Uluslararası hukukun ideolojisi

MARKSİST.ORG
Tipografi
  • Daha Küçük Küçük Orta Büyük Daha Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

Geçen ekim ayında New Left Review, önde gelen yazarı Perry Anderson'ın tam zamanında yazdığı bir makale yayınladı. Makale, tarihi boyunca Batı emperyalizminin aracı olan uluslararası hukukun bir eleştirisiydi.

Anderson, “her yasanın bir buyruk olduğunu” savunan 19. yüzyıl hukuk filozofu John Austin'i onaylayarak alıntılıyor: “Uluslararası hukuk, milletler arasında genel olarak geçerli olan görüş ve duygulardan oluşur. Bu nedenle buna tam olarak hukuk denilemez... (çünkü) genel görüş tarafından konulan bir yasa şu sonucu doğurur: Bu yasayı ihlal edenlere yaptırım uygulayacak taraf asla belirlenemez.”

Başka bir deyişle, devletlerin yaptığı yasalar gerçek “buyruklardır” çünkü devletler bu yasaları uygular ve uymayanları cezalandırır. Fakat yasa koyabilecek ve uygulayabilecek uluslararası bir hükümet yoktur. Dolayısıyla Anderson, uluslararası hukukun, “görüş... bugün ideoloji dediğimiz şey. Egemenin [yani ABD'nin] ve müttefiklerinin hizmetindeki ideolojik bir güç olarak müthiş bir iktidar aracı" olduğunu savunuyor. Dolayısıyla “sisteme hâkim olan liberal güçlerin yürüttüğü savaşlar, uluslararası hukuku koruyan diğerkâm müdahaleler. Diğer herkesin yürüttüğü savaşlar ise uluslararası hukuku ihlal eden, suç teşkil eden girişimler."

Ancak geçen hafta bu örüntü kesintiye uğradı. Normalde Batı'nın çıkarlarının güvenilir “yankı odası” olan Uluslararası Adalet Divanı, İsrail'in Güney Afrika tarafından kendisine yöneltilen soykırım suçlamalarına yanıt vermesi gerektiğine karar verdi. Ayrıca İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını kısıtlamasına ve düzenli rapor vermesine de hükmedildi.

Austin ve Anderson'un analiz ettiği şekliyle uluslararası hukukun her iki tarafı da bu kararda mevcut. Bu kararı kimin uygulatacağı belirli değil. Hatta UAD, İsrail'in buna karşı geleceğini bildiği için Güney Afrika'nın ateşkes talebini kabul etmekten kaçınmış olabilir.

ABD ve önde gelen diğer Batılı güçler, dikkat dağıtma amaçlı, açıkça koordine edilmiş bir manevrayla kararı halihazırda fiilen reddettiler. Filistinlilere maddi destek sağlayan Birleşmiş Milletler ajansı UNRWA'ya sağlanan finansmanı, kurumun 12 çalışanını 7 Ekim saldırılarına katılmakla suçlayan şaibeli bir İsrail istihbarat dosyasına dayanarak derhal askıya aldılar.

Ancak bu, hükmün “görüş” düzeyindeki önemini değiştirmiyor. İsrail ve Batılı emperyalist destekçilerinin en büyük ideolojik yenilgisiydi bu. İsrailli soykırım uzmanı Raz Segal, Los Angeles Times’da, soykırım suçunun “Aralık 1948'de yaratıldığını ve Nazizmin ve şimdi Holokost dediğimiz şeyin istisnai olduğu görüşüne dayandığını” yazıyor. “Bunun bir amacı vardı: Holokost'u, Avrupa emperyalizminin ve sömürgeciliğinin… önceki birkaç yüzyılda dünyanın dört bir yanında bıraktığı ceset yığınlarından ve yok edilen kültürlerden ayırıyordu.”

“Soykırım kavramı, Holokost'un ve İsrail'in uluslararası hukuk sistemindeki istisnai statüsünü korumaya yönelik bir işlev görüyordu... Şu ana kadar. UAD'nin İsrail'in Gazze saldırısının soykırım olabileceğine karar vermesiyle birlikte, dünyadaki her üniversite, şirket ve devletin artık İsrail ve kurumlarıyla ilişkilerini çok dikkatli bir şekilde değerlendirmesi gerekecek. Bu tür ilişkiler artık soykırıma suç ortaklığı teşkil edebilir.”

Böylece, İsrail ve müttefiklerinin, Holokost'u sadece İsrail'in varlığını değil, görünüşte meşru müdafaa amacıyla gerçekleştirdiği saldırıları da meşrulaştırmak için kullanmaya yönelik uzun süredir devam eden çabalarına büyük bir darbe vuruldu.

Benim tahminim, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Gazze'de gerçekleştirdiği katliamın pervasızlığı ve hem bakanlar hem de askerler tarafından kullanılan soykırım dilinin UAD'nin elini zorladığı yönünde. Özellikle Küresel Güney'de güvenilirliklerini korumak için, Güney Afrika'nın davasına yanıt veriyor gibi görünmeleri gerekiyordu. Bir ideoloji olarak etkili bir şekilde işleyebilmek için uluslararası hukukun asgari düzeyde tutarlılık göstermesi gerekir.

Netanyahu hükümetinde yer alan aşırı sağ, geçen hafta sonu Gazze'nin Filistinlilerden arındırılıp sömürgeleştirilmesini planlamak için düzenlenen bir konferansa katılarak soykırım niyetlerini yeniden tasdik etti. Onları yalnızca dünya çapında bir mücadele yenebilir. Ancak bu mücadele geçen hafta Lahey'de ivme kazandı.

Alex Callinicos

Socialist Worker’dan çeviren: Irmak Yavlal

(Sosyalist İşçi)