• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Çrş10182017

Son güncellemePzt, 25 Eyl 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER Martin Empson: Marksizm ve Ekoloji - Kapitalizm, Sosyalizm ve Gezegenin Geleceği

KÜTÜPHANE

Martin Empson: Marksizm ve Ekoloji - Kapitalizm, Sosyalizm ve Gezegenin Geleceği - Devrim

Devrim

Kapitalizm, fosil yakıtların enerji için yakılmasını merkeze alacak bir şekilde gelişti. Gerçekten de bunun sağladığı yüksek oranda merkezileşmiş enerji olmadan insan uygarlığının bugün eriştiği teknolojik ve endüstriyel gelişme düzeyine ulaşması pek mümkün değildi. Bugün kömür, petrol ya da doğal gaz olmadan neredeyse hiçbir şey işlemiyor. Dünyadaki enerjinin %80'ı bu kaynaklardan sağlanıyor.

2008 yılında en büyük 10 küresel şirketin sekizi, kârlarını doğrudan fosil yakıtı endüstrisinden- ya petrolün çıkarılması sürecine dâhil olarak ya da bunun gerçekleşmesini sağlayan araçları üreterek- elde ettiler.60

Yani fosil yakıt sistemine yöneltilmiş her meydan okuma, gezegendeki en güçlü şirketlerin elde ettiği çıkarlara ve onları koruyan devlete meydan okumak anlamına gelecektir.

Bu şirketler petrolün merkeziliğini tehdit eden değişimleri durdurmakta ya da en aza indirmekte uzman olduklarını ispatladılar. Sadece iki örnek vermek gerekirse, şirketler iklim değişikliği bilimini itibarsızlaştırmaya çalışarak milyarlarca dolar harcarken, otomobil endüstrisi daha az kirlilik yaratan araçların üretilmesini zorunlu kılan yasanın altını oydu.

Petrol şirketlerinin güneş enerjisi alanına yatırım yapmak konusundaki onca lafına rağmen gerçek şu ki, kârlarının ana kaynağı olmaya devam edecek olan petrol üretimi işine milyonlarca dolar yatırmış durumdalar. Çevre krizini çözmek için fosil yakıt şirketlerine meydan okumak gerekecek.

Emisyonları zincirinden boşanmış bir iklim değişikliğini engellemeye yetecek kadar azaltabilecek değişikler kapitalizm altında da mümkün olabilir. Ancak bu değişikliklerin uygulanıp uygulanamayacağı başka bir soru. Fosil yakıt sanayisinden kâr eden güçlü çokuluslu şirketler dünyadaki hükümetlerde bulunan siyasi partilere milyonlarca pound bağışlıyorlar. Ancak bundan da ötesi, her devlet kendisiyle ilişkili şirketlerin kârlılığını desteklemeye çalışıyor çünkü bunu yapmazsa ekonomik rekabette geriye düşeceğinden korkuyor. Bu gerileme, uzun vadede ülkeleri rakiplerin askeri meydan okumalarına karşı bile savunmasız duruma düşürebilir. Bu yüzden hükümetler mevcut durumun değişmesine yönelik her karşı çıkışı engellemek için tüm güçlerini kullanacaklar. İklim değişikliğinin neden olduğu muazzam kriz karşısında bile hükümetler sürekli şirketlerin çıkarlarına boyun eğdiler ve etkili eylemlere girişmeyi reddettiler.

Kapitalizmin iklim değişikliğini beklenmeyen bir şekilde çözdüğü durumda bile insanlar ve doğal dünya arasındaki "metabolik ayrım" kapitalizm altında kapanamaz. Yani doğal dünyayla aramızdaki sürdürülemez ilişki gelecekte çevre krizlerine neden olabilecek ve işçiler çevrelerindeki doğal dünyadan yabancılaşmış olarak kalmaya devam edecekler. Bunu aşmanın tek yolu kapitalizmi farklı bir sistem ile –sosyalizmle- değiştirmek.

Marx ve Engels sosyalist bir dünyanın kapitalist bir dünyadan tamamen farklı önceliklere sahip olacağını anlamışlardı.

Çevresel konularda bugün yaşanmakta olan mücadelelerin amacı hem hemen şimdi bir dizi değişikliğin yapılmasını sağlamak, hem de ekolojik meseleleri gelecekteki kitle hareketlerinin merkezine yerleştirmektir. İşyerlerindeki geri dönüşüm ya da toplu taşımacılığın geliştirilmesi gibi küçük konulardaki kampanyalar bile işçilerin hem bugün içinde yaşadığımız dünyayı düzeltmelerine, hem de daha büyük çevresel meselelerle ilgilenmek için güven kazanmalarına yardımcı olabilir.

