• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Prş10192017

Son güncellemePzt, 25 Eyl 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER Dave Crouch: Bolşevikler ve İslam

KÜTÜPHANE

Dave Crouch: Bolşevikler ve İslam - Müslümanlar ve Sovyetler

Müslümanlar ve Sovyetler

Eski Rus sömürgelerindeki ezilen halklar için dini özgürlük, ulusal özgürlüğün önemli bir parçasıydı. Bolşeviklerin politikası Çarlığın ulusal azınlıklara ve dinlerine karşı işlediği suçları mümkün olduğunca gidermekti. Bu sadece temel bir adalet ve demokrasi meselesi değil, aynı zamanda Müslümanlar arasındaki sınıf farklılıklarının öne çıkmasına olanak vermek için de gerekliydi. Dolayısıyla Rusya’dan bağımsızlık ve ulusal özerklik, Sovyet politikasının temel taşlarıydı. 24 Kasım 1917’de henüz yeni kurulmuş olan Sovyet Hükümeti’nin yayımladığı bir deklarasyon Rusya ve Doğu’nun Bütün Müslüman İşçilerine, şöyle sesleniyordu:

“Rusya’da yaşayan Müslümanlar… Rusya’nın ezenleri, Çarları tarafından cami ve ibadethaneleri yok edilenler, inanç ve gelenekleri çiğnenenler: İnançlarınız ve ibadetiniz, ulusal ve kültürel kurumlarınız sonsuza dek özgürdür ve ihlal edilemez. Biliniz ki haklarınız bütün Rusya halklarının hakları gibi devrimin güçlü koruması altındadır…”

Bugün pozitif ayrımcılık olarak adlandırabileceğimiz kapsamlı bir korenizatsiia veya yerlileştirme programı başlatıldı. İlk adım, Rus ve Kazak sömürgecilerini ve onların ideologlarını Rus Ortodoks Kilisesi’nden atmak oldu. Rusça hâkim dil olmaktan çıkarıldı. Yerel diller okullara, devlet kurumlarına ve yayımcılığa geri döndü. Yerli halklardan insanlar devlet yönetiminde ve Komünist Partilerde liderlik pozisyonlarına getirildi ve istihdamda onlara öncelik tanındı. Rus olmayan yeni bir liderler kuşağı yetiştirmek için üniversiteler kuruldu.24

Çarların yağmaladığı İslam’ın kutsal anıt, kitap ve nesneleri camilere iade edildi: Halife Osman’ın Kutsal Kuran’ı Aralık 1917’de Petrograd’daki bir törenle Müslüman Kongresi’ne teslim edildi.25 Müslümanların mübarek kabul ettiği Cuma günleri bütün Orta Asya’da resmi tatil günü ilan edildi.26

İslam hukuku yani şeriat 1917 Şubat Devrimi’nde Müslümanların temel taleplerinden biriydi. 1920-21’de iç savaş biterken, Orta Asya ve Kafkasya’da Sovyet adalet kurumlarının yanı sıra şeriat kurallarının geçerli olduğu İslam mahkemeleri ku ruldu. Amaç insanlara devrimci ve dini adalet arasında seçim şansı vermekti. Sovyet Adalet Komiserli ği içinde kurulan Şeriat Komisyonu bu sistemin işleyişini denetliyordu. 1921’de Sovyet idaresinin bölgesel birimlerine eklenen bir dizi yeni komisyon Rus hukuk sistemini Orta Asya koşullarına uyarlamakla görevlendirildi ve reşit olmayanların evlenmesi ve çokeşlilik gibi konularda iki hukuk sistemi arasında uzlaşmalar sağlandı.

Ancak diyet (el kesme) ve recim (taşlama) gibi kimi şer’i cezalar yasa dışı ilan edildi. Bu konularda şeriat mahkemelerinde verilen kararlar yüksek mahkemenin onayına tabi kılındı. Bazı şeriat mahkemeleri Sovyet kanunlarını tümüyle göz ardı ederek kadın başvuranın boşanma hakkını tanımadı veya iki kadının tanıklığını bir erkeğin tanıklığıyla eşdeğer tuttu. Bunun üzerine Aralık 1922’de çıkarılan bir kararname ile taraflardan birinin talebi ile davanın Sovyet mahkemelerinde yeniden görülmesinin yolu açıldı. Yine de davaların yüzde 30 ile 50’si arasında bir kısmı şeriat mahkemelerinde görüldü. Çeçenistan’da bu rakam yüzde 80 ulaşıyordu. Ayrıca etkileşim tek yönlü değildi, Sovyet yetkililerinin de şeriat yasalarından etkilenip, alkol alan veya örtünmemiş bir kadının bulunduğu eve giren erkeklere ceza verdiği görüldü.27

