You are hereIMF gösterilerimiz ve Ceylan - Doğan Tarkan

IMF gösterilerimiz ve Ceylan - Doğan Tarkan


IMF karşıtı gösteriler çarpıcı bir gerçeği bir kere daha gösterdi. Bir dizi örgüt iddialı laflar etti. Örneğin benim de içinde yer aldığım Antikapitalist Blok, “Dağıtılacak, dağıtılacak, IMF dağıtılacak” dedi. Çeşitli başka grupların sloganları da çok iddialı idi. Bir dizi birlik kuruldu. Solun çeşitli örgütleri yan yana geldi.

Sonra eylem günleri geldi. Sokağa çıkan, eyleme katılan insan sayısı çok sınırlıydı. DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve birçok sol örgütün katıldığı gösteriye belki 1000 belki 2000 kişi katıldı. Antikapitalist Blok’un en kalabalık korteji 250 kişi oldu. 30 kişilik yürüyüşler yaptığı da oldu.

Polisin hunharca saldırdığı 6 Ekim yürüyüşü de gene birkaç bin kişiyi bile bulmuyordu.

Aynı günlerde KESK’e bağlı SES ve Eğitim-Sen yürüyüşleri oldu. Gene çok küçük yürüyüşler yapıldı.

IMF karşıtı yürüyüşlerin hemen hepsi İstiklal Caddesi’nde gerçekleşti. İstanbul’un emekçi mahallelerinde, IMF önlemlerinin en çok zarar verdiği yerlerde IMF protestosu yapılmadı.

Antikapitalist Blok Eylül ayı boyunca 40 bin civarında bildiri dağıttı. Bildiri dağıtan ve topluma IMF’nin geldiğini duyuran birkaç bildiri daha vardı. Ama sadece İstanbul’da 15 milyon insan yaşıyor. Tüm Türkiye’de 72 milyon! Yani propagandamız çok cılızdı.

6 – 7 Ekim günleri polisle girişilen çatışmalar televizyonlarda ve gazetelerde geniş yer buldu. Ancak acaba toplum içinde işçi ve emekçilerin olmadığı bu gösterileri ne kadar benimsedi? Göstericileri ne kadar onayladı?

Üstelik nicel ve nitel olarak bunca zayıf olan gösteriler toplumun büyük çoğunluğunun karşı olduğu IMF’ye karşı gerçekleşti.

Demek ki ortada bir sorun var. Bu sorun aşılmadığı takdirde sol ve solun etkin olduğu kitlesel örgütler toplumun kenarında kalmak ve etkisiz olmak zorunda.

Aynı günlerde bir dizi başka önemli konu vardı. Kürt sorunu etrafında yaşanan bu olaylardan birisinde bir mermi Ceylan adlı 14 yaşında bir kızı katletti. IMF’ye karşı gösteri yapanlar bu konuda sessiz kaldı. Bir iki basın açıklaması. Hepsi o kadar. Ceylan bu savaşta ölen sadece bir küçük kız. Daha nice insan öldü. Toplam 50 ila 100 bin arasında ölü var. Ama Ceylan’ın ölümü çok önemliydi. Çatışmasızlık kararı içinde öldü. Koyunlarını otlatırken öldü. Hunharca öldürüldü.

Gösteri yapılabilirdi Ceylan’ın ölümü üzerine. Olmadı. Çoğu sol grup olayın hiç farkına varmadı.

Kimileri bir basın açıklaması yaptı. Ceylan olayı öyle geçip gitti.

Ufuk Uras ve bir grup aydın Genel Kurmay Başkanı’nın Mardin’de yaptığı konuşmaların suç olduğunu söyleyerek suç duyurusunda bulundu. Gene çıt yok. Hatta TKP’nin eski genel sekreteri açıktan Genelkurmay Başkanı’nı savundu. Onun siyasete karışmamasını istemenin devlet memurlarının siyaset dışında tutulmasını istemek olduğunu söyledi. Adam ordunun siyaset dışında kalması ile bir hemşirenin veya belediye çalışanın konuşma hakkı arasındaki farkı bile kavrayamıyor, ama kendisine “komünist” diyor. Ve ne yazık ki ÖDP ve EMEP, IMF gösterilerinde TKP ile birlikte yürüdüler. İttifak kurdular.

Ufuk Uras ve onunla birlikte suç duyurusunda bulunanlar derhal ölümle tehdit edildi. Soldan çıt yok. Ama “liberal Ufuk Uras” söylemi devam etti, ediyor.

Sonra mahkemeler dört DTP milletvekilinin polis zoruyla ifadelerinin alınması için mahkemeye getirilmesi kararı aldı. Gene esas olarak çıt yok. 6 Ekim günü 11 kişi TBMM’ye giderek DTP ile dayanışma içinde olduğumuzu duyurduk. [ Milletvekilime dokunma: 'Türkleştirme politikaları iflas etti...']

“EYYY... HAİNLİĞİ KARAKTER YAPANLAR... EKMEK YEDİĞİNİZ BU TOPRAKLARIN SAHİBİNDEN GÜN GELECEK KURŞUNU DA YİYECEKSİNİZ... AND OLSUUNNN..." diye tehdit edilen İHD İstanbul Şb. eski başkanı Eren Keskin bizim adımıza DTP grup toplantısında konuştu.

Bu ziyaretten iki gün önce DTP kongresi vardı. DTP eş başkanları Ahmet Türk ve Emine Ayna ne kadar kritik bir dönemde olunduğunu anlattı. Ama soldan gene çıt çıkmıyor. Türkiye’nin gündeminin bu en önemli sorununda sol ortada yok. Çok az sayıda ses Kürt hareketine destek veriyor. Bazıları ise çözüme karşı. Ergenekon Davası’na karşı oldukları gibi Kürt sorununun çözümüne de karşılar. Buradan AKP karşıtlığı örmeye çalışıyorlar. Boşuna bir çaba.

Eğer bütün bu manzarayı görmezsek ve bir çözüm bulmak için adım atmazsak, giderek küçülmek, giderek etkisizleşmek ve daha önemlisi giderek egemen sınıfların, devletin ağzına sahip olmak güçlenecektir. Buraya düşmemek gerekir.

Öyleyse bize acilen Kürt ulusunun varlığını tanıyan, Kürt sorununda radikal bir tutuma sahip olan, kapitalizme ve tüm kuruluşlarına açıkça karşı çıkan, emekçilerin taleplerini koşulsuz destekleyen, uzlaşmayan, seçim yapmadan bütün darbelere karşı çıkan, Ergenekon davasının arkasında duran, cinsiyetçiliğe ve homofobiye karşı tutum alan bir kitlesel sol parti gerekli. Elbirliği ile böyle bir partiyi yaratmalı ve güçlendirmeliyiz.

O vakit Kürt sorunu için yüz binlerce insanın katıldığı gösteriler yapabiliriz.O vakit darbelere karşı yüz binleri, milyonları seferber edebiliriz. O vakit Ceylan vurulduğunda ordudan hesap sorabiliriz. O vakit Genelkurmay başkanı ve diğer TSK üyeleri siyasetin dışına itilebilir. O vakit DTP milletvekillerine karşı polis zoru kullanılacağı tehdidi ortaya atıldığında yer gök inler...

*sesonline.net'te yayınlanmıştır.

Dostlarımız