DSİP konferansı toplandı: “Kapitalizmin çoklu krizine karşı mücadeleyi büyütelim!”

AÇIKLAMALAR
Tipografi
  • En Küçük Küçük Orta Büyük En Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

Bu yıl pandemi koşullarında online olarak gerçekleştirilen DSİP konferansında farklı şehirlerden aktivistler bir araya gelerek politik gelişmeleri ele aldı. 

Küresel mücadelelerin yarattığı umut rüzgârlarını Türkiye'deki mücadeleye taşıma kararlılığını vurguladılar.

Konferans sonuç bildirgesi ve yurt içi ve yurt dışı dayanışma mesajları aşağıdadır.

DSİP Konferansı sonuç bildirgesi:

2021'de de kapitalizme meydan okumaya devam edeceğiz

DSİP Konferansı, Arap Baharı olarak adlandırılan, fakat Kuzey Afrika ve Ortadoğu ile sınırlı kalmayıp tüm dünyaya yayılan ayaklanmaların 10. yıldönümünde gerçekleşti. Bu ayaklanma dalgası; karşı-devrimler, darbeler, savaşlarla bastırılmış gibi dursa da 2018'den itibaren kitle gösterileri yeniden başladı. Bu ateşin sönmediğini, 2020'de de gördük. 

Pandemi kesintisine rağmen İklim İçin Okul Grevleri, 8 Mart'ta küresel kadın eylemleri, George Floyd protestoları ve Siyah Hayatlar Önemlidir hareketi, Belarus'ta diktatörlüğe karşı mücadele, Yunanistan'da faşist partinin kapatılması ve cezalandırılması, Brezilya yerel seçimlerinde Bolsonaro'unun kaybetmesi, birçok yerde gerçekleşen seçimlerde LGBTİQ+, kadın, siyah, göçmen aktivistlerin kazanması, Polonya ve Arjantin'de kürtaj hakkı için yürütülen büyük kadın mücadeleleri, Tayland ve Guatemela'da ayaklanmalar, Hindistan'da milyonların katıldığı genel grev ve her yerde sağlık emekçilerinin mücadeleleri her biri önemli dersler barındıran ve geleceğe yol gösteren deneyimlerdir.

Kapitalizmin çok boyutlu krizinin çözümü küresel mücadelelerin büyümesinde

Kapitalist sınıf, kâr oranlarının düşüşünü engellemek için bir çözüm bulamazken, bizzat yarattığı iklim krizi, ağır sonuçlarıyla kendini ortaya koydu, pandemi krizi bunların üzerine eklendi. Kapitalizm üçlü (ekonomik, ekolojik ve pandemik) krizin içinde debeleniyor.

Egemen sınıflar insanların hayatlarını koruyan önlemleri almadı. Kâr için insan hayatını kolayca harcayabileceklerini bu süreçte gördük. Özelleştirilmiş sağlık sistemlerinin çöktüğünü, muazzam bir servet varken bunun insanları değil şirketleri kurtarmak için harcandığını gördük.

Pandemiyle birlikte kapitalizm küresel ölçekte durgunluğa girerken, 1929'daki Büyük Bunalım'dan çok daha beterinin içinde olduğumuzu, egemen sınıfın en üst organları itiraf ediyor. Neoliberalizm çöktü ve kapitalistlerin krizi önlemek için herhangi bir çözümü yok.

Küresel krize rağmen pandemi döneminde de büyük bir servet az sayıda kişinin elinde toplanmaya devam etti. İşsizlik ve yoksulluk ise bütün dünyayı sarmış durumda. Zenginlerle yoksullar arasındaki uçurum, bugüne dek hiç bu kadar büyümemişti. Kamu kaynakları silahlanmaya harcanıyorken, sağlığa ve sosyal güvenliğe yapılan harcamalar silahlanmaya harcananın yanına bile yaklaşamıyor. 

İklim felaketleriyle geçen 2020, küresel iklim krizinin inkâr edilemez olarak her bir insanın hayatını tehdit eder bir safhada olduğunu gösterdi. İnsan ve canlı türlerinin hayatı tehdit altında. Kapitalist sınıf ise karbon emisyonlarını durdurmak yönünde etkili tedbirler almaya yanaşmıyor. Küresel iklim hareketine katılan milyonlarca insan, kapitalist sınıfın gerçek yüzünü ve tercihlerini kavradığı için 'iklimi değil sistemi değiştirelim' diyor. 

Kapitalizmin üçlü krizine çözüm, yeni bir dünya isteyenlerin mücadelesindedir.

Küresel mücadeleler devam ederse otoriter yönetimler gidebilir

2020'nin en önemli siyasi gelişmesi, küresel çapta faşizmi ve ırkçılığı kışkırtan Trump'ın seçimleri kaybetmesiydi. Irkçı Trump'ın ikinci dönemini yaşayamadan yenilgisi, rakiplerinin yürüttüğü seçim kampanyalarından çok ABD'de yaşanan büyük mücadelelerin kazanımıdır.

Uluslararası planda siyasi gericiliğin başını çeken Trump'ın gidişi, bir domino etkisi yaratarak diğer otoriter ve aşırı sağcı liderlerin birer birer gidebileceğinin işaretidir. İşte bu yüzden, yok oluşun eşiğinde oldukları için saldırganlaşıyorlar.

En baskıcı rejimlerde bile büyük kitle mücadelelerin ortaya çıkışı, önümüzdeki dönemin başlıca eğiliminin küresel mücadele olacağının işaretleridir.

Mecburlar koalisyonu geriliyor

Türkiye tamamen istikrarsız ve krizler içinde bir mecburlar ittifakı tarafından yönetiliyor. AKP-MHP bloku gerileyen ve zayıf bir ittifak. Bu ittifakın yaşadığı krizlerin başında altemperyalist hayalleri ile askeri ve ekonomik gücü arasındaki orantısızlık geliyor. Bütün bölgesel güç iddiaları aslında yenilgiyle sonuçlanıyor ama bunu zafer gibi sunuyorlar. 

Başkanlık sistemi tam bir istikrarsızlık hâli yarattı. Devleti kararnamelerle yönetiyorlar, bu kararnamelerin ortaya çıkardığı dengesizliği yine kararnamelerle dengelemeye çalışıyorlar. Bu şekilde ekonomiyi ve siyaseti yönetmek mümkün değil, dolayısıyla AKP-MHP bir korku havası yaratarak yönetebilirmiş gibi yapıyor, demokratik bütün kazanımları elimizden çekip alıyor ancak bu sürdürülebilir değil.

Faşizme karşı barış mücadelesi 

Bu ittifak içinde MHP’nin kilit bir rolü var. İktidarda değil ama iktidar ortağı. MHP’nin hedefinde temel olarak HDP var, HDP tabanını paralize etmek istiyor. Bu hamlesiyle hem AKP’ye reformların sınırının nerede bittiğini söylüyor, hem de kendi tabanına dediklerini hayata geçiren milliyetçi bir parti olduğunu gösteriyor ve tabanını konsolide ediyor. Ancak faşist partilerin asıl gücü parlamentoda değildir, sokaktaki sivil paramiliter güçler aracılığıyla güç kazanırlar. Dolayısıyla bugün antifaşist mücadeleyi merkezde tutmak gerekiyor. Bu noktada Yunanistan’daki yoldaşların faşist Altın Şafak’ı mahkûm ettiren mücadelesini örnek almamız gerekiyor. 

Mevcut ittifak Kürt sorununda demokratik hakların askıya alınmasıyla şekillendi. HDP’ye dönük baskılar artarak sürüyor. HDP’li belediyelere kayyumlar atanıyor, partinin üyelerine sürekli operasyonlar yapılıyor, üye ve yöneticileri tutuklanıyor. Ancak Kürt halkı tüm baskılara rağmen hak taleplerini sürdürdü ve artık politikada geri dönülemez şekilde bir güç olduğunu kanıtladı. Kürt sorununun üzerini bir daha örtmek mümkün değil ve eninde sonunda bir barış süreci kaçınılmaz. DSİP, dün olduğu gibi bugün de Kürt halkının yanında, barışı ve demokratik çözümü desteklemeye devam edecek. 

Özgürlük işçilerle gelecek 

Toplumun her kesiminde biriken bir öfke var. İktidar bloku bir yandan demokratik tüm sesleri baskı altında tutarken, neoliberal politikaları da hunharca uyguluyor. Pandemi sürecinden en çok etkilenen kesim işçi sınıfı oldu. İşçiler “evde kal” çağrılarına rağmen işe gitmeye zorlandı, bunun sonucunda kitlesel olarak virüsün hedefi oldu. İşçi örgütleri başından itibaren pandemiye karşı taleplerini öne sürdü ve mücadele etti. 2020’de metal işçilerinden, maden işçilerine sınıfın pek çok kesimi sokağa çıktı, bu eylemlerin bir kısmı kazanımla sonuçlandı. Hükümetin kıdem tazminatı hamlesini işçi sendikaları bir araya gelerek boşa düşürdü, hükümet kıdem tazminatı düzenlemesini geri çekmek zorunda kaldı. İşçi sınıfının mücadelesine güvenmeliyiz.  

