• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Prş11232017

Son güncellemeCts, 28 Eki 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER John Molyneux: Geleceğin Sosyalist Toplumu

KÜTÜPHANE

John Molyneux: Geleceğin Sosyalist Toplumu - Politik erkin ele geçirilmesi

Politik erkin ele geçirilmesi

Başarılı bir işçi devrimini bekleyen ilk ve en acil iş kendi hakimiyetini pekiştirmek ve kendisini kapitalist karşı devrime karşı savunmaktır.

Paris komününden bu yana her devrim, burjuvazinin gücünü korumak ya da kaybettiği gücü tekrar ele geçirmek için en acımasız şiddete başvurabileceğini gösterdiğinden, bu hayatidir - aslında bir ölüm kalım meselesidir.

Mülksüzleştirilmiş egemen sınıfın, uluslararası kapitalizmin geri kalanı tarafından desteklenecek olan vahşi direnişini kırmak için, işçi sınıfı kendi devletini yaratmak zorunda kalacak. Bu devlet de, diğer tüm devletler gibi, toplumda nihai otorite sahibi olan ve emrinde kararlı bir silahlı kuvvet bulunan merkezi bir örgütlenme olacak.

Ama işçilerin devleti ile ondan önceki kapitalist devlet arasındaki benzerlik burada sona eriyor. Eski kapitalist silahlı kuvvetler ve polis dağıtılacak - esasen, devrimin başarıya ulaşması için zaten bir çöküş halinde olmaları gerekiyor. Onların yerini, silahlı işçilerin örgütleri alacak - işçilerin milis kuvvetleri.

Bu milis kuvvetlerinin temeli devrim sırasında atılmış olacak ve büyük olasılıkla da, büyük fabrikalar ve işyerlerinden çıkarılacak ve onlara bağlı kalacak. Devrimin toptan bir iç savaş veya işgale karşı koyması gerekmediği sürece, milis kuvvetleri hizmeti, azami sayıda işçiyi kendi erklerinin silahlı savunması konusunda eğitmek ve katılımlarını sağlamak ile milis kuvvetlerinin kendisini bir bütün olarak işçi sınıfından ayırmamasını sağlamak için iş listesi temelinde olacak.

Milis kuvvetleri aynı zamanda günlük yasa ve düzenden de sorumlu olacak - toplumdaki köklerine bağlı olarak, kapitalist polisten çok daha etkin bir biçimde gerçekleştirebilecekleri bir görev.

Milis kuvvetlerindeki tüm görevliler seçilecek, düzenli seçimlere tabi olacak ve ortalama işçi ücreti alacak - yeni devletin tüm görevlileri için geçerli olan ilkeler.

Ancak yeni devletin çekirdek kurumları işçilerin milis kuvvetleri değil, işçi konseylerinin ağı olacak. İşçi konseyleri, işyerlerinden seçilen delegelerin yerel organlarıdır ve onlar da ulusal bir işçi konseyine delegeler gönderir. Ülkede en yüksek erke sahip olan bu ikinci organdır. Hükümet, milis kuvvetleri ve diğer devlet kurumları, ulusal işçi konseyine karşı sorumlu ve mesul olacaktır.

Devrimin temel çerçevesini kabul etmeleri şartıyla, farklı politik partiler, konseyler içinde hükümeti oluşturan işçilerin desteğinin çoğunluğuna sahip parti ile birlikte serbestçe çalışabilecektir. Her halükarda bu, devrime liderlik etmiş olan parti olacaktır.

İşçilerin konseyleri için bu rolü öngörebilmemizin nedeni, bunun Marx tarafından taş tabletlere yazılmış olması değildir (aslında Marx asla işçi konseylerinden bahsetmemiştir), ancak her işçi devriminin ve bu yüzyıldaki her işçi devrimi girişiminin bu tür organları ya da bu tür organların embriyolarını yaratmış olmasıdır.

