"İklimi değil sistemi değiştir" sloganıyla Kadıköy'de yapılan mitinge katılan binlerce kişi, AKP'nin enerji ve çevre politikalarını protesto etti. 140 ülkeden "350" kampanyası aktivistlerinin de yer aldığı, Küresel Eylem Grubu, Greenpeace, TEMA, DSİP, Yeşil Düşünce Derneği'nin yanı sıra çok sayıda yerel ekoloji inisiyatifinin katıldığı yürüyüşe Gezi direnişinin atmosferi damgasını vurdu.

Gezi Parkı ağaçlarını korumak için direndik. Ağaçları koruyanları polisten ve hükümetten korumak için milyonlarca insan direnişe geçtik.

Tehdit altında olan, sadece AKP'nin kapitalistlerin kazanması için tahrip ettiği kalan yeşil alanlar, dereler, ormanlar, denizler değil. Dünyada insan ve canlı yaşamının mümkün olmayacağı iklim koşullarına doğru hızla gitmekteyiz.

Atmosferdeki karbondioksit oranı 400 ppm'yi aştı. İklim değişikliğini engelleyebilmek için bu oran 350 ppm'nin aşağısına çekilmeli. On yıllardır bilim insanlarının, çevre hareketlerinin, antikapitalistlerin ve sosyalistlerin "350" talebine rağmen, küresel kapitalizm petrol, kömür, doğal gaz gibi fosil yakıtları tüketerek dünyayı yaşanmaz bir yere çeviriyor.

İstanbul'da 29 Aralık cumartesi günü saat 15:00'te Halkların Demokratik Kongresi'nin çağrısıyla buluşan yüzlerce kişi, Mecidiyeköy meydanına yürüyerek Roboski katliamının hesabının sorulmasını talep eden bir basın açıklaması yaptı. Grup adına bir heyet ise AKP Şişli ilçe binası önüne giderek siyah çelenk bıraktı.

DSİP Ankara İl Örgütü'nün de içinde yer aldığı Roboski için Adalet Girişimi, 18 Aralık Salı günü Ankara’da, içinde Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Hava Kuvvetleri Komutanı ve İçişleri Bakanı’nın da olduğu 34 kişiye, Roboski’de katledilen 34 kişi adına kartpostal göndererek ‘yüzlerini Roboski’ye çevirmelerini’ istedi.

Yrd. Doç. Dr. Tolga Tüzün'ün son zamanlarda kamu kurum ve kuruluşlarında, özel sektörde gittikçe yaygınlaşan mobbingin, mevcut iş ilişkilerinin adeta bir taşıyıcısı olduğunu vurgulayan ve mobbingin tek başına ne bir hükümetin ne de bir zihniyetin ürünü olduğunu, aksine yeni liberal politikalardan bağımsız düşünülemeyeceğini belirttiği konuşması.

Çeşitli iş kollarından sendikalı, sendikasız işçilerin yan yana geldiği Mobbinge Son Kampanyası, ilk büyük etkinliğini 30 Haziran 2012 tarihinde Taksim Hill Otel'de gerçekleştirdi. Aralarında Prof. Dr. Binnaz Toprak, Dr. Cüneyt D. Cenger, Sebahat Tuncel, Yrd. Doç. Dr. Ufuk Uras, Yrd. Doç. Dr. Tolga Tüzün gibi konuşmacıların olduğu çok sayıda isim, yeni liberal politikalar bağlamında mobbingi ve mobbinge karşı nasıl mücadele etmemiz gerektiğini tartıştı.

Mobbinge Son kampanyası aktivistleri bir süredir İstanbul'da Beyoğlu, Kadıköy, Ümraniye ve Bahçelievler gibi pek çok yerde stand açarak bildiri dağıtıp imza topluyor. Kampanyanın örgütlediği "Mobbinge Son" konferansı ise 30 Haziran günü Taksim Hill Otel'de yapılacak.

İşyerinde psikolojik tacize karşı mücadele eden aktivistlerin oluşturduğu bir girişim olan Mobbinge Son Kampanyası, son iki haftadır İstanbul'un pek çok yerinde binlerce bildiri dağıttı ve işyeri eksenli mücadeleyi geliştirmek için imza topladı, mobbing uygulandığı bilinen işyerlerinde toplantılar düzenledi.

Uludere katliamının üzerinden 6 ay geçti. Çocuk, genç 34 yoksul köylüyü bombardımanla katledenler hala açığa çıkarılmadığı gibi katliamı meşrulaştırma girişimleri de sürüyor. Arife Köse, Roboski köyüne giderek katliamdan sağ kurtulanlar ve yakınlarını kaybedenlerle konuştu.

Batı'da 'Uludere katliamı' olarak bilinen olayın gerçekleştiği Roboski köyüne gitmek için zaman zaman burnunuzun ucunu bile göremediğiniz virajlı yollardan ve en az üç askeri arama noktasından geçmeniz gerekiyor. Uludere aslında ilçenin adı. Katliamın gerçekleştiği yer ise Roboski (Ortasu) köyü. Burada her köyde, her yerleşim yerinde mutlaka bir askeri birlik, tabur ya da tümen var. Roboski köyündeki karargah köyü tepeden görüyor. Her yerin gözlem noktaları ve karakollarla çevrili olduğu bu yerde askerin, değil sınır ticareti yapmaya gidenleri, bir evden diğer eve misafirliğe gidenleri bile görmemesi mümkün değil.

Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu'nun çağrısıyla bir araya gelen çok sayıda demokratik kitle örgütü ve siyasi partinin yanı sıra bağımsız kadınlar, bugün İstanbul'da Osmanbey'den Taksim'e yürüyerek "Kürtaj haktır, yasaklamak cinayet" sloganlarıyla kürtaj hakkına yönelik saldırıları ve AKP'yi protesto etti.

16:00'da Pangaltı metro çıkışından başlayan yürüyüşe 3 bine yakın kadın katıldı. DSİP'li kadınlar da "Kürtaj haktır Uludere katliam" sloganlarıyla eylemdeydi.

Geçtiğimiz hafta 22 ayrı merkezde oturma eylemi yapan Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, 17 Haziran Pazar günü saat 16:00'da kürtaj hakkının kısıtlanmasına veya yasaklanmasına karşı olan tüm kadınları Pangaltı'dan Taksim'e yürümeye çağırıyor. Platforma birçok kadın örgütü ve sol-sosyalist partiyle birlikte DSİP'li kadınlar da destek veriyor.

Dünya Çevre Günü'nden bir gün önce Taksim'de buluşan Küresel Eylem Grubu aktivistleri, gezegeni ve tüm canlı yaşamını yok edecek ekolojik ve sosyal yıkıma karşı seslerini yükselttiler. DSİP üyelerinin de katıldığı eylemde, doğanın ve insanın sömürülmediği, savaşın ve şiddetin olmadığı; suyun, temiz havanın ve toprağın tüm canlıların ortak zenginliği olduğu bir dünyanın yaratılması için gökyüzüne dilek fenerleri bırakıldı.

AKP hükümeti kürtaj hakkını yasaklamaya çalışırken, kadın özgürlüğünü savunanlar "Kürtaj haktır" başlıklı bir imza kampanyası düzenliyor.

Kampanyanın çağrı metninde şu ifadelere yer veriliyor:

"Kürtajın yasaklanması gerektiğini söyleyenlerin karşı olduğu şey kadın haklarıdır. Kadın özgürlüğü sadece sosyal, ekonomik konulardaki taleplerle sınırlı değildir. Kadın özgürlüğü demek aynı zamanda kadınların kendi bedenleri hakkında tek söz sahibi olmasıdır. Hem eşit işe eşit ücret, kreş, güvenceli çalışma hem de kürtaj kadınların hakkıdır!"

Güncellemelerden, eylem ve etkinliklerimizden haberdar olmak için abone olun.