İnsanların mevcut sisteme meydan okudukları her durumda, toplumdaki zenginliği üretenler tarafından örgütlenen ve işletilen yeni, rasyonel bir toplumun potansiyelini görüyoruz. En küçük grevde bile, kadınlar ve erkekler grev gözcülüğü yaparlar, mücadeleleri için para toplarlar ve eylemliliği yayarlar. Visteon ve Vestas'ın kapanmasına karşı gerçekleşen fabrika işgallerinde, işgalci işçilerin küresel önemdeki meseleleri nasıl ele aldıklarını, tartıştıklarını, müzakere ettiklerini ve dünyanın farklı bir şekilde nasıl yürütüleceğini gösterdiklerine tanık olduk.

Mücadelenin ölçeği büyüdükçe, daha çok örgütlenmeye ihtiyaç olur. Devrimci hareketler yükseldiğinde, işçi örgütlenmeleri toplumu yeni bir tarzda işletmenin tohumlarını içlerinde saklarlar. Paris Komünü'nden Rus Devrimi'ne ve o günden beri yaşanan tüm devrimci mücadelelerde, çalışan erkekler ve kadınlar yeni demokratik örgütlenmeler yarattılar –kendi hayatlarının kontrolünü almalarına yardımcı olan, seçilmiş işyeri delegelerinden oluşan komiteler ya da işçi konseyleri.

Bu yapılar devrimin orta yerinde grevler ve gösteriler örgütlediler. Ancak aynı zamanda halkın açlık çekmemesi, en son gelişmelerden haberdar olması için de organize oldular, kritik öneme sahip malzemelerin dağıtımını örgütlediler.

Bir örnek için Peter Fryer'ın 1956 Macar Devrimi sırasında, Sovyet kontrolüne karşı milyonlarca işçinin büyük ayaklanmasında ortaya çıkan yüzlerce yapıdan biri olan Gyor Devrimci Konseyi'nin nasıl işlediğini tasvir etmesine bakılabilir;

Spontane kökenleriyle, bileşimleriyle, sorumluluk anlayışlarıyla, gıda maddelerini ve kamu düzenini etkili bir şekilde örgütlemeleriyle, gençliğin içindeki asi unsurlar üzerinde uyguladıkları sınırlamalarla, Sovyet askerleri sorunuyla başa çıkarken pek çoğunun gösterdiği bilgelikle ve hiç de daha az önemli olmayan şekilde 1905 Devrimi'nde ve Şubat 1917'de Rusya'da türeyen işçi, köylü ve asker konseylerine olan çarpıcı benzerliklerinde, şimdi bir ağ şeklinde tüm Macaristan'a yayılmış olan bu komiteler dikkate değer şekilde düzenliydi. Onlar birdenbire, ayaklanmanın araçları –fabrikalardan, üniversitelerden, madenlerden ve ordu birimlerinden seçilen delegelerin bir araya gelmesiyle – ve silahlanan halkın güvendiği halkın öz hükümeti olarak öne çıktılar.

Elbette "aşağıdan" her gerçek devrimde olduğu gibi "çok fazla" konuşma, tartışma, münakaşa, gidiş geliş, saçmalık, heyecan, ajitasyon ve karışıklık vardı. Bu resmin sadece bir parçasıydı. Diğer parçası ise üzerlerindeki AVH [siyasi polis] baskısı kalkmış sıradan erkeklerin, kadınların ve gençlerin liderlik pozisyonlarına gelmesiydi. Devrim onları öne itti, yaşadıkları yere olan hayranlıklarını ve katıksız örgütlenme zekalarını arttırdı, onların bürokrasinin yıkıntıları arasında bir demokrasi inşa etmeye koyulmalarını sağladı.61

İhtiyacımız olan sürdürülebilir toplumun kalbinde yer alacak demokratik olarak planlanan ekonominin temelini bu tür bir devrimci örgütlenme oluşturabilir. Böyle bir örgütlenme devrimci sürecin halka kendi hayatlarını ve kendi çıkarlarını kontrol etmeye başlamaları için harekete geçirebildiğini ve güven verebildiğini gösterebilir.

