Mafya işleri ve kendi kuyruğunu yiyen iktidar - I

MARKSİST.ORG
Tipografi
  • En Küçük Küçük Orta Büyük En Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

Kapitalizmin tarihi rüşvet ve yolsuzlukların, mafyatik ilişkilerin de tarihidir aynı zamanda. 1990’lı yılların başında rüşvet skandalları neredeyse küresel bir vaka haline gelmiş ve çürüme dünyanın dört bir yanını sarmıştı. Kapitalist üretimin doğası, meta üretimi, üretimin plansızlığı, artı-değer için birbirlerini ve işçi sınıfını acımasızca ezmeye, yok etmeye çalışan sermaye gruplarının devlet üzerinde bitmek bilmez kontrol savaşları rüşvet ve mafyanın devreye girdiği gedikleri oluşturur. Rüşvet, yolsuzluk ve mafya ilişkileri, devletlerin derin dehlizlerinde bir kural olarak daima yaşam alanı bulur. Tek sorun, kriz anlarında, kapitalizmin sürekli bir parçası olan bu yozlaşmış ilişkilerin ortalığa saçılmak zorunda olmasıdır. 1990’lardaki yaygın rüşvet ve mafya ilişkileri, (küreselleşme güzellemesi yapanlara inatmışçasına) küresel ekonomik krizin derinleşmesinin bir sonucunda patlak verdi, daha da görünür olmaya başladı. Yoğun küreselleşme güzellemeleri, meta üretimine, bağımsız pazarlar için satılıp satılmayacağı belirsiz mallar üretilen bir ekonomik modele gömülü olan rüşvet-yolsuzluk-mafya olaylarında önlenemez artışı ve her gün bir yenisi yaşanan skandalları görünmez kılmayı başaramamıştı.  Anlaşılmıştı ki küreselleşme, rüşveti ve yolsuzluğun küreselleşmesiydi aynı zamanda.

Fakat bu, rüşvet-mafya-yolsuzluk ve devlet ilişkisinin kapitalizme, hemen tüm hükümetlere özgü olması, Türkiye’de son bir aydır bir suç örgütü şefinin seri videolarında açığa çıkan çürümenin sıradışı, özgün ve aşırı tehlikeli yanlarını görmeyi engellememeli. Burada olan, yepyeni bir olgudur.

Peker’in açıklamaları, tek adam iktidarının mimarisinin kopmaz öğelerinin neler olduğunu gösteriyor.

Ekonomide, siyasette, cinayette mafya

Peker, ekonomide servetin el değiştirmesinde mafyanın rolünü açıkladı. Örnek, Masimov adlı birisinin otel ve marinasına Ağar ve “ortaklarının” el koyması. Öte yandan siyasi iktidarın Peker’in düzenlediği seçim mitinglerinde olduğu gibi, şimdi suçlu diye aranan bu adamın ve onun örgütünün faaliyetini kolaylaştırdığını ortaya serdi. Buna örnek, bu adama devletin yurt içi ve yurt dışı gezilerinde korumalık yapmasıydı. Başka bir facia ise Peker’in bir kadın cinayetine siyasilerin ve bir önceki siyasal dönemin, Susurluk çetesinin ağır abilerinden birisinin adının karıştığını açıklamasıdır. Peker’in videoları, iktidarı eleştirdiği için bir siyasetçinin dövülmesini, gazetecilerin (Ahmet Hakan ve Levent Gültekin) dövülmesini açık açık teşhir ediyor, itiraf ediyor. Bu, mafyanın başka bir yanına, sokaklarda güç gösterisi yaparak muhalefete korku sanılması için kullanılması özelliğine de işaret ediyor.

Burada orijinal olan, bu apaçık skandala rağmen, üç haftadır bir istifa yaşanmaması, buna yönelik bir işaret verilmemesi. İktidar açısından sanki böyle bir gelişme yok. İktidarın İçişleri Bakanı açısından, bir gelişme var. Süleyman Soylu, bir televizyon programında izleyenlerin aralarında utanma duygusu taşıyan çoğunluğunun yüzünü kızartacak ifadeler kullanarak Peker’le laf dalaşına girdi. Fakat ortada bir çete lideri tarafından ifşa edilen ve herkesin uzun süredir bildiği ama hakkında çok konuşmamayı tercih ettiği gerçekler hakkında ne bir Meclis soruşturması ne de bir yasal süreç var. Yasala benzeyen tek süreç İçişleri Bakanı’nın kendisi hakkında soruşturma başlatılması için suç duyurusunda bulunması. Bir de bir gazetecinin kendisiyle Peker arasında bağlantı kurduğunun ifşa edilmesinden sonra bu gazeteci hakkında “terör örgütüne üye olmadan yardımcı olmak” kapsamında soruşturma başlatılması. 

Unutmadan, yasal olan bir başka adım da bizzat Peker hakkında soruşturmanın olması. 2018’de AKP için oy isteyen bu adam, şimdi organize suç örgütü lideri olduğu gerekçesiyle arananlar listesinde. Sanki 2018 seçim kampanyası bitmiş, bu adam hepimizin oluk oluk kanını akıtma tehditlerini yaptıktan bir süre sonra organize işlere bulaşmış gibi davranılıyor.

Peker’in ifşaatları ve bunların iktidar çevrelerince reddedilmemiş olmasına rağmen (Ağar, yat limanıyla ilgili ifşayı, “beni buraya deyiminden faydalanmak için yönetici olarak çağırdılar” benzeri açıklamasıyla seri videolarda söylenenleri kabullenmiş oldu) iktidarın ıslık çalması, toplumsal muhalefetin üzerinde dikkatle durması gereken bir orijinalliktir. Bu, iktidarın seri ölüm parendesi atma konusunda bir karara vardığı anlamına gelebilir.

Önümüzdeki yazıda bu gelişmelerin iktidar için taşıdığı anlamı tartışmaya çalışacağım.

Şenol Karakaş

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.