Metal işçilerinin örgütlü gücü ve mücadelesinin patronlar için korku verici olduğu, son toplu sözleşme görüşmelerinde ortaya çıktı. 130 bin işçinin üyesi olduğu Türk Metal Sendikası’nın MESS ile yürüttüğü grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, metal işçilerinin kazanımıyla sona erdi. Anlaşmaya göre ilk altı aylık ortalama yüzde 18.49, birinci yıl içinse toplamda yüzde 25.50 oranında zam elde edildi. MESS’in üç yıllık sözleşme, esnek çalışma, istirahat izni ücretlerinin ödenmemesi gibi işçilerin bir dizi kazanılmış haklarına yönelik saldırıları da bertaraf edildi.

Artı-değer veya çeşitli tartışmalarda artık değer olarak adlandırılan kavram Marksizm’in en temel çıkış noktalarından birini oluşturur. Çoğunlukla salt iktisadi bir kavram gibi görünen bu kavram Marx’ın “işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır” sözüyle ifade bulan aşağıdan sosyalizm anlayışının temelini oluşturur.

1903 yılının Haziran ayında Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (RSDİP) kongresi toplanır. Kongre, parti içindeki kanatların örgütsel ayrılıkların su yüzüne çıktığı bir havada geçer. Parti üyeliğine ilişkin madde tartışılırken  Lenin liderliğindeki kanat ile eski yoldaşı Julius Martov önderliğindeki kanat arasında sert tartışmalar yaşanır. Lenin, partinin merkezi bir yapıya kavuşması gerektiğini, parti örgütlerinin birinde  bizzat görev alan ve partiye maddi olarak katkıda bulunanların parti üyesi olması gerektiğini savunurken, Martov daha açık bir parti yapısı öngörmektedir.

Cinsiyetçilik en basit hâliyle bir cinsiyet kimliğinin, diğer cinsiyet kimliklerinden üstün olduğunu savunan bir ideolojidir. Sınıflı toplumlardaki işbölümü her zaman cinsiyet ayrımcılığına dayanmıştır. Diğer sınıflı toplumlar gibi kapitalizm de cinsiyetçi bir sistemdir.

1970’lerin sonlarından 2011 yılına gelinene kadar devrim düşüncesi geçmişte kalmış, modası geçmiş, başarısız olmuş bir düşünce olarak görülürdü. Neoliberalizmle birlikte kapitalizm zaferini ilan etmiş, artık devrimlerin olmayacağı bir dünyanın doğduğunu müjdelemişti. Ancak durum böyle olmadı 2011 yılında önce Tunus, sonra Mısır, sonra çok daha geniş bir coğrafyada sıradan insanların ayaklanması ve mevcut rejimleri devirmeleriyle devrim hayatımızdan çıkmadığını bir kere daha gösterdi.

En basit hâliyle emek; insanın doğaya karşı verdiği hayatta kalma mücadelesinde uyguladığı her tür düşünsel ve bedensel faaliyettir. İnsanın, doğadaki tüm canlılar gibi ilk çabası hayatta kalma çabasıdır. İnsan, hayatına devam edebilmek için üretim yapması ve bu üretimi önceden tasarlayabilme yeteneğine sahip olması noktasında diğer canlılardan ayrılır. Bu sebeple, insanın doğayla mücadelesi aslında doğayı denetim altına alma mücadelesidir.

Faşizm, sıklıkla yanlış kullanılan bir kavramdır. Genel olarak beğenilmeyen her şeye “faşist”  yaftası yapıştırmak adeta bir gelenek hâlini almıştır. Oysa faşizm, özel bir örgütlenmenin, kapitalizm içindeki kendine özgü bir biçimin adıdır. Faşizm, tüm demokrasiyi parçalamak üzerine hareket eder, burjuva demokrasisini bile…

Grev, işçi sınıfının tek mücadele yöntemi değilse de üretimden gelen gücünü kullandığı en önemli mücadele yöntemidir. İşçilerin, patrona karşı pazarlık gücü kolektif olarak davranabiliyor olmalarından ve kapitalizmin kalbi olan üretim mekanizmasını durdurabilecek tek sınıf olmalarından ileri gelmektedir. 

Hegemonya, kelime olarak liderlik, üstünlük gibi anlamlara gelmekle beraber kullanımı zaman içinde genişlemiştir. Kökeni Antik Yunan’daki hēgemonía sözcüğüne kadar uzanır. Antik Yunan’da kavram “liderlik” anlamında kullanılırken, aynı zamanda bir şehir devletinin birkaç şehir devleti üzerindeki egemenliğini tanımlamak için de kullanılırdı.  

İdeoloji sözcüğü idea (düşünce) ve logos (us ile kavrama) sözcüklerinin birleşiminden oluşur. Logos kavramı zaman içinde bilimleri de tanımlayan bir hâl almıştır. Dolayısıyla tarihte ilk olarak Fransız düşünür Destutt de Tracy tarafından kullanılan ideoloji sözcüğü (Fransızca idéologie) “düşünceler bilimi” olarak kullanılabilir.

Jakoben, 1789 Fransız Devrimi sırasında ortaya çıkan radikal burjuva devrimci akıma verilen isimdir. Jakobenizm, literatürde genellikle “halk için halka rağmen” sloganında özetlenen bir tepeden inmecilik ile tanımlanır. Genellikle Jakobenlere ilişkin liberal yaklaşımlarda bir olumsuzlama olarak ortaya çıkan bu tanımlama, solun çeşitli kesimlerinde özellikle de Stalinist yaklaşımlarda bir olumlama olarak karşımıza çıkar. 

Komünizm, tüm dünyada üretim araçlarının üzerindeki özel mülkiyetin kalktığı, toplum yapısının bütünüyle buna göre şekillendiği, sınıflar bütünüyle ortadan kalkmış olduğu için devletlere de gerek kalmadığı özgür ve eşit topluma verilen isimdir. Sosyalizm ve komünizm kavramları sık sık birbiri yerine kullanılır ve yanlış anlaşılır. Bu kavramlara yüklenen anlamların tarihsel süreçler içinde geçirdiği değişiklikler de bu yanlış anlamaların sebepleri arasındadır.