Troçki’nin marksizme en büyük ve en özgün katkısı Sürekli Devrim teorisiydi. Bu çalışmada, bu teori ilk olarak yeniden ifade edilecek. Daha sonra ise geçtiğimiz yaklaşık on yıllık süreçte yaşanan sömürge devrimlerinin ışığında düşünülecek. Teorinin büyük bir bölümünü reddetmeye mecbur kalacağız. Ancak varılan sonuçlar Troçki’nin düşüncelerinden oldukça farklı çıksa dahi, çalışma ağırlıklı olarak onun düşüncelerine yaslanmaktadır...

Rus Devrimi’nin önde gelen liderlerinden biri olarak yüklendiği sorumluluklardan sonra (hem 1905’de hem 1907’de Petersburg Sovyeti Başkanı, Bolşevikleri iktidara getiren Ekim ayaklanmasının örgütleyicisi, Kızıl Ordu’nun kurucusu, 1918-21 arasındaki iç savaş zaferinin mimarı) Troçki’nin bu olayları takip eden kaderi (1924’de Lenin’in ölümünden sonra Stalin ve yandaşları tarafından yönetimden uzaklaştırılması, 1929’da Sovyetler Birliği’nden sürgün edilmesi ve 1940’da KGB olarak adlandırılan kurumun bir ajanı tarafından öldürülmesi) 20. yüzyılın en belirleyici olayıyla bu kadar bütünleşmiş bir yaşama trajik bir anlam vermiştir. Troçki’nin, belki en açık biçimde ve Rus Devrimi Tarihi’nde (Troçki 1967) sergilenen toplumsal teorisyen, siyasal yorumcu ve yazar olarak sahip olduğu olağanüstü entelektüel yetenekler kendi politikasına tamamen muhalif olan birçok insanın bile beğenisini kazanmasına neden olmuştur... 

Uluslararası sosyalizmin kitle grevi sorunu üzerine şimdiye kadar yaptığı neredeyse tüm yazıları ve açıklamaları, mücadele araçlarının en geniş çapta kullanıldığı ilk tarihsel deney olan Rus devriminden öncesine dayanır...

İşçiler kapitalistlerden daha akıllı, köylülerden daha okumuş ve gençlerden daha ciddi olduğu için devrimci değildir. İşçilerin devrimciliği tümüyle kapitalist sistemin doğasından kaynaklanır.

Kapitalist sistem tarihin akışını şaşırtıcı şekilde hızlandırır, üretici güçlerde öngörülemez bir gelişim ve patlama yaratırken, karı nasıl daha fazla artıracağı bu artışı nasıl sürekli hale getireceği sorusuna da çoktan yanıtını vermişti: Mülksüzleştirme!

Egemen fikirler dünyası - Egemen fikirlerin panzehiri - İşçiler ve devrimciler - İşçi Demokrasisi - İşçi demokrasisi ve devrimci parti - 21. yüzyılda işçi sınıfı - İşçi sınıfı nerede? 

Marksist çevrelerde, parti ile sınıf arasındaki ilişki sorunu kadar anlaşmazlık konusu olan sorun azdır. Bu konudaki tartışmalar yoğun ve kavgalı olmuş, kaç nesildir aynı suçlamalarla sonuçlana gelmiştir: 'Bürokrat', 'ikameci', 'elitist', 'otokrat'. Konunun önemine ve uzun zamandır tartışılıyor olmasına rağmen, tartışmanın altında yatan temel ilkeler genellikle berraklığa kavuşturulamamıştır. Örneğin, parti örgütlenmesinin niteliği konusunda bolşevikler ve menşevikler 1903'de bölündükleri zaman Lenin'in yanında yer alanların birçoğu 1917'ye gelindiğinde barikatların karşı tarafında kalmış (örneğin Plekhanov); buna karşılık, Rosa Lüksemburg ve Troçki gibi devrimciler 1903'de Lenin'in karşısında fakat 1917'de onunla beraber tutum almışlardır. Üstelik bu karmaşa istisnai bir örnek değil, devrim tartışmalarında sürekli karşımıza çıkıyor...

Parti-sınıf ilişkisi: Sosyal demokratik görüş

Devrimci sol ve sosyal demokrat teoriler

Lenin ve Gramşi'nin parti ve sınıf görüşleri

Sosyal demokratik parti, bolşevik parti ve stalinist parti

Çeviri: Canan Şahin - Onur Devrim Üçbaş

Leninizm’in güncel savunusu iki görev içeriyor: İlki tarihsel Lenin’in politik içeriğinin savunusu; ikincisi Lenin’in ana politik fikirlerinin devam eden geçerliliğinin ve uygulanabilirliğinin gösterilmesi. Bu makale asıl olarak ikinci gö­reve odaklanmakla birlikte ilk nokta ile ilgili bir noktanın altını çizmek gerekiyor...

1. Tarihsel Lenin - 2. Günümüzde Leninizm: Emperyalizm ve Savaş - Devlet Teorisi - Leninist Parti - Sonuç

Sosyalizme karşı yöneltilen itirazlar arasında en yaygın ve en etkili olanı 'sosyalizm iyi bir fikir, ama hayata geçirilmesi mümkün değil. İnsanın doğasını değiştiremezsiniz!' şeklinde ifade edebileceğimiz argümandır. Fabrikalarda, işyeri kantinlerinde ya da kahvehanelerde karşılaşılan ilk itiraz budur. Pek çok siyasetçi ve entellektüel de zora düştüğünde hemen bu itiraza sarılır...

1. Anti-sosyalist Argüman 

2. İnsanın Doğası Koşullara Bağlı Olarak Değişir 

3.İnsan Doğası Nedir? 

4.Kapitalizm ve İnsan Doğası

5.Sosyalizm ve İnsan Doğası

Çeviri: Özge Karakale, Berke Malgaz, Deniz Güngören

Engels ve Kadının Ezilmişliğinin Kökeni - Kapitalizm ve Aile - Ev içi emek ve kadının ezilmişliği - İşçi sınıfı ailesinin yükselişi - Kadınlar için sonuçlar - Savaş-sonrası ekonomik büyümeden bugüne - Değişimlerin ailenin biçimine etkisi - Cinsel davranıştaki değişimler - Ev içi ve cinsel şiddet - Ücretli Emeğin Merkeziliği - Ücret Kesintilerinin Etkisi

Çelişkili zamanlarda yaşıyoruz: Çağımız hem toplumun kadınlar konusunda nasıl değiştiğini, ama bir yandan da ne kadar çok şeyin aynı kaldığını gösteren örneklerle dolu. Kadınlar işgücünün neredeyse yarısını ve sendika üyelerinin yarıdan fazlasını oluşturuyor.

Çeviri: Canan Şahin, Sibel Erduman

Marks and Spencer’in içi dışı bir, sempatik yönetim kurulu başkanı Sör Stuart Rose’a göre kadınlar (ya da onun dediği şekliyle ‘kızlar’) “hiç olmadıkları kadar iyi durumdalar.”
Başa çıkabileceğinizden daha fazla eşitliğe ve gerçek bir demokrasiye sahipsiniz, önünüzde yükselmeniz için hiçbir engel yok ama siz hala sızlanıyorsunuz… Kadın astronotlar, dişçiler, doktorlar, yöneticiler var. Neyiniz eksik? Pekala Stuart; eşit ücret, gerçek politik temsiliyet, tecavüze uğrayanlara adalet ve cinsiyetçi sterotipleştirmeye son… Liste böyle uzayıp gidiyor...

Süfrajetler ve Rus Devrimi - İkinci dalga feminizm - Üçüncü dalga feminizm - Nedir bu yeni cinsiyetçilik? - Kampüs Kültürü - Kozmetik değişimler - Feminist tepkiler -  Sınıfı bir kenara koymak - Mitler - Marksizm ve feminizm - İdealizm, materyalizm ve Engels - Günümüzde aile 

Şenol Karakaş - Volkan Akyıldırım

  1. Enternasyonal: Sosyalizm, işçi sınıfının kendi eylemidir
  2. Enternasyonal: Reformu mu, devrim mi?
  3. Enternasyonal: Devrimci sosyalizmden stalinizme
  4. Enternasyonal: Ortodoksluğun çıkmaz sokağı

Avrupa’da 1848 devrimlerinin yenilgisi, Marx ve Engels’in, marksist teorinin temellerini nihaî olarak şekillendirmek için devrimci sektlerin bitmek bilmez iç çekişmelerinden  kaçınmalarına da neden oldu. Bu gönüllü izolasyonu Marx, Engels’e yazdığı bir mektupta şöyle ifade ediyordu: “Tutum ve ilkelerimizi bu sayede bütünüyle birbirimize iletebiliyoruz.”

Çeviri: Roni Margulies ve Tarık Kaya

Rusya’nın toplumsal yapısının niteliği sosyalistlerin gözardı edemeyecekleri bir konu. Bizler ne zaman kurtuluşun sosyalizmde olduğunu öne sürsek, hemen Rusya deneyiminin örnekleri yüzümüze çarpılır: Gulag Takımadaları’ndaki “sosyalist” köle kampları, 1968 Çekoslovakya’sındaki “sosyalist” tanklar, “dünyayı zincirlerinden kurtarmak için” Kula yarımadasında hazır bekleyen “sosyalist” bombardıman uçakları, Afganistan’daki “sosyalist” silahlı helikopterler, bugün Doğu Avrupa’da bağımsız sendikalara üye olan işçilerin “sosyalist” hapishanelere tıkılması, vb. Bu sorunlarla yüzleşebilmek sosyalistler için acil bir gereklilik. Ciddi bir marksist değerlendirme Rusya’nın sosyalist olduğunu ya da hiç olmazsa sosyalizm yolunda ilerleyen, kapitalizmden daha üstün bir toplumsal örgütlenme biçimi olduğunu gerçekten iddia edebilir mi? Edebilirse, bundan böyle marksizmin sözünü etmek bile boşuna olacaktır, çünkü marksizm çalışan insan kitlelerinin kurtuluşunun teorisi olma özelliğini yitirmiş demektir.