İlk işçi konseyi veya diğer adıyla Sovyet, 1905 devrimi sırasında Rusya'da St Petersburg'da ortaya çıkmıştır. Daha sonraki örnekleri 1917 Rus Sovyetleri, 1918-19'da Almanya'daki işçi konseyleri ve 1956'da Budapeşte'deki merkezi işçi konseyidir. Embriyo halindeki konseylerin örnekleri, 1919-20'de İtalya'da ortaya çıkan fabrika konseyleri ve 1972'de Şili'de ortaya çıkan Cordones'tir.

Aynı nedenle, işçi konseylerinin örgütlenmesi konusunda daha fazla ayrıntıya girmek manasızdır. Bu konseyler devrimden sonra önceden hazırlanmış bir plana uygun olarak değil, devrim sırasında işçi sınıfının güçlerini koordine etmesini sağlamak için ortaya çıkacaktır. Mücadele organları olarak, bunların ilk yapısı, günün gerekliliklerine uymak üzere doğaçlama olarak değişecek ve bu nedenle de şartlara bağlı olarak büyük oranda değişiklik gösterecektir.

Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar. İşçilerin erki ne kadar demokratik olacaktır?

İşçilerin konseylerinin egemenliğinin, resmi anlamda, kesin bir demokrasi olmayacağı doğrudur. Tam bir evrensel oy hakkı olmayacaktır çünkü sistemin yapısı eski burjuvaziyi ve temel ortaklarını seçim sürecinden hariç tutacaktır. Ancak resmi anlamda eksik olan, halk kitlelerinin gerçek demokratik katılımıyla telafi edilecektir.

İşçi konseylerinin demokrasisi kolektif tartışmaya ve seçmenlerin, kolektif olduklarından, temsilcilerini kontrol etme yetilerine dayalı olacaktır. Bu kontrol mekanizması çok basit olacaktır. Eğer delegeler seçmenlerinin iradesini temsil etmezse, basit bir biçimde geri çağrılacaklar ve işyerlerindeki toplantılarla değiştirileceklerdir.

Doğal olarak bu tür bir kontrol, parlamenter sistemdeki alana dayalı seçim bölgeleri ile olanaksızdır. Herkes için beş yılda bir, bir günlüğüne demokrasi yerine, sosyalist toplumda, büyük çoğunluk için devleti fiilen yönetmek konusunda sürekli bir katılım olacaktır.

Bazen insanlar işyerlerine dayalı bir sistemin, ev kadınları, emekliler, işsizler vs gibi işyerlerinde bulunmayan işçi sınıfı kesimlerini kapsamayacağı konusunda endişelenirler.

Ancak işçi konseylerinin en büyük erdemlerinden biri, esnekliği ve işçi sınıfının değişen yapısına uyabilmesidir.

Örneğin, 1936 İspanya devriminde, işçi erkinin kilit organları arasında, büyük şehirlerin her bir işçi sınıfı kesiminde oluşturulan mahalle komiteleri vardı. Kesimin tüm nüfusunu temsil eden bu organlar, işçi milis kuvvetleri, gıda dağıtımı ve günlük yaşamın başka pek çok yönünü organize ve kontrol ediyordu.

Yapının temelinin kökünü işyerlerinden alması şartıyla, diğer grupların kolektiflerini oluşturmamaları ve delegelerinin konseylere girmemesi için hiçbir neden yok.

İşçilerin devletinin temel özelliği, yeni toplumu aşağıdan üste doğru inşa etmek için işçi sınıfı kitlesinin kendi eylemine, örgütlenme kabiliyetine ve yaratıcılığına güvenmesi ve bunları harekete geçirmesidir. Bu şekilde, istisnasız bir biçimde çalışan insanların pasifliğine dayanan en liberal burjuva demokrasilerinden bin kat daha demokratik olacaktır.

Tüm bunlar kulağa harika gelmektedir ve öyledir de - işçilerin kontrolü ele aldığı kısa dönemlerin de gösterdiği gibi harika olacaktır. Örneğin, John Reed'in Dünyayı Sarsan On Gün'deki 1917 Rusya anlatımını ya da George Orwell'in Katalonya'ya Selam'daki 1936 Barselona'sı hakkında anlattıklarını okuyun. Ama ne tür bir baskı olması gerekecek? Farklı düşünenler için nasıl bir özgürlük olacak?

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS