• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Pz05282017

Son güncellemePzt, 22 May 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER Roni Margulies: Kemalizm, Stalinizm ve Türk Solu

KÜTÜPHANE

Roni Margulies: Kemalizm, Stalinizm ve Türk Solu - İki muhtemel itiraz

İki muhtemel itiraz

Milliyetçiliği ve anti-emperyalizmi Mustafa Kemal'den, Marxizm'i de Stalin Rusya'sından öğrenen bir solun bu ikisini ne denli kolaylıkla bir araya getirdiğini incelemeden önce, iki muhtemel itirazı aradan çıkarmak gerek.

Yukarıda Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve lhan Selçuk'tan alıntılar var. "Sol" hareketten söz ederken, sosyal demokrasiyi dışarıda bırakıp onun hemen solundan en sola kadar geniş bir yelpaze ele alındığında bile, bu iki ismin dahil olup olmayacağı tartışma konusu edilebilir. Yakup Kadri'nin gençliğinde "bir ihtilalin başına geçmek ve halk kitlelerini bir rüzgârın bir ormanı dalgalandırışı gibi harekete getirmek" istediğini bilen bile pek az olsa gerek. Ne var ki, ikisi de Türk solundaki ilginç ve önemli bir olguya işaret eden bir özelliğe sahip.

Yakup Kadri 1930'ların Kadro dergisinin, İlhan Selçuk ise 1960'ların Yön dergisinin önemli isimlerinden. Türk solunun en etkin ve nüfuzlu üç dört yayınından ikisi olan bu dergiler, kendilerini aslen Kemalist olarak tanımlayanlarla aslen sosyalist olarak tanımlayanların ortak bir düşünce platformunda ne kadar kolay buluştuklarının, birlikte ne kadar uyumlu çalıştıklarının ve iki grup arasında hiçbir düşünsel çalkantı yaşamadan ne kadar sorunsuz geçiş yapılabildiğinin eşsiz göstergeleri. Kadro ekibinin kurucu üyesi ve ruhu olan Şevket Süreyya Aydemir'in Moskova'da Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde okuduktan ve 1920'lerde TKP merkez komitesi üyeliği yaptıktan sonra Kemalizm'in daha da seçkinci, merkeziyetçi, tepeden inmeci bir sürümünün teorisyenliğini yapması; Vedat Nedim Tör'ün aynı yıllarda TKP Genel Sekreterliği'ne kadar yükseldikten sonra Kadro'nun kurucu nüvesine dahil olması ve ardından Kemalist devletin kültür politikalarının önemli bir ismi olması çok da garip, çok da tutarsız değildir.

Yön dergisi ise, 1961-67 yıllarında Kadro'dan çok daha kapsamlı bir biçimde Türk solunun en geniş yelpazesini hiçbir temel çatışma yaşanmadan bir araya getirebilmiştir. Derginin kurucusu, yayın yönetmeni ve başyazarı Doğan Avcıoğlu, "Türk ordusu ne Batı'daki örnekler gibi kiralanmış askerlerle ne de gene bazı Batı ülkelerinde olduğu gibi kumanda kademelerinde sadece ve sadece belli asalet sınıflarından harp okuluna alınmış, yetiştirilmiş insanlardan teşekkül etmiştir. Kısacası Türk ordusu halkın ordusudur, halk ordusudur. İlericiliği, Atatürkçülüğü buradan gelir" der.2 Avcıoğlu'nun bu sözlerine belki derginin tüm yazarları ve Yön Bildirgesi'nin tüm imzacıları katılmıyordu. Ama yine Avcıoğlu'nun ifade ettiği "Sosyalizm, hürriyet düzeni içinde hızla kalkınmak isteyen memleketimiz için tek çıkar yoldur" görüşüne hepsinin katıldığı, sosyalizmi hepsinin bir kalkınma modeli olarak düşündüğü tahmin edilebilir.

Günümüzde de farklı değil. Attila İlhan 10 Mart 1999 tarihli Cumhuriyet gazetesinde şöyle der: "Yön dergisinin -hiç olmazsa- beş yıllık serüvenindeki 'köşe taşları' yazıların yeniden yayınlanması; hem Sosyalist, hem Kemalist, hem Türkçü kesimden 'Ulusal Solcular'ın, fevkalade mütecessis ve faal oldukları bugünlerde yayınlanması, ne büyük bir hizmet olurdu!"

Kısacası, Şevket Süreyya'ya ve Doğan Avcıoğlu'na itiraz edilmeyecekse, Yakup Kadri ve İlhan Selçuk'a da edilmemesi gerekir. Bunların hepsi, Türk solunda Kemalizm ile sosyalizm arasındaki çizginin ne kadar muğlak ve geçirgen olduğunu simgeleyen isimlerdir.

İkinci muhtemel itiraz, solun günümüzdeki bayrak, asker ve Atatürk düşkünlüğünün temel bir eğilim olmayıp günümüz koşullarından, yani AKP'nin hükümet olmasından kaynaklandığı şeklini alabilir. İslami bir gelenekten gelen ve seçmenlerin yarıya yakınının oylarını alan bir hükümet karşısında, solun çaresizliğe kapıldığı, bu nedenle darbe girişimlerine karşı sessiz kaldığı, darbecilerden çok darbe karşıtlarına öfke duyduğu, silahlı kuvvetlerden medet umduğu düşünülebilir. Halkın tercihlerine karşı Genelkurmay'ın tercihlerini benimsemenin ilginçliği bir yana dursun, yukarıda gördüğümüz ve aşağıda göreceğimiz gibi, solun asker ve Atatürk merakı yeni değildir, Necmettin Erbakan ve Tayyip Erdoğan hükümetleri döneminde ortaya çıkmamıştır, 1920'lere kadar uzanan teorik kökleri vardır.

Şimdi solun, suyunu Kemalizm'den ve Stalinizm'den alan bu köklerine dönelim.

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS