Erkin Erdoğan - Küresel iklim değişikliğinin en önemli ve acil sorunlarımızdan biri olduğu, dünyada ve Türkiye’de giderek daha fazla sayıda insanın üzerinde anlaştığı bir düşünce haline geldi. Konda’nın 2019 yılında yayınladığı bir anket çalışmasına göre Türkiye’de her on kişiden en az altısı iklim değişikliğinden endişe ettiğini belirtiyor ve katılımcıların yarısı iklim değişikliğinin etkilerini hâlihazırda hissettiğimizi söylüyor. 

Faruk Sevim - Göç, yeni bir olgu değil. Ekonomik, askeri, siyasi, dinsel, çevresel nedenlerden dolayı insanlar daima göç ettiler. Fakat günümüzdeki insan hareketliliği, küresel düzeyde ve tarihte eşi görülmemiş bir hız ve çeşitlilikte gerçekleşiyor. Hem de devletlerin göçmenlere yönelik baskıcı, insanlık dışı politikalarına rağmen.

Engels’in o kadar genç yaşta statükoya öfke duymasına neyin sebep olduğu belli değil. Ama dünya işçi sınıfı Engels’in o kadar genç yaşta devrimci olmayı tercih etmesi nedeniyle çok şanslı. Şanslı çünkü Engels devrimci geleneğin oluşmasına eşsiz bir katkı yaptı.

Joseph Choonara - Covid-19 salgını ve beraberindeki çoklu krizlerin “yaşamın olağan akışını” sekteye uğrattığı, hayatın er ya da geç kaldığı yerden devam edeceği düşüncesi, 2020’yi berbat bir sapma olarak görmemize neden olabiliyor.[1] Pandemiyle karşılaşmamız bizler için nasıl bir bahtsızlık olursa olsun —ki bu dergi onun esasen sermayenin doğayı acımasızca yağmalaması yüzünden yaşandığını ileri sürer— ortaya çıkardığı krizler, zaten yaşanmakta olan sorunların şiddetli bir şekilde büyüyüp yoğunlaşmasının sonucudur.

Ozan Tekin - “Negrolar, kendi uyanışları, kendi otonomi talepleri ve kendi güçlerinin demokratik seferberliğinin sonucunda sınıf temeline doğru ilerleyeceklerdir. Küçük burjuvazi “toplumsal, siyasi ve ekonomik eşitlik” ve “kendi kaderini tayin hakkı” taleplerini sahiplenecektir; ancak mücadele içerisinde bunları kazanma konusunda dirayetsiz olduğu ortaya çıkacaktır. Negro proletaryası, çığırtkan küçük burjuvaziyi proletarya devrimi yönünde peşine takarak ilerleyecektir. Bu onlar için belki de en önemli yol. Dolayısıyla ‘kendi kaderini tayin hakkı’ talebini yükseltmememiz için bir neden göremiyorum.”

Şenol Karakaş - Cezaevindeki arkadaşlarımızla, yoldaşlarımızla tartışmak çok zor. Hele Selahattin Demirtaş gibi, önce “hukuksal numaralarla”, sonra bu numaraların yetersiz kaldığı yerde, doğrudan baskıcı-hukuk dışı taktiklerle uzun bir süredir tutuklu bir arkadaşımızla tartışırken çok daha dikkatli olmak gerekiyor. Ama söz konusu olan Demirtaş. Benim de aralarında olduğum birçok antikapitalistin 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, seçilmesi için kampanya yaptığımız (“Oyumuz umuda-oyumuz Demirtaş’a kampanyası”) ve milyonlarca insanı etkileme, harekete geçirebilme gücü olan bir sosyalistten söz ediyorsak, bu tartışma kaçınılmaz oluyor. 

Bülent Somay - Amacım bazı tesadüflere dikkat çekmek. Öncelikle şunu söyleyebiliriz ki, koronavirüs salgını, insanlık tarihinin en büyük salgını değil. 14. yüzyılda ortaya çıkan veba salgınında Avrupa’daki insanların yüzde 30’undan fazlası öldü.

Şenol KarakaşBolsonaro ve Trump gibi, kendilerine oy veren kitleleri hiçe sayıp “aptal” yerine koymaya cüret eden liderler karşısında, insanların sokaklara dökülüp gösteriler yapması kaçınılmaz bir tepkiydi. ABD, SARS-CoV2’ye yakalanan insan sayısında açık ara en önde – bu satırlar yazılırken ülkedeki vakaların sayısı 905 bin 364’e yükselmiş, ölenlerin sayısı ise 51 bin 956’ya çıkmıştı. 

Enternasyonal Sosyalizm dergisinin 6. sayısı Salgın Günlerinde Sosyalizm Mücadelesi başlığıyla çıktı.

155 sayfalık teorik-politik derginin sunuşu ve içindekiler şöyle:

“Kapitalist toplum düzeni, çare bulunması gereken kötülükleri yeniden ve yeniden üretiyor.”

Friedrich Engels

Küresel salgın hepimizi bir ölüm kalım mücadelesinin içine çekti. Bir yandan bu mücadeleyi verirken bir yandan da 1800’lü yılların başından beri sosyalistlerin kapitalist üretim tarzı hakkında anlattıkları, bugün gözlerden saklanamaz ve yıkıcı gerçekler olarak milyarlarca insan tarafından gözlemleniyor, deneyimleniyor. Üretim, beslenme, barınma, sağlık, eğitim, güvenlik gibi alanlarda tüm insanlığın yaşamını rahatça sürdürmesine yetecek kaynaklara sahip olmamıza rağmen, kapitalizm, gezegeni, üzerindeki tüm canlı yaşamıyla mahvediyor. Tüm olanakları sermayenin kullanımına açan bir sistem olarak, yaşamı emen saf kötülük olduğu her geçen gün berraklaşıyor.

Levent Özyıldırım, Özdeş Özbay - Dördüncü Sanayi Devrimi veya Almanya’nın dijital versiyonlama literatürüne gönderme yaparak markalaştırdığı ismiyle Sanayi 4.0, günümüz teknolojisinin üretim alanında yol açtığı veri paylaşımı ve otomasyon dönüşümünü tanımlamak için kullanılıyor. Bu isimlendirmeye göre Birinci Sanayi Devrimi, yani Sanayi 1.0, mekanizasyon, su ve buhar teknolojilerinin üretim süreçlerinde uygulandığı dönem için kullanılıyor...

Philipp Probst - 7 Kasım 2009’da kaybettiğimiz devrimci sosyalist, marksist teorisyen ve İngiltere’deki Sosyalist İşçi Partisi’nin lider kadrolarından Chris Harman, ölümünden kısa bir süre önce patlak veren ekonomik krize dair bir analiz yayınlamıştı: Zombi Kapitalizm.

Meltem Oral - SSCB’nin karakteri sosyalistler için güncel bir tartışma konusu. Dağılmasının üzerinden bir hayli zaman geçmiş olan bir rejimin yapısının ne olduğu sorusunu güncel kılan birkaç tartışma var. Bu tartışmaları işçi sınıfı mücadelesine dair yaklaşımı ve tarih anlatımı içerisinde sovyetleri çarpıtmayı seven ana akım sağla, liberallerin yorumları ve SSCB’nin karakterine dair hakim analizi güncel siyasi gelişmelerin yanı sıra devrim anlayışında da belirleyici olan sol içi argümanlar olarak ayırmak mümkün.