İstanbul ve İzmir'de "Savaşa, tezkereye, Esad'a hayır" eylemleri

ETKİNLİKLER
Tipografi
  • En Küçük Küçük Orta Büyük En Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

İstanbul'da dün Galatasaray Lisesi'nin önünde buluşan Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) ve Demokrasi ve Özgürlük Hareketi (DÖH) üyeleri, Suriye ile Türkiye arasında yaşanan askeri gerilim sonrası parlamentodan geçirilen tezkereyi protesto ederek, Esad diktatörlüğünü Suriye halkının devireceğini vurguladı. İzmir'de ise DSİP, Mazlum-Der ve ÖSP'nin ortak basın açıklamasında, "Suriye halklarının özgürlük mücadelesine evet, Esad diktatörlüğüne ve dış müdahaleye hayır!" denildi.

İstanbul'da saat 19:00'da "Esad'a da, savaşa da, tezkereye de hayır" pankartıyla gerçekleştirilen eylemde "Tezkere derhal geri çekilsin", "Yaşasın Suriye Devrimi! Müdahaleye hayır!", "İşgale hayır! Suriye Devrimi kazanacak!", "Suriyeli sığınmacılar kardeşimizdir" dövizleri taşındı.

Bölgesel bir güç olmak isteyen Türkiye'nin zorba bir devlet olduğunun vurgulandığı basın açıklamasında, böyle bir gücün askeri müdahalesinin Suriye Devrimi'ni boğacağı belirtilerek Esad'a karşı direnen Suriye halkıyla dayanışma dile getirildi.

Çağla Oflas'ın okuduğu basın açıklaması şöyleydi:

"Savaşa da Esad'a da hayır! Yaşasın Suriye Devrimi!

Suriye'ye TC'nin askeri müdahalesi, Esad'ın iktidarını uzatması ve devrimi boğma hamleleri için bir fırsat.

Suriye'yi bombalamak, Suriye devrimine destek vermek değildir. Bin Ali, Mübarek ve Kaddafi'nin başına gelenlerden ders çıkartan Esad ve BAAS çetesi, karşı-devrimin zaferi için ne pahasına olursa olsun kan dökeceğini çoktan göstermiştir. Türkiye'nin askeri yanıtı, bombardıman ve savaş, Suriye'deki kitlesel devrimci ayaklanmanın geri itilmesine ve daha fazla sivilin ölümüne yol açacaktır.

Katil Esad, AKP hükümetinin yalpalayan tutumuna güveniyor. Bölgesel bir güç olmak, başlı başına askeri gerilim yaratmak ve savaş kışkırtıcılığı demektir.

Meclis hızla Türkiye ordusunun yabancı ülkelere asker göndermesine izin veren tezkereyi gündeme sokup onayladı. Afganistan'da işgalci güçlerden biri olan, Kuzey Kıbrıs'ı işgal altında tutan, Kürtlere karşı 30 yıldır savaşan Türkiye Cumhuriyeti, askeri müdahaleye teşne zorba bir devlettir. Tezkerenin tek hedefi Suriye değil. TC'nin başlıca hedefi Irak ve Suriye Kürdistanı'dır.

Türkiye ordusu, Afganistan ve Kıbrıs başta olmak üzere bütün ülkelerden askerlerini çekmeli, hiçbir yere asker göndermemelidir. Suriye ordusu tarafından katledilen çoğu çocuk beş kişinin acısını yüreğimizde paylaşıyoruz. Ancak Suriye ile savaş sadece daha fazla kan dökülmesi demek. Ortadoğu halkları yüz yıldır bu savaşların bedelini ağır bir şekilde ödüyor.

Uludere'de sivillerin bombalanmasına dair gerçekleri açıklamayan, katliamın üzerini örten AKP, Suriye halkının dostu olamaz. Unutmayın, Başbakan bir yıl önce Esad'ın hâlâ dostuydu ve Arap Baharı'ndan kısa bir sure önce diktatörle birlikte tatile çıkacak kadar yakındı. İki berbat rejim karşı karşıya geldiğinde kendimizinkine karşı konum almalıyız, tıpkı Suriye'de Esad'a karşı mücadele edenlerin yaptığı gibi.

