Oğur Çalışkan - Ermeni Soykırımı, yani 1915 Olayları, yalnızca büyük bir insani trajedi yaratmakla kalmadı; hem uluslararası hukuku ve literatürü belirlemede hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ulus devlet olarak şekillenmesinde önemli rol oynadı. Bu coğrafyada modern kapitalist ilişkilerin gelişmesi ve burjuvazinin oluşumu, büyük ölçüde 24 Nisan 1915’te başlayan sürecin ürünüydü.

Sinan Özbek - Marx’ın 12 Kasım 1848’de günlük bir gazete için yazdığı makale, o günün Avrupası’ndaki siyasi saflaşmaları ve siyasi beklentileri gözler önüne son derece iyi bir şekilde seriyor. Marx, burada Avrupa devriminin bir döngü içine girdiğini söylüyor. Karşı devrim hamlesi İtalya’da başlayıp, Paris’te Avrupa’yı içine alan karakter kazanıyor. Şubat devriminin ilk karşı darbesi Viyana’da, Viyana devriminin karşı darbesi de Berlin’de geliyor. 

Joseph Choonara - Kapital hakkında yazan ve konuşan bizim gibilere göre, iddialarımıza yönelik en yaygın itiraz Karl Marx’ın bahsettiği dünyanın uzun zaman önce ortadan kalktığı şeklindeki eleştiri olmaya devam ediyor. Sonuçta bu yıl Marx’ın doğumunun ikiyüzüncü yılı ve Kapital ya da en azından birinci cildi 150 yıl önce geçen sene yayınlanmıştı. Marx’ın tamamlamadan bıraktığı daha sonraki ciltler ise izleyen yıllarda dostu ve çalışma arkadaşı Frederick Engels tarafından yayına hazırlandı.

Özdeş Özbay - Marksizmin dünyayı açıklamada kullandığı en önemli kategori sınıflardır. Sınıflı toplumlar içerisinde yaşadığımız gerçeği ve kapitalizm altında birbiriyle çelişen çıkarlara sahip sınıfların olduğu saptaması kapitalizmi aşma yönünde hangi toplumsal kesimi örgütlemek gerektiği konusunda da rehber olur. Ancak kapitalizm statik bir toplumsal örgütlenme değildir. Üretim araçlarındaki teknolojik gelişmeler zaman içerisinde sınıfların yapısında ve sınıf ilişkilerinde değişime neden olur. Bu değişimi anlamlandırma çabası da marksistler arasında ve hatta marksist olmayan düşünürler arasında sınıf teorilerinin yeniden tartışmaya açılmasına yol açar.

Onur Devrim Üçbaş - Ekim Devrimi’nin 100. yılında onun Rusya’da nasıl hatırlandığına veya hatırlanmadığına bakmak öğretici. Rusya devlet başkanı Vladimir Putin, Ekim Devrimi için bir anma yapılmayacağını, resmi tatil ilan edilmeyeceğini açıkladı. Medya kanalları Kremlin’in mesajını alarak Ekim Devrimi’nin önemini azaltmaya çalıştılar. Putin daha önce Lenin’i Rusya’nın altına zaman ayarlı bir atom bombası koymakla suçlamıştı.

Can Irmak Özinanır - Rusya’da 1917 yılında gerçekleşen Şubat ve Ekim devrimleri sadece Rusya ve çevresinde değil bütün dünyada yankı uyandırmıştı. Ekim Devrimi, Avrupa’nın dört bir yanında radikal işçi hareketlerinin fitilini yaktı. Almanya, Macaristan ve İtalya örneklerinde olduğu gibi kimi zaman bu fitil, sonradan yenilgiye uğrasalar da, devrim ateşini tutuşturmayı başardı. Genel olarak Avrupa’da, özel olarak ise İtalya’da, işçi konseylerine dayanan Rusya deneyimi Antonio Gramsci’nin de içinde bulunduğu devrimci eylemci ve teorisyenlerin ortaya çıkışında belirleyici bir etkiye sahip oldu.

Roni Margulies - Birkaç yıl önce, yaşça benden büyük, 12 Eylül döneminde uzunca hapis yatmış bir sosyalistle tartışıyordum. Konu dönüp dolaşıp kemalizme geliyordu. Duyduğu derin Mustafa Kemal sevgisini paylaşmadığımı fark ettiğinde, konuştuğum arkadaş “Ne yani?” dedi, “Padişahlık daha mı iyiydi? Cumhuriyet kurulmasa mıydı? Şeriat’tan laikliğe geçilmese miydi? Kadınlara oy hakkı verilmese miydi? Ben kemalistim kardeşim, sen ne dersen de.”

Özdeş Özbay - Kapitalizmin tarihi her zaman kentleşmenin de tarihi olagelmiştir. Dünyanın en erken kapitalistleşen ülkesi olan Britanya aynı zamanda dünyanın en erken kentleşen ülkesidir. İlk kez 1851 yılında Britanya’da kent nüfusu kır nüfusunu geçmişti. 1800’lerin sonundan itibaren kapitalizmin tekelci kapitalizm ve emperyalizm aşamalarına gelmesi kentleşmeyi hızlandırdı. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Almanya’da kent nüfusu kır nüfusunu geçti. Kentleşme olgusu kapitalizmin dünyanın her köşesine yayılması ile paralellik gösterdi.

Nurdan Düvenci - Elsa Morante, İtalya’nın Nazi Almanya’sının kesin denetimi altına girdiği 1941’den 1947’de yenilgiye uğradığı zamana kadar geçen ve bugün tarih sayfalarında kalan dünyayı anlatıyor. Elsa Morante hem o döneme hem de insanın insana yapabildiklerine ışık tutan, etkileyici bir edebi üslupla, İkinci Dünya Savaşı’nda İtalya’yı okuru cepheye götürmeden, top gümbürtülerine, kanlı siperlere taşımadan, mermi sesleriyle kulakları sağırlaştırmadan yapıyor bunu. Elsa Morante İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru faşistler tarafından arandıkları için eşi yazar Alnerto Moravia ile Roma yakınlarındaki Ciociara bölgesine kaçar ve bu kaçış sürecinde yaşadığı tanık olduğu olaylar romanının esin kaynağı olur. Romanda yer alan değişik ve çok sayıda kişilerle savaşta İtalya’daki toplumsal altüst oluşu ve yıkımı anlamamızı sağlar.

Adrian Budd - Stalinist devletlerin yıkılması üzerinden neredeyse 30 yıl geçti. Bu dönemde Tony Cliff ’in klasik çalışması, yeni bir kuşak aktiviste Marksist metodun güçlü bir uygulama örneğini sunuyor. Kitabın yazıldığı dönem Stalinizmin tepede olduğu, Sovyet iktidarının Doğu Avrupa’ya doğru genişlediği bir dönemdi. Stalinist rejim; Cliff ’in bu rejimi anlamakta anahtar görevi göreceğini ifade edip önceden tahmin ettiği, kapitalizmin genel kriz eğiliminin devlet kapitalizmi özelinde bir gösterimi olacak olan uzun durgunluk evresine daha girmemişti.

Ozan TEKİN - Sosyalistler için enternasyonalizm, yalnızca siyasi stratejilerini ve gelişmeler karşısındaki tutumlarını belirlerken çerçeve sunacak bir prensip değildir. Hayata bakışımız, ulusal devletlerin sınırlarını tanımadan, dünyanın her yerinde işçilerle patronlar arasında süren mücadele üzerinden şekillenir. Dolayısıyla, en uzak ülkedeki en küçük fabrikada gerçekleşen grevin zaferini kendi zaferimiz sayarız.