Haberler

Grid List

Hrant Dink Vakfı, ırkçı olduğu çok açık olan odaklar tarafından tehdit edildi. Vakıf çalışanları, gelen tehdidi bir basın duyurusuyla kamuoyuyla paylaştılar. Tehdit mesajı, tanıdık olduğumuz bir dile sahip.

Bu yıl 1 Mayıs küresel salgın günlerine denk geldi. Salgın ise işçilerin her 1 Mayıs’ta dikkat çektiği, teşhir ettiği kapitalizmin foyasını açığa çıkarttı. Başta sağlık olmak üzere, eğitim, barınma gibi toplumun en temel ihtiyaçlarını özelleştiren, ticaretin konusu hâline getiren neoliberal politikaların katliam anlamına geldiğini tüm dünyada milyarlarca emekçi ve yoksul görüyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının merkezi olarak yayınlanan cuma hutbesinde, LGBTİ+'lar ve HIV'le yaşayanlar bir kez daha hedef gösterildi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, "Ramazan: Sabır ve İrade Eğitimi" başlıklı hutbesinde nefret saçarak, salgın hastalıkların ve toplumsal sorunların nedenini LGBTİ+'lar olarak ortaya koydu.

DSİP tarafından düzenlenen Sosyalist Tartışma toplantıları bu yıl beş şehirde gerçekleşecek.

‘Otoriterleşmeye, iklim krizine ve ırkçılığa karşı mücadele’ başlığıyla düzenlenen toplantılar, herkesin katılımına ve katkısına açıktır.

İstanbul'da düzenlenen Marksizm 2019 toplantılarının üçüncü gününde, tüm dünyada ve Türkiye'de antikapitalist sol alternatifleri güçlendirme vurgusu öne çıktı. Cuma günü "Stalinizm, Marksizmin bir yorumu mu?", "Corbyn'den Ocasio-Cortez'e dünyada sosyalizmin yükselişi", "Trump bir dünya savaşını göze alabilir mi?" oturumları oldu. Sunumlardan öne çıkanlar şöyleydi:

Marksizm'in ikinci gününde "Sanayi 4.0: Bildiğimiz kapitalizmin sonu mu?", "Gezegen yıkıma uğrarken: İklim krizi durdurulabilir mi?", "Göç ve müzik" oturumları oldu. Konuşmaların özeti şöyleydi:

Sanayi 4.0: Bildiğimiz kapitalizmin sonu mu?

Levent Özyıldırım (DSİP): "İnsansız üretim burjuvazinin bir hayali ama bu doğrultuda bir gelişme olmadı"

Sanayi 4.0 kavramı Almanya’daki teknoloji şirketleri tarafından 2011 yılında ortaya atılan bir iddia. Bu kavram, kendisinden önce üç sanayi devrimi olduğunu ifade eder. Bunlar sırasıyla şöyle: Sanayi 1.0: Buharlı makinenin, çırçır makinesinin, lokomotifin icad edildiği 1800’lü yıllar. Sanayi 2.0: Elektriğin, telefonun, telgrafın icad edildiği 1900’lü yılların başı. Sanayi 3.0: Yarı iletken teknolojilerin, bilgisayarın, elektronik kontrollü makinaların icad edildiği 1960’lı yıllar.

Sanayi 4.0: Tüm teknolojilerin birlikte kullanılabildiği bir dönem, içinde yaşadığımız yıllar. Diğer dönemlerin aksine Sanayi 4.0 döneminde belirgin bir icad yoktur. Pek çok alanda sağlanan gelişmeler söz konusu edilmekte, bu gelişmeler sonucu teknoloji kullanımının devrimsel bir dönüşüm geçirmekte olduğu, işçi sınıfının bu dönüşüm sonucu ortadan kalkacağı ileri sürülmektedir.

Sanayi 4.0 kavramı 2013 yılında Almanya hükümet programına girdi. Çünkü Almanya şirketleri, sanayi üretiminde ileri, robot teknolojisinde Japonya ve Kore’den sonra üçüncü. Ama bilişim teknolojisi konusunda ABD çok ileride, Almanya şirketleri bu alanda da kendilerine pazar bulmak istediler, Sanayi 4.0 kavramını ortaya attılar.

