• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Prş10192017

Son güncellemePzt, 25 Eyl 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER Dave Crouch: Bolşevikler ve İslam

KÜTÜPHANE

Dave Crouch: Bolşevikler ve İslam - Bolşevikler Döneminde Hıristiyanlık

Bolşevikler Döneminde Hıristiyanlık

Dindar insanlara SSCB’yi sorarsanız çoğu size Stalin’in her türden inanca karşı işlediği suçların bir dökümünü yapar ve genelde bütün sosyalistleri aynı kalemde çizerler. Oysa Stalinizmin Lenin dönemindeki Bolşevik Partisiyle veya Rusya’daki Bolşevik iktidarın ilk dönemiyle hiçbir ilişkisi yoktur. Her şeyden önce partinin programı açıkça ateist olsa da ateizm hiçbir zaman parti üyeliği için bir önkoşul olmadı, çünkü Bolşevikler açısından din her yurttaşın kendi özel meselesiydi. Lenin, 1905’te parti programına ateizmin dahil edilmesine karşı yazdığı bir polemikte ısrarla şunu savundu: “eğer işçi sınıfı kapitalizmin karanlık güçlerine karşı kendi mücadelesi sayesinde aydınlanmamışsa, kaç tane olursa olsun hiçbir broşür, ne kadar uzun olursa olsun hiçbir vaaz onu aydınlatamaz.”5

Yani sosyalistler, insanların sosyalist örgütlerle ilk tanıştıklarında dini fikirlere sahip olmalarına ve ancak dünyayı değiştirme gücünün kendilerinde olduğuna ikna oldukları ölçüde dini inançlarından vazgeçmelerine şaşırmazlar. Marks dinin “halkın afyonu” olduğunu söylerken, aynı zamanda dinin insanlara yaşadıkları ezilmişlik hakkında ko nu şa bi le cekleri ve bu ezilmeye karşı direnme umut larını ifade edebilecekleri bir dil de sağladığını kabul etmektedir:

“Dinsel cefa, hem gerçekte çekilen cefanın ifadesi hem de ona karşı bir protestodur. Din, ezilen varlığın iniltisi, kalpsiz dünyanın kalbi ve ruhsuz koşulların ruhudur. Din halkın afyonudur.”6

Lenin, devrimci partiye katılmadan önce işçilerin dini inançlarını terk etmelerinde ısrar etmenin politik intihar olacağı konusunda çok netti. Tam tersine inançlıların partiye kazanılmasını teşvik etti. 1909’da şöyle yazdı: “Onların dini inançlarının en ufak şekilde dahi rencide edilmesine tamamen karşıyız.” Öyle yapanları da “anaokulu materyalistleri” olarak nitelendirdi:

“Bugün dinin en derin kökleri, çalışan kitlelerin toplumsal mağduriyet koşulları ile sıradan işçilere en korkunç ıstırabı, en vahşi eziyeti çektiren, savaş ve deprem gibi olağandışı olayların neden olduğundan bin kat fazla acıyı onlara her gün ve her saat yaşatan kapitalizmin kör güçleri karşısında, görünürdeki toptan çaresizlikleridir.”7

Rus Marksistleri işçilerdeki radikalleşmenin onların dini inançlarına da yansıdığını anlamışlardı. Troçki otobiyografisinde; Ukrayna’da 1890’ların sonundaki grevler sırasında işçilerin Rus Ortodoks kilisesinden ayrılarak başka bir inanca, mesela “resmi dine savaş açmış” olan Baptistler’e katılmalarının sık sık sosyalist siyaset yolunda attıkları bir ilk adım, “devrime doğru ilerleyişlerinde geçici bir aşama” olduğunu yazar.8

Lenin’in 1903’de, o sırada Rusya’da sayıları 10 milyonu bulan Hıristiyan mezheplerin üyelerine yönelik özel bir gazete çıkarmayı önermesi de aynı gözlemlere dayanıyordu. ‘Bir deneme olarak’ 1904’te Rassvet (Şafak) gazetesinin 9 sayısı çıkarıldı.9