İşçi sınıfı mücadelesinin ulaştığı en yüksek nokta Ekim 1917'de Rusya'da iktidarın işçiler tarafından ele geçirilmesiydi. Orada, kısa bir süre için, işçiler kendi fabrikalarını ve işyerlerini yönettiler, patronların kârları yerine toplumun çıkarlarını dikkate alarak üretim hakkında kararlar verdiler. Ancak Rus Devrimi'nin izolasyonu, genç ve deneyimsiz işçi devletine karşı kapitalist güçlerin yönettiği askeri saldırılar ve Rusya'nın olağanüstü ekonomik geriliği devrimin bürokratik kontrol yoluna sapmasına neden oldu. Böylece sıradan insanlar yerine yeni bir bürokrat sınıfının çıkarlarına göre işleyen bir toplum haline geldi.

Stalin'in ve onun "tek ülkede sosyalizm" doktrininin zaferi Rusya işçi sınıfı için muazzam bir yenilgiydi. Onun hızlı ve sınırsız bir sanayi genişlemesine olan inancı çevre için de bir felaket anlamına geliyordu. Stalinist bir planlamacı "tüm yaşayan dünyanın temelden yeniden düzenlenmesi... tüm yaşayan doğa, insanın isteğine ve onun planlarına göre yaşayacak, gelişecek ve ölecek." diye öngörüyordu.62

Doğanın sosyalizmin çıkarları için bir araçtan fazlası olmadığı fikri devrimi yapan erkek ve kadınlar için hiç de tanıdık değildi. 1917'deki önde gelen Bolşeviklerden biri olan Nikolay Buharin doğal dünya ve toplumun onunla ilişkisi konusunda kapsamlı bir şekilde yazmıştı. 1937'de Stalinist bir hücrede idam edilmeyi beklerken bile doğrudan Stalinist bürokratların inançlarıyla ters düşen ve insanoğlu ve doğal dünya arasındaki ilişkiyi ayrıntılı olarak inceleyen Philosophical Arabesques kitabını yazdı.

Bir devrim sadece egemen sınıfı sahip oldukları zenginlik ve güçten ayırmak için gerekli değildir, ancak bunu da yapmak gereklidir. Kapitalizm altında işçiler yabancılaşmıştır, bölünmüştür ve güçsüz olduklarını hissederler. Devrimci süreç, birlikte örgütlenme, birlikte savaşma ve birlikte tartışma bu fikirlerin ve duyguların kitlesel düzeyde değişebilmesinin tek yoludur.

Marx'ın dediği gibi işçi sınıfı sadece bir devrimle "çağların pisliğini temizleyecek ve toplumu yeni temeller üzerine kurmaya hazır hale gelebilecek" idi. Yeni sosyalist toplumda insanlar hayatta kalmak için emeklerini satmak zorunda bırakıldıkları için değil, kendi çıkarlarına göre örgütlenmiş bir toplumun parçası oldukları için motive olacaklardı. Üretimin motivasyonu kör ekonomik gelişme ve az sayıdaki patronun kârları yerine gezegenin menfaatlerini de merkezine alan insan ihtiyaçları olacak.

Kapitalizmin yıkılması, bir gecede sürdürülebilir bir toplum yaratmayacak. Marx başarılı bir devrimden sonra yeni toplumun kapitalizmin pek çok yönünü nasıl devralacağını ve bunların zamanla halledilmesi gerektiğini göstermişti:

Burada ele almamız gereken, kendi temelleri üzerinde gelişmiş olan değil, tersine, kapitalist toplumdan doğduğu şekliyle bir komünist toplumdur; dolayısıyla iktisadi, manevi, entelektüel, bütün bakımlardan, bağrından çıktığı eski toplumun damgasını hâlâ taşıyan bir toplumdur.63

Kapitalizm altındaki üretici düzenek kâr yaratmak amacıyla oluşturulmuş ve tasarlanmış olduğundan, onun çoğunluğunu radikal olarak değiştirmemiz, yeniden düşünmemiz ve bir kısmını bütünüyle söküp atmamız gerekiyor.

Bu yeni toplumu yaratanların şehirlerimizi, ulaşım ağlarımızı, endüstrimizi, gıda üretimimizi ve dağıtımımızı yeniden tasarlaması ve bu sistemlerin gezegenin geleceğinin ve halkın çoğunluğunun yararına olduğuna emin olması gerekiyor. Kısacası yapılacak çok şey olacak. Ancak sürdürülebilir bir gelecek yaratma potansiyelimizi keşfetmek için önce kapitalizmden kurtulmamız gerekiyor.

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS