"Bu mesleğin kaderinde maalesef bu var. Bu mesleğe giren kardeşlerim de, içerisinde bu tür şeylerin olacağını bilerek giriyorlar" demişti Başbakan, 2010 yılındaki bir grizu patlamasından sonra.

Çalışma Bakanı Ömer Dinçer ise madencilerin acı çekmediklerini söyleyip "Güzel öldüler" diye eklemişti.

Bu kez Soma'dan ölüm haberleri geliyor.

Yine "kader" diyecekler, "Her yerde oluyor" diyecekler. Doğru değil!

Ankara Altındağ'da Suriyeli sığınmacıların kaldığı bir bina taşlandı ve arkasından ateşe verildi. Bu olanlar, bir süredir giderek artan bir dozda yapılan göçmen, mülteci ve sığınmacı düşmanlığının bir uzantısı.

Suriyelilerin Türkiye'ye gelmeye başlamasından beri, haklarında çok yoğun bir karşı propaganda sürdürülüyor. Mültecilerin aslında mülteci olmadığı, restoranlarda para ödemedikleri, yüksek sesle konuştukları veya işçilerin işlerini elinden almaya geldikleri gibi ırkçı, göçmen karşıtı bir propaganda yürütülüyor. Bu propaganda sonucu, zaman zaman ırkçılar tarafından mültecilere dönük saldırılar gerçekleştiriliyor.

Hükümet, 1 Mayıs'ta Taksim'i bir kez daha emekçilere yasakladı.

Ulaşım engellendi, buluşmak isteyenlere polisler saldırıyor, "Yenikapı'ya gidin" diyor.

Geçtiğimiz yıl Taksim'deki inşaatı işaret eden Başbakan, 1 Mayıs yasağını "İnsanlar çukura düşebilir" diyerek savunmuştu. Bu yıl ise hiçbir gerekçesi yok, işçilere 1 Mayıs'ı onun gösterdiği yerde kutlamayı dayatıyor.

1 Mayıs'a çıkmak isteyenleri "şımarıklık"la suçlayan, tamamen keyfi bir şekilde yasak kararı alan Tayyip Erdoğan, gerginlikten beslendiğini, aşırı güç meraklısı olduğunu, keyfi yasaklamalarla yönetmeyi bir alışkanlık hâline getirdiğini bir kez daha gösterdi.

İşçi sınıfının uluslararası birlik ve dayanışma günü olan 1 Mayıs'ta İstanbul'da Taksim Meydanı'nda yapılmak istenen kutlama, hükümet tarafından bir kez daha yasaklandı.

2010 yılının öncesinde, Başbakan Erdoğan ve AKP liderliği, "provokasyon" olacağı gerekçesiyle Taksim'i emekçilere yasaklıyorlardı. 2007, 2008 ve 2009 yıllarında polis terörüyle geçen 1 Mayıslardan sonra, üç yıl Taksim'de kutlanan 1 Mayıslarda hiçbir olay çıkmadı.

Geçtiğimiz yıl "inşaat" gerekçesiyle yasaklanan Taksim, bu kez hiçbir gerekçe gösterilmeden, işçilerin Başbakan'ın işaret ettiği alanlara gitmeleri tavsiye edilerek yasaklanıyor.

Birçok gösteriye ev sahipliği yapan Taksim Meydanı'nda emek örgütlerinin, meslek odalarının ve siyasi partilerin de 1 Mayıs'ı kutlama hakkı tartışmaya açık olmamalıdır.

Başbakan Tayyip Erdoğan, 1915'te gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı'na ilişkin dün yaptığı açıklamada, 24 Nisan'ın hem Türkiye'de hem de tüm dünyadaki Ermeniler için özel bir anlam taşıdığını ve tehcir kararının gayr-ı insani sonuçlar doğurduğunu kabul ederek, 1915'te ölen Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diledi ve torunlarına taziyelerini iletti.

Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Bölümü yüksek lisans dersinde "Queer ve Mimarlık" kapsamında yapılacak söyleşiler, homofobik nefret söylemi dolu tehditler sonucu iptal edildi.

Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde 17 Nisan 2014 tarihinde, KAOS GL'den Ali Erol'un "Hastalıktan Hak Talebine Eşcinselliğin Adlandırılışının ve Anlamlandırılışının Seyri" ve Prof. Dr. Selçuk Candansayar'ın ise "Sağlık, Psikiyatri, Tıbbın İdeolojisi ve Heteroseksizm" başlıklı konuşmalarla katılacakları bir konferans düzenlenecekti. Bu konferans, "Queer ve Mimarlık" adlı yüksek lisans dersi kapsamında yapılacaktı.

