You are here


KUVVETLER AYRILIĞI, YARGI DOKUNULMAZLIĞI VE SOSYALİSTLER

GİRİŞ

Çocukları bunu söylerken duyarız. Buna bayılırım. Hemen kendilerine az önce hafif bir azar eşliğinde salık verilen yasağı sorgulamaya başlarlar ve analizlerinin sonucunu oracıkta, olay mahallinde sizinle paylaşırlar:

"İyi de bu kural çok saçma!"

Bir şekilde kuralın kural olduğu gerçeği onları ikna etmeye yetmez. Sorarlar. Neden böyle? Kime ne zararı var ki? Kim demiş yasak olsun diye?

Yetişkinler dünyasında ise kuralları sorgulama yöntemimiz daha farklı işliyor. Bu broşürün yazıldığı tarihlerde (Nisan 2010), AKP hükümeti 12 Eylül Anayasası'nı kısmen değiştirme yönünde bir takım hazırlıklar yapıyor. Hazırladıkları değişiklik tasarısının Temmuz 2010'da halkoyuna sunulması bekleniyor. Kuşkusuz bu tarihe kadar çok şey yazılıp söylenecek. Taslağın şu anki hali üzerinde değişiklik yapılması da pek muhtemel. Yine de sanırım bu durum önerilen değişiklikleri inceleme gayretini sonuçsuz çıkarmaz.

Yetmez Ama Evet kampanyası bugün Ankara ve İstanbul'da yaptığı basın açıklamalarıyla Anayasa Mahkemesi'ni protesto etti. 12 Eylül'de gerçekleşecek anayasa referandumunu 12 Eylül Anayasası'ndan uzaklaşmak için bir ilk adım olarak gören aktivistler Anayasa Mahkemesi'ne ve askeri vesayeti korumak isteyen herkesi vuvuzela çalarak protesto etti.

Geçen hafta gazetelere verdiği ilanlarla 12 Eylül'de gerçekleşecek anayasa referandumuna ilişkin tutumlarının "yetmez ama evet" olduğunu söyleyen yüzlerce insan bir kampanya başlatmıştı.

Bu anayasa değişikliğinde bana yanlış gelen bir şey yok. İçerdiği her bir madde değiştirilen eski maddeye göre daha olumlu. Anayasa paketinde en çok tartışılan maddeler aslında 2 tane. Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK) yapılan yapısal değişiklikler. Kimileri bu değişiklikleri sivil diktatörlüğe doğru adımlar olarak görüyor, bazıları ise sivil (AKP) vesayeti olarak değerlendiriyor. Böyle düşünenler referandumda hayır oyu verecekler.

AYM 27 Mayıs Darbesi ile kuruldu. HSYK ise 12 Eylül’de askeri cuntanın başındaki 5 general tarafından kuruldu, sonra anayasaya katıldı. Yani tamamen darbe ürünü.

Her iki kurumun da asıl görevi, TBMM’nin üzerinde bir irade oluşturmak. Son zamanlarda AYM’nin esasa ilişkin yaptığı müdahaleler bunun açık göstergesi. AYM, TBMM’ye “sen yasa yapamazsın, benim onayım gerekir” diyor.

AYM ve HSYK üst yargının denetimi altında. Burada yuvalanmış olan Kemalistler bu iki kurumun yapısını belirliyorlar. Referandum’da oylanacak olan değişiklikler bunu değiştiriyor. AYM ve HSYK’nın yapısı değişecek, Kemalist/darbeci hegemonya kırılacak. Bunda karşı çıkılacak bir nokta yok.

Kimileri, 'ama AKP güç kazanıyor' diyecek ve zaten diyor. Ama bunun cevabı çok açık. Bugün AKP en büyük parti, yarın bir başkası en büyük parti olabilir. Bu kadar telaşlanmayın, AKP ebediyen en büyük parti olmayacak, umutsuzluğa düşmeyin AKP de yenilebilir ve yeneceğiz.

100 yıl önce, bugün Türkiye dediğimiz topraklarda çok sayıda Hıristiyan yaşamaktaydı. Sayıları üzerine çeşitli iddialar var ama açık ki çok fazla Hıristiyan vardı.

Yeni bir sol parti kurmak için yapılan bir toplantıda Kemalizme karşı hassasiyetimi dile getirdiğimde epeyce karşı çıkan insan olmuştu.

DTP kapatıldı. DTP’li milletvekilleri sine-i millet kararlarını açıkladılar ve her zaman olduğu gibi Türkiye solunda hararetli bir dönem başladı.

Savaşın bitmesi için, Kürt halkının haklı taleplerinin, bu talepleri 90 yıldır kabul etmeyen devlet tarafından kabul edilmesi ve uygulamaya konması gerek.

Şu Yahudilerden gerçekten çok şikâyetçiyim. Yıllardır duyarım, dünyayı ele geçirmişler, Amerika’yı da onlar yönetiyormuş. Peki, bana niye haber verilmiyor yahu!

IMF karşıtı gösteriler çarpıcı bir gerçeği bir kere daha gösterdi. Bir dizi örgüt iddialı laflar etti.

Batmanlı dostum “Kürt Açılımı” ifadesinin “Demokratik Açılım” şekline dönüşmesini doğru buluyor. “Ben Kürt ve Aleviyim.

Dostlarımız