Ankara'da özgürlükçü solcular yerel seçimleri tartıştı

ETKİNLİKLER
Tipografi
  • En Küçük Küçük Orta Büyük En Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

{jathumbnail off}Ankara'da dün yapılan, HDP Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Salman Kaya, YSGP MYK üyesi Ferdan Ergut ve DSİP Ankara İl Sözcüsü Canan Şahin'in konuşmacı olduğu toplantıda, 30 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerde özgürlükçü solun siyaseti tartışıldı.

DSİP Ankara İl Örgütü'nün düzenlediği toplantıda ilk olarak konuşan Ferdan Ergut, Türkiye'de bir siyaset krizi olduğunu, DSİP ve YSGP gibi özgürlükçü sol partilerin bulunduğunu ancak kitlesel bir partinin eksikliğinin hissedildiğini dile getirerek sözlerine başladı. "HDP bu olmaya aday" diyen Ergut, "Farklı toplumsal kesimler, etnik kimlikler, inanç kimlikleri var. Sistem bunların tanınma taleplerine yanıt veremiyor. Bu mağduriyet yaşayan grupları birbirinden yalıtarak devamını sağlıyor. Maalesef sol da bu talepleri merkeze alan bir siyaset yapmıyor" ifadelerini kullandı.

"Kategorik AKP karşıtlığı işe yaramıyor"

Bu tarihsel sorunların AKP ile başlamadığının kavranmasının önemli olduğunu dile getiren Ferdan Ergut, "AKP ile yatıp AKP ile kalkan, sadece tepki verip pozitif bir şey yapmayan bir siyaset tarzı var: kategorik AKP karşıtlığı. Bunun karşılığı yok. Zaten AKP de oyunu arttırarak devam ediyor. Burada bir terslik var. Sebebi pozitif siyasetin kurgulanamaması" dedi.

Kemalizmi eleştirmenin modası geçti mi?

Kendisinin politikleştiği dönemde, solda kemalizmle mesafenin sonunda açılmaya başladığını dile getiren YSGP MYK üyesi, "Şimdi bu AKP karşıtlığıyla yine o açı kapandı. AKP'ye karşı mücadele eden bütün fikirler, yan yana durmakta beis görmemeye başladı. Şimdi gençler böyle bir ortamda solculaşıyorlar. 'Kemalizmi eleştirmenin zamanı geçti, şimdi AKP'yi eleştirme zamanı' diye bir laf çıktı. Kemalizm eleştirisinden ne anladığımıza bağlı bu. 1930'ların kültürel kemalizmi artık CHP'de bile yok. Ancak ulus devletin zihniyeti olarak kavradığımızda bu eleştiriden kaçınılamaz" diye konuştu.

"Sarıgül'le Topbaş'ın, Gökçek'le Yavaş'ın farkı nedir?"

Halkların Demokratik Partisi'nin de "Oyları bölmeyin" argümanıyla karşı karşıya kalacağını belirten Ergut, şöyle dedi:

"Siz bütün kitlenizi AKP karşıtlığı üzerinden konsolide ederseniz, kritik seçim anı geldiğinde söylerler, 'Madem öyle, şimdi AKP karşısındaki en hacimli örgütü, yani CHP'yi destekleyeceğiz' fikri karşınıza çıkar. Bununla mücadele, bu yerel seçimlerde çok önemli ve özgürlükçü demokratik siyaseti yaratmak için çok büyük bir fırsat sunuyor.

Sarıgül'ün Topbaş'tan farkı nedir? Maslak'ta yaptığına bakın, şehirde yapacağını anlayın. Mansur Yavaş'ın ne artısı var şehircilik açısından? CHP, Ankara'da insanları, Deniz Gezmiş'i ve Yaşar Kemal'i çete olarak gören bir faşiste oy atmaya çağırıyor."

Salman Kaya: "HDP olarak hedefimiz güç olmak, güçlü çıkmak"

HDP'nin Ankara adayı Salman Kaya, kendisinin kitlesel partiye inandığını ve geçmişteki mücadele deneyiminin de bunu gösterdiğini dile getirerek sözlerine başladı. Daha önce SHP'den vekil olduğunu, o dönem partide Erdal İnönü gibi birisinin bulunduğunu, merkezden de soldan da isimler olduğunu dile getiren Kaya, "Şu anki CHP'de Çankaya'da 50 kişi yarışıyor, hizmet için değil rant için yarışıyorlar. Taşeronluğu ranta dönüştürüyorlar, belediyelerde hiç akla gelmeyen ilişkiler var. Bu anlayışla Türkiye'ye demokrasiyi getirmek mümkün değil. Böyle olunca insanlar AKP'den CHP'ye, CHP'den AKP'ye yöneliyor. Bu, çıkar yol değil" dedi.

HDP'yi güç hâline getirerek yerel seçimlerden güçlü çıkmaları gerektiğini dile getiren Salman Kaya, "Bu anlayışla Türkiye devrimci mücadelesine katkımız olacağı inancındayım. Kimliği ve emeği ön plana getiren HDP anlayışını hakim kılmalıyız" ifadelerini kullandı.

Canan Şahin: "AKP'nin neoliberalizmine de CHP'nin kemalizmine de karşı durduk"

Ferdan Ergut'un sözlerine atıf yapan DSİP Ankara İl Sözcüsü Canan Şahin, "DSİP olarak Kürt hareketinin mücadelesine, Öcalan'ın özgürlüğünden barış sürecinde Kürtlerin elinin güçlenmesine destek verdik. 1915 soykırımının tanınması için kampanyalar yaptık, Ergenekon sürecinde ve darbecilerin yargılandığı tüm davalarda taraf olduk. AKP'nin neoliberalizmine de CHP'nin ulus devletçiliğine ve kemalizmine de karşı durduk" diye söze başladı.

