• Anasayfa
  • HABERLER
    • Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Sokakta mücadele, sandıkta HDP!

      Bizler bugün en önemli işimizin, “HDP barajı geçer mi geçmez mi” diye zar atmak değil, HDP’nin barajı geçmesi için atılması gereken adımlara yoğunlaşmak olduğunu düşünüyoruz.

      Şimdi barajı aşma, başka bir Türkiye’nin kuruluşu için mücadele etme zamanıdır.

      Bilgi için: DSİP Seçim Kampanyası

  • DESTEKLEDİĞİMİZ YAYINLAR
  • DESTEKLEDİĞİMİZ KAMPANYALAR
  • KÜTÜPHANE
  • LİNKLER
  • VİDEOLAR

Sal11212017

Son güncellemeCts, 28 Eki 2017

Back KÜTÜPHANE BROŞÜRLER Alex Callinicos: Antikapitalist Hareket ve Devrimci Marksistler

KÜTÜPHANE

Alex Callinicos: Antikapitalist Hareket ve Devrimci Marksistler

Ye­ni bir sol ha­re­ke­tin do­ğu­şu

Ralph Na­der’ın söz­le­riy­le ifa­de eder­sek, ‘Se­att­le, bir yol ay­rı­mı idi’. Dün­ya Ti­ca­ret Ör­gü­tü’nün üst dü­zey yö­ne­ti­ci­le­ri­nin bir ara­ya gel­dik­le­ri 1999 yı­lı Ka­sım ayı son­la­rın­da­ki zir­ve top­lan­tı­sı­nın çök­me­si­ne yol açan gös­te­ri­ler­den bu ya­na ge­çen za­man için­de, ge­liş­miş ka­pi­ta­list ül­ke­ler­de, kü­re­sel ka­pi­ta­liz­mi dün­ya­da­ki kö­tü­lük­le­rin kay­na­ğı ola­rak gö­ren, si­ya­sal açı­dan ak­tif bir de­vin­gen­lik için­de olan bir azın­lık ha­re­ke­ti, göz­le gö­rü­lür bi­çim­de ci­sim­leş­miş bu­lu­nu­yor. Yan­lı­şı bir bü­tün ola­rak sis­te­min ken­di­sin­de bu­lan söz ko­nu­su bu bü­tün­cül kav­ra­yış, bu ye­ni an­ti-ka­pi­ta­list ha­re­ke­ti, öz­gül so­run­lar­dan sa­de­ce bi­ri üze­rin­de yo­ğun­la­şan pro­tes­to kam­pan­ya­la­rın­dan ayırt eden özel­li­ği oluş­tu­ru­yor. Ye­ni Ame­ri­kan Baş­ka­nı Ge­or­ge W. Bush’un 20 Ocak’ta­ki ye­min tö­re­ni sı­ra­sın­da dü­zen­le­nen pro­tes­to­la­ra iliş­kin ola­rak Was­hing­ton Post ga­ze­te­sin­de ya­yın­la­nan bir ha­ber yo­rum, ha­re­ke­tin bu ye­ni ve ayırt edi­ci bo­yu­tu­na işa­ret edi­yor­du:

“Pe­ki, bu­nun [baş­ka­nın ye­min tö­re­ni –ç.n.] IMF ve Dün­ya Ti­ca­ret Ör­gü­tü ile ne il­gi­si var? Pro­tes­to gös­te­ri­le­ri­ne ka­tı­lan­lar, ulus­la­ra­ra­sı ser­ma­ye ku­rum­la­rı ve ti­ca­ri ku­ru­luş­la­rın, dün­ya­yı ABD’nin po­li­tik ya­şa­mı­nı şe­kil­len­di­ren şir­ket­ler için bir kar kay­na­ğı ha­li­ne ge­tir­mek için fa­a­li­yet yü­rüt­tük­le­ri­ni söy­lü­yor­lar. Bu işin yok­sul­lu­ğu azalt­ma ya da ulu­sal pa­ra­ya is­tik­rar ka­zan­dır­ma mas­ke­si al­tın­da yü­rü­tül­dü­ğü­nü, ger­çek­te ise, pa­za­rın be­lir­le­di­ği çö­züm­le­rin ya­tı­rım­cı­la­rın çı­kar­la­rı­nı esas alan çö­züm­ler ol­du­ğu­nu ile­ri sü­rü­yor­lar.

So­run­la­rın çer­çe­ve­si­nin bu şe­kil­de çi­zil­me­si, bir­bi­rin­den hay­li fark­lı amaç­la­ra ve et­kin­lik­le­re sa­hip ak­ti­vist­le­rin, or­tak düş­ma­na kar­şı bir­leş­me­le­ri­ne ola­nak sağ­lı­yor. Ör­ne­ğin, yağ­mur or­man­la­rı­nın ko­run­ma­sı için fa­a­li­yet yü­rü­ten ak­ti­vist­ler­le, üçün­cü dün­ya­da il­kel ça­lış­ma ko­şul­la­rın­da çok dü­şük üc­ret­ler­le iş­çi ça­lış­tı­ran şir­ket­le­re kar­şı mü­ca­de­le eden ak­ti­vist­ler, ken­di do­ğal kay­nak­la­rı­nı sa­tı­şa çı­ka­ran bir yok­sul ül­ke­de ulus­la­ra­ra­sı ser­ma­ye ya­tı­rım­la­rı­nın bir­den ha­tı­rı sa­yı­lır dü­zey­de art­ma­sı­na yol aça­bi­le­cek ti­ca­ret ve kal­kın­ma po­li­ti­ka­la­rı­na kar­şı bir­lik­te ta­vır ala­bi­li­yor­lar. Ak­ti­vist­ler, kü­re­sel ka­pi­ta­liz­min bu tür me­se­le­ler­de adil ve so­run çö­zü­cü ol­ma­dı­ğı­nı söy­lü­yor­lar.”1

An­ti-ka­pi­ta­list ha­re­ket, dört bo­yu­ta sa­hip bir gö­rü­nüm için­de ken­di­si­ni or­ta­ya ko­yu­yor: (i) pro­tes­to ha­re­ket­le­ri, (i­i) po­li­tik ik­lim­de ge­niş öl­çek­li bir de­ği­şim, (i­i­i) ye­ni bir po­li­tik çev­re­nin olu­şu­mu, (iv) en­te­lek­tü­el alan­da ya­şa­nan bir doğ­rul­tu de­ği­şik­li­ği.

(i) Ye­ni bir pro­tes­to dal­ga­sı: Se­att­le’da­ki pro­tes­to gös­te­ri­le­rin­den bu ya­na ge­çen za­man için­de, dün­ya, ulus­la­ra­ra­sı ka­pi­ta­liz­me kar­şı önem­li kit­le­sel gös­te­ri­le­re sah­ne ol­du: 16 Ni­san 2000’de Was­hing­ton, 30 Ha­zi­ran 2000’de Mil­la­u, 11 Ey­lül 2000’de Mel­bo­ur­ne, 26 Ey­lül 2000’de Prag, 6-7 Ara­lık 2000’de Ni­ce ve en son 20 Ocak 2001’de yi­ne Was­hing­ton. Bun­la­rın ya­nı­sı­ra, her yı­lın Ocak ayı için­de İs­viç­re’nin Da­vos ka­sa­ba­sın­da dü­zen­le­nen Dün­ya Eko­no­mik Fo­ru­mu top­lan­tı­la­rı, hem 2000 hem 2001 yı­lın­da pro­tes­to edil­di. Bu yı­lın ye­ni he­def­le­ri, 14-16 Ha­zi­ran’da Got­hen­burg ken­tin­de­ki Av­ru­pa Bir­li­ği zir­ve­si ile 20-22 Tem­muz’da İtal­ya’nın Ce­no­va ken­tin­de­ki G-8 zir­ve­si. Bu pro­tes­to gös­te­ri­le­ri­ni ka­rak­te­ri­ze eden öğe­ler, ge­niş bir çe­şit­li­lik gös­te­ri­yor. Se­att­le’da iş­çi sı­nı­fı­nın gös­te­ri­le­re ör­güt­lü ka­tı­lı­mı yük­sek bir dü­zey­dey­di; Was­hing­ton’da­ki gös­te­ri­le­rin her iki­sin­de de za­yıf­tı, Mil­la­u’da güç­lü, Prag gös­te­ri­le­rin­de yi­ne za­yıf (an­cak yi­ne de bel­li bir iş­çi sı­nı­fı ka­tı­lı­mı var­dı Prag’da), Se­ul ve Ni­ce gös­te­ri­le­rin­de ise be­lir­gin bi­çim­de güç­lüy­dü. Bu tür de­ğiş­ken­lik­le­re kar­şın, ha­re­ke­tin dik­ka­te de­ğer bir bo­yu­ta sa­hip ol­du­ğun­dan kuş­ku du­yu­la­maz. Su­san Ge­or­ge’un da be­lirt­ti­ği gi­bi, ‘Vi­et­nam Sa­va­şı’ndan bu ya­na ge­çen za­man için­de, bu dü­zey­de ener­jik bir ak­ti­vizm pat­la­ma­sı ya­şan­ma­mış­tı’.2

(i­i) An­ti-ka­pi­ta­list bir ruh ha­li: Fa­kat, ki­mi açı­lar­dan bun­dan da­ha da önem­li olan şey, po­li­tik ik­lim­de or­ta­ya çık­mış olan de­ği­şim. Söz ko­nu­su gös­te­ri­le­rin öne­mi, sa­de­ce bun­la­rın pra­tik ola­rak ba­şar­mış ol­duk­la­rı şey­den – Se­att­le gös­te­ri­le­ri­nin Dün­ya Ti­ca­ret Ör­gü­tü top­lan­tı­la­rı­nın bi­rer fi­yas­ko­ya dö­nüş­me­si­ne yar­dım­cı ol­ma­sı, Prag’da­ki pro­tes­to­la­rın IMF’in yıl­lık ge­nel top­lan­tı­sı­nı sek­te­ye uğ­rat­ma­sı- iba­ret de­ğil. Bun­la­rın ya­nı­sı­ra, bu gös­te­ri­ler, sim­ge­sel bir ni­te­li­ğe de sa­hip ol­sa, öne­mi gö­zar­dı edi­le­mez bir baş­ka ro­le de sa­hip ol­du­lar.

Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri’nde, son bir­kaç yıl için­de bi­le, Se­att­le’da­kin­den da­ha bü­yük gös­te­ri­ler ya­şan­mış­tı. Di­ğer ül­ke­ler­de de, ka­pi­ta­list kü­re­sel­leş­me­ye kar­şı da­ha ön­ce pro­tes­to gös­te­ri­le­ri dü­zen­len­miş­ti: ör­ne­ğin, Üçün­cü Dün­ya ül­ke­le­ri­nin borç­la­rı­nı gö­rüş­mek üze­re Tem­muz 1998’de il­kin Bir­ming­ham’da, onu ta­kip eden yıl Köln’de top­la­nan G-8 zir­ve­si­ne kar­şı dü­zen­le­nen gös­te­ri­ler, Ha­zi­ran 1999’da Lond­ra’da J18 ola­rak anı­lan an­ti-ka­pi­ta­list pro­tes­to­lar. Ne var ki, ger­çek­ten de [Mic­ro­soft gi­bi dev ka­pi­ta­list şir­ket­le­rin üs­sü du­ru­mun­da ol­du­ğu için –ç.n.] ‘Ye­ni Eko­no­mi’nin baş­ken­ti gö­rü­nü­mün­de olan Se­att­le ken­tin­de iş­çi­le­rin, öğ­ren­ci­le­rin, NGO ola­rak anı­lan dev­let­ten ba­ğım­sız ör­güt­le­rin ak­ti­vist­le­ri­nin kit­le­sel ola­rak bir ara­ya gel­miş ol­ma­la­rın­dan ötü­rü, Se­att­le pro­tes­to­la­rı ye­ni an­ti-ka­pi­ta­list ruh ha­li­nin kris­tal­leş­ti­ği gös­te­ri­ler ol­du. Ni­te­kim, Po­lon­ya­lı es­ki Ma­li­ye Ba­ka­nı Gr­ze­gorz Ko­lod­ko, My Glo­ba­li­za­ti­on baş­lık­lı ki­ta­bın­da, Se­att­le’dan “kü­re­sel Ra­dom” ola­rak söz edi­yor ve Se­att­le gös­te­ri­le­ri­ni, 1976 yı­lın­da Po­lon­ya’da re­ji­me kar­şı gi­ri­şi­len, zor ve şid­det­le bas­tı­rıl­ma­sı­na kar­şın 1980-81 yıl­la­rın­da Po­lon­ya­lı iş­çi­le­rin ün­lü Da­ya­nış­ma Ha­re­ke­ti (So­li­dar­nosc)’nin ha­ber­ci­si olan iş­çi gös­te­ri­le­riy­le kar­şı­laş­tı­rı­yor.

Prag’da­ki gös­te­ri­ler de, da­ha ön­ce bun­dan da­ha bü­yük ve iş­çi­le­rin da­ha ge­niş ka­tı­lım­la­rıy­la yer al­dık­la­rı gös­te­ri­ler dü­zen­len­miş ol­ma­sı­na kar­şın, Se­att­le gös­te­ri­le­riy­le ay­nı dü­zey­de ol­ma­mak­la bir­lik­te, ay­nı sim­ge­sel ro­lü oy­na­dı. Prag gös­te­ri­le­ri­nin re­sim­le­ri, Bo­liv­ya’nın ön­de ge­len bur­ju­va ga­ze­te­ler­de bi­le ken­di­le­ri­ne yer bul­du. Mek­si­ka’nın sol­cu gün­lük ga­ze­te­si La Jor­na­da, Şu­bat 2001’de Ka­ra­yip­ler’de­ki Can­cun ka­sa­ba­sın­da top­la­nan Dün­ya Eko­no­mik Fo­ru­mu’na kar­şı ya­pı­lan gös­te­ri­le­rin, Se­att­le, Was­hing­ton ve Prag gös­te­ri­le­rin­den il­ham al­dı­ğı­nı ya­zar­ken, Ame­ri­kan Fi­nan­ci­al Ti­mes ga­ze­te­si şu yo­rum­da bu­lu­nu­yor­du:

“Ge­le­nek­sel ola­rak her yıl İs­viç­re’nin Da­vos ka­sa­ba­sın­da top­lan­ma­ya alış­mış Dün­ya Eko­no­mik Fo­ru­mu ör­gü­tü­nün şan­sı­na ba­kın ki, ör­gü­tün bu yıl Mek­si­ka’da­ki top­lan­tı­sı, kür­sel­leş­me­ye kar­şı ge­li­şen ulus­la­ra­ra­sı ha­re­ke­tin il­ham kay­na­ğı ha­li­ne gel­miş olan yer­li halk­la­rın mas­ke­li is­yan­cı­la­rı­nın [Za­pa­tis­ta­lar –ç.n.] Me­xi­co City’e yap­tık­la­rı iki haf­ta­lık uzun yü­rü­yü­şün baş­lan­gı­cı ile ay­nı ta­rih­le­re rast­la­dı. Bu gü­ne ge­li­nin­ce­ye ka­dar, Se­att­le, Da­vos ve Prag’da­ki kür­sel­leş­me kar­şı­tı gös­te­ri­ler­de Mek­si­ka­lı­lar dik­ka­te de­ğer bir rol oy­na­ma­mış­lar­dı... An­cak, ak­ti­vist­ler, ge­çen ay Bre­zil­ya’nın Por­to Aleg­re ken­tin­de dü­zen­le­nen Da­vos kar­şı­tı ‘Dün­ya Sos­yal Fo­ru­mu’nun ba­şa­rı­sın­dan son­ra, La­tin Ame­ri­ka’da bir kı­pır­dan­ma­nın baş­la­dı­ğı­nı söy­lü­yor­lar.” 3

Se­att­le ve Prag, sis­te­me kar­şı in­san­la­rın ko­lek­tif bir di­re­niş gös­te­re­bi­le­cek­le­ri­ne iliş­kin inan­cın ye­ni­den ye­şer­me­si­ni tem­sil edi­yor. Bu, dün­ya­da ya­şa­nan her mü­ca­de­le­nin bu sö­zü­nü et­ti­ği­miz an­ti-ka­pi­ta­list ruh ha­li­nin bir ifa­de­si ol­du­ğu­nu ile­ri sür­mek an­la­mı­na gel­mi­yor ve bu nok­ta­yı an­la­mak önem­li. Ör­ne­ğin, El Ak­sa ken­tin­de­ki İn­ti­fa­da, iti­ci gü­cü­nü, Si­yo­nist İs­ra­il dev­le­ti­nin bas­kı­sı al­tın­da ezi­len Fi­lis­tin­li­le­rin bu bas­kı­ya, özel­lik­le de West Bank ile Ga­za’nın bü­yük bö­lü­mü­nün İs­ra­il’in eli­ne geç­me­si­ni sağ­la­yan ve bu du­ru­mu meş­ru­laş­tı­ran ‘ba­rış sü­re­ci’ne duy­duk­la­rı tep­ki­den alı­yor. Fi­lis­tin­li­le­rin ezil­me­si ile, Ame­ri­kan em­per­ya­liz­mi gö­rü­nü­mü al­tın­da­ki kü­re­sel ka­pi­ta­lizm ara­sın­da bir iliş­ki var kuş­ku­suz, an­cak, Fi­lis­tin­li­le­rin İs­ra­il dev­le­ti­ne kar­şı gi­riş­tik­le­ri mü­ca­de­le­de bi­linç­le­ri­nin mer­ke­zin­de yer alan öğe, ka­pi­ta­list sis­te­min ken­di­si de­ğil. Fa­kat, her şe­ye rağ­men, an­ti-ka­pi­ta­list ha­re­ket iti­ci gü­cü­nü bir baş­ka şey­den alan mü­ca­de­le­ler için da­hi bir re­fe­rans nok­ta­sı ha­li­ne ge­li­yor. Ed­ward Sa­id şun­la­rı ya­zı­yor:

“An­cak, bir dü­nüm nok­ta­sı­na eri­şil­miş bu­lu­nu­lu­yor ve Fi­lis­tin­li­le­rin gi­riş­tik­le­ri ye­ni İn­ti­fa­da bu açı­dan önem­li bir gös­ter­ge ni­te­li­ğin­de. Çün­kü, İn­ti­fa­da, Se­tif, Shar­pe­vil­le, So­we­to ve dün­ya­nın baş­ka yer­le­rin­de dö­nem dö­nem gö­rül­müş olan sö­mür­ge kar­şı­tı ayak­lan­ma­lar­dan bi­ri de­ğil yal­nız­ca. Bu­nun ya­nı­sı­ra, İn­ti­fa­da, Se­att­le ve Prag gös­te­ri­le­rin­de ser­gi­le­nen So­ğuk Sa­vaş son­ra­sı dö­ne­min (eko­no­mik ve sos­yal) dü­ze­ni­ne yö­ne­lik ge­nel hoş­nut­suz­lu­ğun bir ör­ne­ği­ni oluş­tu­ru­yor.” 4

(i­i­i) Ye­ni bir po­li­tik çev­re­nin olu­şu­mu: An­ti-ka­pi­ta­list ruh ha­li, ken­di so­mut ifa­de­si­ni, için­de ye­ni bir so­lun şe­kil­len­di­ği az çok ör­güt­lü po­li­tik çev­re­nin or­ta­ya çı­kı­şın­da bu­lu­yor. Bu sü­reç, Fran­sa’da, 1995 grev­le­rin­den son­ra, Le Mon­de dip­lo­ma­ti­qu­e ve AT­TAC’ın ne­o-li­be­ra­liz­me kar­şı mu­ha­le­fet için bir plat­form sağ­la­ma­sıy­la bir­lik­te baş­la­dı.5 Bu gi­ri­şim­ler, Av­ru­pa ça­pın­da bir et­ki ya­rat­tı: Bu­gün, AT­TAC, Nor­veç, Da­ni­mar­ka, İs­veç ve İs­viç­re’de de ör­güt­len­miş du­rum­da ve Le Mon­de dip­lo­ma­ti­qu­e İn­gi­liz­ce, Al­man­ca ve Yu­nan­ca da ya­yın­la­nı­yor.

Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri’nde, ye­ni an­ti-ka­pi­ta­list bi­lin­ce ifa­de­si­ni ka­zan­dı­ran bir it­ti­fak­lar ve kam­pan­ya­lar pat­la­ma­sı or­ta­ya çık­tı. Ralph Na­der’ın baş­kan­lık se­çim­le­ri için yü­rüt­tü­ğü kam­pan­ya, bu ha­re­ket­le­rin ulu­sal çap­ta bir odak ha­li­ne gel­me­le­ri­ne yar­dım­cı ol­du. Ni­te­kim, kam­pan­ya­nın ta­raf­tar­la­rın­dan bi­ri şu­nu söy­lü­yor­du: “Na­dar’a oy ver­mek, be­nim için, da­ha ge­niş bir ha­re­ke­te doğ­ru gi­den yol­da atıl­mış kü­çük bir adım­dı, be­ni Se­att­le ve Prag’da­ki pro­tes­to­cu­lar­la iliş­ki­len­di­ren bir ey­lem­di.”6 Tho­mas Ha­ri­son, kam­pan­ya­nın te­mel po­li­tik it­ki­si­ni şu şe­kil­de özet­li­yor­du:

‘Plü­tok­ra­si’, ‘oli­gar­şi’, Na­der’ın sık­ça kul­lan­dı­ğı söz­cük­ler­di. Na­der, bir sos­ya­list de­ğil, hat­ta ka­pi­ta­liz­me ve pa­zar eko­no­mi­si­ne kar­şı da de­ğil. Kul­lan­dı­ğı re­to­rik, es­ki-mo­da Ame­ri­kan po­pü­liz­mi­ne ve Ame­ri­kan ile­ri­ci­li­ği­ne çok ya­kın. Fa­kat, Na­der’ın kam­pan­ya­sı, dur­mak­sı­zın, dik­kat­le­rin sı­nıf ege­men­li­ği so­ru­nu­na çe­kil­me­si­ni sağ­la­dı. 1930’la­rın baş­kan aday­la­rın­dan Nor­man Tho­mas’tan bu ya­na ge­çen za­man için­de, ilk kez ön­de ge­len bir baş­kan ada­yı, bu so­ru­nu gün­de­me ge­tir­miş ol­du ve in­san­lar bu­nun üze­ri­ne ka­fa yor­ma­ya zor­lan­dı­lar. 7

Ola­ğa­nüs­tü ba­şa­baş ko­şul­lar­da ge­çen baş­kan­lık se­çi­mi­nin sol­da­ki seç­men­le­ri De­mok­rat Par­ti’ye oy ver­me­ye zor­la­mış ve bu du­rum da­ha son­ra­ki se­çim kam­pan­ya­la­rın­da Na­der’ın dev­let des­te­ği ala­bil­me­si için ge­rek­li olan yüz­de 5’lik oy ora­nı­na eriş­me­si­ni en­gel­le­miş ol­ma­sı­na kar­şın, Na­der’ın aday­lı­ğı ül­ke ge­ne­lin­de bir kam­pan­ya­yı ha­re­ke­te ge­çir­di. Kam­pan­ya sı­ra­sın­da Na­der’a des­tek ver­miş olan Ye­şil Par­ti’nin ön­de ge­len ak­ti­vist­le­rin­den Ho­wi­e Haw­kins, şun­la­rı ya­zı­yor:

Na­der’ın kırk üç eya­let­te ve Co­lum­bi­a Böl­ge­si’nde se­çim­ler­de aday ol­ma­sı­nı sağ­la­mak için 463.000 im­za top­lan­dı... Ye­şil Par­ti’nin ye­rel ve ulu­sal çap­ta­ki bil­gi­sa­yar ka­yıt­la­rın­da­ki ve­ri­ler, ül­ke ge­ne­lin­de 150.000 do­la­yın­da in­sa­nın kam­pan­ya­yı yü­rüt­mek için gö­nül­lü ola­rak baş­vur­muş ol­du­ğu­nu gös­te­ri­yor. 25.000 gö­nül­lü öğ­ren­ci, on­bin­ler­ce ye­ni seç­men ka­zan­dır­dı. Ya­pı­lan an­ket­ler, kam­pan­ya­nın, baş­lan­gıç­ta oy ver­me­yi dü­şün­me­di­ği hal­de kam­pan­ya do­la­yı­sıy­la Na­der için oy kul­lan­ma­ya ka­rar ver­miş 1 mil­yo­na ya­kın ye­ni seç­me­nin var­lı­ğı­na işa­ret edi­yor.

Kam­pan­ya sı­ra­sın­da, CD’de iki ve çe­şit­li eya­let­ler­de­ki on do­kuz se­çim bü­ro­sun­da gö­rev­len­di­ril­mek üze­re, yü­ze ya­kın in­san üc­ret­li ola­rak işe alın­dı ve her eya­let­te üc­ret­li ola­rak ça­lı­şan en az bir ta­ne alan ko­or­di­na­tö­rü (fi­eld co-or­di­na­tor) var­dı. Bu pro­fes­yo­nel per­so­ne­lin yar­dı­mıy­la, ül­ke ge­ne­lin­de sa­yı­sı 500’ü aşan ye­rel Ye­şil Par­ti gu­ru­bu, 900 üni­ver­si­te kam­pü­sün­de Ye­şil par­ti öğ­ren­ci gu­ru­bu ör­güt­len­di; bro­şür, bil­di­ri tü­rün­den top­lam 8 mil­yon ya­yın ve 1 mil­yon adet ro­zet, afiş vb. ma­ter­yal da­ğı­tıl­dı. Ka­li­for­ni­ya Hem­şi­re­ler Bir­li­ği ve Bir­le­şik Elekt­rik İş­çi­le­ri sen­di­ka­sı ol­mak üze­re iki sen­di­ka, Na­der’a doğ­ru­dan ve ak­tif des­tek ver­di. Bir­le­şik Oto­mo­bil İş­çi­le­ri Sen­di­ka­sı (U­AW) ile Te­ams­ters li­der­le­ri, ka­mu­o­yu önün­de Na­der ile flört­le­şir­ler­ken, [De­mok­rat Par­ti ada­yı –ç.n.] Go­re’a sa­de­ce sen­di­ka­lar so­ru­nu ile il­gi­li bir me­saj gön­der­mek­le ye­tin­di­ler.

Na­der, 50 eya­le­tin hep­sin­de bir­den kam­pan­ya yü­rü­ten tek baş­kan ada­yı idi. Kam­pan­ya­nın par­ça­sı olan açık ha­va mi­ting­le­ri­nin en ka­la­ba­lık olan­la­rı, Na­der için dü­zen­le­nen mi­ting­ler­di: New York ken­tin­de­ki Ma­di­son Squ­a­re Gar­dens mi­tin­gi­ne 10.000, Min­ne­a­po­lis ken­tin­de­ki Tar­get Cen­ter mi­tin­gi­ne 14.000, Bos­ton’da­ki Fle­et Cen­ter mi­tin­gi­ne 12.000, Şi­ka­go Pa­vi­li­on, Port­land Co­li­se­um ve Was­hing­ton MCI Cen­ter’da­ki mi­ting­le­rin her bi­ri­ne 10.000 in­san ka­tıl­dı.8

Bu­nun­la kar­şı­laş­tır­ma­lı ola­rak da­ha al­çak­gö­nül­lü bir dü­zey­de ol­mak­la bir­lik­te, İn­gil­te­re’de So­ci­a­list Al­li­an­ces ve Glo­ba­li­ze Re­sis­tan­ce kon­fe­rans­la­rı, iki in­san küt­le­si­nin bir ara­ya gel­me­si­ni sağ­la­dı: Kü­re­sel­leş­me kar­şı­tı ha­re­ket­ten il­ham ala­rak ha­re­ket­len­miş olan in­san­lar­la, Tony Bla­ir hü­kü­me­ti de­ne­yi­miy­le bir­lik­te düş­kı­rık­lı­ğı ya­şa­ya­rak par­ti­nin ni­te­li­ği ko­nu­sun­da ya­nıl­sa­ma­la­rın­dan kur­tul­muş olan İş­çi Par­ti­si ta­raf­tar­la­rı. Bu du­rum, Ba­tı Av­ru­pa’da, re­for­miz­min, 1990’la­rın ikin­ci ya­rı­sın­da ik­ti­da­ra gel­miş olan sos­yal-de­mok­rat hü­kü­met­le­rin uy­gu­la­dık­la­rı po­li­ti­ka­lar so­nu­cu da­ha da yo­ğun­la­şan kri­zi­nin, yı­ğın­lar ara­sın­da ya­yı­lan an­ti-ka­pi­ta­list ruh ha­li­nin baş­lı­ca kay­nak­la­rın­dan bi­ri ol­du­ğu ger­çe­ği­ne işa­ret edi­yor.

(iv) Ka­pi­ta­lizm eleş­ti­ri­le­ri­nin ye­ni­den or­ta­ya çık­ma­sı: Ya­şan­mak­ta olan en­te­lek­tü­el de­ği­şi­min bo­yu­tu­nun ne ol­du­ğu­nu ölç­me­ye ça­lı­şır­ken, Sta­li­nist re­jim­le­rin 1989-1991’de­ki yı­kı­lı­şı­nın ar­dın­dan dün­ya­ya ege­men olan sol çö­kün­tü­nün bo­yut­la­rı­nı ha­tır­la­mak zo­run­da­yız. O ko­şul­lar­da, Fran­cis Fu­ku­ya­ma, ken­din­den emin bir şe­kil­de, Ta­ri­hin So­nu’nun gel­di­ği­ni ilan ede­bi­li­yor­du: Li­be­ral ka­pi­ta­lizm, ken­di­si­ne al­ter­na­tif ola­rak or­ta­ya kon­muş tüm sis­te­ma­tik al­ter­na­tif­le­re kar­şı ni­ha­i za­fe­re eriş­miş­ti ve, li­be­ral ka­pi­ta­lizm, ne ola­ca­ğı bu­gün­den kes­ti­ril­me­si müm­kün gö­rün­me­yen bir ne­den­den ötü­rü bir bar­bar­lı­ğa ge­ri dö­nüş ya­şan­ma­dı­ğı sü­re­ce, son­su­za ka­dar ege­men sis­tem ola­rak ya­şa­ma­ya de­vam ede­cek­ti. En­te­lek­tü­el sol­dan Perry An­der­son, ra­ki­bi­nin üs­tün­lü­ğü­nü ka­bul­len­di­ği­ne işa­ret eden hay­li say­gın bir dil­le, Fu­ku­ya­ma’nın ‘muh­te­me­len hak­lı ol­du­ğu­nu’ söy­le­miş­ti.9 Kı­sa bir za­man ön­ce New Left Re­vi­ew’un edi­tör­lü­ğü­nü ye­ni­den üst­len­miş olan An­der­son, Se­att­le gös­te­ri­le­rin­den son­ra bi­le bu ba­kış açı­sı­nı ha­la ko­ru­du­ğu­nu gös­ter­di ve ne­o-li­be­ra­liz­min ra­kip­siz du­rum­da ol­du­ğu­nu ile­ri sür­dü: “Re­for­mas­yon’dan [Ba­tı’da 16. yüz­yıl­da­ki din­sel re­form ha­re­ke­ti –ç.n.] bu ya­na ge­çen bü­tün bir za­man için­de, Ba­tı’nın dü­şün­ce dün­ya­sın­da ilk de­fa ola­rak, sis­te­ma­tik dün­ya gö­rü­şü an­la­mın­da kay­da­de­ğer mu­ha­lif dü­şün­ce­ler yok ve, ar­tık mi­ya­dı­nı dol­du­ra­rak iş­le­vi­ni yi­tir­miş gö­rü­nen din­sel dokt­rin­le­ri bir ya­na bı­ra­kır­sak,  ay­nı şey dün­ya ge­ne­li açı­sın­dan da bü­yük öl­çü­de ge­çer­li.”10 Fa­kat, bu kez, An­der­son, he­men bu ba­kış açı­sı­na kar­şı çı­kan ya­zı­lar­la kar­şı kar­şı­ya kal­dı.11

An­der­son’ın ka­ram­sar­lı­ğı, son yıl­lar­da ka­pi­ta­liz­min sis­te­ma­tik eleş­ti­ri­si­ni su­nan çe­şit­li çev­re­ler­den isim­ler­le kar­şıt­lık için­de ka­lı­yor. Bu isim­ler ara­sın­da en baş­ta ge­len­ler, Wal­den Bel­lo, Pi­er­re Bor­di­e­u, Su­san Ge­or­ge, No­a­mi Kle­in ve Ge­or­ge Mon­bi­ot. Mark­sist­le­rin, bu in­san­la­rın ge­liş­tir­miş ol­duk­la­rı ka­pi­ta­lizm eleş­ti­ri­le­ri­nin ne­den ve han­gi nok­ta­lar­da sı­nır­lı kal­dı­ğı­nı tes­pit et­me­le­ri güç de­ğil –ör­ne­ğin, düş­ma­nın kü­re­sel ka­pi­ta­lizm mi yok­sa sa­de­ce ne­o-li­be­ra­lizm mi ol­du­ğu ko­nu­sun­da­ki be­lir­siz­lik, bun­la­rın, sık sık kü­çük öl­çek­li ka­pi­ta­liz­mi (petty ca­pi­ta­lism) ço­ku­lus­lu dev şir­ket­le­re kar­şı bir al­ter­na­tif ola­rak gör­dük­le­ri­nin işa­re­ti­ni ve­ren ki­mi ya­nıl­sa­ma­lar için­de ol­ma­la­rı, ulus­la­ra­ra­sı ka­pi­ta­list ku­rum­la­ra kar­şı za­man za­man tu­tu­cu sağ ile it­ti­fak­lar kur­ma­ya is­tek­li gö­rün­me­le­ri gi­bi.12