Bolşeviklerin Hıristiyanlığa yönelik sekter olmayan yaklaşımları Ocak 1905’de Petersburg’daki genel grevde sınandı. Grevin zirvesinde 9 Ocak’ta 200.000 işçi taleplerini sunmak için Çar’a yürüdüler. Gösteri askerlerin yaptığı katliamla bitti. Yürüyüşe polis ajanı olduğundan şüphelenilen papaz Georgy Gapon liderlik ediyordu. Bolşevikler buna rağmen gösteriye katıldılar. Lenin daha sonra Gapon’la tanışmak ve hatta onu partiye katılmaya ikna etmek için çok çaba sarf etti.10

Gapon bir Rus Ortodoks papazıydı ve kilisesi en tepeden köydeki en alt düzeye kadar Çarcı devletle yakın bağlar içindeydi. Bu kiliseye bağlı rahiplerin bazıları Yahudilere karşı katliamlara önderlik etmiş, işçilere ve düzene karşı her türlü muhalefete saldıran Kara Yüzler çetelerini örgütlemişlerdi. Ancak Çarlık Ortodoksluğu kendi sınıf iktidarının bir silahı olarak kullanıyor diye Bolşevikler birçok sıradan Rus’un çok farklı sebeplerle Ortodoksluğa inandığı gerçeğine gözlerini kapamadılar.

Bolşevikler Ekim 1917’de iktidara geldiklerinde Sovyet devletini din karşıtı bir devlet olarak değil, dini olmayan bir devlet olarak ilan ettiler. Aralık ayında Rus Ortodoks Kilisesi’nin devletle ilişkisi kesildi ve mülk sahibi olma hakkı elinden alındı. Doğum, evlilik, boşanma kaydı ve eğitim, dini olmayan devlet işlevleri haline getirildi. Kiliseler okul, konut, kulüp binası vb olarak kullanıma açıldı. Diğer yandan dini gruplar istedikleri binayı ibadet için ücretsiz olarak kullanmayı merkezi ve yerel yönetimlerden talep edebiliyorlardı. Okullar laikti fakat din karşıtı değildi.

Uygulamada kiliseyi devletten ayırmak kararname yayımlamaktan çok daha karmaşık bir meseleydi. Ortodoks hassasiyetlerin güçlü olduğu kimi yerlerde kiliseye ait mülklerin kontrolü üzerinde cemaat ve Bolşevikler arasında çatışmalar yaşandı. Ancak 1921’de, kilisenin lideri Patrik Tikhon kıtlıktan mağdur olan milyonlarca kişiyi doyurmak için gerekli dövizi sağlamak amacıyla kilise mülklerinin satılmasına karşı çıkınca Ortodoksluk ciddi ölçüde destek kaybetti. Troçki’nin yürüttüğü kilise mallarına el koyma kampanyasına karşı direniş örgütleyen 45 rahibin idam edilmesi bu koşulların ürünüdür. Bu sert uygulama kiliseye karşı düşmanca bir saldırı olarak değil, açlık gibi bir acil durumu çözme mücadelesi olarak anlaşılmalıdır.11

Diğer yandan bazı Hıristiyan kiliseler Sovyet iktidarının ilk on yılında büyüdüler. Evangelik Protestan hareket –Baptistler, Evangelik Hıristiyanlar, Pentecostallar ve Adventistler gibi çeşitli mezheplerden oluşuyordu-100 bin kişiden bir milyona kişiye çıktı. Evangelistler Sovyet anayasasındaki dini propaganda özgürlüğünden faydalanarak vaaz veriyor, dini kitaplar yayımlıyor, vaiz yetiştiren İncil okulları açıyor, hayır işleri organize ediyor, tarım ve imalat kooperatifleri kuruyorlardı.12

