You are hereEski arkadaşlar - Doğan Tarkan

Eski arkadaşlar - Doğan Tarkan


Roni Margulies’e yapılan saldırı üzerine çok şey söylendi. Büyük çoğunluk bu olayı kınadı. Küçük bir kesim sevindi. Neşeyle “iyi olmuş” dediler, “hak etti” diyenler var, “gene olsun” diyenler de oldu. Herkes istediğini söyleyebilir. Zaten tam da bu nedenle Roni’ye yapılan saldırı çirkindir. Düşünce özgürlüğüne dönük bir saldırıdır. Bu, Türkiyeli sosyalistlerin, devrimcilerin ve tüm muhaliflerin yabancı olmadığı bir anlayıştır. Sık sık karşılaşırız. Devlet ve onun mahkemeleri, düşüncelerimizi ifade ettiğimiz için bizi cezalandırır. Çoğumuz eylemimizden dolayı değil, düşüncelerimizden dolayı cezalandırılırız.

Eylemimize gelince, biz Anayasayı değiştirmek istediğimiz iddiası ile düşüncelerimizden dolayı idam ediliriz, onlar anayasayı değiştirdiklerinde, düşüncelerinden dolayı, devlet başkanı olurlar ve Anayasa’ya kendilerinin eylemlerinden ve düşüncelerinden dolayı yargılanamayacakları şerhini koyarlar. Yani eylemimizden dolayı cezalandırıldığımızda da aslında düşüncemizden dolayı verilir bu ceza.

Sosyalistler bu ülkede yıllardır düşünce özgürlüğü için mücadele etti. Uzun mücadelelerden sonra 141-142 kalktı. Bu bir kazanımdı, ama hemen yerine başka maddeler çıktı. Şimdi çok sayıda sosyalist düşüncelerinden dolayı bu yeni parlayan maddelerle yargılanıyor.

Roni’ye dönük eleştirilerden bir tanesi, en soğukkanlı olanı ve bence en tehlikelisi. Saldırıyı “teorize” ediyor. Yazarını Cumhuriyet gazetesi ve çeşitli başka yayınlardaki yazılarından tanırım. Şiir de yazar. En önemli özelliklerinden birisi çok dipnot kullanmasıdır. Şiirlerinde bile dipnot kullanmayı başarır.

Ergin Yıldızoğlu, Birgün’ün “Yiyin birbirinizi” manşetini eleştirenlerden. Ama o Birgün Kemalistlerden yana açıkça tavır almadığı için eleştiriyor. Hem de Mahir Çayan’dan alıntılarla: “Kemalizmin özü emperyalizme karşı bir tavır alıştır “, “Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır”, “Kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır” diyor.

Ergin Yıldızoğlu, Cumhuriyet dışında başka yayınlarda da yazıyor. Mesela “Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası” için kurulan Türksam’da. Bu Türksam, içinde “Terör Enstitüsü”, “Ermeni Enstitüsü”, “Türk Dünyası Enstitüsü” gibi kurumları da barındırıyor.

Olabilir. Adam, Mahir Çayan’dan alıntılar yapan bir devlet görevlisi olabilir. Mahir Çayan’ın tüm fikirlerine katılmayıp içinden cımbızlıyordur. Bu da olabilir ve böyle biri Roni Margulies’i de, Karl Marx’ı da eleştirebilir. Herkesin düşüncesi kendisine.

Ergin Yıldızoğlu , Roni için bir de “Margulies’i ABD emperyalizminin bölgedeki en önemli müttefikinin, Siyasal İslam’ın “pasif devriminin” koçbaşı olan, uluslararası mali sermayenin ekonomi politikalarına sadık bir hükümetin ve devletin saflarına koymak gerekir” diyor.