Bu­nun ya­nı­sı­ra, kü­re­sel­leş­me kar­şı­tı ha­re­ket için­de, “Con­gos” ya da “Se­çil­miş Hü­kü­met-Dı­şı Ör­güt­ler” (Co-op­ted Non-go­vern­men­tal Or­ga­ni­za­ti­ons) ola­rak anı­lan ve  bir ‘di­ya­log’ bek­len­ti­siy­le IMF ve Dün­ya Ban­ka­sı ile iş­bir­li­ği­ne is­tek­li olan güç­ler­le, bu­na kar­şı çı­kan, Bel­lo’nun ifa­de­si ile söy­ler­sek, bu tür ulus­la­ra­ra­sı ku­rum­la­rın ‘meş­ru­luk kri­zi­ni yo­ğun­laş­tır­mak’ is­te­yen güç­ler ara­sın­da bir fark­lı­laş­ma sü­re­ci ya­şa­nı­yor. Da­vos Zir­ve­si ola­rak anı­lan ve pat­ron­la­rı ge­le­nek­sel ola­rak her yıl bir ara­ya ge­ti­ren top­lan­tı­la­ra bir al­ter­na­tif ola­rak bu yıl Ocak 2001’de Por­to Aleg­re’de top­lan­mış olan Dün­ya Sos­yal Fo­ru­mu (The World So­ci­al Fo­rum, WSF), Le Mon­de dip­lo­ma­ti­qu­e ve AT­TAC li­der­li­ği baş­ta ol­mak üze­re, ha­re­ket için­de re­for­mist bir gün­de­mi öne çı­kar­mak is­te­yen güç­lü un­sur­la­rın var­lı­ğı­nı or­ta­ya çı­kar­dı.

Su­san Ge­or­ge, Av­ru­pa Par­la­men­to­su’nun ulus­la­ra­ra­sı ma­li spe­kü­las­yon­la­ra kı­sıt­la­ma­lar ge­ti­ren To­bin Ver­gi­si’ni des­tek­le­yen bir ka­rar met­ni ley­hi­ne oy kul­lan­ma­mış olan ra­di­kal sol­da­ki Fran­sız üye­le­ri­ni eleş­tir­mek­te hak­lı ol­mak­la bir­lik­te, Por­to Aleg­re’de şun­la­rı söy­le­ye­bi­li­yor­du:

Üzü­le­rek söy­lü­yo­rum, 21. yüz­yıl ba­şın­da ‘ka­pi­ta­liz­min dev­ril­me­si’tü­rü ifa­de­ler­den ne an­la­mak ge­rek­ti­ği ko­nu­sun­da ar­tık bir fik­re sa­hip ol­ma­dı­ğı­mı iti­raf et­me­li­yim. Bel­ki de, dü­şü­nür Pa­ul Vi­ril­lo’nun ‘kü­re­sel ka­za’ ola­rak isim­len­dir­di­ği şe­ye ta­nık ola­ca­ğız. Eğer böy­le bir şey ger­çek­ten ya­şa­nır­sa, bu du­rum, hiç kuş­kum yok, in­san­la­rın mu­az­zam bo­yut­lar­da sı­kın­tı­lar içi­ne düş­me­si­ne ne­den ola­cak. Eğer bü­tün ma­li pa­zar­lar ve bor­sa­lar ay­nı za­man­da çö­ker­se, mil­yon­lar­ca in­san bir an­da iş­siz­lik öde­ne­ği ile ge­çin­me­ye ça­lı­şan yok­sul in­san­lar du­ru­mu­na dü­şer; ban­ka­la­rın bat­ma­sı, hü­kü­met­le­rin eko­no­mik yı­kım­la­rı ön­le­me ye­te­nek­le­ri­ni ola­ğa­nüs­tü bo­yut­ta eroz­yo­na uğ­ra­tır, ken­di­ni gü­ven­siz­lik için­de his­set­me, suç gün­de­lik ya­şa­mın ay­rıl­maz bir par­ça­sı ha­li­ne ge­lir, ve, ken­di­mi­zi, her­ke­sin her­ke­se kar­şı sa­vaş­tı­ğı o Hob­bes­gil ce­hen­ne­me doğ­ru sü­rük­le­nir­ken bu­lu­ruz. Di­ler­se­niz, be­ni bir ‘re­for­mist’ ola­rak isim­len­di­rin, ama, ben, ne­o-li­be­ral bir ge­le­cek ar­zu­la­ma­dı­ğım gi­bi, böy­le bir ge­le­cek de ar­zu­la­mı­yo­rum.13

Ne var ki, bu tür ifa­de­le­re ba­ka­rak, he­men bun­la­rı yer­le­şik­lik ka­zan­mış re­for­mist bir ba­kış açı­sı­nın dı­şa­vu­rum­la­rı ola­rak ilan et­mek de cid­di bir ya­nıl­gı olur. Ör­ne­ğin, Su­san Ge­or­ge, ay­nı ko­nuş­ma­sın­da, ‘an­ti-kü­re­sel­leş­me’ te­ri­mi­ni red­de­de­rek, “biz­ler, ‘kü­re­sel­leş­me yan­lı­sı’ in­san­la­rız, çün­kü, dost­luk­la­rın, kül­tür­le­rin, da­ya­nış­ma­nın, zen­gin­lik ve do­ğal kay­nak­la­rın or­tak pay­la­şı­mın­dan ya­na­yız” di­yor ve ser­ma­ye­nin yı­kı­cı man­tı­ğı­na iliş­kin net bir kav­ra­yı­şa sa­hip ol­du­ğu­nu gös­te­ri­yor:

Ço­ku­lus­lu şir­ket­le­rin ve zen­gin ül­ke­le­rin, he­pi­mi­zin üze­rin­de ya­şa­dı­ğı bu ge­ze­ge­ni yı­kı­ma uğ­ra­ta­cak­la­rı­nı ni­ha­yet an­la­dık­la­rın­da ta­vır­la­rı­nı de­ğiş­ti­re­cek­le­ri­ni dü­şün­mek, hiç ger­çek­çi de­ğil. Ben­ce, bun­lar is­te­se­ler bi­le, hat­ta ken­di ço­cuk­la­rı­nın ge­le­ce­ği ha­tı­rı­na bu­nu is­te­se­ler bi­le, du­ra­maz­lar. Ka­pi­ta­lizm, dur­du­ğu tak­tir­de dev­ri­le­cek, bu yüz­den de sü­rek­li git­mek zo­run­da olan şu ün­lü bi­sik­let gi­bi; bu an­lam­da, şir­ket­ler, hız­la du­va­ra çar­pıp du­va­rın di­bi­ne düş­me­den ön­ce ki­min da­ha hız­lı pe­dal çe­vir­di­ği­ni gör­mek için ya­rı­şı­yor­lar.

