Marksizm 2020 programı açıklandı: Küresel isyan, devrimci fikirler

ETKİNLİKLER
Tipografi
  • En Küçük Küçük Orta Büyük En Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

Marksizm 2020 tartışma toplantıları dizisi, 8-12 Nisan tarihlerinde İstanbul'da gerçekleşecek.

5 gün boyunca 18 toplantının yapılacağı Marksizm 2020'nin çağrı metni:

Başka bir dünya! Hemen! Şimdi!

2019 yılında rejimlerin sarsıldığı, “Halk rejimin devrilmesini istiyor” sloganlarının yeniden sahneye çıktığı bir yıl oldu. Sudan, Cezayir, Lübnan, Irak, İran, Şili, Veneuzella, Kolombiya, Fransa, Hindistan, Hong Kong… liste uzayıp gidiyor.

Bazı gösteriler ise başka bir anlam taşıyordu: 20 Eylül - 27 Eylül 2019 haftasında 7 kıtada yaklaşık 8 milyon kişi iklim krizini durdurmak, şirketleri ve hükümetleri uyarmak için sokaklardaydı. Hem Katalanların özgürlüğü için milyonlarca insan gösteri yaptı İspanya’da, hem de iklim zirvesine karşı yarım milyon kişi sokaklara çıktı.

Kadınlar defalarca sokaklarda özgürlük için direndi.

Hindistan’da 2019 yılında 200 milyon işçinin katıldığı grevi, 2020’nin ilk haftasında 250 milyon işçinin katıldığı bir başka grev dalgası takip etti.

Dünya kaynıyor. Ama bu kaynamaya, kitlelerin bu arayışına alternatif gösterenler sadece işçi sınıfı, sol ya da sosyalistler değil.

Otoriter sağ iktidarlar, ırkçılar, askerî darbe sevdalıları, göçmen düşmanları, kapitalizmin içine girdiği kriz atmosferine ulusalcı, milliyetçi, militarist alternatiflerle yanıt vermek isteyenler de var. Bolivya’da askerî darbenin yaşanması, İngiltere’de sağcı Boris Johnson’ın iktidar çoğunluğunu yakalaması gibi.

Fakat 2000’li yıllara girerken Seattle’da patlayan antikapitalist hareketin tüm dünyaya ilham vermesi gibi, bugün dünya çapında süren eylemler otoriter rejimleri sınırlama, geriletme gücüne sahip olduğu duygusunu tüm ülkelerin ezilenlerine aktarıyor. Daha sağ alternatifleri iktidara gelmeden süpürme şansına sahip olduğumuzu, sokağa çıkan milyonların geriletilmesinin o kadar kolay olmadığını gösteriyor.

Sermayenin sözcülüğü işlevini açıktan sürdüren hükümetler ise ekonomik krize, iklim krizine, emperyalizmin krizine ve politik krizlere herhangi bir yanıt üretme şansına sahip değil. Polonyalı sosyalist Rosa Luxemburg’un 20. yüzyılın başında söylediği gibi, bütün bu krizler ya sosyalizmin ya da barbarlığın, ya özgürlüğün ya da toptan çöküşün şafağında olduğumuzu gösteriyor. On sene önce sıkılmadan iklim krizinin varlığını reddedenler, Avustralya’da devasa yangınlarda ölen yaklaşık 1 milyar canlının sorumluluğunu taşımakla kalmıyor, aynı zamanda bir barbarlık düzeninin bir avuç sermaye grubunun, petrol-kömür-doğalgaz-silah ve uçak şirketlerinin çıkarına sürmesini garanti altına almak istiyorlar.

Trump bir emir vererek Ortadoğu’da dronelarla suikast gerçekleştiriyor, İran sivil taşımacılık yapan bir yolcu uçağını düşürebiliyor, askerî küresel rekabet bütün dünyayı etkisi altına alıyor.

Ama milyonlarca insan, Şili nüfusu, Hindistan’da 250 milyon işçi, emeklilik yasasına aylarca direnen Fransa işçi sınıfı, Greta Thunberg ve dünya çapında milyonlarca gencin sürüklediği iklim grevleri, kadınların eylemleri, başka bir alternatifin gezegeni ve insan yaşamını kurtarma potansiyelinin nerelerde olduğunu gösteriyor.

Marksistler sosyal demokratlardan ve Stalinizm’den esinlenen geleneklerden ve tepeden inmeci sol anlayışlardan farklı olarak, sosyalizmi büyük çoğunluğun büyük çoğunluk adına, aşağıdan, bağımsız ve bilinçli hareketi olarak kavrıyor. Marksizm 2020, milyonların hareketinden öğrenmenin ve bu hareketlerin kazanması için gerekli olan devrimci fikirleri tartışmanın platformu olarak her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor.

Bu önem Türkiye’de süren sınıf mücadelesi açısından da giderek belirginleşiyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından inşa edilen OHAL rejimi, 31 Mart seçimlerinin ve 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul seçimlerinin gösterdiği gibi AKP’nin çözülmesine bağlı olarak tıkanıyor, çözülüyor ve bir yönetememe rejimine dönüşüyor. AKP kitleler halinde tabanını kaybediyor ve tabanını kaybeden politikalar dışında politikalarla mevcut ittifaklarını sürdürmesi imkânsız hâle geliyor.

“Yerli-millî” ideoloji ve bu ideolojinin üzerinde yükselen beka kaygısı anlatısı bu çözülme sürecine bağlı olarak geniş kitlelerde önceki yıllarda yarattığı etkiyi yaratmıyor. İnsanlar adaletsizlik, eşitsizlik, kayırmacılık, yoksulluk, iş cinayetleri, hukukî güvencelerden yoksunluk, düşünce, gösteri, ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğü önündeki yasaklamalar, yalancılık, kadın cinayetleri, enflasyon, işsizlik, asgari ücretin sefalet ücreti haline gelmesi, depremin değil mega kanal projelerinin öne çıkartılması, HES’ler, çevre katliamı, termik santrallar, yoksulluk gizlenemez boyutlara ulaşırken zenginliğin ve şatafatın bir elde birikmesinin yarattığı kızgınlıklar, Türkiye’de de milyonların içine gireceği kitlesel mücadelelere uygun bir iklimin olduğunu gösteriyor.

Marksizm 2020, Türkiye’de mücadelenin önüne dikilen engelleri, kutuplaşmayı, ulusal sorunun yarattığı bölünmeyi, Türkiye’nin giderek bölgede daha müdahaleci bir dış politika izlemesinin etkilerini, göçmenlere yönelik ırkçı yaklaşımın yarattığı bölünmeyi nasıl aşabileceğimizi, antikapitalist bir alternatifi hep birlikte hangi fikri temellerde yaratabileceğimizi tartışacağımız bir platform olacak.

Gelin bu tartışmaları hep birlikte yapalım.

Gelin antikapitalist bir alternatifi hep birlikte inşa edelim.

Birlikte tartışalım, birlikte harekete geçelim, birlikte örgütlenelim!

Program:

8 Nisan Çarşamba 17:00-18:15

Dünyayı değiştiren kadınlar: Rosa, Kollantay, Zetkin, Krupskaya…

Konuşmacılar: Nuran Yüce - Özden Dönmez

Kadın ezilmişliğine, toplumsal cinsiyet ayrımına, şiddete ve erkeklerin gölgede bırakma çabalarına karşı dünyayı değiştirme mücadelesinin sürükleyicisi olan tüm kadınların sosyalizm ve kadın özgürlüğü mücadelesindeki potansiyellerini hep birlikte tartışacağız.

- Hiç kimse fark edememişken Rosa Luxemburg Alman Sosyal Demokratları içindeki reformist eğilimleri herkesten yıllar önce kavramayı ve açığa çıkartmayı nasıl başarabildi?

- Kollontay işçi sınıfının bürokrasiye karşı direnmesi için bir işçi muhalefetinin örgütlenmesinde herkesten önce davranmıştı.

- Kadın aktivistler savaşlar, devrimler, karşı devrimler çağında sürgünlere, baskılara, geri planda bırakılmaları için gösterilen özenli çabalara ragmen, tarihe yön vermeyi nasıl başardılar?

 

8 Nisan Çarşamba 19:00-20:15

Irkçılık ve göçmen düşmanlığı neye hizmet ediyor?

Konuşmacılar: Ammar Akkash - Bekir Berat Özipek - Tuğba Çelik

- Göçmenlere yönelik önyargılarla nasıl mücadele edeceğiz?

- Göçmenler hakkındaki yalanları kimler üretiyor, amaçları nelerdir?

- Yoksulluğun ve hayat pahalılığın sorumlusunun göçmenler olduğunu söyleyenler aslında neyi gizliyor?

- Göçmenleri yardıma muhtaç insanlar olarak tanıtanlara karşı, göçmenlerin işçi sınıfının bir parçası ve ölümü bile göze alarak göç eden önemli bir parçası olduğunu anlatmak neden önemli?