"AKP, rantı ve pisliği ulusalcılarla kuracağı ittifakla kapatmak istiyor"

17 Aralık'tan beri yaşananların, her zaman gördüğümüz yolsuzluğun AKP ile birlikte ulaştığı boyutu gösterdiğini dile getiren Şahin, şöyle konuştu:

284 milyar TL'lik bi yolsuzluk ve rüşvet ağının olduğu ortaya çıktı. Bu rakamla 8 yıl, 2.5 milyon kişiye asgari ücret verebiliyorsunuz. 9.5 milyon emekliye 25 bin tl ikramiye verebiliyorsunuz. 300 bin tane atanmayan öğretmeni atayıp onlara 30 yıl maaş ödeyebiliyorsunuz. Bu pislikler karşısında, hükümet, hemen büyük bir reaksiyonla olayın üstünü örtmeye girişti. TC'nin resmi zihniyetini temsil eden, başka kirli işlere bulaşmış olanları, darbecileri aklayan bir kampanyaya girişti. AKP'nin hattı, rantı ve pisliği ulusalcılarla kuracağı ittifakla kapatmak."

"Neoliberal politikaların yerel tezahürlerini sonuna kadar hissediyoruz"

Canan Şahin, yerel seçimlerde AKP'nin Ankara adayı Melih Gökçek'le ilgili ise şöyle dedi:

"Neoliberal politikaların yerel tezahürlerini de sonuna kadar hissediyoruz. Melih Gökçek'i teşhir etmeye gerek var mı, bilmiyorum. Türkiye'de en pahalı su, bu şehirde satılıyor. Metro inşaatını milyonlarca dolar borçla Ulaştırma Bakanlığı'na devretmiş bir belediye başkanı. Doğalgazdan aldığı paraları BOTAŞ'a ödemediği için %85 zam yapmış bir başkanımız var. Kadrolu belediye işçilerini, sendikalı işçileri defalarca işten atmış bir başkan var. Son seçim projesi olarak da Disneyland benzeri bir yer yapmayı planlıyor."

"Mansur Yavaş, CHP olmasa BBP'den aday olacaktı"

CHP'nin Ankara'da ülkücü Mansur Yavaş'ı aday göstermesiyle ilgili konuşan Canan Şahin, şunları söyledi:

"Bunun karşısında, CHP, kemalizmin milliyetçiliğin her rengiyle ne kadar uyumlu çalışabileceğinin bir kanıtı olarak Mansur Yavaş'ı aday gösterdi. CHP'den olmasa BBP'den aday olacaktı, vehameti buradan anlayabiliriz. MHP'yle yollarının ayrılması, bir ideolojik ayrışmadan değil, Bahçeli'nin kendisini Ankara'dan aday göstermemesi sebebiyle. CHP, faşist hareketin kadrolarından birini bugün aday gösteriyor ve Ankara'da yoksul Alevilerin eli kanlı bir siyasi hattın temsilcisine oy atmasını bekliyor. Bu, teşhir edilmesi gereken bir siyasettir. Kılıçdaroğlu, Yavaş'ı savunurken 'Birleşe birleşe kazanacağız' diyor. Kamu emekçilerinin sokak mücadelesinin bir sloganının, bu kadar sağa hizmet ettiğine şahit olmalıymışız."

"Solcu milliyetçi olamaz, devletçi olamaz, demokrasi karşıtı olamaz"

Salman Kaya'nın 2010'daki anayasa değişikliği referandumunda "Yetmez ama Evet" tutumunu savunduğuna dikkat çeken Canan Şahin, Kaya'nın o dönemki bir röportajında "Bu referandumda evet oyu vereceğim, çünkü 5 yıl cezaevinde yattım ve afla çıktım. Muhtemelen çıkmasa daha uzun süreler yatacaktım. Bu devletin cezaevlerinde işkence gördüm. Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasının önünü kesen, darbecilerin yargılanmasının önünü açacak bir anayasaya tabii ki evet diyeceğim" dediğini hatırlattı.

Şahin, Salman Kaya'nın o röportajda Ergenekon davasının bir milat olduğunu ve derinleştirilmesi gerektiğini anlattığının ve "Solcu milliyetçi olamaz, devletçi olamaz, demokrasi karşıtı olamaz. Demokrat olmayan, özgürlükçü olmayan birinin sosyalist olması mümkün değil" ifadelerinin altını çizdi.

"DSİP, seçimlerde özgürlükçü bir sol alternatifin yaratılması için çalışacak"

Partisinin bu seçim çalışmasında, eksikliği duyulan özgürlükçü bir solun inşasını hedef olarak koyacağını dile getiren Canan Şahin, "Bu da birçok talebi bir arada savunarak olacak. Sadece yerele ilişkin taleplerle değil, genel siyasete ilişkin talepleri de içererek olacak. Türkiye'de yerel seçimler, sadece yerele ilişkin olmuyor. Gezi'de 'Mustafa kemal'in askerleriyiz' diyenlere 'Mustafa Keser'in askerleriyiz' diye yanıt veren bir jenerasyon da var. Bu özgürlükçü kuşağın, kemalizmle de devletin ideolojisiyle de hesaplaşabilmesi, buna kanallar açılmasıyla mümkün. Bu seçim kampanyasının aynı zamanda bu genç ve özgürlükçü kuşakla buluşması da hayati önemde" diyerek sözlerini tamamladı.