• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Cts07222017

Son güncellemeCts, 08 Tem 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER John Molyneux: Geleceğin Sosyalist Toplumu

KÜTÜPHANE

John Molyneux: Geleceğin Sosyalist Toplumu - Devrimin yayılması: Uluslararası boyut

Devrimin yayılması: Uluslararası boyut

Sosyalist devrimin birkaç ülkede az veya çok eşzamanlı gerçekleşmesi sosyalizmin ve işçi sınıfının büyük oranda lehine olurdu. Yine de, bu kitapçıkta devrimin ilk olarak sadece bir ülkede gerçekleştiğini varsaydım.

Bu gerçekçi. Günümüze kadar olan devrimlerin deneyimi ortaya koyuyor ki, çağdaş dünyadaki tüm ulusların bir araya gelmesine rağmen, sınıf mücadelesinin ulusal modelleri arasındaki farklılıklar, devrimci patlamanın büyük olasılıkla bir ülke ile sınırlı olmasına neden olacak biçimde.

Durum bu iken, devrimin bu sınırların ötesine yayılması yeni devlet için en önemli görev olacak. Bu görev sadece enternasyonalist bir görev meselesi değil, aynı zamanda devrimin kendisini koruması için kesinlikle hayati.

Sosyalizm bir ülkede inşa edilemez. Aslında bir işçi devleti bir ülkede sınırsız olarak varolamaz. Elbette, işçilerin bir fabrika işgalini ya da bir tek şehirdeki ayaklanmayı bir süre için sürdürebilmeleri gibi, bir süre için uluslararası kapitalizmin ağırlığına teslim olmamak mümkündür. Ancak eninde sonunda, devrim yayılmadığı sürece, yenilgiye uğrayacaktır. Ya varolduğu sürece yalıtılmış işçi devletinden daha güçlü kalacak olan dünya kapitalizmi, devrimi askeri müdahale ile ezecek ya da söz konusu müdahale tehdidi, yoğun ekonomik baskı ile birlikte, devrimci devleti kapitalizm ile kapitalizmin koşullarında rekabet etmek zorunda bırakacaktır. Bu, sermaye biriktirmek için rekabete dayalı bir mücadele anlamına gelecektir.

Eğer, 1920'lerin sonunda Rusya'da olduğu gibi, ikinci değişken gerçekleşirse, sermaye birikiminin temsilcisi olarak yeni bir sömürücü sınıf ortaya çıkacak ve kapitalizm uluslararası karşı devrim ile yeniden kurulacaktır.

Ancak tüm kapitalizmin yıkılması göz korkutucu bir vazife gibi görünebilir. Bu nedenle sormamız gereken soru bunun mümkün olup olmadığıdır.

Bunda, sınıf mücadelesinin diğer tüm alanlarında olduğu gibi, doğal olarak herhangi bir garanti vermek imkansızdır. Ancak güvenle bunun yapılabileceğini söylememize izin veren birkaç unsur vardır.

Kapitalist ekonominin uluslararası yapısı, krizlerini de uluslararası yapar. Bu nedenle devrimin ardındaki kriz zaten diğer ülkeleri de etkiliyor olacaktır. Büyük ekonomilerden birinde olması kaydıyla, ilk devrimci patlama bu krizi büyük oranda derinleştirecektir.

Örneğin, Güney Afrika'daki devrim, sadece dünya altın ve elmas pazarlarında yıkıcı bir etki yapmakla kalmayacak, aynı zamanda da Güney Afrika kıtasındaki durumu dönüştürecektir. Halen Zimbabwe, Mozambik ve Botswana'yı hakimiyet altında tutmak için kullanılan tüm ekonomik güç, devrimci ilerleme için bir unsur haline gelecektir. Brezilya'da bir devrim de tüm Latin Amerika'da benzer bir etki yaratacaktır.