- Göçmen işçilere sahip çıkamayan bir işçi hareketinin, göçmen kadınlara sahip çıkamayan bir kadın hareketinin, göçmen öğrencilere sahip çıkamayan bir öğrenci hareketinin kendi haklarını kazanma şansı var olabilir mi?

- Göçmen düşmanı, ırkçı partilerle seçimlerde ittifak yapılabilir mi? 

 

9 Nisan Perşembe 15:00-16:15

Engels’in devrimci geleneği

Konuşmacılar: Burak Demir - Hacer Yeşilçay

Marx’la birlikte kendilerinden önceki felsefi, ideolojik, politik gelenekleri aşan sosyalizm teorisinin ayakları havada asılı kalmaktan kurtarıp çağın evrensel gelişmeleri ışığında büyük bir teorik sıçramayla işçi sınıfının hem teorinin hem de çağı değiştirme eyleminin öznesi olduğunu anlatan Engels, sıradışı bir devrimciydi. Günümüz dünyasını anlamak isteyenler, Engels’in omuzlarında yükselmek zorundadır. 

- Engels’in aile-mülkiyet ve devlet ilişkisini tartıştığı görüşler geçerliliğini kaybetti mi?

- Engels’in Marx dahil tüm çağdaşlarından önce işçi sınıfının yaşam koşullarının onu devrimcileştirdiği sonucunu çıkartmasının nedenleri nelerdir?

- Engels’in fikirleri günümüzü anlamakta nasıl yardımcı olabilir?

 

9 Nisan Perşembe 17:00-18:15

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele

Konuşmacılar: Atilla Dirim - Merve Diltemiz - Umut Güven

Dünyada ve Türkiye’de hükümetler cinsel özgürlüklerde kendi iktidarlarının sarsacak yanlar görüyor. Ama sağcı otoriter iktidarların ahlakçılığına, “Genel ahlak kimin ahlakı” sloganıyla yıllardan beri direnen, kadın cinayetlerini durdurmak için örgütlenen, kadın grevlerine yüzbinlerce kadının katılmasını sağlayan büyük bir kadın hareketi var. Baskılar karşısında yılmayan LGBT+ hareketi var. 

- Yüzde 99’un feminizmi neyi hedefliyor?

- Hareketin doğal antikapitalist karakterinin kökenleri nelerdir?

- Otoriter liderler neden LGBT+’ların varlığında kendi yokoluşlarını hissediyorlar?

- Kadın cinayetlerini durdurmak için nasıl bir harekete ihtiyacımız var?

 

9 Nisan Perşembe 19:00-20:15

Otoriter rejimlerin niteliği ve suç dosyası

Konuşmacılar: Mithat Sancar -  Mühdan Sağlam - Yıldız Önen

Çevreyi, kadın haklarını, işçi haklarını, demokratik kazanımları, farklılıklara saygıyı, canlı yaşamını zerre kadar umursamayan, sadece militarizme, kendi egemen sınıflarının özellikle inşaat-silah ve enerji firmalarının çıkarlarını sağlama almaya odaklanmış otoriter siyasi iktidarlar aynı zamanda dünyayı daha tekinsiz bir yer haline getiriyorlar. 

- Otoriter siyasi iktidarlarlara karşı mücadelenin dinamikleri nelerdir?

- Otoriter hükümetler ve siyasetler neden ırkçılığı genel olarak sağın kullandığından daha aktif bir şekilde gündemde tutuyor?

- Kapitalizmin küresel kriziyle otoriterleşme arasında nasıl bir ilişki var?

- Otoriter liderler nasıl oluyor da iklim krizini görmezden gelerek ya da derinleştirecek enerji politikalarına imza atarak geleceği umursamayabiliyorlar?

 

10 Nisan Cuma 15:00-16:15

Teknolojik değişimlerin sınıf mücadelesine etkileri

Konuşmacılar: Haluk Levent - Özdeş Özbay 

Teknolojideki gelişimle “elveda işçi sınıfı” diyenler, yerlerini üretim modelinin bütünüyle değişmesi nedeniyle işçi sınıfının kolektif olarak vasfını yitirdiğini söyleyenlere bıraktı. Sanayi 4.0’ın insanların yerine dijital ağların üretimin kontrolünü yerleştireceği iddiası ise işçi sınıfı varolmaya devam etse de artı değer üretiminin merkezinin değiştiği ve Marx’ın anlattığından başka biçimlerde üretim modellerinin hakim hale geldiği sonucuna varıyor. 

