• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Prş11232017

Son güncellemeCts, 28 Eki 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER John Molyneux: Geleceğin Sosyalist Toplumu

KÜTÜPHANE

John Molyneux: Geleceğin Sosyalist Toplumu - Ekonomik erkin ele geçirilmesi

Ekonomik erkin ele geçirilmesi

Diğer tüm toplum şekilleri gibi, sosyalizmin temeli de ekonomide yatar.

Bunun sonucu olarak, çalışan sınıf acilen politik erkini, ekonomik erkin ele geçirilmesi için kullanmaya koyulacaktır -yani, toplumdaki tüm önemli üretim araçlarını eline almak için. Bu, makul bir hızla yapılmadığı sürece işçiler politik erklerini sürdüremeyeceklerdir.

Ekonomik erkin kurulmasını sağlayacak olan resmi mekanizma tanıdık bir mekanizma, yani devletleştirmedir.

Süreç muhtemelen Rusya Devrimi'nde başladığı gibi, tüm toprakların devletleştirilmesi ile başlayacaktır. Toprak taşınamaz olduğundan, bu son derece basit bir tedbirdir ve devrimin birinci günü bir kararname ile gerçekleştirilebilir. Ayrıca, sermayenin yurt dışına kaçma yolundaki kaçınılmaz çabasını engellemek için bankaların devletleştirilmesi ve diğer devrimci önlemlerle desteklenen sıkı döviz kontrollerinin uygulanması da acildir.

Buradan işçilerin devleti, ana firmaların ve sanayilerin adım adım devralınmasına geçecektir. Sadece bir veya iki işçi çalıştıran küçük işler çoğunlukla sonraya bırakılabilir. Acil iş, ekonomik erkin belirleyici manivelalarını, birçok uygulanmayan işçi partisi manifestosunda verilen adla "yöneten yükseklerin" kontrolünü ele geçirmektir.

Ancak, burada bu devrimci devletleştirme ile işçi partisi (ya da muhafazakar parti) hükümetleri tarafından geçmişte uygulananlar arasında keskin bir ayrım yapmak gerekmekte. Bunların ikisi de devletin mülkiyetidir. Ancak bu durumda söz konusu olan devlet, kapitalist devlette geçmişte yapılan devletleştirmelerin aksine -kapitalist sınıfın bir organizasyonu- kolektif işçi sınıfının bir organizasyonudur.

Bu nedenle, ilk olarak devletleştirme basit bir biçimde merkezi devlet erki tarafından üstten yapılan bir eylem olmayacaktır. Üstte yasal bir devralma ile tabanda, çoğu durumda fabrika işgalleri yoluyla, işçilerin eylemini birleştirecektir.

İkinci olarak devletleştirme tazminatsız olacaktır, çünkü uygulamanın amacı kesinlikle burjuvazinin ekonomik erkini kırmaktır.

Üçüncü ve en önemlisi, devletleştirme işçilerin kontrolü altında olacaktır. Kesin formlar öngörmek olanaksızsa da, büyük olasılıkla her fabrika ya da işyeri, iş gücünün periyodik kitle toplantılarına karşı sorumlu olacak olan seçilmiş bir konsey tarafından işletilecektir. Benzer bir düzenleme tüm sanayilerin idaresi için geçerli olur ancak sendikalardan ve işçilerin hükümetinden temsilcilerle birlikte.

İşçilerin endüstriyi kontrol etmesi esastır. Kendi işyerlerini kontrol edemeyen çalışan bir sınıf, kendi devletini yönetemeyecektir. Eğer yeni sanayilerin kontrolü, Rusya'da olduğu gibi, ayrıcalıklı bir bürokrasiye bırakılırsa, er geç bu toplumda bir etki sahibi olacak ve sınıf ayrımları kendilerini yenileyecektir.

Elbette, işçilerin endüstriyi yönetme kabiliyetinden sık sık şüphe edilir. Uzmanların olması gerekecek" diye çığlık atılır "ve işleri kontrol edecek olanlar da uzmanlardır".

Bu, çalışan sınıfın yeteneklerini hafife almakta ve teknik uzmanların rolünü yanlış anlamaktadır. Kapitalizmde bile, acil üretim sürecinin en iyi kavrayan işçilerdir, idare değil. İdari yetilerin çoğu üretimle değil, pazarlama ve sömürü oranını koruma ile ilgilidir -yeni toplumda gereksiz olacak yetiler.

Teknik uzmanlar tabakasına gelince, işçilerin eğitimi dramatik bir biçimde arttırılıncaya dek belirli bir süre gerekli olacaktır. Ancak bugün nasıl patronlar için çalışıyorlarsa, basit bir biçimde fabrika veya sanayi konseyi için ve onların talimatları doğrultusunda çalışacaklardır. Mani olur veya sabotaj yaparlarsa, kapitalist bir firmayı engelledikleri veya sabote ettikleri zaman olduğu gibi, disiplin altına alınacaklardır ve haklarından gelinecektir.

Eğer kesinlikle gerekli olursa, işçilerin silahları başlarına dayanmış olarak çalışmak zorunda kalacaklar, ama aslında muzaffer bir sosyalist devrimin bu tür insanların çoğunluğunu yeneceğini varsaymak makuldür.

İşçiler endüstrinin mülkiyeti ve kontrolünü ele geçirdiklerinde, planlı bir ekonominin başlatılması ile devam etmek mümkün olacaktır. Yine, sosyalist planlama ile alışık olduğumuz kapitalist ve devlet kapitalisti planlama arasında bir ayrım yapmak gereklidir. Plan, yukarıdan dayatılan katı bir şema olmayacaktır. İşçi sınıfı planın nesnesi değil öznesi olmalıdır.

Planlama süreci işyeri toplantılarında, fabrika konseyi ve işçi konseylerinde tabandan, halkın ihtiyaç ve önceliklerinin belirlenmesi ve her bir işyerinin üretici kapasitelerinin değerlendirilmesi ile başlayacaktır. Tabandan gelen bu veriler temelinde hükümet kapasiteyi ihtiyaca uyduran tutarlı bir plan yapmak zorunda kalacaktır. Daha sonra tüm planın tartışılmak üzere işçi sınıfına ve değişiklik ve onay için de işçi sınıfının temsilcilerine sunulması gerekecektir.

Bu, yoğun bir biçimde demokratik bir süreç olacaktır ve başarılı olması ancak demokratik bir temelde umulabilir. Çünkü, Stalinist Rusya deneyiminin de gösterdiği gibi, bürokratik, otoriter planlama, tabandan yanlış bilgi beslenmesine ve gerçek değil de resmi planın uygulanmasına yol açar.

İşçilerin planlı ekonomisinin gerçekleştirilmesi sadece kapitalizmin en kötü ekonomik sorunlarını (işsizlik, enflasyon vs) çözmekle kalmayacak, aynı zamanda gelecek için büyük olanaklar sağlayacaktır.

Bu noktada devrimi diğer ülkelere yayma sorununu ertelemek olanaksızdır. Çünkü, bu sorun çözülmediği sürece, sosyalizm için tüm umutlar ve planlar bir hiç olacaktır.

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS