Hükümet ve MİT ile polis ve yargı arasındaki kriz sürerken, bugün sabah "KCK" operasyonları kapsamında KESK üyelerinin ağırlıkta olduğu 140'a yakın kişi gözaltına alındı.

Kürt siyasetçilerin, avukatların, basın çalışanlarının, sendikacıların ve Kürt halkıyla arasına mesafe koymayan akademisyen ve aydınların sindirilmeye çalışıldığı "KCK" operasyonlarının ne kadar büyük bir saçmalık olduğu, KCK yönetimiyle barış için görüşmeler yürüten MİT heyetinin de davaya dahil edilmesiyle bir kez daha ortaya çıkmıştı.

Arap Baharı, 2010 yılının Aralık ayında Tunus'ta gerçekleşen protestolarla başlamıştı. Diktatör Bin Ali'nin kısa bir süre sonra devrilmesi, isyanın Mısır'a sıçramasını sağladı.

25 Ocak'ta ise Mısır'da gösteriler başladı. Milyonlarca Mısırlı, başkent Kahire'nin Tahrir Meydanı'nı doldurdu. 18 gün devletin askerine, polisine, Mübarek'in karşı-devrimci çetelerine karşı kahramanca mücadele ettiler. Ve sonunda 30 yıllık diktatörü, Mübarek'i devirmeyi başardılar.

Mahkeme, 5 yılda 25 duruşmayı takip eden Hrant'ın ailesi, avukatları ve arkadaşları ile dalga geçercesine, Hrant Dink cinayetinin örgüt işi olmadığına, Hrant öldürüldüğü günlerde İstanbul Emniyet Müdürü olan Celalettin Cerrah'ın dediği gibi "milliyetçi duygularla işlenmiş münferit bir cinayet" olduğuna karar verdi.

Böylelikle, 2007 yılında "davada sonuna kadar gidileceğini" ifade eden Başbakan'ın yalan söylediği ortaya çıktı. Zaten cinayette sorumluluğu veya ihmali olan tüm devlet görevlileri, geçtiğimiz 5 yıl içinde, AKP iktidarı döneminde, başka görevlere getirilerek ödüllendirildiler.