Suriye halkının özgürlük mücadelesini ve devrimi destekleyenler, savaşan bir AKP hükümetini, emperyal bir güç olan T.C. Devleti'ni, NATO'yu desteklememelidir.

"Savaşa hayır" diyenler, katil Esad'ın ortağı olan ve ellerini ovuşturarak savaşı bekleyen, Suriye halkının özgürlük mücadelesini reddeden, Türkiye'deki Suriyelileri düşman ilan eden ve göçmen kamplarının kapatılmasını isteyen ırkçı zihniyeti desteklememelidir. CHP başta olmak üzere, Suriye'deki halk hareketini 'senaryo' olarak görenler ve yaklaşık yüz bin sığınmacıyı terörist ilan edenler, ırkçılık yaparak mezhep çatışmasını ve halkların düşmanlığını kışkırtıyor.

Savaş karşıtları, Türkiye ve diğer dış güçlerin Suriye'yle 'Savaşa Hayır' derken aynı zamanda 'Esad'a da hayır' demelidir.

Savaşı durdurmanın yolu devrimin zaferidir. Savaş karşıtları, NATO karşıtları, Arap Baharı'nı destekleyenler, "Özgür Suriye, Özgür Ortadoğu" diyenler devrime siyasi destek vermelidir.

Suriye devrimine destek!

Türkiye devleti, Esad'ı ayakta tutan iki emperyalist devletten birinin başındaki diktatörü, Çeçen halkının ve Suriye halkının katili Putin'i ağırlamaya hazırlanıyor. Putin'le birçok ticari anlaşması imzalayacak olan AKP hükümeti kontrat peşinde koşuyor.

Esad'ın ordusunu silahlandıran başlıca güç emperyalist Rusya'dır. Katil, arkasındaki baş katilin askeri ve ekonomik desteğiyle Suriye halkını ve Urfa'daki sivilleri katlediyor. Suriye'deki BAAS vahşeti, Rusya'nın ülkedeki askeri üssü ve varlığı yüzünden sürüyor.

Bugün Esad'ı ayakta tutan, karşı-devrimin uluslararası desteğidir, bu destek içerde ve dışarda emekçilerin mücadelesi ile kesilmelidir ve diktatör Suriye halkı tarafından bir an önce yenilmelidir.

Savaşı durdurmak, Suriye devrimine destek olmak isteyen herkesi 14-15 Ekim'de Türkiye'ye gelecek Diktatör Putin'i protesto etmeye ve Rusya'da diktatörlüğe karşı mücadele eden halkla dayanışmaya çağırıyoruz.

Afganistan ve Irak halkının katiline "Gelme Bush" demiştik. Çeçenistan ve Suriye halkının katiline de "Gelme Putin" diyoruz.

Sınırlar derhal açılsın. Bütün Suriyeli sığınmacılara güvenli yaşam koşulları sağlansın!

Suriye'yle askeri çatışma ve olası bir savaştan, Esad'ın katliamından kaçan mülteciler sorumlu tutulamaz. Onlar Urfa'da öldürülen sivillerle aynı konumdadır. Sayıları 280 bini bulan çoğu çocuk, kadın ve yaşlı insan, Esad'ın katliamları ile karşı karşıyadır. AKP hükümetinin emrindeki polisler ise Suriyeli kardeşlerimizi katliama ve infaza yollamak isteyen ırkçıların istediğini yapmaktadır. Antakya ve Yayladağı'nda Suriyeliler, kiraladıkları evlerden polis tarafından zorla çıkartılıp kamplara gitmeleri istenmektedir. Suriye'de direnen halka ilaç götürmek isteyen aktivistler, sınırda jandarma tarafından gözaltına alınmakta ve binlerce lira para cezası kesilmektedir.

Irkçılara taviz vermeyin. Irkçılık, Suriyeli sığınmacı düşmanlığı insanlık suçudur. Türkiye'deki Suriyeliler, misafir değil mültecidir. Mülteci hakları tanınmalıdır.

AKP hükümeti, bombardıman tehdidi olduğu halde Urfa'daki kadın ve çocukların hayatlarını korumamıştır. Türkiye'de ve Suriye'de sivil halkın katledilmesi kabul edilemez. Bu yüzden Suriye'ye askeri misillemeye, bombardımanlara karşı çıkmalıyız.

Esad'ı devirmenin ve savaşı durdurmanın tek yolu devrimin zaferidir.
Katil Esad'a karşı özgürlük için ayaklanan Suriye halkın yanındayız. Suriyeli devrimcilerin tarafındayız. Bütün emperyalist devletler, bölgesel ortakları Suriye'den ellerini çekmelidir.

Tüm savaş karşıtlarını, emekçileri, gençleri, sosyalistleri, enternasyonalistleri, Suriye devrimi ile aktif bir dayanışma hareketine girişmeye, bu zeminde savaşa karşı çıkmaya ve Suriye Halkının Yanındayız Platformu'na katılmaya çağırıyoruz.

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi
5 Ekim 2012"

İzmir'de saat 18:00'de Konak eski Sümerbank önünde düzenlenen ve "Madem çıktı tezkere, meclis gitsin askere", "Savaşa hayır barış hemen şimdi!" sloganlarının atıldığı basın açıklamasını okuyan Mazlum-Der İzmir Şube Başkanı Jülide Tunakan, şunları söyledi:

"Suriye'den açılan top ateşinin Urfa'nın Akçakale ilçesinde can alması sonrasında Türkiye'nin de Suriye'yi top ateşine tutmasıyla bir savaş atmosferi oluştu. Meclis hızla Türkiye ordusunun yabancı ülkelere asker gönderilmesine izin veren tezkereyi geçirdi. Yıllardır Irak Kürdistanı'nı bombalamak için kullanılan bu tezkereyle Suriye'ye ve Suriye Kürdistanı'na askeri müdahalenin de önü açıldı.

Deraa kentinde özgürlük isteyenlerin üzerine Esad diktatörlüğünün ateş açmasıyla başlayan katliamlara rağmen, Suriye halklarının yürüttüğü özgürlük mücadelesi, Esad diktatörlüğünü devirebilecek güçtedir. Suriye'ye yönelik bir dış müdahale bu mücadeleyi sekteye uğratacak, Esad ve Baas rejiminin ömrünü uzatacaktır.

Bugüne kadar on binlerce insanın ölmesine ve yüzbinlerce insanın evini terk etmesine neden olan bu savaşa yapılacak bir dış müdahale, sivil ölümlerinin artmasına neden olurken, Baas rejiminin ve silah tüccarlarının işine yarayacaktır. Binali ve Mübarek'in başına gelenlerden ders çıkaran Esad, kendi diktatörlüğünün devamı için ne pahasına olursa olsun kan dökeceğini daha önce göstermiştir.

Başta Türkiye olmak üzere Suriye'ye yönelik olarak yapılacak olan tüm askeri müdahalelere karşıyız. Irak ve Afganistan işgallerinde görüldüğü gibi hiçbir askeri müdahale, işgal edilen ülkeye "demokrasi ve özgürlük" getirmemiştir, Suriye'ye de getirmeyecektir.

Roboski'de 34 insanın bombalanarak katledilmesinin hesabını veremeyen ve sorumlularını açıklamayan AKP, Suriye halklarının dostu olamaz. Urfa'da katledilen çoğu çocuk beş kişinin acısını yürekten paylaşıyoruz. Ancak Suriye'ye yapılacak müdahale, yıllardır savaşların bedelini ağır bir şekilde ödeyen Ortadoğu halklarının, daha fazla bedel ödemesine neden olacaktır. Ortadoğu halklarının özgürlük mücadelesini destekleyen bizler, yıllardır savaş çığırtkanlığı yapılarak mecliste süresi uzatılan ve bu kez de Suriye bahane edilerek çıkarılan tezkerenin geri çekilmesini talep ediyor, Esad'a, savaşa ve Suriye'ye her türlü askeri müdahaleye hayır diyoruz."