Katil İsrail’i durduralım
Katil İsrail’in Gazze’ye insani yardım taşıyan gemilere saldırısı ve gerçekleştirdiği katliamı protesto ediyoruz.
Türkiye hükümetini, İsrail’le olan her türlü anlaşmayı yırtmaya çağırıyoruz.
İsrail’e derhal yaptırımlar uygulanmalıdır.
İnsani yardım götürürken yaşamlarını yitiren barış aktivistlerini saygıyla anıyor ve ailelerine baş sağlığı diliyoruz.
İsrail tarafından zorla alıkonulan barış aktivistleri derhal İstanbul’a gönderilsin.
Tüm savaş karşıtlarını, Filistin’in dostlarını, Ortadoğu’da ve dünyada kalıcı barış isteyen herkesi sokağa çıkmaya çağırıyoruz.
Katil İsrail, Filistin’den defol!
Gazze halkı yalnız değildir!
İsrail’le işbirliğine son!
Yaşasın küresel intifada!
Doğan Tarkan
DSİP-Devrimci Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı
Tek ve kitlesel 1 Mayıs için birleşelim!

1 Mayıs tartışmaları yeniden başladı. Şimdi yine hangi alanda nasıl bir 1 Mayıs mitingi yapacağımızı uzun uzun tartışacağız. Yıpratıcı tartışmalara girmek yerine, bugünden 1 Mayıs’ın hangi alanda ve nasıl kutlanacağı açıkça ilan edilmelidir.
Bizim önerimiz, emek örgütlerinin birleşik ve tek 1 Mayıs kutlaması yapmaları yönündedir. Yani tek bir 1 Mayıs gösterisi olmalıdır ve o da İstanbul’da, Taksim alanında yapılmalıdır. Aksi takdirde 1 Mayıs’ta Taksim çağrısı yapıp birçok kentte sona irili ufaklı onlarca 1 Mayıs gösterisi örgütlemek Taksim çağrısını sabote etmektedir.
Faşistler, ırkçılar, ulusalcılar işçinin dostu olamaz!
Özlük hakları korunarak kamu kurumlarında çalışmak isteyen Tekel
işçilerinin haklı direnişini destekliyoruz. Tekel işçilerini destekler
gibi gözüküp bu haklı mücadeleyi istismar edenlere, ırkçılara,
faşistlere, darbecilere karşıyız.
İstanbul'da gerçekleşen Tekel işçileriyle dayanışma eylemine faşistler
pankartla, ırkçı sloganlarla katıldı. 1970'lerde Cevizli Tekel
Fabrikası önünde işçilere kurşun sıkan MHP'liler şimdi işçi dostuymuş
gibi ortaya çıkıyor.
Tüm tarihi sendikacıları öldürmek, grevlere saldırmak, grev
çadırlarına kurşun sıkmak ve işçileri bölmek olan faşistlere emek
mücadelesinde yer yok!
Eşcinsellik lobisi değil insan hakları!

Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanı Aliye Kavaf’ın “eşcinsellik biyolojik hastalıktır” şeklinde homofobisini ifade ettiği açıklamalarına, dini referanslarla destek veren “insan hakları örgütleri” haklar perspektifini yerle bir eden tutumlarıyla üzerinde yükseldikleri alanı yok saymaktadırlar.
İnsan hakları, her ırktan, her dilden, her inançtan ve tabii ki her cinsiyetten insan için değişmez temel hakları kapsar. İnsanların cinsel yönelimleri “sapkın”, “insan fıtratına aykırı” gibi sıfatlarla aşağılanamaz. Bir Müslüman kadına örtünme hakkını veren Evrensel Haklar, bir eşcinsele de kendini ifade etme ve istediği hayatı yaşama hakkını tanır.
Kimseyi Sınırdışı Edemezsiniz
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bakın benim ülkemde, 170 bin Ermeni var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu yüz binine hadi siz de memleketinize diyeceğim, bunu yapacağım. Niye? Benim vatandaşım değil bunlar. Ülkemde de tutmak zorunda değilim” diyerek CHP ve MHP’nin ırkçılığından farklı olmadığını kanıtladı.
Söz konusu olan Ermeni sorunuysa, Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm kademeleri için gerisi teferruattır. Hepsinin ağzı bozulur, omuzları kalkar ve ses tonlarındaki tehdit dozajı Ermeni sorununu konuşmaya başladıklarında artmaya başlar.
Tayyip Erdoğan da devlet erkânının önemli bir parçası olarak bu geleneği aynen sürdürüyor.












