• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Cts07222017

Son güncellemeCts, 08 Tem 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER Martin Empson: Marksizm ve Ekoloji - Kapitalizm, Sosyalizm ve Gezegenin Geleceği

KÜTÜPHANE

Martin Empson: Marksizm ve Ekoloji - Kapitalizm, Sosyalizm ve Gezegenin Geleceği - Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilirlik

John Bellamy Foster, sürdürülebilirlik kavramının anlamına dair üç katlı bir tanım getirdi. İlki, yenilenebilir kaynakların oranının, onların yeniden üretilebilirlik oranında tutulması. İkinci olarak, yenilenemeyen kaynakların kullanım oranının, onların yerine geçecek alternatif sürdürülebilir kaynakların oranında tutulması. Üçüncü olarak, kirlilik ve ekosistemin yıkımının, doğanın "özümleme kapasitesini" aşmaması.55

Bu tür sürdürülebilirlik, endüstriyel medeniyetle bağdaşmaz değildir. George Monbiot, kitabı Heat'de, zengin ulusların, endüstriyel toplumlarını, sera gazı emisyonunu 2030 yılında %90 indirerek sürdürebileceklerini gösterdi.56

Sürdürülebilir bir toplumun bazı veçhelerinin nasıl olabileceği gayet açıktır. Enerjilerinin büyük bir bölümünü fosil yakıtlardan sağlayacaklarına, enerji ihtiyaçlarının esas kısmını yenilenebilir kaynaklardan sağlayacaklar. Bu tür toplumlar, enerji ihtiyaçlarını önemli ölçüde azaltmış olacaklardır. Binalar daha iyi yalıtılacak, ziyankâr endüstriler bertaraf edilecek veya çok daha efektif hale getirilecek ve üretme yöntemleri düzeltilecektir.

Sürdürülebilir bir şehir, randımansız, tehlikeli ve kirleten arabalara itimat etmek yerine tamamen iyileştirilmiş toplu taşıma sistemine sahip olacaktır. Bisiklet kullananlarla yayalara daha iyi koşullar sağlanacak ve zaman içinde, şehirlerimizi, trafiği ortadan kaldıracak şekilde yeniden tasarlayacağız. Uzak mesafe ulaşımı, şirketlerin kârlarının arttırılmasına göre değil yolcuların ihtiyaçlarına göre işletilen hızlı, randımanlı ve ucuz demiryoluyla gerçekleşecek.

İnsan ihtiyaçlarının tek tek evlerde karşılanması yerine kreş ve çamaşırhaneler gibi kolektif sosyal kurumlar daha yaygın olarak kullanıma girmelidir. Bu durum, bir evin tertibatı için kullanılan materyaller ve atıkların azalmasına yol açacağından enerji kullanımının iyileştirilmesinde etkili olacaktır.

Bu sosyal değişiklikler, sadece gezegen için olumlu olmayacak, ayrıca işyerleriyle, kalabalık, kötü yapılmış evlerine gidip gelen birçok çalışan insanın hayatının her veçhesinde iyileşme olacaktır. Şehirlerimiz daha az kirlenecek ve daha az tehlikeli olacaktır.

Bu değişikliklerin çoğu kapitalizm altında prensip olarak bağdaşabilecekken, gerçekten sürdürülebilir bir toplum, üretimin, kâr amaçlı değil insanların ve gezegenin fayda sağlayacağı rasyonel bir düzenlemesiyle gerçekleşebilir. Kısaca, üretim kesinlikle planlanmalıdır.

Birçok insan için planlanmış ekonomi, seçilmemiş ve hesap vermeyen bireylerin bütün kararları aldığı, eski Sovyetler Birliği'nin "bürokratik olarak düzenlenen ekonomisini" akla getiriyor. Bu ekonomi, insanların ihtiyaçlarını karşılamak yerine verimsizliğe, israfa ve Çernobil felaketi ya da Aral denizini kurutmak gibi çevre felaketlerine neden oldu. Onun için planlama fikrinin bazı insanları endişelendirmesi anlaşılabilir bir durum. Örneğin, George Monbiot, Heat kitabında, "İklim değişikliğiyle baş etmek, merkezi planlama için bir neden olmamalı" diyor.

