İnfaz yasasının hukukla ve adaletle ilgisi yok

AÇIKLAMALAR
Tipografi
  • En Küçük Küçük Orta Büyük En Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

Koronavirüs salgını karşısında cezaevlerindeki mahkûmların durumu tüm dünyada tartışılıyor.

Hapishaneler, her yerde çok sayıda insanın kötü koşullarda bir arada bulundukları yerler olarak, virüsün hızla yayılmasına ve felaket sonuçlar doğmasına uygun ortamlar.

Türkiye’de de bu konuyla ilgili, kamuoyunda “infaz yasası düzenlemesi” olarak bilinen değişiklik mecliste tartışılıyor.

Ancak tartışılan değişikliğin evrensel hukuk normlarıyla da, koronavirüs krizine karşı alınması gereken sağlık önlemleriyle de bir ilgisinin olmadığı görülüyor.

Teklif, bir salgın sırasında kapalı infaz kurumlarında gözetilmesi gereken temel koruyucu kriterlerden yoksundur.

Bu teklif ile cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler arasında ayrımcılık yapılmaktadır.

Teklif bu hâliyle yasalaşırsa;

İnfaz paketinde terör ve örgütlü suçlara yönelik 3/4’lük koşullu salıverme oranında herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır.

Cinsel suçlar ve uyuşturucu ticareti suçlarında 3/4’lük koşullu salıverme oranı 2/3’e indirilmektedir.

Diğer suçlarda koşullu salıverilme oranı, 2/3’ten 1/2’ye indirilmektedir.

Ayrıca terör ve örgüt suçları hariç, cinsel suçlar dahil cezasının bitmesine 3 yıl kalan tüm mahkûmlara, 31 Aralık 2020’ye kadar açık cezaevine geçme hakkı tanınmaktadır.

Adalet Bakanlığı, açık cezaevlerindeki mahkûmlara 31 Mayıs’a kadar salgın gerekçesiyle iki ay izin verebilecek, bu iki aylık izinler üç kere tekrarlanabilecek, zamanında geri dönmeyenlere cezai işlem yapılmayacak. Böylece kadına şiddet uygulayan, cinsel içerikli suçlar işleyen pek çok mahkûm izinli salıverilebilecektir.

Sonuç olarak, çocuğun cinsel istismarı dahil olmak üzere, cinsel suç failleri ve diğer eril şiddet failleri çeşitli yöntemlerle ceza indirimi kapsamındadır. Düşünce ve ifade özgürlüğünü kullananlar ise kapsam dışıdır. Parlamento için böyle bir teklifin yasalaşmasından daha büyük bir utanç olamaz.

DSİP olarak diyoruz ki;

Öncelikle hasta mahpusların, yaşlı mahpusların, çocukları ile birlikte hapishanelerde kalmakta olan kadın mahpusların ayrımsız olarak tahliye edilmeleri ve salgından korunmaları gerekir.

İnfazda eşitlik, adaletin gereğidir, bütün infaz indirimleri tüm mahkûmlara eşit olarak uygulanmalıdır.

Keyfi ve uzun tutuklama uygulamasına son verilmeli, tutuksuz yargılamanın esas olduğu bir sisteme geçilmelidir.

Cinsel suçlar işleyenlere açık cezaevi yoluyla izin verilmesi kesinlikle yanlıştır.

 

DSİP

08.04.2020