Evangelizm’in yükselişinde rol oynayan etkenlerden biri de Troçki’nin Ekim 1918’de verdiği, hükümetin de birkaç ay içinde onayladığı şaşırtıcı bir karardı: dini inançlarının askerlik yapmaya engel olduğunu kanıtlayanlar askerlik yerine tıbbi hizmetlerde görev alabiliyorlardı. Karar iç savaşın zirvede olduğu bir dönemde alındı. Rus Evangelistler konusunda araştırma yapan Bolşevik karşıtı akademisyen Paul Steeves, Evangelist hareketin büyümesi ile pasifizm arasında doğrudan bir neden sonuç ilişkisi kurulamayacağını yazar, ancak Evangelist hareketin bir parçası olan Baptistler için “Rus Baptist Birliği yönetiminde pasifizmin egemen olduğu [1917-1926] dönemde hareketin olağandışı büyüdüğü” tespitinde bulunur.13 Başka bir deyişle, genç erkekler askerlik hizmetinden kaçmak için Evangelistlere katılıyorlardı. Bolşevik liderlik bunun, dini özgürlük ilkesini savunmak için ödenmesi zorunlu bir bedel olduğuna karar vermişti.

Lenin devrimden sonra ateist propagandanın ılımlı bir şekilde yapılmasını gerektiğini savundu. Kasım 1918’de şöyle yazıyordu: “Dini önyargılara karşı mücadele ederken çok dikkatli olmalıyız; bazılarımız dini duyguları rencide ederek bu mücadeleye çok zarar veriyor. Propaganda ve eğitim araç larını kullanmalıyız. Bu mücadeleyi fazla keskinleştirmenin tek sonucu halkı bize karşı öfkelendirmek olur.” 1921’de Lenin parti merkez ko mitesini, yukarıdaki tavsiyesine aykırı davranan üyeleri uyaran bir direktif yayımlamaya ikna etti: “Bizim insanlara dini inançlarından dolayı baskı uyguladığımızı herhangi bir ulusun düşünmesine ve düşmanlarımızın bunu söylemesine neden olabilecek her türlü davranıştan ısrarla kaçının.”14

Yine de bazı komünistler kimi durumlarda dini duyguları rencide edecek şekilde davrandılar. 6 Ocak 1923’de Genç Komünistler Birliğinin düzenlediği Kızıl Noel’de palyaço kılığı giyen öğrenciler ve genç işçiler, Enternasyonal marşını söyleyerek dini şahsiyetlerin kuklalarını yaktılar. Ancak bu tür olaylar istisnaydı ve Bolşevik liderlik bunları şiddetle eleştirdi.15 Kaldı ki Rusya’daki iç savaş ve ardından Alman Devrimi’nin yenilgisi ile birlikte devrimci dalga geri çekilince ateist propaganda da bekleneceği üzere başarısız oldu. Bolşevikler dinin ortadan kaldırılmasının ancak temiz, sıcak ve sağlıklı yaşam koşulları, elektrifikasyon ve modern tarım ile yaşam standartlarının yükselmesiyle mümkün olabileceğini düşünüyordu. Ancak 1920’lerin ortasında halen, savaşla geçen yedi yılın yarattığı yıkımın üstesinden gelmek için mücadele ediyorlardı.

Lenin’in Militan Materyalizmin Önemi Üzerine başlıklı makalesi Mart 1922’de yayımlandı. Aynı yıl ilk ateist kitle gazetesi Bezbozhnik’in (Ateist) ilk sayısı çıktı ama bu ve benzeri yayınların gerçek bir etkisi olamadı. Bir süre sonra editörleri yayımlayacak malzeme bulmakta zorlanmaya başladılar. Morali bozulmuş küçük bir grup ateist 1925’de Tanrısızlar Birliği’ni kurdu ama bu örgüt ilk yıllarında tümüyle etkisiz kaldı. 1929’da Stalin bütün dini faaliyetleri pratikte yasakladığında bu grup da Militan Tanrısızlar Birliği’ne dönüştü ve ancak o zaman Birliğin üye sayısı patlama yaparak 1931’de beş milyona ulaştı.16

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS