• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Pz05282017

Son güncellemePzt, 22 May 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER Alex Callinicos: Günümüzde Emperyalizm ve Marksizm

KÜTÜPHANE

Alex Callinicos: Günümüzde Emperyalizm ve Marksizm - Sonuç

SONUÇ

Bu yüzyılın başlarında Lenin, Lüksemburg, Bukharin, Hilferding ve diğerleri sermayenin merkezileşmesi ve yoğunlaşması ile askeri ve ekonomik yönden güçlü ve birbirine rakip bir kaç büyük ülkenin dünyaya hükmetmelerine yol açan aşamayı inceleyerek emperyalizmi analiz ettiler. Dünyadaki sistemin son 100 yılda geçirdiği dönüşümlere karşın bu teori çağımızdaki kapitalizmin bazı ana özelliklerini açıklamaktadır. emperyalistler arası rekabetin yarattığı daha korkunç ve barbarca bir döneme giriyoruz.

Bu gerçekler yalnızca teorik olmaktan çok uzaktır. Lenin’in emperyalizm teorisinde zayıflıklar olmasına karşın iki nedenle en tutarlı teori olma özelliğini sürdürmektedir. İlkin, emperyalizmin yalnızca bir politika olmadığını kapitalist gelişimde bir aşama, kapitalizmin en yüksek aşaması olduğunu herkesten iyi kavradı. ‘Emperyalizm günümüzdeki kapitalizm değildir, kapitalizmin yalnızca bir biçimidir’100 diyen Kautsky’i Lenin eleştiriyordu. Kautsky’nin iddiasının sonuçlarını günlük yaşama taşırsak, askeri çatışma ve savaşlar kapitalizmin çerçevesi içinde yok edilecektir gibi bir sonuca ulaşırız. Buna Lenin’in yanıtı emperyalizme ve kapitalizmin yakıp yıkma eğilimine ancak sosyalist devrimin son verebileceği şeklindeydi. Lenin’in emperyalizmin politik içeriğini anlayışı teoriye yaptığı ikinci katkıyı oluşturur. Lenin emperyalizmin dünyada oluşturduğu ekonomik ve politik hiyerarşiyi kavradı ve bu şartlar altında mücadelenin sosyalist devrimci değil ulusal devrimci hareketleri olarak gelişeceğine değindi. Bu yüzden emperyalizme meydan okuyan kavga genelde bağımsız yeni bir kapitalist devlet yaratma yönünde gelişiyordu.

Lenin, bu hareketlerle enternasyonal sosyalizm arasındaki mesafenin farkında olmakla birlikte, bunların savaşlara ve devrimlere yol açabileceklerini dolayısıyla emperyalizmi ve dünya egemen sınıfını zayıflatabileceklerinin de farkındaydı. Bu görüşünü en açık şekilde 1916 yılında Dublin’deki ayaklanmayı bir küçük burjuva hareket sayıp görmezlikten gelen bazı bolşeviklere karşı desteklerken belirtti.

‘Sosyal devrimi, Avrupa ve sömürgelerdeki küçük ulusların başkaldırıları olmaksızın, küçük burjuvazinin bir kesitinin tüm önyargıları ile birlikte ayaklanması olmaksızın, politik olarak sınıf bilinci olmayan proletarya ve yarı-proletarya yığınlarının toprak ağalarına, kiliseye, monarşiye, vb karşı isyan hareketleri olmaksızın düşünmek aslında sosyal devrimi tümden reddetmek demektir.’101

Bu nedenle emperyalizm yalnızca kapitalizmin alaşağı edilmesi ile yok edilmeyecek, ama emperyalizm burjuva çıkarlarına ve ideolojisine dayanan hareketleri bile tahrik edecektir, Lenin’in deyimiyle,

tarihin diyalektiği öyle işliyor ki emperyalizme karşı mücadelede bağımsız bir faktör olarak güçsüz olan küçük devletler tarih sahnesinde kendini gösteren gerçek anti-emperyalist güç olan sosyalist proletaryanın mücadelesine yardım eden güçlerden birinin parçası rolünü oynuyorlar. Proletaryanın sosyalizm için büyük kurtuluş mücadelesinde eğer biz emperyalizmin yarattığı yıkıntıların her birinden doğan her halkçı hareketlerin yardımını var olan krizi derinleştirmek ve yoğunlaştırmak amacıyla kullanamıyorsak pek iyi devrimciler değiliz demektir.102