Planlamanın anlamına radikal olarak farklı bir bakış var. Alex Callinicos planlı ekonomiyi şöyle tarif ediyor, "kaynakların paylaştırılması ve kullanımının kolektif olarak, çoğunluk prensibiyle demokratik karar alma prosedürüne göre olduğu bir ekonomik sistem".57

Birkaç kişinin karar vermesinden ziyade, gerçek bir planlama ancak, üretimin her safhası hakkında mümkün olan en yaygın ve en bilgili tartışmanın yapılmasıyla gerçekleşir. Üretimle ilgili karar, nihai ürüne emeği geçen herkesle birlikte, malı kullanacak olanlar ve fabrikanın yakınında yaşayanlar tarafından alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki, iş yerinde üretimin değişmesinden etkilenecek olanlar sadece orda çalışanlar veya ürünü kullanacaklar olmayacaktır. Bölge halkı muhtemelen daha fazla trafiğe ve kirlenmeye maruz kalacaktır. Buna karşılık, kapitalizmdeki üretim sürecinde çevre halkı görmezden gelinir.58

Planlama sadece bölgesel düzeyde gerçekleşemez. Her işyerinde üretim kararı, şehir, ulus ve hatta uluslararası düzeydeki diğer işyerlerinin işbirliğinin sağlanmasıyla alınmalıdır. Kapitalizmde her ülke, üretimlerini kendi çıkarlarına göre örgütleme eğlimindedirler. Daha rasyonel bir toplum doğal kaynakların eşitsiz dağılımını fark edecek ve her bölgenin ihtiyacı olan materyallere ulaşmasını garantileyecektir. Aynı zamanda malları, ücretlerin en düşük olduğu yerde üretip dünyanın öbür ucundan binlerce mil yol katederek elde etmenin akıldışı yöntemine son vereceğiz. Eğer iklim değişikliği ve sonuçlarıyla ile ilgili ciddi önlemler alacaksak, planlamayı uluslararası düzeyde yapmamız gerekiyor.

Rasyonel olarak örgütlenen bir toplumda ne gibi kısıtlamaların yapılacağına karar verilebilir ve her endüstrinin, şehrin ve işyerindekilerin emisyonun azaltılmasıyla ilgili bir strateji saptamaları istenebilir. Her birey, meslektaşlarıyla yaptıkları tartışmalarda, geri beslemelerle ve planlamayı yürüten yapılara yönelik önerilerle verilecek karara katılabilir.

Üretimi planlamak, aşırı üretimi, atığı ve faydasızlığı azaltacak, daha çok kâr elde etmekten ziyade daha iyi, daha uzun süreli kullanılacak ürünlere odaklanmak demektir. Kapitalizm mantığı, dünyayı özel mülkiyetlere bölmektir. Kaynakların kullanımı ve paylaştırılması hakkında karar, ancak özel mülkiyetin baskın egemen mülkiyet biçimi olmadığı zaman demokratik olarak verilebilir. Planlama, üretilen zenginliğin sosyal mülkiyetini gerektirir. Ama planlama ayrıca gezegenin kısa vadeli üretim kazançları için yok edilmemesini temin eder.

Marx, Capital'de şöyle diyor:

Toplumun daha yüksek bir ekonomik formundan bakıldığında, dünyanın, bireylerin özel mülkiyetinde olması, bir insanın diğer bir insanın özel mülkiyetinde olması kadar saçmadır. Hatta bütün bir toplum, bir ulus veya aynı anda var olan tüm toplumlar, gezegenin sahibi değildir. Gezegenin sadece maliki, intifa hakkı [geçici olarak yararlananlar] sahibidirler ve meskenin dost canlısı sakinleri [boni patres familias] gibi gezegeni gelecek nesillere iyi durumda devretmeleri gerekir.59

Maalesef, fabrikalara, işyerlerine, madenlere, ormanlara ve çiftliklere sahip olanlar ve kontrol edenler bundan vazgeçmeyecekler. Zenginliklerini ve iktidarlarını ellerinde tutmak isteyecekler. Onlara, toprakların yeniden pay edileceği ve fabrikaların daha iyi idare edileceği kitlesel bir devrimci hareket tarafından meydan okunması gerekecektir.

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS