'Katil Putin Ukrayna'dan defol, nükleer santral istemiyoruz!'

ETKİNLİKLER
Tipografi
  • Daha Küçük Küçük Orta Büyük Daha Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

İklim Adaleti Ağı aktivistleri, İstanbul'da Rusya Başkonsolosluğu önünde savaşa, işgale ve nükleere karşı protesto eylemlerine devam ediyor.

Bu Cumartesi gerçekleşen eylem, Fukuşima nükleer santralindeki felaketin yıldönümüne denk geldi. 

Rus ordusu Ukrayna'nın en büyük santralini vurmuş ve Putin nükleer savaş tehdidinde bulunmuştu.

"Savaşa, nükleere, fosil yakıtlara hayır" diyen iklim aktivistleri, Erdoğan yönetimi ile Putin'in ortaklığıyla Akkuyu'da yapılan nükleer santral inşasını durdurulmasını istedi.

Eylemde "Savaşa Hayır", "Ukrayna halkı yalnız değildir", "Nükleer santral istemiyoruz" ve "Katil Putin Ukrayna'dan defol" sloganları atıldı.

İklim Adaleti Ağı basın açıklamasını Devrimci Sosyalist İşçi Partisi'nden Nuran Yüce (DSİP) ve Yeşiller Partisi'nden Koçer Karatepe okudu.

Açıklamanın tam metni:

Bizler, İklim Adaleti Ağı olarak bir kez daha burada, Rusya Konsolosluğu önünde buluştuk.

Geçtiğimiz hafta Ukrayna’nın işgaline karşı, Ukraynalı iklim aktivisti gençlerin dayanışma çağrısına yanıt vermek üzere, 

“Savaşa, Nükleere, Fosile Hayır!” demek için yine buradaydık.

Bugün, tam da Fukuşima nükleer santrali kazasının yıldönümünde, İklim Adaleti Ağı aktivistleri olarak bir kez daha buradayız.

Ve tekrarlıyoruz: “Savaşa, Nükleere, Fosile Hayır!”

Ukrayna halkı savaşın ve işgalin acılarını yaşıyor. Öte yandan, geçtiğimiz hafta tüm dünya nefesini tutarak Putin’in emriyle Ukrayna’da bir nükleer santralin ek binasının vurulmasını izledi. Savaşın tüm canlı yaşamına maliyetinin boyutlarını göstermesi açısından nükleer felaketin ne anlama geldiğini hatırlamak için bugün önemli bir gün. 

11 Mart 2011’de Japonya’da meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki deprem ve tsunami sonrasında Fukuşima Nükleer Santrali hasar gördü. Nükleer santralde meydana gelen patlamalar sonucunda yaralanmalar yaşandı, 300 binden fazla insan radyasyona maruz kalmamaları için bölgeden uzaklaştırıldı. 

Evlerinden uzaklaştırılan birçok insan çeşitli travma ve depresyon ile mücadele etmek zorunda kaldı. Bütün bu can kayıpları, insanların evlerinden tahliye edilmeleri ve çeşitli sağlık problemleri ile karşılaşmaların yanında nükleer santralin neden olduğu çevresel zararlar da göz ardı edilmemelidir. 

Aşırı ısınan ve çekirdek erimesine uğrayan Fukuşima nükleer reaktörünün soğutulmasında bir milyon tondan fazla deniz suyu kullanılmış, radyoaktif atıklı bu su, depolara doldurulmuştur. 

Japonya Hükümetinin bu suyu 2022 yılı itibari ile okyanusa salacağını dile getirmesi endişelere neden olmuştur. 

Öncelikle suyun kirliliği bilinmemektedir. Fukuşima nükleer santralini soğutmakta kullanılan suyun içindeki radyoaktif atıkların insan genetiğine zarar verebileceği düşüncesi bu endişelerin temelini oluşturmaktadır. Geçimini balıkçılıkla sağlayan çeşitli gruplar da bu sudaki atık maddelerin balık ekosistemine zarar vereceğini ve bölgeden balık alınmayacağını dile getirmektedirler. 

Bütün bunlara ek olarak Fukuşima santral bölgesinin tümüyle temizlenmesinin 30-40 yıl süreceği ve giderlerin 100 milyar usd ‘yi aşacağı öngörülüyor.

Fukuşima, 1986'da yaşanan Çernobil nükleer felaketinin ardından en fazla yıkıma neden olan ikinci nükleer vaka olarak tarihe geçti.

Fukuşima felaketi bize nükleer enerji santralleri ile ilgili şu gerçekleri göstermektedir:

⦁ Bir nükleer felaket sonrasında temizlik son derece zordur.

⦁ Geniş alanların on yıllar boyunca girilemez bölge ilan edilmesi gerekmektedir.

⦁ Atık sorunu ile mücadele onlarca yıl sürmektedir ve bu atıkların güvenli ve zararsız bir şekilde bertarafı mümkün değildir.

Nükleer enerji güvenli, düşük maliyetli ve temiz olarak sunulup karbon emisyonuna karşı ideal çözümmüş gibi gösteriliyor. Fakat bunların hepsi bir aldatmacayı içermektedir. 

Güvenli ise bu felaketler neden meydana geldi, güvenli ise bölgede yaşayan insanlar neden bölgeden tahliye edildi, güvenli ise soğutma suları neden bertaraf edilemiyor soruları bu aldatmacayı gözler önüne sermektedir.

Şimdi bir kez daha, nükleer tehdit kapımızda. 

Rusya Devlet Başkanı Putin’in başlattığı bu savaş nükleer felaket riskini de beraberinde getirdi. 

Nükleer santral bölgesinde güvenliğin sağlanabilmesi için Rusya askeri birliklerinin geri çekilmesi ve Ukrayna işgalinin hemen sonlandırılması gerekir. Kapımızdaki felaketi önlemenin tek yolu budur.

Fosil yakıtlar uğruna girişilen bir savaşın ortasında, bir de nükleer felaket tehdidini konuşuyoruz. Oysa günden güne artan iklim afetlerini durdurmayı, iklim krizini sonlandırmak için atılması gereken adımları konuşuyor olmalıydık.

Daha birkaç gün önce Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli IPCC’nin yeni raporu paylaşıldı. İklim çöküşü, bilim insanlarının öngördüğünden çok daha hızlı gerçekleşiyor. 

Dünya halkları zaten aşırı yoksulluk, pandemi, ekonomik krizler, ekolojik krizler ve iklim çöküşü gibi tehditler karşısında ayakta kalmaya, bir sağkalım mücadelesi vermeye çalışıyor. Tüm bunların üzerine bir de Putin gibi otoriter liderlerin kendi keyiflerince örgütledikleri savaşlara tahammül etmek zorunda değiliz.

Aralarında bebeklerin ve çocukların bulunduğu siviller öldürülüyor, çocuk hastanelerine saldırılıyor, savaş suçları işleniyor.

Onların kazancı, bizlerin acı verici kayıpları üzerinden gerçekleşiyor.

Fosilsiz, nükleersiz, savaşsız bir dünya mümkündür!

Yaşamak istiyoruz!

Gezegendeki yaşama tehdit oluşturan, çeşit çeşit yıkıma yol açan, çocukları öldüren, yoksulluk yaratan, var olan krizleri daha da büyüten tüm liderlere sesleniyoruz:

“SAVAŞA, NÜKLEERE, FOSİLE HAYIR!” demeye devam edeceğiz.

Artık bizim zamanımızdır. 

Barış isteyenlerin, 

Tüm mücadelelerimizin ortak olduğunu bilen ve hepsini bir araya getirip sesimizi güçlendirecek olan bizlerin,

Dayanışma içindeki dünya halklarının,

Küresel iklim grevlerinde, bir geleceğimiz olabilsin diye sokakları dolduran milyonlarca genç iklim aktivistinin,

Hakları için eyleme geçen, örgütlenen, daha iyi bir yaşam isteyen herkesin,

Patriyarkaya, hafriyatçılığa, zulümlere, sömürü ve baskılara, ırkçılığa, yeryüzünü ve dünya halklarını en ufak bir vicdan azabı duymadan yok etmeye adananlara “dur!” diyen bizlerin,

Dünyanın her yerinde direnenlerin,

Üzerimize kara bulutlar gibi çöken bu krizleri sonlandıracak adımların atılmasını talep eden herkesin, hepimizin bir araya gelme, en önde en ötekileştirilmiş olanlarımızın bulunacağı şekilde harekete geçme zamanıdır.

Ukrayna Halkının ve “bu savaşları durdurun” diyen tüm halkların yanındayız!

İki gün önce Rusya bir çocuk hastanesini bombaladı. İçimizi yakan görüntülere şahit olduk. Çocukları enkazın altında bırakan bu savaşa hemen, tek bir saniye geciktirmeksizin son verilmelidir.

Rusya işgali sona ermelidir.

Barış istiyoruz. Ukrayna halkı barış istiyor.

Rusya’da on binlerce insan barış istiyor.

Halklar barış istiyor!

Halklar iklim çöküşünü durduracak adımların atılmasını istiyor!

Halklar insanca yaşayabilmek istiyor!

Tüm krizleri sonlandırmak, gezegendeki yaşamı kurtarmak ve bu dünyayı değiştirmek istiyor.

SAVAŞA, NÜKLEERE, FOSİLE HAYIR!

İklim Adaleti Ağı aktivistleri