You are hereİnanın! Bir Darbe Girişimi Vardır!

İnanın! Bir Darbe Girişimi Vardır!


By imtezcan - Posted on 18 Nisan 2009

Ergenekon davasının 13. soruşturma dalgasında bir dizi göz altılar yaşanırken Türkan Saylan’ın evinin aranması bir infial yarattı. Sendikalar, odalar, bazı aydınlar, gazeteciler, bildiğimiz kurumlara, “Ergenekon’un fasa fiso” olduğunu iddia eden kurumlara eklendiler.

Medya elbirliği ile Türkan Saylan’ın ve bazı rektörlerin soruşturulmasını ve göz altına alınmasını demokrasiye yönelik bir operasyon olarak suçladı.

CHP lideri yine faşizmden, Yarsav başkanı yine sıkıyönetim dönemi uygulamalarından bahsetti.

Nobranlıktan başlayan, miting düzenlemenin suç olamayacağından devam eden, bunun çağdaş yaşama karşı bir operasyon olduğuna kadar uzanan tezlerle yüksek ses çıkartan karmaşık koro Ergenekon’un ne olduğunu unutmuşa benziyor.

Ne İlhan Selçuk, ne Mustafa Balbay ne de Türkan Saylan demokrasi kahramanları oldukları için göz altına alınıp soruşturmaya uğradılar. Bir terör örgütünün, darbe girişiminde bulunan, darbeye kitlesel ve psikolojik bir ortam yaratmaya çalışan bir girişimin içinde oldukları iddiası ile haklarında soruşturma açıldı.

Türkan Saylan soruşturulduğu için Ergenekon davasının temellerini, 2004’ten beri bir dizi darbe girişimiyle yüzyüze olduğumuz gerçeğini unutmaya, unutturmaya kimsenin hakkı yoktur.

Doktorlar, rektörler, gazeteciler, askerler ve her meslekten insan darbe girişimi içinde yer almış olabilir. Askerlerin ve Mustafa Balbay’ın günlükleri bu gerçeği açığa çıkartıyor.

Bu günlükler yokmuş gibi, darbe girişimi yokmuş gibi, darbeye zemin hazırlamak isteyenlerin ırkçı şovlarla ve toplum üzerinde bayrak baskısıyla mitingler düzenlediği bir yalanmış gibi davranmaya da kimsenin hakkı yoktur.

Türkan Saylan’ın soruşturulması bir korku imparatorluğu yaratmaz. Gerçek korku imparatorluğunun ne anlama geldiğini, darbeleri yaşamış insanlara bir kez daha sormak ve hatırlamak gerek. 27 Mayıs’tır, 12 Mart’tır korku imparatorluğu. 12 Eylül’dür. İdamlardır. Özgürlüklerin gaspıdır. Asit kuyularında imha edilen cesetlerdir, asılan gençlerdir, darbecilerin zindanlarında işkencede öldürülenlerdir, okul kapılarında baş örtüsü taktığı için coplananlardır, Ermeni olduğunu, Kürt olduğunu gizlemek zorunda bırakılanlardır, gizlemediğinde ensesinden vurularak öldürülenlerdir korku imparatorluğunu yaşayanlar.

Kapatılan siyasi partiler, sendikalar, dernekler, gazeteler, radyolar, sokağa çıkma yasakları, üç kişinin bir araya gelmesinin yasaklanması…darbenin ürünü olacak koşullar böyle koşullardır.

Özgürlükleri genişletmek için AKP’ye karşı verilecek mücadeleyle, AKP’nin özel bir iç savaş örgütlenmesi olan darbeci oluşumun hazırlayacağı koşullarla devrilmesini birbirine karıştıranlar, özetle, şu soruyu bir kez daha düşünmelidir: darbeden yana mısınız, darbeye karşı mısınız?

Darbeye karşıysak, elitlerin de, “birinci sınıf” vatandaşların da soruşturulabileceğini bilmek zorundayız. Her darbenin adamı Süleyman Demirel’in de, “Emredersin Paşam!” diyebilen rektörün de, askerlerden para istediği kanıtlanmış olan gazetecinin de, Türkan Saylan’ın da, siyasete hala müdahale eden askerlerin de soruşturulmasını kabullenmek zorundayız. Eğer suçsuzsalar, darbeye destek olmamışlarsa, Ergenekon davasını karşı devrim olarak görmüyorlarsa, kimse merak etmesin beraat ederler. Biz darbeye bulaşan herkesin adil yargılanmasını istiyoruz. Ama herkesin.

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, DSİP

Genel Başkanı

Doğan Tarkan

Dostlarımız