Ge­or­ge, bir baş­ka yer­de, post­mo­der­niz­min al­tın ça­ğı­nı ya­şa­dı­ğı 1980 ve 1990’lar­da aka­de­mik ‘kül­tü­rel sol’da mo­da ha­li­ne gel­miş olan ‘kim­lik po­li­ti­ka­la­rı’na kar­şı da kes­kin eleş­ti­ri­ler­de bu­lu­nu­yor. Di­ğer şey­le­rin ya­nı­sı­ra, ‘nü­fus azal­ma­sı­na yol açan gu­rup­la­ra­ra­sı düş­man­lık­la­rı’ kış­kır­tan bir ka­pi­ta­list st­ra­te­ji ta­sa­rı­mın­dan ha­re­ket­le, şun­la­rı ya­zı­yor:

Bu amaç­lar için bu gü­ne ka­dar ge­liş­ti­ril­miş en ya­rar­lı psi­ko­lo­jik araç, Ba­tı’da ‘kim­lik po­li­ti­ka­sı’ ola­rak anı­lan şey­dir. [Ege­men­ler açı­sın­dan –ç.n.] ide­al du­rum, her ül­ke­de tek tek in­san­la­rın, ken­di­le­ri­ni güç­lü bir bi­çim­de et­nik, cin­sel, dil­sel, ırk­sal ya da din­sel bir alt-gu­rup­la öz­deş­leş­tir­me­le­ri­dir -ulu­sal bir kim­lik­le, top­lum­sal bir sı­nıf­la ya da mes­le­ki bir ör­güt­le ve özel­lik­le dün­ya öl­çe­ğin­de­ki in­san top­lu­lu­ğu ile de­ğil. Her bi­rey, ken­di­ni, ilk ola­rak dar bir gu­rup­la öz­deş­leş­tir­me­li, ken­di­ni sa­de­ce ikin­cil ola­rak bir iş­çi, bir an­ne ya da ba­ba, bir ulu­sun ya da ulus­la­ra­ra­sı top­lu­lu­ğun yurt­ta­şı ola­rak his­set­me­li­dir.14

Bu söz­ler, kim­lik po­li­ti­ka­sı­nın ne­den ka­pi­ta­list­le­rin böl ve yö­net st­ra­te­ji­si­ne uy­gun gel­di­ği ko­nu­sun­da dev­rim­ci Mark­sist­le­rin ge­liş­tir­dik­le­ri eleş­ti­ri­den15 da­ha da sert bir eleş­ti­ri­nin ifa­de­si­dir. An­ti-ka­pi­ta­list te­o­ri­nin ken­di için­de ta­şı­dı­ğı be­lir­siz­lik­ler, ka­pi­ta­lizm kar­şı­tı ha­re­ke­tin en­te­lek­tü­el ve po­li­tik alan­da­ki tar­tış­ma­la­rın sey­ri­ni de­ğiş­tir­me ko­nu­sun­da sa­hip ol­du­ğu et­ki­yi azalt­mı­yor. “Glo­bal Ca­pi­ta­lism: Can It Be Ma­de to Work Bet­ter?” (Kü­re­sel Ka­pi­ta­lizm: Da­ha iyi iş­le­me­si sağ­la­na­bi­lir mi?) baş­lı­ğı­nı ta­şı­yan özel bir ra­por­da, Bu­si­ness We­ek der­gi­si şun­la­rı ya­zı­yor:

Son bir­kaç yıl için­de Se­att­le, Was­hing­ton, Co­lum­bi­a ve Prag’da ta­nık ol­du­ğu­muz şa­ma­ta­yı gör­mez­lik­ten gel­mek çok bü­yük bir ha­ta olur. Bu pro­tes­to­la­ra ön­cü­lük eden ra­di­kal­ler, po­li­tik açı­dan ak­tif ki­şi­ler de­ğil­ler bel­ki. Fa­kat, bun­lar, kı­sa bir sü­re ön­ce­si­ne ka­dar sa­de­ce aka­de­mik se­mi­ner­ler­de ya da da­nış­man­lık hiz­me­ti ve­ren uz­man ör­güt­le­rin göz­ler­den uzak oda­la­rın­da di­le ge­ti­ri­len kü­re­sel­leş­me üze­ri­ne ye­ni­den ka­fa yor­ma fik­ri­ni, hü­kü­met­le­rin, ön­de ge­len eko­no­mist­le­rin ve şir­ket­le­rin gün­de­mi­ne so­ka­cak den­li et­ki­li olan bir ha­re­ke­tin ilk it­ki­si­ni ka­zan­ma­sın­da önem­li bir rol oy­na­dı­lar.16

Ulus­la­ra­ra­sı ka­pi­ta­list ku­rum­la­ra kar­şı gi­ri­şi­len eleş­ti­rel sal­dı­rı­lar, bu ku­rum­la­rı sa­vun­ma­ya çe­kil­me­ye zor­la­dı. Hem Prag hem de Por­to Aleg­re’de, W. Bel­lo, kü­re­sel ka­pi­ta­liz­min ön­de ge­len tem­sil­ci­le­ri ile tar­tı­şan ekip­le­re ön­cü­lük et­ti; her iki kon­fe­rans sı­ra­sın­da, ha­zır ce­vap­lı­ğıy­la bi­li­nen Ge­or­ge So­ros ile Prag’da IMF ve Dün­ya Ban­ka­sı’nın baş­kan­la­rı­nın biz­zat ken­di­le­ri­nin de bu tar­tış­ma­nın içi­ne çe­kil­mek­ten sa­kı­na­ma­mış ol­ma­la­rı, dik­ka­te de­ğer­di. Da­ha­sı, söz ko­nu­su eleş­tir­men gu­rup­lar, hem Aleg­re hem de Prag top­lan­tı­la­rın­da­ki tar­tış­ma­lar­da, bun­la­rı kö­şe­ye sı­kış­tır­ma­sı­nı bil­di­ler. Öy­le ki, Dün­ya Ban­ka­sı baş­ka­nı Ja­mes Wol­fen­sohn, bir ke­re­sin­de ne söy­le­ye­ce­ği­ni bi­le­mez ha­le dü­şüp ke­ke­le­me­ye baş­la­dı: “Ben ve mes­lek­daş­la­rım, her sa­bah işe git­mek­ten hoş­nut­luk du­yu­yo­ruz.”

Bel­lo’nun, Da­vos zir­ve­si sı­ra­sın­da, uy­du ara­cı­lı­ğıy­la te­le­viz­yon­la­ra ak­ta­rı­lan gö­rün­tü­ler­de pat­ron­la­ra dün­ya için ya­pa­bi­le­cek­le­ri en iyi şe­yin bir ro­ke­te do­lu­şup bir da­ha dön­me­mek üze­re uzay­da bir yer­ler­de ken­di­le­ri­ne ye­ni bir me­kan bul­mak ol­du­ğu­nu söy­le­me­sin­den son­ra, Fi­nan­ci­al Ti­mes der­gi­si, So­ros’tan şu şe­kil­de söz edi­yor­du: “Bu tür can sı­kı­cı de­ne­yim­ler, onun has­mı­nı zor du­ru­ma dü­şü­ren ha­zır-ce­vap­lık ye­te­ne­ği­ni ge­çi­ci ola­rak fel­ce uğ­rat­mış gö­rü­nü­yor.”17 So­ros ise şu iti­raf­ta bu­lu­nu­yor­du: “Bu pro­tes­to ha­re­ke­ti, var­lı­ğı­nı her yer­de his­set­tir­me­ye baş­la­dı. Bun­la­rın baş­vur­duk­la­rı yön­tem­ler, çiz­me­yi aşan yön­tem­ler de ol­sa, et­ki­li yön­tem­ler –top­lan­tı­la­rı sek­te­ye uğ­rat­ma yo­luy­la, dik­kat­le­rin ken­di söy­le­dik­le­ri üze­ri­ne çe­kil­me­si­ni sağ­la­mış ol­du­lar.18 Tony Bla­ir’in bir ya­la­ka kö­şe ya­za­rı da­hi şu­nu ka­bul et­mek zo­run­da ka­lı­yor­du: “Por­to Aleg­re’de, Da­vos’un ar­tık yi­tir­miş ol­du­ğu bir­şey var­dı: Bir ha­re­ke­tin par­ça­sı ol­ma duy­gu­su var­dı.”19