İşçi sınıfı içinde baskıya ve ırkçılığa en yoğun maruz kalan kesim göçmenler oldu. Göçmenlerde işsizlik yaygın, göçmen çocukların yarısı eğitime erişemiyor. Göçmenler kayıt dışı, gündelik ve güvencesiz işlerde çok düşük ücretlerle çalıştırılıyor. Buna rağmen göçmenler hakkındaki ırkçı propaganda ve yalanlar devam ediyor, göçmenler sürekli olarak ırkçı saldırılara maruz kalıyor. Göçmenler işçi sınıfının parçasıdır. Irkçılığı göçmen ve göçmen olmayan işçilerin ortak mücadelesiyle yeneceğiz. 

Kadınların ve LGBT+’ların mücadelesi 

2020’nin en dinamik mücadelesi kadın mücadelesi oldu. Pandemi koşullarında evde kalmak zorunda kalan kadınlara dönük erkek şiddeti arttı. Hükümet ise İstanbul Sözleşmesi’ni hedefine oturttu. Bütün bu baskılara karşı kadın hareketi bir adım bile geri atmadan sokağa çıktı. Kadınlar yılın sonunda sosyal medyadan #UykularınızKaçsın diyerek ünlü-ünsüz bütün tacizcileri ifşa etmeye başladı ve cinsiyetçiliğe büyük bir darbe vurdu. Kadının beyanı esastır. DSİP, koşulsuz olarak kadınların mücadelesini destekliyor. 

Türkiye'de LGBTİ+'lara yönelik saldırılar 2020'de de devam etti. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Nisan ve Temmuz aylarında verdiği iki hutbede LGBTİ+'lara yönelik nefret söyleminde bulunmasından sonra, nefret saldırılarında yüzde 100'e varan artış yaşandı. Kadınları ve LGBTİ+'ları koruma altına alan İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılması için yapılan büyük kampanya, kadınların ve LGBTİ+'ların mücadelesiyle başarısızlığa uğratıldı. DSİP, LGBTİ+ hareketinin bir parçası olmaya, homofobi ve transfobinin karşısında mücadele etmeye devam edecek.

AKP’nin iktidara geldiği günden beri sürdürdüğü neoliberal politikaların en vahim sonuçlarından biri çevreye verdiği zarar. Bu yıkımın sonuçları sadece yerel ya da bölgesel düzeyde değil küresel düzeyde. Türkiye karbon emisyon artış hızı açısından en üst sıralarda yer alıyor. Ekoloji ile kapitalizm arasındaki mücadelede AKP hükümetleri açık açık patronlardan yana oldu. ÇED, Orman, Su, Maden alanında şirketler lehine sayısız yasal değişiklik yapıldı. Dünyada bu süreçte 2018’den beri radikal, genç, kitlesel “İklimi değil sistemi değiştir” diyen bir hareket var. Kapitalizmin ekonomik ve pandemik krizinin yanı sıra ekolojik bir kriz de yaşadığı bu dönemde, iklim mücadelesi antikapitalistler açısından en temel mücadele alanlarından biri olmaya devam edecek.

Seçim ittifakı değil aşağıdan mücadele 

DSİP, yukarıdaki başlıkların her birinde mücadele ederken Türkiye’de birleşik bir antikapitalist mücadele hattı inşa etmeye çalışıyor. Türkiye’de muhalefetin önemli bir kısmı verilecek mücadeleyi bir aritmetik hesaba indirgeyerek ilkesiz ittifakları savunuyor. Bu anlayış hem işçi sınıfını burjuva güçlerle ittifaka zorluyor hem de ırkçılığa karşı tavır alamıyor. 

Bizim önerimiz ise mücadelenin önerisi: Seçim ittifakı değil aşağıdan mücadele. AKP-MHP’nin mecburlar koalisyonu geriliyor. Bir işçi sınıfı hareketi dalgası karşısında bu koalisyonun dayanma şansı yok. Tam da bu yüzden işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesine bakıyor, antikapitalist bir blokun inşası için uğraşıyoruz. 

DSİP, 2021'de kapitalizme karşı aralıksız mücadeleye, çok boyutlu krizlere karşı işçilerin, emekçilerin, baskı altındakilerin taleplerini merkeze alan mücadeleleri desteklemeye, küresel mücadelelerin yarattığı umut rüzgârlarını Türkiye'deki mücadeleye taşımaya, enternasyonalist dayanışmayı ve birleşik mücadeleyi örmeye devam edecektir.