- İşçi sınıfı teknolojik gelişmelerden bağımsız olabilir mi?

- İnternet teknolojisinin üretime monte edilmesiyle işçi sınıfı gereksiz hale mi geldi?

- Karl Marx artı-değer sömürüsünü ele alırken, teknolojik değişimleri hızını küçümsemiş miydi?

 

10 Nisan Cuma 17:00-18:15

İklim krizi: Durduracağız, ama nasıl?

Konuşmacılar: Ceren Karabulut - Hilal Şenel - Selin Gören -  Ömer Madra

İklim krizi tüm canlı yaşamı açısından bir varoluş krizine dönüştü. Yerli halklar, kadınlar, gençler, çocuklar, yaşlılar, yoksullar…Su varlıkları, tarımsal üretim, hayvanlar, bitkiler, böcekler…Hepsi tehdit altında

Bir avuç fosil yakıt ve silah şirketi, gezegeni yaşamanın mümkün olduğu bir yer olmaktan çıkartıyor. 

- Tartışmayı bireysel önlemlerin ötesine taşımak neden önemli? Kişisel tercihler kapitalist çarkı ne düzeyde etkiliyor?

- Tüm işkollarında tüm sendikaları içine çekecek kitlesel bir iklim hareketi hangi tartışmaları yapmak zorunda?

- Yeni Yeşil Anlaşmaya sosyalistler nasıl bakıyor?

- Hareketin on milyonların hareketi olması için ne yapmalı?

 

10 Nisan Cuma 19:00-20:15

AKP ve Kemalizm: Kim kime benziyor?

Konuşmacılar: Fatma Akdokur - Polat Alpman - Roni Margulies

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Kemalizm yeniden popülerlik kazanmaya başladı. Kemalizmle cebelleşerek iktidarını sağlamlaştıran AKP, giderek Kemalizmin bir kanadıyla birlikte yürümeye başladı. Fakat bu aynı zamanda Kemalistlerin de AKP liderliğiyle birlikte hareket etmesi anlamına geliyor. Siyasi ittifaklar birbirlerini etkiler.

- Peki AKP mi kemalistleşti yoksa Kemalistler mi AKP’ye yaklaştı?

- 15 Temmuz darbe süreci bu işbirliğini nasıl geliştirdi?

- Darbeye karşı çıkıp ama darbeyi siyasi fırsata çevirmek nasıl bir siyaset anlayışının ürünüdür?

- “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” neden tıkanmaya mahkumdur?

- AKP ne türden bir milliyetçiliği savunuyor?

 

11 Nisan Cumartesi 11:00-12:15

Marx neden haklı?

Konuşmacılar: Ferda Keskin - Tibet Şahin

Karl Marx’ın Komünist Manifesto’yu yazmasının üzerinden 172, temel eseri Kapital’i yazmasının üzerinden ise 153 sene geçmişken, Marx’ın fikirlerinin güncelliğini koruduğundan söz edebilir miyiz gerçekten de? 

- Karl Marx neden bir devrime ihtiyacımız olduğunu düşünüyordu?

- Marx’ın vurgu yaptığı dönemdem sonra işçi sınıfı nasıl bir şekillenme yaşadı?

- Marx’ın tezleri ekoloji ya da cinsiyet alanlarını kavramıyor muydu?

- Marx neden idealist felsefeden radikal bir kopuşu temsil ediyordu?

- Egemen sınıfların bugün hala Marx’ı karalamaya çalışmalarının nedeni ne?

- Marx’ın kapitalizm analizi geçerliliğini yitirdi mi?

 

11 Nisan Cumartesi 13:00-14:15

İnsan doğası sosyalizme engel mi?

Konuşmacılar: Dila Ak - Volkan Akyıldırım

Egemen sınıflar bencilliğin insanın doğasında yattığını iddia ediyorlar. Bu yüzden kolektif üretmeye, kolektif dayanışmaya, kolektif paylaşmaya dayalı olan sosyalizmin insan doğasına aykırı olduğunu söylüyorlar. 

- İnsanları doğuştan bencil, akıllı, dayanışmacı, iyi ya da kötü kılan bir öz doğası var mı?

- İnsan doğası nasıl şekillenir?

- Dayanışma bir temenni midir yoksa insan toplumlarının ayakta kalmak için ihtiyaç duyduğu temel motif mi?

