Diyanet İşleri Başkanı nefret söyleminde bulunmaya devam ediyor!

AÇIKLAMALAR
Tipografi
  • En Küçük Küçük Orta Büyük En Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

Diyanet İşleri Başkanlığının merkezi olarak yayınlanan cuma hutbesinde, LGBTİ+'lar ve HIV'le yaşayanlar bir kez daha hedef gösterildi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, "Ramazan: Sabır ve İrade Eğitimi" başlıklı hutbesinde nefret saçarak, salgın hastalıkların ve toplumsal sorunların nedenini LGBTİ+'lar olarak ortaya koydu.

Bu, Diyanet'in işlediği ilk nefret suçu değil. Daha önce de LGBTİ+'lar defalarca hedef göstermiş, 5 Temmuz 2019'da yine merkezi olarak okunan hutbesinde LGBTİ+ olmayı "yaradılışa aykırı bir sapkınlık" olarak ortaya koyarak nefret suçu işlemişti. Diyanet, dünkü hutbesinde "Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim" çağrısında bulunarak, LGBTİ+'lara yönelik nefreti ve şiddet eylemlerini meşrulaştırdığı gibi, olası cinayetlerin ve linçlerin önünü açıyor.

Diyanet sadece LGBTİ+'lara değil, kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştıran açıklamalarda da bulunuyor. Diyanet, güya aile içi sorunları çözme amacıyla kurduğu "Aile ve Dinî Rehberlik" bürolarında şiddete uğrayan kadınlara "Vurursa tepki vermeyin, odanıza çekilin. 'Nasıl istiyorsan öyle yapayım' diyerek olayı örtmeye çalışın, suçlayıcı dille konuşmayın, sevdiği yemekleri yapın, polisi aramayın" tavsiyelerinde bulunarak, erkek şiddetinin önünü açmış, teşvik etmişti.

LGBTİ+'lara ve kadınlara yönelik nefret ve şiddetin kaynağı elbette sadece Diyanet değil. Devletin neredeyse bütün kurumları uzunca bir süredir kadına yönelik şiddetle mücadeleyi düzenleyen İstanbul Sözleşmesi'ni (6284 no’lu yasa), Türk aile yapısını tahrip edeceği şeklinde garip bir gerekçeyle yürürlükten kaldırmaya çalışıyor. Bunun yanı sıra, LGBTİ+'lara yönelik yasaklamalar tüm hızıyla sürüyor. Onur Yürüyüşü yasağı hâlen ülke genelinde uygulanırken, Ankara'da tüm LGBTİ+ etkinlikleri valilik tarafından süresiz olarak yasaklanmıştı. Bu yasak iki ayrı mahkeme tarafından kaldırıldıysa da, nefret ve ayrımcılıkta ısrarcı olan valilik, yasağın sürmesi için bir üst mahkemeye başvurdu.

Oysa Türkiye Cumhuriyeti Devleti,  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tarafıdır. 14. madde: “Cinsiyet, ırk, renk, dil, din siyasal veya diğer kanaatler ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiç bir ayrımcılık yapılamaz” demektedir.

 Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinin 2. fıkrası: “Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” demektedir.

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi olarak devleti kendi koyduğu kanunlara uymaya davet ediyor, LGBTİ+'lara ve kadınlara yönelik nefret kampanyaları düzenleyenlerin cezalandırılmasını talep ediyoruz. LGBTİ+'ların ve kadınların yanındayız, mücadeleleri mücadelemizdir.

DSİP GYK