Pandemi sonrası eski normale geri dönüş yok!

Irkçılığa ve faşizme geçit yok!

Başka bir dünya mümkün!

Çözüm antikapitalist alternatifte!”

***

Dayanışma mesajları

Yurtiçi dayanışma mesajları

HDP milletvekili Garo Paylan, hem geçmişle yüzleşmek hem de güzel bir gelecek kurmak için DSİP’in yıllardır sürdürdüğü faaliyete dikkat çekerek “ Organize kötülük yıllardır hayallerimize saldırıyor. Ve kazanımlarımızı tarumar ediyor. Yine de, zalimlere inat bitmedik, bitmeyeceğiz! Bütün saldırılara rağmen, son sözü yine direnenlerin söyleyeceği inancıyla hepinizi selamlıyorum” dedi. 

Barış Vakfı’ndan Hakan Tahmaz’ın mesajında ise “Barışın, eşitliğin, özgürlüğü ve adaletin geliştiği bir dönemin kapısının açılmasında önemli etkisi olacağına inandığım partinizin konferans sonuçlarının yol gösterici ve devrimci, sol, sosyalist ve toplumsal mücadelelere katkı koyacak nitelikte olacağına duyduğum inancımla tüm dostları, yoldaşları selamlıyorum” ifadeleri yer aldı.

HDP milletvekili Hüda Kaya ise mesajında “Sürekli direniş ve sürekli dayanışma şiarıyla özgür yarınlarda da görüşebilmek üzere hepimize başarılar diliyorum” diyerek konferansa başarı diledi.

23. Dönem İstanbul milletvekili Ufuk Uras, “Umarım 2021 yılı sosyalizm mücadelesinin büyüdüğü, korona sonrası krizin emekçiler lehinde dönüştüğü, barış özlemlerimizin ete kemiğe büründüğü bir dönem olur” diyerek konferansı selamladı.

Hrant’ın Arkadaşları’ndan Bülent Aydın ise barış ve adalet mücadelesinde DSİP’le birlikte mücadele ettiklerinin altını çizerek “Dayanışma ve umudu büyütmeye çok ihtiyaç olan bir dönemde gerçekleştirdiğiniz konferansınızı kutlar, çalışmalarınızda başarılar diler, selamlarımı iletirim” mesajını yolladı.

Yazar Foti Benlisoy “Artık bir üretim tarzından çok bir yokediş tarzına dönüşmüş kapitalizmi durdurmak, egemen sınıfların yüreğine yeniden devrim korkusunu salmak hepimizin boynunun borcu haline gelmiştir. İşçi sınıfının kurtuluşunun üzerinde yaşadığımız gezegenin kurtuluşuyla eşanlamlı hale geldiği bugün açıktır” diyerek DSİP’e dayanışma dileklerini iletti. 

DSİP’in konferansına Uluslararası Sosyalist Akım’ın örgütlerinden yollanan dayanışma mesajları

SWP (Sosyalist İşçi Partisi), İngiltere 

DSİP’li yoldaşlarımıza selamlarımızı ve dayanışma duygularımızı gönderiyoruz. Konferansınız olağandışı bir küresel kriz döneminde gerçekleşiyor. Covid-19 pandemisi, özellikle dünyanın en yoksul ve en ezilen kesimleri için dayanılmaz koşullar yaratırken, kendi kârlarını insan hayatının önüne koyan egemenler bu koşulları daha da kötüleştirdi.

Ama bu, kapitalizmin çok daha derin krizinin unsurlarından sadece bir tanesi. Buna şimdi küresel bir ekonomik çöküş ve süregelen çevre yıkımı eşlik ediyor. Bu kriz eğilimleri emperyalistler arasındaki rekabeti ve sınıfsal çelişkileri keskinleştirdikçe, net ve kesin bir sosyalist ses ihtiyacımız daha da acilleşecek. Bu sesi Türkiye’de DSİP temsil ediyor. Önümüzdeki zorlu mücadelelerde size başarılar diliyoruz.

Devrimci Sol Akım, Suriye

Sevgili yoldaşlar, 

Dünyanın ve bölgemizin tarihinde kritik bir zamanda gerçekleşen konferansınıza en sıcak yoldaşlık duygularımızı gönderiyoruz. 

Pandemi krizi ve ekonomik kriz dünyayı kasıp kavururken, bölgemizde de halk mücadelelerinin yenilgisi ve geri çekilmesi sonucunda yerel ülkelerin genişlemeci politikalarına ve çatışmalarla savaşların artışına tanık oluyoruz. 

Bu durum barışı tehlikeye atıyor, daha yıkıcı gelişmelerin önünü açıyor ve popülist ve faşist ideolojilere zemin hazırlıyor. Ama emekçi kitlelerin kapitalist rejimlere karşı mücadeleleri sona ermiş değil ve sona ermeyecek. Bölgemiz küresel kapitalist sistem için sürekli bir istikrarsızlık ve kaos bölgesi, devrimlerin ve karşı-devrimlerin sahnesi. 

Bu bize önemli görevler yüklüyor: örgütlerimizi güçlendirmek, kitlelerin mücadelesine her düzeyde dahil olmak ve bu mücadeleleri yere ve küresel düzeyde koordine etmek.

Yoldaşlar, aramızda uzun yıllardır süren koordinasyon, ortak eylem ve uluslararası dayanışma bölgem,izdeki kardeş örgütlerimizle hepimizi bir araya getiriyor. Bölgemizin, özgür insanların bir arada yaşadığı bir barış ve sosyalizm vahası olması için ortak mücadelemize devam ediyoruz.

Konferansınızda ve önümüzdeki mücadelelerde başarılar diliyoruz. 

Yaşasın uluslararası sosyalizm, yaşasın sosyalist devrim.

Marx21, ABD

Değerli DSİP’li yoldaşlarımız,

2020 işçi sınıfı için uluslararası düzeyde bir ölüm, acı ve yoksullaşma yılı oldu. Hem yoksul ülkelerde hem de dünyanın en zengin ülkesinde. Amerika’da pandemi işçi sınıfını vururken, bir yandan da ekonomik kriz tarihsel boyutlara ulaştı ve önümüzdeki yıllarda da devam edeceği kesinleşti.

Ama bu kabus koşullarda bile, salgın krizine karşı ilk tepki gösteren ler işçiler oldu. Hükümet hiçbir önlem almazken, New York’ta öğretmenlerin eylemi okulların kapanmasını sağladı. Hastanelerde kişisel koruma teçhizatının bulunmamasına karşı eyleme geçen hemşireler oldu.

Black Lives Matter isyanı patlak verdiğinde, hemşirelerle öğretmenler yine ön saflardaydı. Onlara batı kıyılarında 29 limanı kapatmayı başaran dok işçileri katıldı. Amerika tarihinin en büyük protesto dalgasına ülke çapında 26 milyon kişinin katıldığı tahmin ediliyor. 

Yoldaşlar. İşçiler ve yoksullar mücadele etmek istiyor. Irkçılığa karşı, işsizliğe karşı. Doğu Akddeniz’de savaş tehlikesine karşı. Devrimciler bu mücadelelerde başı çekmelidir.  

Konferansınıza en iyi dileklerimizi gönderiyoruz.

SEK (Sosyalist İşçi Partisi), Yunanistan

Sevgili Yoldaşlar. Türkiye ve Yunanistan egemen sınıfları arasındcaki rekabet gün geçtikçe daha gerici bir hal. “Anavatan” derken, asıl kastettikleri boru hatları ve gaz. Pandemiye karşı mücadele ettiklerini söylerken, asıl para harcadıkları yer savaş uçakları, gemiler ve füzeler.

Bu ikiyüzlülük ve sahtekârlık karşısında, Ege’nin iki yakasında işçilerin öfkesi giderek yükseliyor. Biz SEK olarak, DSİP’li yoldaşlarımızla birlikte barış ve adalet için, sosyalist bir toplum için mücadele etmekten gurur duyuyoruz.

Konferansınıza enternasyonalist selamlarımızı gönderiyoruz.

Marx21, İspanya

İspanya’dan Marx21’den DSİP’li dostlarımıza, yoldaşlarımıza devrimci selamlar. Konferansınızın başarılı geçmesini diler, aşağıdan sosyalizm fikrini ve mücadelesini Türkiye çapında gerçekleştirmenize katkı sağlayacağını umarız.

SWN (Sosyalist İşçi Ağı), İrlanda

DSİP’li sevgili yoldaşlarımız. Sistemin çoklu krizler yaşadığı, küresel mücadelelerle dolu bir yılın sonuna geliyoruz. Sosyalistler dünyanın her yanında zorlu sorunlarla ve aynı zamanda büyük fırsatlarla karşı karşıya. 

Konferansınıza başarılar diliyor ve önümüzdeki mücadelelerde yanınızda olacağımızı tekrar vurguluyoruz.

Yaşasın uluslararası dayanışma.