Devrimin politik etkisi daha da önemli olacaktır - 1917'den sonra dünyada çalkalanan şok dalgalarının, Glasgow'dan Seattle'a dek kıvılcım alan grevlerin de gösterdiği gibi. Gerçek işçi erkinin ve işçi demokrasisinin bir örneğinin varlığı, hem Doğu'da hem Batı'da egemen sınıflarda ideolojik bir krize yol açacaktır. Batı'da egemenlerimizin sosyalizmi başarılı bir biçimde tiranlık ile özdeşleştirmelerine dramatik olarak meydan okuyacak ve Doğu'da da Stalinist bürokrasinin gerçek sosyalizmi temsil etme iddialarının ölümcül bir biçimde altını oyacaktır.

Aynı zamanda devrim her yerde işçi hareketlerine ilham verecektir. İşçi sınıfının gücü eline alabileceğini gösterecek ve böylece devrimci sosyalizm davasını tartışmayı sonsuz ölçüde kolaylaştıracaktır. Ayrıca, sosyalist ve devrimci hareket saflarındaki bölünme ve ayrılmalar düzelecektir, çünkü zaferi kazanmak için gereken strateji ve taktiğin somut kanıtı olacaktır.

Tüm bunlara çağdaş iletişim büyük oranda yardım edecektir. Rus Devrimi'nden sonra (uluslararası devrim için gerçek bir şansın varolduğu en son zaman), diğer ülkelerdeki en ilgili devrimcilerin bile ne olduğunu tam olarak anlayabilmesi için aylar geçmişti. Gelecekteki bir devrimden sonra, işçilerin erki gerçeği dünya çapında TV ekranlarında özel haber olacaktır.

Ancak elbette muzaffer bir devrim sadece arkasına yaslanıp tüm bunların olmasını beklemeyecek. Süreci hızlandırmak için her çabayı gösterecek.

Bu, diğer ülkeleri işgal ederek devrimi yayma meselesi değil (her ne kadar yeni işçi devleti, diğer devrimci mücadelelere askeri yardım vermeye hazır olacaksa da). Bu, işçilerin devletinin otoritesini, dünya çapındaki işçilerin, egemenlerini yıkmayı bütün samimiyetiyle istemesi için kullanması anlamına geliyor. Bir devrimci hareketi uluslararası olarak örgütlemek anlamına geliyor.

Yeni işçi devleti her ülkeden devrimci işçi partilerini inşa ve koordine etmek ile birleştirmek için uluslararası bir işçi enternasyonali oluşturacaktır -eğer bir tane zaten mevcut değilse.

Ayrıca işçi erki birkaç ülkeye yayıldığında, yukarıda özeti verilen tüm unsurlar büyük oranda büyüyecektir. Karşı konulamaz bir momentum oluşacaktır. 1960'larda Amerikan emperyalizminin stratejistleri, Vietnam ve diğer ulusal kurtuluş mücadelelerinin "domino" etkisinden korkmuşlardı. İşçi devrimlerinin domino etkisi uluslararası bir bakışla, çok çok daha büyük olacaktır.

Bu noktada bir sıçrayış yapalım ve sosyalist devrimin dünya çapında zaferini varsayalım. Bu büyük bir varsayım. Ama, göstermeye çalıştığım gibi, ütopik bir varsayım değil. Bunun bazı imalarını düşünmeye değer.

Bu, kapitalist karşı devrim tehdidinin bir kerede ve tamamen bitirilmesi ve nükleer imha tehdidinin insan ırkı üzerinden kalkması anlamına gelecektir.

Bu, içinde bulunduğumuz yüzyılda 100 milyondan fazla hayatı talep eden ulusal savaşların sona ermesi anlamına gelecektir.

Bu, dünya fakirlik ve az gelişmişlik sorunlarının koordineli bir biçimde ele alınabileceği ve yenilebileceği anlamına gelecektir. İnsanların yerküre üzerinde özgürce hareket edecekleri ve ırkçılığın köklerinin kurutulacağı anlamına da.

Uluslararası sosyalizmin, tüm dünya kaynaklarının birleşmiş bir insanlığın yararına kontrol altına alınıp kullanılmasının, bir gerçek olması anlamına gelecektir.

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS