You are hereYeni Sol üzerine

Yeni Sol üzerine


By devrim - Posted on 07 Mart 2010

Yeni bir sol parti ihtiyacı ABD’nin Afganistan’ı ve ardından Irak’ı işgale hazırlandığı günlerde ortaya çıktı. Savaş karşıtı hareket binlerce insanı ilk kez mücadeleye çekiyordu. Ardından küresel iklim değişimine ve nükleer enerjiye kaşı kampanya yapan Küresel Eylem Grubu, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De, Darbelere Karşı 70 Milyon Adım, Tuzla’da Ölümlere Son, Genel Sağlık Sigortası’na Hayır gibi kampanyalara katılan çok sayıda aktivist yeni bir sol parti ihtiyacını daha da güçlendirdi. Avrupa’nın bir çok ülkesinde de aynı dönemde benzer hareketler yükseliyor ve bu hareketlere dayalı yeni sol partiler kuruluyordu.

Baskın Oran’ın seçim kampanyası bu aktivistleri çok yönlü siyasi bir kampanyada bir araya getirdi. Kampanyaya binlerce aktivist katılırken yeni bir sol parti ihtiyacı çok daha güçlü bir biçimde kendini hissettirdi.
Önemli olan harekete katılan onbinlerce aktivisti mücadele içinde ve mücadele için, değişim için birleştirmektir. Hareketin ihtiyacının gruplar birliği olmadığı açık. Yukardan aşağı kurulmuş, sayısız hiyerarşik mekanizmaları olan bir örgütlenme hiç değil. Aktivistlerin aradığı daha çok içinde yer aldıkları kampanyalara benzeyen, belki de parti gibi olmayan diye tanımlanabilecek bir parti.

Sokakta binlerce, onbinlerce insanı harekete geçiren kampanyaları kadınlar, gençler örgütlüyor. İhtiyacımız olan kadınların vitrin olmadığı, partinin yöneticisi olduğu, genç bir parti. Politik olarak açık ifadeler kullanan bir parti ve en önemlisi talepleri için sokakta mücadele eden bir partidir.
Temmuz ayında İstanbul Milletvekili ve Özgürlükçü Sol Hareket üyesi Ufuk Uras yeni bir sol parti çağrısı yaptı. Biz o güne kadar çeşitli biçimlerde sürdürdüğümüz süreçleri dondurarak bu çağrıya umutla katıldık. Ne var ki uyarılara rağmen aradan geçen uzun sürenin sonunda geriye bir gruplar ittifakı kaldı. Açık bir politik tartışma ve bu tartışma sonucunda geliştirilen politik öneriler/eylemler yerine daha çok eski alışkanlıkların devamı niteliğinde kapalı kapılar ardında grupların önderlikleri arasında yaşanan tartışmalar süreci belirledi. Kısacası parti, kuruluş sürecinde demokratik ve katılımcı olmayan bir çizgide gelişti.

Üzerinde çok zor ortaklaşıldığı notu ile tartışmaya açılan parti tüzüğünde, bir sol partinin diline bulaşması bile son derece vahim olan ifadeler yer alabildi. Bir kampanyada yer almak için parti merkezinin onayının alınması gerektiği, üyelerine dönük, korku, şüphe ve endişelerin çeşitli tedbirlerle bertaraf edilmeye çalışıldığı, öte yandan merkezi her türlü organın yetkilerle donatıldığı bir tüzük ile demokratik bir değişimi nasıl yaratabiliriz?

Sadece “kadınlar da olmalıdır” söylemi ile az sayıda kadın erkekler tarafından öne çıkarılmaya çalışılmaktadır. Oysa kadınlar pek çok mücadelede zaten hareketin örgütleyicisi durumunda. Öne çıkarılmaya ihtiyaçları yok! Uzun bir süredir sayısız kampanyanın yüzlerce kadın örgütçüsü var ve ne yazık ki onlar bu sürecin içinde değiller.
Öne sürülen program ise, günün acil politik sorunlarına yanıt vermekten uzak, yeni bir sol partinin politik belgesi olamayacak bir hantallık içinde.
Merkezi anlayışın dışında darbelere karşı tutum ve Kemalizm konusunda yarılmanın diğer yanında yer alması gereken unsurlar “kitlesel parti” anlayışı denerek örgütlenmenin içinde yer bulabilmektedir.
Darbelere karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu’nun eylem çağrısı yenisolda ağır bir biçimde eleştirilere neden olurken, kemalizm ile yan yana olmayacağız dediğimiz için hareketin önder kadroları tarafından eleştirildik.
Bütün bunlardan sonra, bir partide dünyayı değiştirmek için birleşilir. Temmuz ayında başlayan süreç 9 ayını tamamladı. Bu geçen dokuz ayda Türkiye’de önemli siyasi gelişmeler yaşandı. Kürt sorununda “demokratik açılım” başladı ve bitti! Gerillalar Türkiye’ye geldi, DTP kapatıldı. Darbeler büyük ölçüde teşhir oldu. Kafes, balyoz gibi darbe planları ortaya çıktı Genelkurmay başkanı defalarca toplumu tehdit etti. Görevde olan ve emekli generaller, kuvvet komutanları, ordu komutanları ve diğer subaylar yargı önüne çıktı ve bazıları tutuklandı. Yargı darbeleri yaşadık ve yaşıyoruz. Yeni bir anayasa tartışması başlıyor. Krizin ürünü olan bir işçi hareketi var. Tekel işçisi 2 aydır ayakta. Ve bütün bu gelişmeler karşısında parti girişimi sessiz kalmayı tercih etti. Oysa bir partide birleşmenin amacı bütün bu gelişmelere müdahale etmektir. Partinin kuruluşu ve kendisi mücadele edilen hedeflerin önüne geçemez. Örgüt amaç değil, araçtır.
Özetle, kuruluş çalışmaları dokuz aydır süren bu süreç kapalı kapılar ardında, demokratik ve katılımcı olmayan bir biçimde ve üç grubun birleşmesi olarak kurulmakta. Bu nedenle hareketin ortaya çıkardığı on binlerce aktivisti kapsamaktan uzak.

Yeni bir parti bu biçimde kurulacak olursa bütünüyle başka bir pratikten gelen, bu pratiği geçtiğimiz dokuz ayda da sürdüren ve bundan sonra da sürdürmekte kararlı olan DSİP üyeleri bu partinin içinde kendilerini yabancı bulacaklardır.

DSİP yeni bir sol partiye olan ihtiyacı tespit etmekte fakat kurulan yeni partinin bu ihtiyacı karşılamaktan çok uzak olduğunu da görmektedir. Biz bu sürecin değişmesi ve yeni bir sol partinin kurulması için çaba harcamaya devam edeceğiz.

Doğan Tarkan

Dostlarımız