Hiç kuş­ku­suz, bir tar­tış­ma sı­ra­sın­da pat­ron­la­rı söz­cük­ler­le kö­şe­ye sı­kış­tır­mak bir şey, ge­ze­ge­nin kont­ro­lü­nü bun­la­rın elin­den çe­kip al­mak çok da­ha baş­ka bir şey. Bu­nun­la bir­lik­te, ken­di­le­ri­ni kü­re­sel ka­pi­ta­liz­me kar­şı po­li­tik bir mü­ca­de­le gi­riş­miş in­san­lar ola­rak gö­ren ve et­ki­si gi­de­rek ar­tan bir ay­dın­lar gu­ru­bu­nun do­ğu­şu­na ta­nık ol­du­ğu­mu­zu be­lirt­mek ge­re­kir. Bo­ur­di­e­u’nin son za­man­lar­da ka­le­me al­mış ol­du­ğu ya­zı­lar, kes­kin­li­ği gi­de­rek ar­tan an­ti-ka­pi­ta­list bir ni­te­li­ğe sa­hip­tir. Ni­te­kim, Bo­ur­di­e­u (Loïc Wac­qu­ant ile bir­lik­te) şun­la­rı ya­zı­yor:

İle­ri sa­na­yi ül­ke­le­ri­nin uzun dö­nem­de­ki ev­ri­mi­nin amp­rik ana­li­zi, ‘kü­re­sel­leş­me’nin ka­pi­ta­liz­min ye­ni bir aşa­ma­sı de­ğil, hü­kü­met­le­rin ma­li pa­zar­la­rın ta­lep­le­ri­ne bo­yun eğ­me­le­ri­ni hak­lı gös­ter­mek için baş­vur­duk­la­rı bir ‘re­to­rik’ ol­du­ğu­na işa­ret edi­yor. Sa­na­yi­siz­leş­me (de­in­dust­ri­a­li­za­ti­on), eşit­siz­lik­le­rin gi­de­rek bü­yü­me­si, sos­yal po­li­ti­ka­la­rın da­ral­tıl­ma­sı, sık sık ve de­fa­lar­ca söy­len­di­ği gi­bi gi­de­rek ar­tan ya­ban­cı ti­ca­re­tin ka­çı­nıl­maz so­nuç­la­rı de­ğil­ler, ak­si­ne, bun­lar, ulu­sal hü­kü­met­le­rin sı­nıf­la­ra­ra­sı iliş­ki­ler­de ser­ma­ye sa­hip­le­ri ya­ra­rı­na olan po­li­ti­ka­la­rı bi­linç­li ola­rak ter­cih et­me­le­rin­den kay­nak­la­nı­yor.20

Ay­dın çev­re­ler­de­ki bu ra­di­kal­leş­me, sa­de­ce aka­de­mi ile sı­nır­lı da de­ğil. Prag’da­ki pro­tes­to gös­te­ri­le­ri­ni iz­le­yen Bo­ris Ka­gar­litsky, şun­la­rı ya­zı­yor­du: “Wal­den Bel­lo, Ekim’de­ki Le­nin’i an­dı­rı­yor. Gör­nen o ki, Se­att­le’dan bu za­ma­na ka­dar ya­pı­lan gös­te­ri­ler, bir aka­de­mis­ye­ni ger­çek bir li­der ha­li­ne dö­nüş­tür­müş.”21 Ger­çek­te, Bel­lo’nun önün­de ikin­ci bir Le­nin ola­bil­me­si için kat et­me­si ge­re­ken hay­li yol var. Fa­kat, bir ak­ti­vist ola­rak doğ­ru­dan po­li­tik bir mü­da­he­le­de bu­uln­ma an­la­mın­da bu­gün üst­len­miş ol­du­ğu ro­lün, bir se­mi­ner­de aka­de­mik bir te­zi oku­mak­tan çok fark­lı ol­du­ğu da kuş­ku­suz. Ay­nı şey, 1995 grev­le­rin­den son­ra, Ra­i­sons d’Agir ad­lı kü­çük bir po­li­tik ör­gü­tün olu­şu­mu­na va­ran ini­si­ya­tif ge­liş­ti­ren, Av­ru­pa öl­çe­ğin­de­ki bir gi­ri­şim olan “Es­ta­tes-Ge­ne­ral of the So­ci­al Mo­ve­ment” ha­re­ke­ti­ne ilk it­ki­si­ni ka­zan­dı­ran Bo­ur­di­e­u için de ge­çer­li.

Bü­tün bun­lar, ulus­la­ra­ra­sı dü­zey­de ye­ni bir so­lun do­ğu­şu­na işa­ret eden ol­gu­lar. Ge­or­ge Mon­bi­ot, “Glo­ba­li­ze Re­sis­tan­ce” (Di­re­ni­şi Kü­re­sel­leş­ti­re­lim) kon­fe­rans­la­rı­nın ar­dın­dan şun­la­rı yaz­mış­tı:

Ni­ha­yet ya­şan­ma­ya baş­la­dı. At­lan­tik’in iki ya­ka­sın­da­ki ne­o-li­be­ral­ler ev­ren­sel za­fer­le­ri­ni ilan eder­ler­ken, kar­ma­şık öğe­le­rin bir bü­tü­nü ni­te­li­ği ta­şı­yan ra­di­kal bir mu­ha­le­fet ha­re­ke­ti or­ta­ya çık­ma­ya baş­lı­yor. Bu ha­re­ket, kar­ma­şık, ken­di için­de çe­liş­ki­ler ba­rın­dı­rı­yor, da­ha ön­ce hiç gör­me­di­ği­miz bir şe­ye ben­zi­yor. Ama, 14 yı­lı bu­lan bir kam­pan­ya bo­yun­ca, ilk kez, ar­tık dur­du­ru­la­maz olan bir şe­ye ta­nık ol­du­ğu­mu his­se­di­yo­rum.22

TEMEL FİKİRLERİMİZ

ONLAR YÜZDE 1
BİZ YÜZDE 99'UZ

KÜTÜPHANE

DSİP Broşürü
BROŞÜRLER - KİTAPLAR

İLETİŞİM ADRESLERİ

DSİP ÖRGÜTLERİ -
ANTİKAPİTALİST ÖĞRENCİLER

FOTO GALERİ

KOŞ, ARKANDA ESKİ DÜNYA VAR

BİZİ TAKİP EDİN

DSİP'i Facebook'ta takip edin Facebook
DSİP'i Twitter'da takip edin Twitter
DSİP'i Youtube'da takip edin YouTube
feedburner Feedburner
DSİP'i RSS'den takip edin RSS