Ermeni soykırımının üzerinden 103 yıl geçti. Bu felaketin bir soykırım olduğu, bununla yüzleşilmesi gerektiği, özür dilenmesi gerektiği konularında mücadele sürüyor.

Antikapitalistler ile Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De platformlarının çağrısıyla dün İstanbul'da düzenlenen panelde, 24 Nisan 1915'te başlayan soykırımın tanınması için verilen mücadele tartışıldı.

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe platformu, 10 Ekim tarihli yazısında Suriyeli sığınmacılara yönelik nefret söylemi kullanan ve onları hedef hâline getiren ırkçı köşe yazarı Yılmaz Özdil hakkında suç duyurusunda bulundu.

İstanbul’da saat 10:00’da Çağlayan Adliyesi önünde buluşan bir grup DurDe aktivisti, “Özdil’in yazısı ırkçılıktır! Mülteciler kardeşimizdir!” pankartı açtı.

Ermeni Soykırımı'nın 98. yıldönümünde, katledilen 1 milyondan fazla insan İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana'da bir çok etkinlikle anılıyor. Anmalara katılmak için Avrupa'daki ırkçılık karşıtı örgütler ve Ermeni diasporasının temsilcilerinden oluşan 25 kişilik uluslararası heyet Türkiye'ye geldi. 24 Nisan anma programı şöyle:

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De Girişimi tarafından katledilişinin 6. Yılında Hrant Dink'i Anma Haftası kapsamında düzenlenen forumda, katilleri hâlâ teslim etmeyen hükümete karşı öfke dile getirilirken, Ermenilere karşı yeniden başlayan cinayet ve saldırı kampanyasına karşı mücadele çağrısı yapıldı.
"Hrant Türkiye'ye Ne Anlatıyordu?" başlıklı forumda Aydın Engin, Cengiz Aktar, Mithat Sancar, Ufuk Uras, Hayko Bağdat ve Roni Margulies konuştu.

"Faili meçhuller bitti", Ermeniler hariç

En son 2007'de Hrant Dink, üç ay sonra da Malatya Zirve Yayınevi'nde üç Hristiyanın öldürülmesinden beri Türkiye'de faili meçhul cinayetlerin bittiği söyleniyor. Ama gerçek öyle değil.

Adalet Bakanlığı verilerine göre 2006-11 arasında 600'den fazla gayrimüslim mezarlığı, ibadethanesi veya mülküne zarar verildi.

24 Nisan 2011'de Ermeni genç Sevag Şahin Balıkçı, askerliğini yaptığı Batman'da öldürüldü. Katili serbest.

Bir televizyon programında Garo Paylan nezdinde tüm Ermenilere "Böyle konuşursan sonun California olur" diyerek tehditler savuran Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı Kemal Çiçek hakkında Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De girişimi bir açıklama yaptı.

Hükümeti, Çiçek'i görevden almaya ve "Ermeni masası"nı lağvetmeye çağıran DurDe'nin açıklaması şöyle:

"25 Nisan 2012 Çarşamba günü CNN Türk'te, Ahmet Hakan'ın sunduğu "Tarafsız Bölge" programında Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı Kemal Çiçek bir Ermeni yurttaşımız nezdinde tüm Ermenilere tehdit ve gözdağı anlamına gelecek şekilde "Böyle konuşursan Türk toplumunun tepkisiyle karşılaşırsın. Sonun California olur" cümlelerini sarf etti.

24 Nisan 1915'te başlayan Ermeni soykırımının 97. yıldönümünde, soykırımda katledilen Ermeniler dün İstanbul, Ankara, İzmir ve Bodrum'da anıldı. Taksim'deki anmaya geçen yılın 3 katı insan katılırken, bir çok farklı görüş ve kesimden binlerce insanın yanyana durarak Ermeni halkının büyük acısını paylaşması soykırımla yüzleşme yolunda atılmış önemli bir adım oldu.

- İstanbul Taksim Meydanı'nda anmaya dakikalar kala, DurDe'nin çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce kişi alanda birikmeye başladı. Anmayı düzenleyen aktivistler saat 18:00'de Bekar Sokak'ta buluşarak meydana birlikte yürüdüler.

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNAN:

1-) İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
2-) Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe girişimi

SUÇLANANLAR:
1- İdris Naim Şahin (İçişleri Bakanı)
2-) 26.02.2012 Tarihinde Düzenlenen Hocalı Mitingi Tertip Komitesi

Hocalı düpedüz bir katliamdır. 26 Şubat 1992’de Rus ordusu destekli Ermeni birlikleri Hocalı’da 83’ü çocuk, 106’sı kadın olmak üzere 613 sivili vahşice katledip bölgedeki Azerileri kitlesel bir göçe zorladılar. Hedef Karabağ’da etnik temizlikti. Böyle bir katliam dünyanın neresinde ve hangi halka karşı yapılmış olursa olsun tereddütsüz lanetlenmelidir. Cezayir’de, Ruanda’da, ABD’de, Halepçe’de, Dersim’de, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya ve tüm Avrupa’da, 1915’te tüm Anadolu’da da çeşitli halklar, egemen devletler tarafından benzer bir zihniyetle katledildiler.

Hrant Dink davasında mahkeme, ortadaki o kadar kanıta rağmen, sadece tetiği çeken katili ve onu azmettiren son halkayı cezalandırdığında dedik ki:

“Mahkemenin bu kararı devlet adına işlenen cinayetlerde devletin hiçbir unsuruna dokundurtmayacağının bir kez daha kanıtlanması anlamına gelir. Onlarca kez ihbarı yapılmış, polisten valiliğe, jandarmadan muhbirlerine, istihbarat birimlerinden Pelitli halkına kadar herkesin aylar öncesinden bildiği; çok sayıda devlet görevlisinin bağlantısı kanıtlanan bir cinayet davasında mahkeme, devlet görevlileri arasında sayılabilecek bir jandarma muhbirini bile adalet isteyenlere teslim etmedi.

Güncellemelerden, eylem ve etkinliklerimizden haberdar olmak için abone olun.