"Suriye halkını oluşturan bütün unsurlar devrime katıldı"

DİĞER
Tipografi
  • En Küçük Küçük Orta Büyük En Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

Suriye Halkının Yanındayız Platformu bugün İstanbul'da Fatih'te Suriye Devrimi'nin tartışıldığı bir toplantı düzenledi. Toplantıda DSİP üyesi Ozan Tekin ve Suriyeli muhalif aktivist Jamshid Hussein konuşmacı olarak yer aldı.

Toplantıda ilk olarak sözü Marksist.org editörü ve DSİP üyesi Ozan Tekin aldı. Tüm dünyada ezilenler için arka arkaya mağlubiyetlerin yaşandığı neoliberal dönemin ardından 1990'ların sonunda dünyadaki havanın değiştiğini söyleyerek sözlerine başlayan Tekin, Seattle'da doğan antikapitalist hareketin IMF ve Dünya Bankası gibi kurumları itibarsızlaştığını, bu kitlesel mücadele dalgasının daha sonra ABD'nin Irak işgaline karşı büyük gösteriler örgütlediğini, patlak veren küresel ekonomik krizle birlikte Avrupa'da başlayan işçi hareketleriyle ilerleyen radikalleşmenin Arap Baharı'yla birlikte doruğa çıktığını savundu.

Arap Baharı'nda çok farklı karakterlere sahip rejimler altında halkların ayaklandığını, bunun hem küresel mücadele dalgasının hem de bölgedeki toplumsal değişimlerin ürünü olduğunu söyleyen Ozan Tekin, Suriye Devrimi'nin de bu sürecin bir parçası olduğunu söyledi.

"Mezhepçilik egemenlerin aracı; kurtulmanın yolu aşağıdan mücadele"

Suriye'deki mücadelenin "mezhepçi bir kalkışma" olduğunu öne sürenlerin hem Bahreyn'de hem de Suriye'de ayaklanmalar olmasını açıklayamayacağını dile getiren Marksist.org editörü Tekin, Suriye'de devrime katılan Hıristiyanlar ve Aleviler de olduğunu, Sünni iş çevrelerinin ise sınıfsal çıkarları gereği Esad'ı desteklediklerini ifade etti.

Toplumsal mücadele süreçlerine her zaman, kafalarında çelişkili ve geri fikirler taşıyan insanların da katıldığını belirten Tekin, mezhepçilik gibi egemen sınıfın aracı olan ayrımcı fikirlerin ancak kitlesel ve kolektif mücadele süreçlerinde yok olacağını söyledi.

"Esad rejimiyle emperyalizme direnilebilir mi?"

Ozan Tekin, Suriye Devrimi'ne ilişkin "emperyalizm" tartışmalarında ise şunları ifade etti:

"Arap Baharı'nın başladığı ülkeler Tunus ve Mısır, ABD'nin müttefikleriydi. Batı emperyalizmi son ana kadar bu diktatörleri destekledi, devrilmeleri kaçınılmaz olunca ise bu ülkelerde değişimin getireceği yeni durumla kendi lehine ilişkiye geçmek istedi. Emperyalistler, dış güçler böyle radikal süreçlere her zaman müdahil olmak isterler. Diğer yandan, bir diğer emperyalist blok da, Rusya ve Çin de kendi çıkarları için Esad'ı savunuyorlar. Bütün bunlar, Suriye'de yaşananların bir halk devrimi olmasıyla çelişkili değil. Batı emperyalizmine karşı da daha önce Lübnan'a girerek Lübnan solunu ve Filistin direnişini ezmiş, ABD'nin işgallerine asker yollamış bir rejimin diktatörüne değil; sıradan insanların aşağıdan mücadelesine güvenmeliyiz."

Tekin konuşmasını bitirirken, Esad rejiminin propaganda makinesinin yaydığı yalanların hem Batı hem de Türk basınında fazlasıyla karşılık bulduğunu belirtirken; bu dalgaya karşı Suriye'de Esad'a direnenlerle dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini, Türkiye'ye sığınan Suriyelilere yönelik ırkçı kampanyaya son verilmesi gerektiğini söyleyerek, Suriye Halkının Yanındayız Platformu'nun bunu yapmak için kurulduğunu aktardı.

"Suriye halkını oluşturan bütün unsurlar devrime katıldı"

Suriyeli Esad karşıtı aktivist Jamshid Hussein, kendilerinin Arap Baharı'na, devrimlere Arap olmayanların da katılması sebebiyle Arap dünyasının baharı dediklerini aktardıktan sonra, 1963'te darbeyle iktidara gelen Baas rejiminin o günden beri ülkeyi bütün özgürlükleri yasaklayarak yönettiğini, kendilerinin ise "ABD'nin hareketlendirmesine" ihtiyaçları olmadığını, zaten uzun süreli bir başkaldırı gelenekleri olduğunu söyledi.

Devrimin ilk 6 ay boyunca barışçıl gösterilerle ilerlediğini kaydeden Hussein şöyle konuştu:

"Rejimin bizi katledeceğini biliyorduk. Bizi engellemek için milliyetçiliği, mezhepçiliği kullanacağını biliyorduk. Oysa devrimle birlikte Kürtler, Araplar, Sünniler, Aleviler ve her kesimden halk ayağa kalktı. Bütün bu unsurlardan rejimle birlikte olanlar da vardı. Baas rejimi buna oynadı. Barışçıl gösterilere şiddetle karşılık verilince insanlar silahlanmak zorunda kaldı. Ancak halkın silahlandığı süreçte bile diri bir tartışma ortamı vardı."

"El Kaide'nin Suriye'ye girişini Esad'a sorsunlar"

Suriye Devrimi'ne dış ülkelerin hepsinin kendi ajandaları ve kendi çıkarları doğrultusunda baktığını belirten Hussein, dünyadaki büyük siyasetin bedelini Suriye halkının ödediğini, Esad'ın devrilmemesindeki en büyük etkenlerden birinin Rusya-Çin-İran bloğunun desteği olduğunu söyledi.

AKP'nin bakışının da buna göre şekillendiğini söyleyen Suriyeli aktivist, devrime başından itibaren Kürtlerin katılımı olduğunu, Türkiye'de ise medyanın ve siyasetçilerin PYD sürece müdahil olunca "ortalığı ayağa kaldırdığını" söyledi.

Ülkeye El Kaide'nin girişinin sebebinin de Esad rejimi olduğunu dile getiren Hussein, "Bunun sebebi Suriye halkı değil. Hür Suriye Ordusu'nun da 'Yabancı asker istemiyoruz' şeklinde resmi beyanı var" dedi.

"Devrim Suriye halkının iradesinin ürünü"

Suriye'de bir trajedinin yaşandığını ifade eden Jamshid Hussein, 3 çocuğu olan ve rejim tarafından kendisine "4'ünüzden 3'ünü idam edeceğiz, kimin kurtulacağını siz seçin" denilen bir babanın hikayesini anlattı. Humus'ta yaşayan babanın en küçük oğlunu kurtulması için seçtiğini, ancak Esad rejiminin bütün çocuklarını öldürerek adamı serbest bıraktığını söyledi.

Suriye halkını ABD'nin çıkarlarıyla ilişkilendirmeye çalışan argümanlara da değinen Suriyeli muhalif, "Ben devrimin parçasıydım, devamlı olarak sokaktaydım. Hiçbir ABD'li görmedim. Hiçbir ABD'li benle temasa da geçmedi. Devrim Suriye halkının iradesinin ürünü, köksüz değil" diye konuştu.

(Marksist.org)