Desteklediğimiz Yayınlar

Yıldız Önen - AKP hala en yüksek oyu alan parti olabilir. Ancak, artık iktidar blokunun sözcülerinin insanlara öyle tepeden bakarak konuşabilecekleri bir durumla karşı karşıya değiliz. İktidar bloku, seçmen nüfusunun azınlığını temsil ediyor. Hepimizin bildiği gibi son dönemde yaşanan gerginliklerin kaynağı da bu.

Şenol Karakaş - En son Erdoğan, bir konuşmasında birdenbire CHP lider Kılıçdaroğlu’na yüklendiğinde fark etmiştim, AKP liderliğinin anlatacak pek bir hikayesi kalmamış. O konuşmasında, Erdoğan durduk yere, SGK’yı Kılıçdaroğlu’nun batırdığını anlatmaya başlamıştı. Üstelik bunu 'gençlere anlatmamız gerek, hatırlamazlar o günleri' diyerek.

Cinsiyetçilik, gelmiş geçmiş en eski ayrımcılık şekillerinden biri. Günümüzün kapitalist dünyasına dek uzanan bu ayrımcılık, mülkiyet ilişkileriyle bir arada ve birbirinden beslenerek gelişmiş durumda. Elbette kadınların dezavantajlı konumu, kapitalizmden çok daha öncesine dayanıyor. Fakat kapitalizm, geçmişten miras aldığı bu ayrımcılığı bağrına basıyor ve onu kendi çıkarları için, en faydalı haline getirmek için muhafaza ediyor.

“Kadının beyanı esastır” ilkesi, cinsel suç/şiddet vakalarında delil yetersizliği olması durumunda, kadının beyanını esas alarak, olay ile ilgili etkili bir kovuşturma, yani etkin bir soruşturma ve araştırma yapılması ve hatta yargılama aşamasına gelindiği takdirde delil niteliği taşıyabilmesi anlamına gelmektedir. 

Cinsiyetçi söylemlerin karşısında olmak, bu söylemleri başta kendimizde olmak üzere değiştirmek, bu cinsiyetçi dilin niçin bu denli büyük bir sorun teşkil ettiğini bilmek oldukça önemli. Karşısındaki kişiye cinsiyetçi bir dil kullandığını ifade eden her kişinin karşılaştığı ilk tepki “kadınların bu konuda fazla hassasiyet gösterdiği ya da söylenenin asla o anlamda söylenmediği, ‘niyetlerinin’ o yönde olmadığı, bu konunun abartıldığı” yönünde oluyor.

Mansplaining, man (erkek) ve explain (açıklamak) sözcüklerinin birleşimden oluşmuştur. Türkçeye “erbilmişlik" veya "erkekleme" olarak çevrilmiştir. Bir erkeğin, genellikle bir kadına, patronluk taslayan, küçümseyici bir tavırla, çoğu zaman kadının talebi olmaksızın, sözünü keserek bir şeyler açıklaması anlamına gelir. Ayrıca, kadının o konuda daha fazla bilgisi olduğu gerçeğine aldırış etmeden erkeklerin açıklama yapmasını da kapsamaktadır. 

John Molyneux - Marksist emperyalizm analizi, yaklaşık yüz yıl önce başta Luxemburg, Buharin ve Lenin olmak üzere bir dizi önemli marksist tarafından, tartışma ve işbirliğinin bir arada yürüdüğü bir süreç sonucunda geliştirildi. Bu analiz, kapitalist gelişmenin mantığının, sistemin yeni bir uluslararası emperyalist aşamaya ulaşmasına yol açtığını öne sürüyordu.

Ozan Tekin - Venezuela’da sağcı muhalefetin lideri Juan Guaidó’nun kendini devlet başkanı ilan etmesiyle başlayan süreçte, solda meseleyi başta bir “demokrasi sorunu” olarak ele alma eğilimi baş göstermişti. Maduro hükümetinin ekonomideki başarısızlıklarının yanına Kurucu Meclis’i kapatma gibi hamlelerin eklenmesi, bu yöndeki argümanları popülerleştirdi...

Kalahari'den Paris'e... Sinan Özbek bir toplumsal örgütlenme biçimi olarak komünün tarihini anlatıyor.

Erkeklerin yazdığı tarih kadınları silikleştirdi, görünmez kıldı. Kadın hareketinin tüm dünyada yükselişe geçmesiyle, tarihte kadının rolünü yeniden keşfetmeye başlayabildik, silikleşen kadın siluetleri berraklaşır oldu.

Parisli emekçilerin müthiş mücadelesinin tarihi.

Sinan Laçiner - Marx ve Engels, Komünist Manifesto’ya “Avrupa’nın üzerinde bir hayalet dolaşıyor. Bu hayalet komünizmin hayaletidir” diye başlamıştı. Şu ara Türkiye’nin (ve dünyanın) üzerinde de çeşitli hayaletler dolaşıyor, ama bunlar pek o kadar hayırlı sayılmaz. Bu tatsız hayaletlerdenbaşlıcası (sağ popülizm, militarizm ve otoriterleşmenin yükselişiyle birlikte) göçmen karşıtı ırkçılık. 

Dila Ak - İstanbul Sözleşmesi (ve 6284 sayılı kanun) etkin bir şekilde uygulandığı takdirde kadını toplumsal olarak güçlendirecek ve cinsel kimlik ya da yönelimine bakılmaksızın şiddet mağdurunu koruyacak bir konuma sahip. Sözleşme oldukça talepkâr ve devletlere de epeyce büyük sorumluluk yüklüyor. Kadının sırf kadın olduğu için şiddete uğradığını kabul ediyor, yani kadın cinayetlerinin politik oluşunu kabul ediyor ve bunun önüne geçmek için bir dizi önlem talep ediyor.

Türkiye’de Merkez Bankasının özerkliğinden bahsetmek elbette mümkün değil. Ekonomideki her türlü tıkanmada, hükümetler önce Merkez Bankasının rezervlerini eritmiş, daha sonra para basmasını sağlamışlardır. Böylece kısa vadede bazı şirketler kurtarılmış, ama artan enflasyon nedeniyle, bu kurtarmaların bedeli başta işçi sınıfı olmak üzere tüm halka ödettirilmiştir. 

Irkçı saldırganlığın birisi genel diğeri biraz daha özel iki nedeni var. Genel nedeni, Türkiye’deki siyasal iklim. Türkiye’de hamaset yüklü bir dil kullanarak politika yapmak moda haline geldi. İktidar çevresinin nefret söylemleriyle hedef tahtasına oturtmadığı hemen hiçbir toplumsal kesim yok. Bir olayı düşmanlaştırmadan, “ihanet” kavramını kullanmadan, “hainler” demeden, soğukkanlı bir şekilde ele aldıklarına tanık olmak mümkün değil.

Şenol Karakaş - Meral Akşener etrafında ilginç bir tartışma yaşanıyor. Özellikle Akşener’in meclis kürsüsünden iktidara meydan okuyan sert konuşmaları, İYİP’i ‘Güçlendirilmiş parlamenter rejim’i savunmak temelinde bir araya gelmesi gerekli görülen ittifakın onsuz olunmaz parçası haline getiriyor birçok sol siyasal çevrenin gözünde.

Nuran Yüce - 19 Mart Cuma günü bir kez daha tüm dünyada İklim İçin Okul Grevi yapılacak. Bu iklim eylemini ilk kez Greta Thunberg 2018’in Ağustos ayında İsveç parlamentosunun önünde tek başına oturarak başlatmıştı. Greta’nın başlattığı eylem sadece birkaç ay içinde İsveç sınırlarını aştı, gençlerin çığ gibi harekete katılmasıyla ‘Gelecek için Cumalar (FFF)’ aktivisitleri tüm dünyada sokakları doldurmaya, uluslararası eylemler örgütlemeye başladı. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, yıllardır dünyanın pek çok yerinde kadınların çeşitli haklarını savunmak için bir araya geldiği bir gün. 8 Mart, ekonomik bağımsızlıktan şiddetle mücadeleye, eşit işe eşit ücretten kürtaja pek çok hak mücadelesine tanık oldu. Bugün sürdürdüğümüz mücadeleyle 8 Mart’ı “Dünya Kadınlar Günü” haline getiren mücadelenin unutulamayacak bir ilişkisi var.