İşte burada dur bakalım. Sen kendin bu devletin resmi görevlisiyken bu devleti en ağır biçimlerde eleştiren, bu devletin en hassas olduğu konularda en radikal eleştirileri getiren birini “devletin saflarına koymak”, devletin resmi ideolojisi Kemalizmi savunmak için Mahir Çayan’ı kullanmaktan daha çirkin bir tutum. Ama ne yazık ki günümüzde bazı kesimler içinde iş yapıyor. İnsanlar devleti en keskin bir biçimde eleştiren, temellerini eleştiren bir kişiyi devletin yanında sanabiliyor.

Neyse, benim bu yazıda asıl sorunum Ergin Yıldızoğlu’na eskiden tanıdığım, birlikte birçok şeyi paylaştığım bir arkadaşımın yazılarından bahsetmek. Belki Ergin Yıldızoğlu bu eski arkadaşımı da eleştirir, hedef gösterir. Ya da belki de görmezlikten gelir.

Bu arkadaşımın adı Behçet Toprak. Söylemeye gerek yok ki, bu bir mahlas, yani yazarın gerçek adı değil. Sosyalist İşçi’nin yurtdışında basılıp Türkiye’de dağıtıldığı yıllarda Sosyalist İşçi’de yazardı. Ben onun Sosyalist Tartışma adlı dergide yayınlanan bir yazısına değineceğim...

Yazının başlığı “Reddetmemiz gereken miras”. Yazının esas amacı o zamanlar TKKKÖ adını kullanan örgütü eleştirmek, ama bunu kaçınılmaz olarak Mahir Çayan’ın fikirlerini eleştirerek yapıyor. Oldukça uzun bir yazı. Mahir Çayan’a dönük eleştiriler onun milliyetçi, Kemalist, devrimci sosyalist değil, anti emperyalist olduğunu vurguluyor. Kısacası Behçet Toprak, Mahir Çayan’ın eleştirilmedik fikrini bırakmıyor. Üstelik eylemini de eleştiriyor.

Roni Margulies, Behçet Toprak’la aynı dergide yazılar yazardı. Behçet Toprak daha sonra bizden uzaklaştı ve eskiden solda olan, şimdilerde darbelerin yılmaz savunucusu, Ermeni ve Kürt düşmanı bir günlük gazetede yazılar yazmaya başladı. Her fırsatta Cumhuriyetin bekasını savunuyor. Cumhuriyet mitinglerine gidilmedi, yani darbe açıkça savunulmadı diye solcuları eleştiriyor. Duyduğuma göre Birgün’ü de eleştiriyormuş. Manşetlerinden dolayı.

Roni’ye gelince, o, aradan geçen süre içinde fikirlerinden sapmadı. O zaman da devlete karşıydı, devrimden yanaydı, o zaman da darbelere karşıydı, o zaman da milliyetçiliğe, ırkçılığa karşıydı, o zaman da Kürt hareketini koşulsuz desteklerdi, o zaman da devrimci sosyalistti. Troçkistti. Gene troçkist.

Yıldızoğlu, “Gelenek denen şey de zaten bu ikisi üzerinden inşa edilir: Ahlak ve sadakat, yenilgi ve tekrar…” diyor. Bence sosyalistler için gelenek işçi sınıfının enternasyonal mücadelesi ve onun sonuçlarıdır, ama olsun Ergin Yıldızoğlu geleneği devlet gibi anlıyor. İstediği gibi düşünebilir.

Şimdi merak ediyorum, acaba Ergin Yıldızoğlu Behçet Toprak’ı merak eder mi? İsterse ona Behçet’in yazılarını yollayabilirim. Ama sanırım kendisi de biraz gayretle aynı yazıları bulabilir. Müstear ismiyle yazdığı eski yazıları bilgisayarından silmemiştir herhalde. Beni boşuna zahmete sokmasın.

Okursa, acaba “ahlak ve sadakat, yenilgi ve tekrar…” diyebilir mi?

-sesonline'da yayınlanmıştır.

Dostlarımız