Gecen 25 yılın deneyimi Lenin’in analizini doğruladı. Vietnam savaşında bağımsız bir kapitalist devlet kurmak amaçlansa da emperyalizm yenilgiye uğratıldı, ve bu da tüm Batıda anti-emperyalist hareketlerin doğmasına yol açtı. Vietnamlı Stalinistlerden daha garip güçler emperyalizmle çatışmaya girdiği: Lübnan ve İran’daki gerici mollalar ve yıllarca ABD ile işbirliği yapmasına karşın Irak’ın Ba’athist rejimi... Böyle çatışmalarda devrimci sosyalistler emperyalist gücün yenilmesini isterler. Böyle bir tavır devrimcilerin emperyalizmle savaşan güçlere politik destek vermesi demek değildir. Troçki Japonların 1937’de Çin’i işgal ettiklerinde bunu şöyle açıklamıştı:

‘İki emperyalist ülke arasındaki savaşta, ne demokrasi ne de ulusal bağımsızlık söz konusudur, ama emperyalist olmayan halkın baskı altına alınması söz konusudur. Böyle bir savaşta taraflar kendilerini ayni politik zeminde bulurlar. İki orduda yer alan devrimciler yenilme yanlısı tavır almalıdır. Ama Japonya ve Çin ayni tarihsel zeminde değildirler. Japonya’nın zaferi Çin’in köleleştirilmesine ekonomik ve politik yönden bağımlılığına çok büyük ölçüde yol verecek Japon emperyalizmini müthiş güçlü kılacaktır, bunun tersine Japonya’daki bir sosyalist devrim ve bağımsız gelişme, dış baskı olmaksızın Çindeki sınıf mücadelesi.

Ama Çan kay şek zaferi sağlayabilir mi? ben buna inanmıyorum. Bununla birlikte savaşı başlatan ve idare eden kendisidir. Onun yerine birini getirebilmek için proletaryanın ve ordunun içinde önemli mevziler elde edip etkili olmak gerekiyor ve bunu yapmak için de bir kenarda boş duracak yerde kavganın tam ortasında yer almalıyız. Dış istilaya karşı askeri mücadelede saygınlık ve etki kazanmalıyız ve zayıflığa, yenilmeciliğe, içerdeki ihanetlere karşı politik mücadele yürütmeliyiz.

İç savaş diğer genel savaşlar gibi politik mücadelenin devamından başka bir şey olmadığından, belli bir noktaya gelindiğinde, bu politik muhalefet askeri bir çatışmaya yönlendirilebilir ve yönlendirilmelidir.

Çünkü işçi sınıfı askeri mücadelenin en ön safhalarında yer alırken burjuvazinin politik olarak alaşağı edilmesini de hazırlar.103

Bu yüzden, İkinci Körfez Savaşı gibi bir mücadelede anti-emperyalist mücadeleyi yöneten burjuva rejime karşı politik mücadeleyi sürdürürken, emperyalizmin yenilmesi için uğraşmak gerekir. Bu tavrın altını çizen Troçki’nin sürekli devrim teorisidir. Genel biçimi içinde kanıtladığı hiç bir kapitalist sınıfın emperyalizme karşı tutarlı mücadele edemeyeceğidir. En militan ulusal hareket bile kendi bağımsız kapitalist devletini kurmayı hedefler. Bu nedenle Emperyalist dünya sistemini yıkmak yerine sistemde daha büyük bir parsa kapmaya çalışır. Bu amaca ulaşmak için emperyalizmle savaşmaya zorlanırsa, ortaya çıkan mücadele tüm sistemi zayıflatabilir. Ama daha sonraları ulusal hareket; bağımsızlık savaşından sonra Sinn Fein, her iki Hindiçini savaşından sonra Vietnam komünist partisi, İlk Körfez Savaşında yenildikten sonra İran Cumhuriyetinin yaptığı gibi emperyalizmle anlaşmalara girecektir. Bu yüzden devrimci sosyalistlerin ilk amacı, Lenin’in de belirttiği gibi, emperyalistler ile milliyetçi rakipleri arasındaki çatışmalardan doğan krizlerden ‘gerçek anti-emperyalist güç olan sosyalist proletarya’nın sahnede yerini alması ve kendini göstermesini sağlamak amacıyla yararlanmaktır.

Ama işçi sınıfının emperyalizmin işini bitirmesi yalnızca gelişmiş ülkelerdeki egemen sınıfları alaşağı etmesine değil, ama ayni zamanda Batı hakimiyetine geçici de olsa meydan okuyabilecek burjuva rejimlerin de alaşağı edilmesine bağlıdır.

Klasik Marksizm Lenin ve Troçkinin yazılarıyla hâlâ geçerliliğini sürdüren bir emperyalizm analizine ve kavga için bir stratejiye sahiptir. Körfez’deki katliamın verdiği mesajın taşıdığı önem emperyalizmin bu analizine ilerde daha çok gereksinimimizin olacağını göstermesidir.

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS