You are here


28 Şubat darbesi, Susurluk’da açığa çıkan suç şebekesinin üzerini örttü. Onlar, karanlık işlerine devam ettiler. Hatta, daha da güçlendiler ve birer Ergenekon canavarına dönüştüler

İşçi sınıfının yok olmakta olduğu ve sosyalistlerin bu nedenle büyük bir hata içinde olduğu daima söylenir.

Macaristan Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilgisiyle topraklarının yüzde 75'ini, nüfusunun yüzde 65'ini ve sanayisinin yüzde 80'ini kaybetti. Kont Karolyi başkanlığındaki hükümet istifa etmek zorunda kaldı. 1918 yılında kurulan Macaristan Komünist Partisi, ülkede yaşanan krizin etkisiyle kısa zamanda etkin bir güç haline geldi. 1917 Ekim Devriminden de esinlenen isyanlarla, işçi ve asker Sovyetleri Macaristan'da hakimiyet kurdular. Sosyal Demokratlarla ittifak kuran komünistler, işçi cumhuriyetinin en güçlü örgütlerinden birisi olarak iktidar oldular.

Londra’da düzenlenen 3. Avrupa Sosyal Forumu’nun ilk günü düzenlenen Uluslararası Sosyalizm Akımı’nın toplantısında konuşan biri “mutlu bir dünyamümkün” dedi.

Türkiye’de kimileri “başka bir dünya mümkün sloganını bile beğenmezken “mutlu bir dünya mümkün” sloganı beni çok etkiledi.

5 Mayıs 1818'de, yani günümüzden 188 yıl önce bugünlerde doğmuş olan bir adamın fikirleri bize ne anlatabilir?

Tüfeklerin henüz tek kurşun atabildiği bir çağın insanı, bugünün uzaktan güdümlü füzeleriyle yüzbinlerce insanı, tek bir düğmeye basarak yok edebilme kudretine sahip emperyalizmle mücadelede, bize ne kadar yol gösterebilir?

"En kötü sosyalizm bile en iyi kapitalizmden daha iyidir" sözüne, "Sosyalizm kötü bir şey olamaz" yanıtını verebilmek gerçekten de çok önemli. 1990'ların ortalarından beri kapitalizmi köklü bir biçimde sorgulayan anti kapitalist hareket içinde sosyalist fikirlerin cılız olmasının nedenlerinden birisi, sosyalizmin kötü bir şey olabileceği kanısının hakim olmasıdır.

Kötü olan sosyalizm değil, stalinizmdi

Brezilyalı bir marksist ekonomist ve yazar olan Alfredo Saad Filho, Marks'ın Kapital'i üzerine çalışmalarıyla tanınır. Son yıllarda anti kapitalist hareket üzerine de çalışmalar yapmaktadır.
Aşağıda Filho'nun, İngiliz Socialist Worker gazetesinde yapılan bir röportajdan derlenmiş bir yazısını okuyacaksınız.

18 Temmuz 1936 günü İspanyol ordusunun bir kısmı General Franco'nun önderliğinde Katolik Kilisesinin ve İspanyol egemen sınıfının desteği ile kısa süre önce kurulmuş olan İspanya Cumhuriyeti'ne karşı ayaklandı.

İspanyol faşistleri ile Cumhuriyeti savunan güçler arasındaki iç savaş üç yıl sürdü. İspanya İç Savaşı bir anlamda yaklaşmakta olan 2. Dünya Savaşı'nın provasıydı.

İç Savaş yılları bu arada milyonlarca emekçinin nasıl başka bir dünyayı da inşa edebileceğini gösterdi. Almanya'da faşizmin, Rusya'da ise stalinizmin yükseldiği günlerde İspanya İç Savaşı umudun simgesi oldu.

Yıllar önce, bir festivalde oynayan bir filmde, etrafları kuşatılan çöp işçilerinin, süpürgelerinin üzerine binip uçarak kaçtıkları bir sahneyi izlemiştim. İşçi sınıfının gücüne yapılan çok hoş bir vurguydu bu sahne.
Acaba, gerçekten de işçi sınıfının bir gücü var mı?
Kapitalist sisteme karşı son yıllarda yükselen mücadele dalgasında işçi sınıfının rolü ne? Savaş karşıtı hareket, antikapitalist kampanyalar nasıl kazanacak? Savaşı durdurmak için, neo liberal saldırıları püskürtmek için ne yapmalıyız?

İşçi sınıfının gücü

Karşı karşıya olduğumuz belalar gerçekten çok büyük. 20.yüzyıl savaşlarla geçti. Milyonlarca insan öldü. 21. yüzyıla da savaşlarla girdik. Yüz binlerce insan yok oldu. Irak'tan sonra sıranın hangi ülkede olduğu tartışılıyor.
Belalar savaşlarla sınırlı değil. Bu hafta İngiltere hükümeti küresel ısınmanın engellenemez boyutlara geldiğini sinirli bir tonla açıkladı. Gezegen üzerindeki tüm canlıların yaşamı büyük bir tehdit altında.

Dostlarımız