23 Mayıs’ın ardından: Grevlerle sefalet zammını artırabiliriz!

MARKSİST.ORG
Tipografi
  • En Küçük Küçük Orta Büyük En Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

Kamu çalışanlarının kimi alanlarda üç büyük sendika konfederasyonunun birden bir araya geldiği dünkü grev, son birkaç yıldır KESK'in tek başına sürdürmeye çalıştığı mücadeleleri bir hayli güçlendirdi. Memur-Sen tabanının da bir bölümünün iş bırakması çok etkili oldu. Tüm konfederasyonların ortak tutum alarak yapacağı yeni bir grev, hükümete %3.5+%4'lük zam dayatmasından geri adım attırabilir.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) son birkaç yıldır örgütlediği grevlerde bir hayli yalnız kalıyordu. 2.6 milyon kamu çalışanının yaklaşık %10'unun üye olduğu KESK'in gücü bir ölçüde etkili olsa da, hükümeti köşeye sıkıştırabilecek kadar ileri gidemiyordu.

Emekli memurlarla birlikte toplam 4.4 milyon kişiyi ilgilendiren zammın beklenenden çok düşük seviyede kalması, kamu emekçilerinin mücadelesinin seyrini değiştirdi. Toplu sözleşme görüşmelerini yürüten heyetin başındaki Memur-Sen dahi AKP'nin teklifine "şaka gibi" diyerek masadan kalktı. Bu konfederasyon greve katılıp katılmama kararını sendikalarına bıraktığını açıkladı, Memur-Sen'e bağlı öğretmenler sendikası greve katılma kararı aldı. Kamu-Sen de aynı gün iş bırakacağını duyurmuştu.

Kimi yerlerde sendikalar birleşti, kimi yerlerde ise ayrı ayrı eylemler yaptılar. Ancak 23 Mayıs'taki greve KESK dışındaki konfederasyonların tabanının da katılması, grevin etkisini bir hayli arttırdı. Demiryollarında ve eğitimde hayat durduruldu. 500 bin eğitim emekçisi, toplamda 700 bin memur son 10 yılın en büyük grevini gerçekleştirdi. Eylemlerdeki ortak vurgu "ekonomik büyümeden pay almak istiyoruz" idi.

Öyle ki, Milli Eğitim Bakanı, greve çıkan öğretmenlere ceza verilmeyeceğini söyledi. Bu, sürekli olarak "memurların grev yapma hakkı olmadığını" öne süren AKP cephesinden gelen belki de ilk tavizdi.

İş bırakan kamu çalışanları, hiç kuşkusuz, başta Avrupa olmak üzere birçok yerde tasarruf tedbirlerine karşı eylemlilik içinde olan işçilerin ruh hâlini paylaşıyorlardı. Zira, AKP hükümeti henüz –kesintiler yerine- zammın oranını tartışabiliyor olsa da, Türk egemen sınıfının sözcüleri bir süredir krizin bu kez teğet geçmeyebileceğine, bu yüzden hükümetin de Avrupa'dakilere benzer –yıkım anlamına gelen- önlemler alması gerektiğine işaret ediyorlardı.

Türkiye'nin dış ticaretinin önemli bir bölümünü oluşturan Euro Bölgesi'ndeki 17 ülkenin ekonomisinin bu yıl %0.1 daralacağı öngörülüyor. Bu, Türkiye ekonomisini de ciddi ölçüde etkileyecektir.

Öte yandan, Başbakan'ın tehditlerine atıfla "Yunanistan'a dönmek istiyoruz, orada herkes sokakta" dövizleriyle eyleme geçen işçilerin birleşik mücadelesi ise, kamu emekçilerine önerilen sefalet zammının iyileştirilmesini, artırılmasını sağlayabilir.

23 Mayıs bir başlangıç oldu. KESK'in dışındaki konfederasyonların da eyleme çekilmesinin, emek örgütlerinin birlikte mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

Bu uyarı AKP'yi tedirgin etti, ancak tek başına yeterli olmadı. Kamu çalışanlarının %3.5+%4'lük zamma direnmesi için bir kez daha greve gitmesi, farklı konfederasyonlarda örgütlenen emekçilerin birleşerek harekete geçmesi kritik öneme sahip. Birleşik mücadelenin devam etmesi için Türk-İş, Hak-İş ve DİSK'in de eklemlenmesiyle Emek Platformu yeniden kurulmalı.

Güncellemelerden, eylem ve etkinliklerimizden haberdar olmak için abone olun.