Suriye Devrimi trajik bir durumda. Tüm cephelerden saldırı altında; Esad rejiminin güçleri ve onun bölgesel ve uluslararası müttefikleri tarafından, Batı emperyalizminin aleni müttefikleri tarafından ve mezhepçi cihatçı gruplar tarafından. Aralarındaki husumete rağmen, bu farklı güçlerin, tüm dinlerden ve etnik kökenlerden gelen Suriyelileri rejimi devirme mücadelesinde birleştiren asıl demokratik devrimci hareketi ezmekten müşterek bir çıkarları var.

Halkın Kurtuluşu birlikleriyle Halep'te rejime karşı ön cephede savaşan Suriyeli devrimci sosyalistlere Hama'dan yardım götürmek isteyen yoldaşlarımız, Ahmed ve Rami, yol üzerindeki bir kontrol noktasında devrimin düşmanı El Nusra Cephesi ile yaşanan çatışmada hayatlarını kaybettiler.

IŞİD ve El Nusra gibi İslamcı gruplar, katil Esad'a karşı geniş kitlelerin 3 yılı aşkın süredir verdiği mücadele içinde, güç sahibi oldukları yerlerde Baas rejimininkine benzer otoriter uygulamalarıyla halk ayaklanmasını boğmak ve yok etmek istiyorlar.

Durmadan nefret suçları işlemesine, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesine mahkemelerin seyirci kaldığı sağcı Yeni Akit gazetesi, bugünkü manşetinde Devrimci İşçi Partisi'ni hedef gösterdi.

2011 yılında Kıbrıs'ın kuzeyinde yüz binlerin katıldığı Toplumsal Varoluş Mitingleri'ne destek için Ankara'da Kıbrıslı öğrencilerle beraber yapılan eylemin fotoğrafı, bugün manşete taşındı.

"İhanetin DİP'i" başlığını atan Yeni Akit, Kıbrıs'ta Türkiye'nin askeri işgaline karşı çıkan DİP üyelerini "Rum işbirlikçileri" olarak adlandırdı.

Ankara'daki o destek eyleminde DSİP üyeleri de vardı. Biz de "İşgalci Türkiye, Kıbrıs'tan defol" diye haykırdık.

Gezi direnişi ve ardından 17 Aralık'ta açığa çıkan dev boyutlu yolsuzluk ilişkilerine rağmen, AKP, 30 Mart'ta oylarını bir önceki yerel seçimlere göre ciddi oranda arttırdı.

Oysa kamuoyu yoklamalarında, hem AKP tabanında hem de tüm toplumda, yolsuzluk ve rüşvet iddialarının doğru olduğunu düşünenlerin oranının oldukça yüksek olduğu görülüyordu.

"AKP gitsin de nasıl giderse gitsin" fikrini savunan ulusalcı koalisyonun taktikleri; istikrarsızlık ve ses kaydı politikaları, sağdan sola çeşitli unsurları bir araya getiren ilkesiz ittifaklardan ve demokrasi dışı yöntemlerden medet umma politikaları, Erdoğan'ın büyük yığınları Gezi ve sonrasında olanlarla Mısır'daki askeri darbenin aynı şey olduğuna ikna etmesine hizmet ediyor. AKP liderliği, darbecilerden nefret eden emekçi sınıfları etkilemek ve kendisi etrafında konsolide etmek için sistematik olarak bu fikri işledi.

AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Kadir Topbaş, katıldığı bir televizyon programında, Taksim'de 1 Mayıs kutlamalarının "günlük yaşamı olumsuz etkilediğini" öne sürerek, seçildiği takdirde meydanın yine emekçilere kapatılacağının sinyalini verdi.

Taksim Meydanı, yalnızca 1 Mayıs meydanı değildir; solcuların toplandığı, gösteri yaptığı yer değildir.

Müslümanların da meydanıdır, eşcinsellerin de. Herkesin meydanıdır.

Taksim Meydanı'nı bu 1 Mayıs'ta gerçek sol niteliğine kavuşturmak için çağrı yapıyoruz.

Muhalif grupların Kesab saldırısının arka planında Türkiye'nin sınırlarını açarak destek verdiği iddiaları karşısında doyurucu hiçbir kanıt yokken, Dışişleri Bakanlığı'nın Kesab'dan sürülen Ermeniler için mülteci kampı önerisini tam bir ikiyüzlülük olarak görüyoruz.

Kesab, Türkiye tarafından gelen silahlı grupların saldırısı altındayken, Türkiye'nin Kesab üzerindeki Suriye uçağını düşürmüş olması, saldırıya destek verilmesi dışında daha başka nasıl yorumlanabilir?

Ele geçirilmesiyle muhaliflerin denize erişim olanağı bulduğu Kesab, Suriye iç savaşı açısından taşıdığı stratejik önem bir tarafa, hatta belki bunun da ötesinde, bölgedeki tarihi Ermeni yerleşim yerlerinden birisi olması açısından da çok önemlidir.