Sanayi 4.0 kavramı içinde en çok tartışmalı konu “yapay zeka” kavramı. Yapay zeka, insansı bir makina değil. Sisteme ne yüklerseniz onun karşılığını aldığınız bir cihaz.

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte sanayi üretiminde robotik ekipman kullanımı son 30 yılda yaygınlaştı. Bu nedenle bazı üretim yöntemlerinde işçi kullanımı sayısı azaldı. Ama yeni iş alanları ortaya çıktı. Tamamen insansız üretim, burjuvazinin bir hayali. Ama şimdiye kadar bu doğrultuda bir gelişme olmadı, hatta çalışma saatlerinde azalma bile olmadı. Sanayi 4.0 dönemi, kapitalist sömürü ve sömürüye karşı mücadelenin şekli açısından esaslı bir değişiklik anlamına gelmiyor.

Özdeş Özbay (DSİP): "Marksistler teknolojiye karşı çıkmazlar"

2008 krizi ABD’de başladıktan sonra Almanya kapitalist pazarda avantaj elde etmek için Sanayi 4.0 kavramını ortaya attı. Çalışma hukukunu Almanya’nın belirlemesi için çalışıyorlar. Sanayi 4.0 için çalışma yapacağını iddia eden her şirket aslında devletten kredi desteği, vergi muafiyeti koparmaya, kâr oranını artırmaya çalışıyor.

Sanayi 4.0 kavramı bazı sosyalistleri de etkiledi. Hardt ve Negri, 2000’lerin başında yazdıkları kitaplarında işçi sınıfının yok olmakta olduğunu iddia ettiler. Ama 20 yıldır, işçi sınıfı ve onun mücadelesi yok olmadığı gibi daha da arttı. Bugün dünyanın ilk 100 şirketinin 80’i gayet maddi üretimler yapıyor, sadece 20 şirket “hizmet” üretimi alanında. Hizmet ürettiği söylenen şirketlerde de insanlar bilgisayar başında veya başka araçlarla emek sarfediyorlar. Bütün emek sarfedenler ve bunun karşılığında ücret alanlar işçidir.

Robotların sanayide yaygınlaşması, kapitalistlerin hayal ettiği hızda gerçekleşmiyor, çünkü ilk yatırım rakamları çok yüksek, kapitalizmin krizleri robotların yaygınlaşmasını engelliyor. Marksistler teknolojiye karşı çıkmazlar, teknolojiyi işçi sınıfı lehine kullanırlar. Gelişen robot teknolojilerinin çalışma saatlerini azaltması için mücadele etmeliyiz.

Gezegen yıkıma uğrarken: İklim krizi durdurulabilir mi?

Marksizm'in perşembe günü ikinci oturumunda ise iklim yıkımı ve buna karşı nasıl mücadele edileceği tartışıldı. Sunumlar şöyleydi:

Nuran Yüce (DSİP): "İklim krizini yaratan da, çözümüne engel olan da kapitalist sistem"

Yokoluş İsyanı ve iklim için okul eylemleri devam ediyor. 15 Mart'ta iklim için okul eylemi tüm dünyada yapıldı, 1,6 milyon öğrenci katıldı. 16 yaşındaki Greta hareketin sembolü oldu. “İklim değişikliği değil, iklim yıkımı var, geleceğimizi çaldınız, yokoluşa sürükleniyoruz” dedi. Greta’nın bu çağrısı milyarlarca insan tarafından paylaşılıyor. IPCC raporlarına göre dünyanın ortalama sıcaklığı son yüzyılda 1,2 derece arttı, bunun 1,5 derecede tutulması hedefleniyor, 1,5 derece hedefi aşılırsa kötü şeyler olacağı bilim insanları tarafından ifade ediliyor. Kalan 0.3 derecelik artış, fosil yakıtlar bugünkü gibi kullanılmaya devam edildiğinde 12 yıl içinde gerçekleşecek. Yani 12 yıl sonra artık dönüşü olmayan bir yola girmiş olacağız.

Bazı araştırmalara göre ise zaten dönüşü olmayan yola girmiş durumdayız. Bugün tüm fosil yakıtların kullanımına son versek, 1,5 derecelik artışı geçmeme hedefini tutturma ihtimalimiz sadece yüzde 66. İklim krizini yaratan da, çözümün önünde engel olan da kapitalist sistemdir. Sürekli büyümek için çalışan kapitalist sistem, iklimi ve biyosistemi bozuyor. Üretim süreçlerine müdahale edebilmemiz, neyi nasıl üreteceğimize tüm toplum olarak birlikte karar vermemiz gerekir, aksi hâlde iklim yıkımı kaçınılmaz. İklimi değil sistemi değiştirelim.

Ömer Madra (Açık Radyo): "Umut etmeye ve iklim için mücadeleye devam ediyoruz"

Greta’nın eylemleri 20 Ağustos 2018’de başladı. Biz Açık Radyo olarak 22 Ağustos’taki Avustralya eylemlerinde röportajlar gerçekleştirdik. Röportajları 10 yaşında bir çocuk olan Deniz bizim için yaptı. Konuştuğu çocuklar da 13-14 yaşlarındaydı. Çocuklar çok aklı başında konuşmalar yaptılar, Avustralya’nın saçma sapan konuşan başbakanına cevaplar verdiler. Çocukların eylemleri Türkiye’de de oldu, Bebek parkında çok sayıda çocuk “iklim için okul” eylemine katıldı.

Yazılan bazı raporlara göre, küresel sıcaklık 2 derece arttığında buğday, pirinç yetişmeyecek, açlık baş gösterecek, medeniyet tehlikeye girecek. 5 derece arttığında 6-7 milyar insan ölecek.

İklim yıkımını durdurmak için mücadele etmeliyiz. Bu konuda karamsar olanlar, yapılacak hiç bir şeyin kalmadığını söyleyenler de var. Ama biz umut etmeye, iklim için mücadele etmeye devam ediyoruz.

İkinci toplantıda salondan yapılan katkılar şöyleydi:

- Greta’nın eylemleri çok önemli, bizde de gençler bu mücadeleye sahip çıkmalı. Suriye iç savaşı öncesi 2007 yılında kuraklık ve açlık meydana gelmişti. Mısır’da da 2011 ayaklanması öncesi kuraklık ve açlık yaşandı. İklim yıkımı arttıkça, iklim krizi siyasal mücadeleye etki eden çok önemli bir faktör hâline geldi. Sendikaları iklim krizi konusunda daha duyarlı olmaları gerektiğine ikna etmeliyiz. İklim krizi gıda fiyatlarının artmasına neden oluyor.

- Meydanlardaki eylemler iklim konusunda çok verimli olmuyor. İşçi sınıfının üretimden gelen gücünün devreye girmesi gerekir. Çevre hareketleri çok yerel faaliyetler olarak sürüyor, daha merkezi örgütlenmelere ihtiyaç var.

- Kapitalist sistemin birikim mantığı içinde iklim krizi çözülemez. Kapitalist sistemde reformlar için mücadele pek çok konu için doğru olabilir, ama iklim konusu bunlardan biri olmaktan artık çıktı, iklim meselesi artık bir devrim konusu hâline gelmiştir.

Göç ve müzik

Marksizm 2019'un ikinci gününün son oturumunda ise Salih Erturan'ın moderatörlüğü ve Evrim Hikmet Öğüt'ün sunumu ile göç müzik ilişkisi tartışıldı. Topantıdan notlar şöyleydi:

- Sokak müziğinde çok popüler Türk ve Arap kültürünü içeren şarkılarla repertuar daralıyor. Bunlar genelde Mısır ve Irak’tan meşhur şarkılar, aslında bu hoş değil. Normalde flamenko yapan rap müzik yapan müzisyenler hem Türklerin hem Arapların bildiği şarkıları çalmak zorunda kalıyor.

- Müzisyenlik sosyal ağ gerektiren bir meslek, mültecilerin durumu bu alanda daha da zor, hem bir çevreleri yok hem de ırkçılık var.

- Suriye’de bir sokak müziği yok. Suriyeli müzisyenler burada sokak müziğiyle yeni tanışıyor.

- Suriyeli müzisyenlerin bir kısmı yurt dışına, Dubai vb. ülkelere iş yapıyor.

- “Sınır ötesinden sesler” isimli, mülteci müzisyenler ile alakalı bir belgesel serisi çektik. (Toplantıda gösterilen video için: https://www.youtube.com/watch?v=kgO8UTFuwuE&feature=youtu.be)

- Mülteciler konservatuara yabancı öğrenci statüsüyle girebiliyorlar. Türkiyeli ile bir farkı yok, giriş sürecinin. Bazıları konservatuarı kazandığı hâlde çalışmak zorunda olduğu için okuyamıyor.

- Normalde başka işler yapıp hobi olarak müzik yapan insanlar burada müzik yapmaya başladılar. Birçoğu zengin Arap turistlere hizmet ediyorlar.

- Türkiyeli Kürtlerle Suriyeli Kürtler bir arada daha rahat çalışıyorlar.

- Mültecilerin Türk müzisyenlerle olan ilişkileri iyi değil. Türk müzisyenlerde ırkçılık hakim

marksist.org

George Floyd cinayeti ve sürmekte olan isyan hakkında ABD’de örgütlenen Marx21’in açıklaması… Minneapolis yanıyor ve yangın ülke geneline yayılıyor. George Floyd 25 Mayıs'ta Minneapolis Polis Teşkilatı tarafından öldürüldü. Onu öldüren polis memuru, daha önce de masum insanları öldüren ve bu cinayetleri yanına kâr kalan Derek Chauvin idi. 

Dünyanın bir çok ülkesinde örgütlü olan, Türkiye’den DSİP’in bir parçası olduğu Uluslararası Sosyalist Akım, salgın hakkında bir açıklama yaptı.

16 Mart'taki Uluslararası Irkçılık Karşıtı Gün kapsamında dünyanın birçok noktasında göçmenlerle dayanışma eylemleri düzenlendi.

Desteklediğimiz Yayınlar

Marksist.org yazarlarından Şenol Karakaş, politik gündemi değerlendiriyor. Şenol Karakaş, hem dünyada hem Türkiye'de koronavirüs salgınıyla birlikte kapitalizmin eşitsizlik ve adaletsizliklerine karşı işçi sınıfında biriken öfkeyi değerlendirerek, hepimizin aynı gemide olmadığını anlatıyor.

Şenol Karakaş, hem dünyada hem Türkiye'de koronavirüs salgınıyla birlikte kapitalizmin eşitsizlik ve adaletsizliklerine karşı işçi sınıfında biriken öfkeyi değerlendirerek, hepimizin aynı gemide olmadığını anlatıyor.

Marksist.org yazarlarından Faruk Sevim, koronavirüs krizinin yarattığı ortamda işçilerin durumunu ve taleplerini anlattı. Türkiye'de kayıtlı yaklaşık 22 milyon işçi var. Bunların yarısı, koronavirüs nedeniyle çalışamıyor. Çalışanların ise işyerlerinde güvenlik ve sağlık tedbirleriyle ilgili talepleri var.

Kalahari'den Paris'e... Sinan Özbek bir toplumsal örgütlenme biçimi olarak komünün tarihini anlatıyor.

Erkeklerin yazdığı tarih kadınları silikleştirdi, görünmez kıldı. Kadın hareketinin tüm dünyada yükselişe geçmesiyle, tarihte kadının rolünü yeniden keşfetmeye başlayabildik, silikleşen kadın siluetleri berraklaşır oldu.

Parisli emekçilerin müthiş mücadelesinin tarihi.

Alex Callinicos - Ekonomi hakkında "uçurumdan yuvarlanmak" diye çok eski bir klişe söz vardır. Bu kez gerçekten tüm dünya ekonomileri için rahatlıkla kullanabilir. Geçen hafta ekonomik rakamları kısaca anlatan bir dizi grafik ortaya çıktı. Genellikle çok  inişli-çıkışlı grafiklerden bahsediyoruz ama bu değerler yumuşatılarak, görünüm daha hafif gösterilebilir. 

Dünyada otoriter eğilimlerin yükselmeye başlamasıyla beraber bu eğilimlere zemin hazırlayan müesses nizam temsilcileri paniğe kapılmaya başladı.

Temmuz 1870’de Bonaparte hanedanlığı Prusya’ya savaş ilan etti ve kısa sürede ağır bir yenilgi aldı. Yenilginin sonuçları Fransa için çok ağır oldu. Başta Paris olmak üzere bütün Fransa silahsızlandırılacak, kaleler Prusya askerlerinin kontrolüne geçecek ve Fransa 200 milyon savaş tazminatı ödeyecekti.

Enternasyonal Sosyalizm dergisinin 6. sayısı Salgın Günlerinde Sosyalizm Mücadelesi başlığıyla çıktı.

155 sayfalık teorik-politik derginin sunuşu ve içindekiler şöyle:

“Kapitalist toplum düzeni, çare bulunması gereken kötülükleri yeniden ve yeniden üretiyor.”

Friedrich Engels

Küresel salgın hepimizi bir ölüm kalım mücadelesinin içine çekti. Bir yandan bu mücadeleyi verirken bir yandan da 1800’lü yılların başından beri sosyalistlerin kapitalist üretim tarzı hakkında anlattıkları, bugün gözlerden saklanamaz ve yıkıcı gerçekler olarak milyarlarca insan tarafından gözlemleniyor, deneyimleniyor. Üretim, beslenme, barınma, sağlık, eğitim, güvenlik gibi alanlarda tüm insanlığın yaşamını rahatça sürdürmesine yetecek kaynaklara sahip olmamıza rağmen, kapitalizm, gezegeni, üzerindeki tüm canlı yaşamıyla mahvediyor. Tüm olanakları sermayenin kullanımına açan bir sistem olarak, yaşamı emen saf kötülük olduğu her geçen gün berraklaşıyor.

Levent Özyıldırım, Özdeş Özbay - Dördüncü Sanayi Devrimi veya Almanya’nın dijital versiyonlama literatürüne gönderme yaparak markalaştırdığı ismiyle Sanayi 4.0, günümüz teknolojisinin üretim alanında yol açtığı veri paylaşımı ve otomasyon dönüşümünü tanımlamak için kullanılıyor. Bu isimlendirmeye göre Birinci Sanayi Devrimi, yani Sanayi 1.0, mekanizasyon, su ve buhar teknolojilerinin üretim süreçlerinde uygulandığı dönem için kullanılıyor...

Philipp Probst - 7 Kasım 2009’da kaybettiğimiz devrimci sosyalist, marksist teorisyen ve İngiltere’deki Sosyalist İşçi Partisi’nin lider kadrolarından Chris Harman, ölümünden kısa bir süre önce patlak veren ekonomik krize dair bir analiz yayınlamıştı: Zombi Kapitalizm.

Desteklediğimiz Kampanyalar

Grid List

Antikapitalistler koronavirüsün yayılmasına karşı dayanışma çağrısı yaptı. Açıklama şöyle: Kapitalist sistem, 2008 yılından beri ekonomik bir kriz yaşıyordu. Virüs salgını sebebiyle şimdi çok daha büyük bir krize girdi. Kapatılan işyerlerinde yüzbinlerce işçi çalışıyor. Virüse karşı kalıcı bir tedbir bulunmazsa işsizlere milyonlarcası daha eklenecek...

31 Mart yerel seçimlerde Bolu Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen CHP’li Tanju Özcan, ilk iş olarak göçmenlere yönelik sosyal ve mali yardımların sona erdirileceğini duyurdu. Sosyal medya üzerinden büyük tepki gören Özcan, bu tutumunu savunmaya devam etti, CHP’nin ortağı İyi Parti’nin Ümit Özdağ gibi önde gelen figürleri tarafından da desteklendi.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (BAK) 31 Mart 2019'da gerçekleştirilecek yerel seçimlere ilişkin değerlerini yazılı bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu: "Savaş; bireyi ve toplumu hedef alan her türlü şiddetin uygulandığı, anatomik ve ruhsal bütünlüğü bozucu, maddi ve manevi nitelikteki şiddet olarak tanımlanır.