. Açık ki AKP tabanı Atatürk posterine oy vermeyecektir. EDP burada hata yapmaktadır.
Bugün sol için tek bir yol var, o da demokrasiyi savunmak ve her mücadelesinde anti-kapitalist bir içerikle işçi hareketinin yanında yer almaktır.
Demokrasiyi savunmadan yani Kürt sorununda Kürtlerin yanında tutum almadan, darbelere karşı açıkça saf tutmadan işçi hareketine gitmek yeterli değildir.
İşçi hareketi, toplumun bütün diğer kesimleri ile birlikte politika ile ilgilenmektedir ve darbe deneylerine toplumun geri kalanı kadar, hatta daha fazlasıyla sahiptir. Dolayısıyla Tekel işçileri ile ilişki kurmaya çalışan bir sosyalist, eğer aynı zamanda darbelere karşı sokağa çıkmıyorsa işi zordur.
Belki bir-iki Tekel işçisini etkilemek mümkündür ama sınıfın büyük çoğunluğunu harekete geçirmek, kazanmak mümkün değildir.
Başka bir dizi nedenin yanı sıra, işçi sınıfı sendikalara biraz da bu nedenle güvenmiyor. Genel grevler biraz da bu nedenle zayıf.
Öyleyse, yapılması gereken açık, demokrasi için mücadele edeceksin, işçi sınıfının günlük mücadelesinin daima yanında olacak ve siyasi gerçekleri açıklayacaksın...