- İnsan doğasının sosyalizme engel olduğunu iddia edenler kapitalizmin kandan ve ateşten tarihini insan doğasının özü olarak kavramıyorlar mı?

 

11 Nisan Cumartesi 13:00-14:15

Din, devlet, devlet dini

Konuşmacı: Sinan Özbek

Gerçek marksist geleneğin dini kavrayışı ve dinin sınıf mücadelesindeki işlevine dair yaklaşımı Stalinizm ve Kemalizmin geleneksel bakışının bütünüyle dışındadır. Marks’ta din eleştirisi bir ilahiyat eleştirisi değil, kapitalist toplum eleştirisidir.

- Dinler nasıl doğdu, nasıl evrimleşti?

- Dinin sosyal dokuduki işleviyle devletin dini kullanma tarzı arasındaki ilişkiler nelerdir?

- Toplumu biçimlendirmede, egemen sınıfının ayrıcalıklarını sürekli hale getirmekte dinin pozisyonu nedir?

 

11 Nisan Cumartesi 15:00-16:15

Evrimin kökenleri, dinamikleri ve yönü

Konuşmacılar: Tolga Yıldız - Tuna Emren

Canlı türlerinin kökeni evrim tarafından belirleniyor ama hala evrimin bilimsel olarak tespit edilebilir bir gerçeklik değil de kabul edip etmemek ideolojik tercihlere göre değişecek bir öge olarak ele alınabiliyor. 

- Evrimin kökenlerini, işleyiş mekanizmalarını kavramak neden önemli?

- Genetik malzememizin %99'unu paylaştığımız şempanzelerden neden bu kadar farklıyız?

- Teknolojik gelişmeler, iklim değişimindeki ani ve önlenemez değişiklikler evrimin yönünü ne düzeyde etkiliyor?

- Evrimde tesadüflerin rolü nedir?

- Canlı türlerinin evrimiyle, insanlığın doğal tarihinin evrimi arasında parallelikler var mı? Evrim teorisinin saptamaları sosyal bilimler alanına tercüme edilebilir mi? 

 

11 Nisan Cumartesi 15:00-16:15 

Ortadoğu’daki ikinci ayaklanma dalgası 

Konuşmacılar: Ghayath Naisse - Ozan Tekin - Selim Deringil

2011 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan Arap Baharı’nın üzerinden 10 yıl geçmeden Ortadoğu yeni bir ayaklanma dalgasıyla sarsılıyor. Bu kez çok daha kararlı ve bir önceki ayaklanmanın Suriye ve Mısır gibi ülkelerde maruz kaldığı şiddet dalgasının da bilincinde olan bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. “Halk rejimi istemiyor” sloganları yeninden Lübnan’ı, Irak’ı, Sudan’ı, Cezayir’i kaplamış durumda. 

- Sosyalistler, ırkçılık ve göçmen sorunundan bağımsız bir şekilde ele almanın imkansız göründüğü yeni dalga Arap halklarının isyanına nasıl yaklaşmalılar? 

- Bir önceki kitlesel direnişlerin dersleri nelerdir?

 

11 Nisan Cumartesi 17:00-18:15

Kürt sorununda çözümü aramak

Konuşmacılar: Cuma Çiçek - Hüda Kaya - Şenol Karakaş

2015 yılında sona eren çözüm sürecinin ardından Kürt halkının tüm kazanımları elinden koparılıp alınmaya çalışılıyor. “Beka sorunu” olarak kodlanan yeni siyaset, Suriye’nin Kuzeyi’nde bağımsız bir Kürt oluşumunu engellemek için başladı, içerde ise Kürt siyasilere, HDP üyelerine, temel haklara yönelik milliyetçi bir müdahale biçimini aldı. Türkiye’nin arka arkaya Suriye’de çeşitli bölgelere, Kuzey Irak’a askeri harekatlar yaptığı koşullarda “çözümü aramak” başlığında bir tartışma yapmak gerçek dışı gibi görünebilir ama asıl böyle zamanlarda çözümü aramak, barış için çareler üretmek ve giderek ete kemiğe bürünmüş kitlesel bir barış hareketi inşa etmek çok daha önemlidir.

 

11 Nisan Cumartesi 19:00-20:15

Küresel hareketin döngüleri

Konuşmacı: Joseph Choonora

Tüm kıtalarda benzer sorunlar nedeniyle kitlesel halk isyanları yaşanıyor. Ortadoğu, Kuızey Afrika, Fransa, başta Şili olmak üzere Latin Amerika, Hindistan, Hong Kong’da dev gösteriler gerçekleşiyor. 

- Bu hareketlerin küresel bir eylem dalgası olduğunu düşünebilir miyiz?

- Bir önceki eylem dalgasıyla benzerlikleri ve farklılıkları nelerdir?

- Hareketler birbirinden etkileniyor mu?

- Hareketler içinde işçi sınıfının rolü nedir?

- Hareketler hedeflerine ulaşamazsa köşede ne gibi tehlikeler bekliyor? 

- Bolivya’daki darbe bir istisna olarak mı görülmeli?

- Sosyalistler bu hareketlerle nasıl ilişkilenmeliler?

 

12 Nisan Pazar 13:00-14:15

Faşizm, umutsuz kitleler ve antifaşist mücadele

Konuşmacılar: Foti Benlisoy - Meltem Oral

Sol içinde faşizmin analizinin tarihi konusundaki tartışma, faşizmin tarihi kadar eskilere dayanıyor. Dünyada 1920’lerin ve 1930’ların sol içindeki hakim eğilimleri, faşizm analizlerinin de ruhunu belirledi. Faşizm analizleri son derece ölümcül bir tartışma. Birisinin cellatımız olup olmadığını tartışmak gerçekten de yaşamsal öneme sahip. Sol içindeki hakim eğilim, son tahlilde sosyalist olmayan her siyasal eğilimin cellat olduğunu iddia etti ve faşizm konusunda karmaşık, gerçek dışı ve faşizme direnecek olanların dikkatini dağıtan, moralini bozan analizlerle gerçek faşist hareketlerin büyümesini kavrayamadı. 

 

12 Nisan Pazar 15:00-16:15

Tarihte antimilitarist deneyimler ve figürler

Konuşmacı: Joseph Choonara

Sosyalist hareket hemen her savaş durumunda iç tartışmalar da yaşamakta ve savaşlara karşı alınması gereken tutum, sosyalistler açısından milliyetçilik-enternasyonalizm, sosyal şovenistlik-halkların kardeşliği bağlamlarında ayrım noktalarını açığa seriyor. Lenin’in, “Her ulusun içinde iki temel ulus vardı: işçi sınıfı ve burjuvazi.” sözünün önemini kavrayanlar, savaşı milli bir seferberlik alanı olarak değil, egemen sınıf milliyetçiliğine karşı mücadele mevzisi olarak görür ve tüm savaşlara karşı çıkarlar. İngiltere’de mücadele eden aktivist Joseph Choonara 20. ve 21. yüzyılın antimilitarist deneyimlerini ele alacak.

 

12 Nisan Pazar 17:00

Kapanış toplantısı: Neoliberalizmin çöküşü, küresel isyan ve alternatifler

Marksizm 2020’nin son toplantısında çeşitli mücadele alanlarından aktivistler antikapitalist kitlesel bir sol alternatifin inşa edilmesinin gerekliliğini tartışacaklar.

 

***

Neyi amaçlıyoruz?

Marksizm toplantılarını dünyayı değiştirecek fikirleri hep birlikte tartışmak ve geliştirmek için düzenliyoruz. Propagandayı değil, içeriği ve karşılıklı tartışmayı esas alıyoruz.

Kim düzenliyor?

Marksizm Toplantıları, 1992 yılından bu yana DSİP tarafından düzenlenmektedir. Ancak konuşmacıların çoğu farklı gelenek ve görüşlerden, kendi özgün düşünceleri ile toplantılara katılan kişilerdir.

Toplantıların biçimi

Her toplantı 1 saat 15 dakika. Bunun 30-45 dakikası konuşmacılar tarafından kullanılır. Konuşmacılar toplantının sonunda 5’er dakika ile konuşmalarını toparlarlar.

Saat kaçta başlıyor?

Toplantılar 8 Nisan Çarşamba günü saat 17.00’de, Perşembe ve Cuma günleri saat 15.00’te başlıyor. Cumartesi ve Pazar günleri ise tam gün. Toplantılar arasında 45 dakikalık bir dinlenme molası bulunuyor.

Nerede yapılacak?

Marksizm 2020 toplantıları Cezayir Salon’da yapılacaktır.

Adres: Kuloğlu Mahallesi, Hayriye Caddesi No: 12 Beyoğlu-İstanbul (Galatasaray Lisesi’nin arkası)

İletişim:

www.marksizm.biz

05558631636

facebook.com/marksizmgunleri 

Twitter: @marksizmgunleri