Türkiye hükümeti, İncirlik Üssü'nün kullanıma açılması ve Kandil'de PKK'nin bombalanmasına yönelik ABD ile vardığı uzlaşmanın sonucunda, IŞİD karşıtı emperyalist koalisyona katılarak Suriye'yi bombalamaya başladı.

Bu anlaşma dahilinde ABD ile AKP'nin ortak hareket ederek, o bölgedeki kimi gruplara havadan destek vererek, Suriye'nin kuzeyinde "IŞİD'den arındırılmış bölge" oluşturmaya çalışacakları biliniyor.

Biz, Türkiyeli ve Suriyeli sosyalistler olarak; ister IŞİD'e, ister Esad'a, ister PKK'ye karşı olduğu iddia edilsin, Suriye'ye tüm dış güçlerin askeri ve siyasi müdahalelerini reddediyoruz.

AKP'nin çözüm sürecini durdurarak başlattığı savaş haftalardır devam ediyor. Çatışmalarda ölenlerin sayısı 100'ü aştı.

Varto, Şemdinli, Silvan... Birçok yerde devlet güçleri katliam girişimlerinde bulunuyor. Bölgedeki ilçelere telefonla ulaşılamıyor, aktarılan görüntülerde ise korkunç bir vahşet var.

Savaşın efendileri Kürtlerin yaşadıkları yerlerde "özel güvenlik bölgeleri" ilan ederken, halk keskin nişancıların saldırılarından korunmak için sokaklara çarşaflar geriyor.

Çözüm sürecini Kürt halkının haklarının tanınması için atılması gereken demokratik adımlar değil ‘silah bıraktırmaktan’, ‘güvenlikçi’ politikalardan, devleti güçlendirmekten ibaret sananlar günlerdir savaş tam tamları çalıyor. Suruç’taki alçakça katliama karşı oluşan toplumsal tepkiye ve barış kararlılığına kulaklarını tıkayan savaş yanlıları barış sürecini ezdi geçti.

Suruç'taki katliamda yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. Ailelerine, arkadaşlarına, Türkiye halklarına başsağlığı diliyoruz. Katledilen gençlerin anısı mücadelemizde yaşayacak.

Bombanın sahipleri insanlık suçu işledi. Diyarbakır'da HDP mitingine saldırının ardından, Suruç'taki katliam, Türkiye'de ve Ortadoğu'da kalıcı barış çabalarını bozmayı hedefliyor. Başaramayacaklar! Barış, özgürlük, eşit kardeşlik diyenler mutlaka kazanacak.

Dünyanın her yerinde protestoların patlak verdiği, neredeyse her ay bir ülkenin kitlesel bir hareket tarafından altüst edildiği, direniş ve mücadele ile dolu bir dönemde yaşıyoruz. Bu mücadele dalgasına Ermenistan halkı da katıldı.

Ermeniler de tıpkı Ortadoğu başkentleri gibi, tıpkı Gezi gibi, tıpkı Brezilya'daki gösteriler gibi, İspanya'da meydanları ABD'de Wall Street'i işgal edenler gibi, Hong Kong'daki sarı şemsiyeliler gibi, Şili'de parasız eğitim isteyenler gibi, New York'ta iklim için yürüyenler gibi, Yunanistan'da genel grevlerle hayatı durduran işçiler gibi, hükümetlerine karşı ayaklandılar.

7 Haziran seçimlerinin kesinleşmeyen sonuçlarına göre, HDP yaklaşık yüzde 13 oranında oy alarak meclise girdi.

Her şeyden önce, bu müthiş bir politik başarıdır.

Bu, tüm ezilenler, dışlananlar, yok sayılanlar açısından muazzam bir zaferdir.

Seçimlerin en önemli sonucu, HDP’nin barajı kelimenin tam anlamıyla parçalaması, 12 Eylül darbesinin yasakçı, ırkçı zihniyetini tarumar etmesidir.

HDP'yi barajın altında bırakmak isteyen devlet güçleri tarafından Amed seçim mitinginde yapılan provokasyon ve saldırıyı kınıyoruz. Patlamadan kaçanlara polisin gaz bombalarıyla saldıran, 60 ilde 130'dan fazla saldırı ve linç girişimine göz yuman, HDP için seçim güvenliği sağlamayıp sürekli hedef gösteren AKP yaşananların sorumlusudur.

AKP ve savaş isteyenler kaybedecek.

Seçim kampanyaları başladığı günden beri HDP’nin seçim kampanyası sürekli saldırılara maruz kalıyor. HDP stantları defalarca saldırıya uğradı, HDP seçim ofisleri kurşunlandı, tabelalar indirildi, ofislerin camları kırıldı.

Tek merkezden yürütülüyor gibi görünen saldırılar, bu sabah çok daha vahim bir biçim aldı. HDP’nin Adana ve Mersin’de bulunan il ve ilçe binalarında eş zamanlı patlamalar gerçekleşti. Adana’daki patlamada 3 HDP üyesi yaralandı.

Metal işçileri 2015’i büyük bir mücadele yılına çeviriyor.

Önce 15 bin DİSK’li işçinin grevi AKP tarafından yasaklandı. Şimdi ise Bursa’da, Bosch işçilerinin kazanımını gören diğer işçiler, Türk Metal’in ihanet sözleşmesine ve patronların kölelik düzenine karşı ayağa kalktı.

Renault, Tofaş, Coşkunöz, Delphi, Ototrim, Farba, Mako, Maysan Mando, SKT, Diniz Johnson Controls, Ejot Tezmak, TBVC Beltan…

İsyan ateşini yakan binlerce sınıf kardeşimizi selamlıyoruz!

2013’ün 1 Mayıs’ında Taksim’i hem işçi sınıfına hem de daha sonrasında yapılmak istenen her türlü siyasi gösteriye yasaklayan hükümet, bir ay içinde Gezi Parkı için milyonların sokağa çıkmasıyla hak ettiği yanıtı almıştı.

AKP bu ısrarını sürdürüyor. Taksim’in etrafında günlerdir polis barikatları örülüyor, binlerce polis 1 Mayıs’ta emekçilerle savaşmak için görevlendiriliyor.

2010, 2011 ve 2012 yıllarında emek örgütleriyle birlikte İstanbul’da 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutladığımızda, polisin görev yapmadığı alanda güvenliğimizi kendimiz sağladığımızda kimsenin burnu bile kanamamıştı.

Dolayısıyla “provokasyon olacak” iddiaları hükümsüzdür. Provokasyonu emekçiler, sol-sosyalist örgütler değil yasakta ısrar eden hükümet ve 1 Mayıs’ı kutlamak isteyenlere saldıran polis yaratmaktadır.

Ermeni Soykırımı’nın başlangıcının 100. yıl dönümünde, bugün bir kez daha dünyanın ve Türkiye’nin pek çok yerinde, yaşamını yitiren 1.5 milyon Ermeni için anma törenleri düzenlenecek.

24 Nisan 1915’ten itibaren geçen iki yıllık kanlı süreçte, bu topraklarda yaşayan Ermeniler sistematik olarak yok edildi.

Türkiye devletinin bütün tarihi, bu soykırımı unutturma ve inkâr etme çabasıyla geçti.

100. yılda ise bir şeylerin değişmeye, inkâr politikalarının iflas etmeye başladığını görüyoruz.