Paralel bir eğitim sistemi de kuruldu. 1922’de bazı vakıf malları eğitim amaçlı kullanılması koşuluyla Müslüman idareye iade edildi. Bunun sonucunda medrese sistemi yaygınlaştı. 1925’te Kafkas ülkesi Dağıstan’da 183 devlet okuluna karşılık 45 bin öğrenciye eğitim veren 1500 medrese faaliyet gösteriyordu. 1921 Kasım’ında, Orta Asya’daki 1000’den fazla Sovyet okulunda 85 bin öğrenci eğitim alıyordu ancak bu rakam ihtiyaca cevap vermekten çok uzaktı.28 Bolşevik politikalar İslami hareketin sağ ve sol kanatları arasında bölünmeye neden oldu. Tarihçiler Müslüman liderlerin çoğunun, Sovyet iktidarında dini özgürlükleri elde etme olanağının daha fazla olduğu inancıyla, işçi devletini koşullu olarak destekledikleri konusunda hemfikir.29

Bolşevikler bu sayede Panislamcı Kazak Uş-Suz (1920’de Komünist Partiye katıldı) grubu, Farsi Panislamcı gerillaların Cengeli hareketi ve mistik bir Sufi kardeşliği olan Vaisite ile ittifak kurabildiler. Dağıstan’da Sovyet iktidarı Müslüman lider Ali Hacı Akuşinski’nin gerillaları sayesinde kuruldu. Bolşevikler Çeçen Devrimci Komitesine liderlik eden ve önemli bir Sufi tarikatının önderi olan Ali Mataev’i kazandılar.30

Moskova, Orta Asya’da Rus olmayan birlikler konuşlandırdı. Bunların çoğu Müslümanlardan oluşturuldu.31 Tatar, Başkir, Kazak, Özbek ve Türkmen birlikleri Bolşevik karşıtı işgalcilerle çarpıştı. İç savaş sırasında Doğu ve Türkistan cephesindeki Kızıl Ordu askerlerinin yüzde 50’si Tatarlardan oluşmaktaydı. Kafkasya’daki Kızıl Ordu’da Kabardin Mollası Katkakanov’a bağlı on binlerce askerden oluşan Şeriat Birlikleri yer alıyordu. Tatar kökenli Bolşevik lider Mir-Said Sultan Galiev şöyle yazıyor: “İç savaş sırasında köyler, hatta bütün dağ aşiretleri ‘Sovyet iktidarı bize Beyazlardan daha fazla dini özgürlük tanıyor’ diyerek tümüyle dini nedenlerle Sovyet güçlerinin yanında Biçarahov ve Denikin’e karşı savaştılar.”32

Bazı Müslümanlar bu süreçten devrimci sonuçlar çıkartıp Komünist partilere katıldılar. Troçki 1923’te Güney cumhuriyetlerinin bazılarında parti üyelerinin yüzde 15’inin dini inançları olan Müslümanlardan oluştuğuna dikkat çekiyordu. Troçki bunları “kapımızı çalan ham devrimciler” olarak adlandırdı. Orta Asya’nın bazı bölgelerinde Komünist Parti üyelerinin yüzde 70’ini Müslümanlar oluşturuyordu. Bu üyeler kendileriyle birlikte dini inanç ve geleneklerini de partiye taşıdılar: 1920’lerin ortasında Orta Asya’da üst düzey Komünist Parti üyeleri arasında eşleri türban takanlar vardı.33

Tarihçi Adep Halit, Türkistan Komünist Partisi kurulduğunda “bütün veriler Cedidlerin ilk fırsatta parti-ye akın ettiğini gösteriyor” diye yazıyor.34

Öte yandan Orta Asya’da 1917’den sonra fırsatçı bir şekilde devrimci harekete katılan ve ‘işçi iktidarı’ sloganını gasp ederek bunu yerli nüfusa genellikle de köylülere karşı kullanan Rus şovenistlerini bastırmak ciddi bir mücadele gerektirdi. İç savaş nedeniyle iki yıl boyunca bölgenin Moskova’yla bağları koptuğu için, bu kendinden menkul “Bolşevikler” rahatça yerli halklara zulmettiler. Bunun sonucunda silahlı bir İslamcı ayaklanması olan Basmacı hareketi patlak verdi. Lenin durumu düzeltmenin “büyük tarihsel” önemini vurgulayarak sorunu gidermeye yöneldi. 1920’de “Sovyet iktidarını (Orta Asya’da) Rus egemenliğinin devamı olarak gördükleri için onun etrafında kümelenen, Çarlık döneminin ürünü olan eski polis, ordu, güvenlik güçleri ve yöneticilerin toplama kamplarına gönderilmesini” istedi.35

Bu tasfiyenin bir parçası olarak Orta Asya’da parti politikası “dini önyargılardan uzak olmanın” sadece Ruslar için gerekli bir koşul olduğunu ifade etti: 1922’de 1500 Rus Ortodoks dini inançları nedeniyle Türkistan’daki partiden atıldı, ancak tek bir Müslüman’ın üyeliğine son verilmedi.36

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS