• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Prş10192017

Son güncellemePzt, 25 Eyl 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER Dave Crouch: Bolşevikler ve İslam

KÜTÜPHANE

Dave Crouch: Bolşevikler ve İslam

Bolşevikler ve İslam

Dave Crouch

Çeviri: B. Genç

Yayına Hazırlayan Betül Genç

Sayfa Tasarımı ve Kapak Gül Dönmez

Broşürü bu bağlantıdan PDF formatında okuyabilirsiniz.

 

Giriş

Siyaset kurumunu yönetenler Irak’ta yenilgi olasılığı karşısında safları sıklaştırıp İslam’ı günah keçisi ilan ettiler. Temmuz 2005’te Londra’da bombalar patladığında İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw patlamaların Irak’la herhangi bir ilişkisi olabileceğini inkar etti. Sağın en etkin ittifakı olan sol liberal köşe yazarları, savaş karşıtı hareket içinde Müslümanlarla kurulan dayanışmayı yerden yere vurdular.1 Avrupa gazetelerinde basılan ırkçı karikatürlere gösterilen tepkiler, liberal denilen çevrelerdeki İslam fobisinin boyutlarını ve soldaki kafa karışıklığını bir kez daha ortaya koydu.

Devrimci solda saflaşma başörtüsü hakkındaki tutumlar üzerinden yaşandı. Fransa’nın etkili sosyalist örgütlerinden Devrimci Komünist Birlik’ten (Ligue Communiste Révolutionnaire) Gilbert Achcar orta yolcu bir tavır aldı. Bir yandan kendi partisindeki ve Fransız solundaki bazı çevreleri başörtüsü karşısındaki tutumları yüzünden eleştirirken, diğer yandan İngiltere’deki Sosyalist İşçi Partisi’ni (Socialist Workers Party) “Britanya Müslüman Birliği gibi köktendinci bir İslami örgütle” seçim ittifakı yaptığı için eleştirdi.2 Ancak görüldüğü kadarıyla Achcar, Kuran’ın Hıristiyanlıkta rastlanan “özgürlük teolojisi” gibi sol yorumlara kapalı olduğunu öne sürerek, İslam’ın diğer dinlerden tamamen farklı olduğu şeklindeki sağcı fikre büyük bir taviz veriyor. Achcar’a göre Kuran, Müslümanları gerici bir kafa yapısına tutsak ediyor.3

Oysa İslami inançlara sahip insanlar arasından doğan sol örgütlerin birçok örneği mevcut. Malcom X 1960’lardaki devrimci Kara Panterler Partisi’nin liderliğini önemli ölçüde etkilemişti. İran’da Mücahiddin’in liderleri, Şah’a karşı yürüttükleri gerilla mücadelesinde İslam ve Marksizm’in birleştirilmesini savundular. Diğer yandan Müslüman ülkelerin yönetici sınıfları da popülerliklerini artırmak için sık sık sol söylemlere başvurdular. 1973’te Afganistan’daki askeri darbeyi gerçekleştirenlerin “İslam sosyalizmi”ni ilan etmesi ya da 70’lerin ortasında Pakistan’da Zülfikar Bhutto’nun kamulaştırma programı sırasında yaptığı gibi.

Müslümanlar devrimci fikirlere yönelebildiklerine göre, onları sosyalizme kazanmaya uğraşan ilkeli Marksist örgütlerin bu konudaki tecrübelerine bakmaya değer. Genelde yeterince dikkate alınmayan önemli bir deneyim, Lenin’in Bolşeviklerinin 1917 sonrasında, nüfusun yüzde 10’unun (16 milyon kişi) Müslüman olduğu eski Rus İmparatorluğu halkları arasında devrimi nasıl gerçekleştirdikleridir. Bu kısa makale bu eksikliği gidermeye yönelik bir katkıdır. 1917’den 1920’lerin ortasına kadarki Bol-şevik politikaların, 1927 sonrasında Stalin tarafından İslam’a karşı başlatılan cadı avından kökten farklı olduğunu göstermeye çalışacağım. Bolşevikler devrimin o erken yıllarında, ibadetini yerine getiren Müslümanları Komünist Partiye memnuniyetle kabul ediyorlardı ve İslami örgütlerle birleşik cephe çalışmaları yürütüyorlardı.

Amacım Lenin’in sicilini sağın iftiralarından kurtarmak ve Bolşevik deneyiminden bazı dersler çıkartmak. Sınıf mücadelesindeki otuz yıllık geri çekilme döneminin ardından tecritten kurtulmaya başlayan, küçük ve yıpranmış bir devrimci sol için mesele daha genel bir öneme sahip. Alex Callinicos’un ifade ettiği gibi:

“Başörtüsü asıl sorunun yalnızca bir belirtisidir. Asıl sorunumuz Avrupa toplumunun en dibinde yer alan, hem sömürüye hem de ırkçı baskıya maruz kalan ve birçoğu tam da bu nedenle İslami inançlarına dört elle sarılanları kucaklayacak şekilde hareketimizi nasıl genişletebileceğimizdir.”4

İşçileri giydikleri kıyafetler ya da taşıdıkları inançlar yüzünden bir kenara atarsak kendimizi sekterliğin çorak coğrafyasına mahkum etmiş oluruz. Irkçılığa ve emperyalizme karşı Müslümanların yanında durmanın solun enternasyonalist görevi olduğunu söylemek pek de abartı sayılmaz.

Bu aynı zamanda son derece kişisel bir mesele, o yüzden kendi inançlarım hakkında da bir şeyler söylemem gerek. Genç bir oğlan çocuğuyken kendimi Anglikan kilisesine yakın hissediyordum ve kiliseye düzenli olarak giderdim. Yine de 20’li yaşlarımın başlarına kadar gerçek bir dini inancım olduğunu hatırlamıyorum. Ancak o dönemde kaderimin daha güçlü bir varlığın ellerinde olduğu yönünde güçlü bir duyguya kapıldım. Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki muhtemelen bu duygu, o dönemde yaşadığım kişisel kargaşa, yoksulluk ve umutsuzluğun bir yansımasıydı. Topluma çok öfkeliydim ve dini bir tarikata, şiddete veya dini şiddete kapılmam işten bile değildi. Ancak Marksizm’in dünyayı anlamak ve değiştirmek için çok daha etkili bir kılavuz olduğunu fark ettim.

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS