Haberler

Grid List

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) koronavirüs salgınına karşı direniş ve dayanışma çağrısı yaparak, acil önlemlerin derhal hayata geçirilmesini savunuyor.

Türkiye'den DSİP'in ve Yunanistan'dan SEK (Sosyalist İşçi Partisi)'in, savaşa ve ırkçılığa karşı ortak bir açıklaması

Suriye'de yaşanan son gelişmeler üzerine DSİP'in açıklaması:

Marksizm 2020 tartışma toplantıları dizisi, 8-12 Nisan tarihlerinde İstanbul'da gerçekleşecek. 5 gün boyunca 18 toplantının yapılacağı Marksizm 2020'nin çağrı metni: Başka bir dünya! Hemen! Şimdi!

DSİP tarafından düzenlenen Sosyalist Tartışma toplantıları bu yıl beş şehirde gerçekleşecek.

‘Otoriterleşmeye, iklim krizine ve ırkçılığa karşı mücadele’ başlığıyla düzenlenen toplantılar, herkesin katılımına ve katkısına açıktır.

İstanbul'da düzenlenen Marksizm 2019 toplantılarının üçüncü gününde, tüm dünyada ve Türkiye'de antikapitalist sol alternatifleri güçlendirme vurgusu öne çıktı. Cuma günü "Stalinizm, Marksizmin bir yorumu mu?", "Corbyn'den Ocasio-Cortez'e dünyada sosyalizmin yükselişi", "Trump bir dünya savaşını göze alabilir mi?" oturumları oldu. Sunumlardan öne çıkanlar şöyleydi:

16 Mart'taki Uluslararası Irkçılık Karşıtı Gün kapsamında dünyanın birçok noktasında göçmenlerle dayanışma eylemleri düzenlendi.

DSİP'in de bir parçası olduğu Uluslararası Sosyalist Akım, Avrupa'daki ırkçı taarruz üzerine yazılı bir açıklama yayımladı:
1- Avrupa Devlet ve Hükûmet Başkanları Konseyi'nin 28 Haziran'daki toplantısı, Avrupa'daki göçmenlere karşı ırkçı taarruz açısından potansiyel olarak çok tehlikeli bir dönüm noktasını işaret ediyor. Donald Trump'ın Kasım 2016'da seçilmesinin ardından, Avrupa Birliği kendisini yeni Amerikan başkanının ırkçılığına ve cinsiyetçiliğine karşı göğüs geren, liberalizm ve hoşgörünün kalesi olarak gösterdi. Ancak bu son zirvede, AB'nin Trump'ın göçmen karşıtı politikalarını benimsediği görüldü.

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) ve Hollanda'daki Enternasyonal Sosyalistler örgütünden ortak açıklama:

Hollanda ve Türkiye hükümetleri arasındaki gerginliğin yükselişi, Hollanda’nın Türkiye’nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Kaya’yı “istenmeyen göçmen” ilan edip topraklarından kovmasıyla zirveye çıktı. Bunun sonrasında Rotterdam Belediye Başkanı Ahmet Abutalip, Türkiye konsolosluğu önünde toplanan Türkiyeli-Hollandalı protestocuların üzerine çevik kuvvet polislerini saldı.

Desteklediğimiz Yayınlar

Koronavirüs salgını sebebiyle birçok sektörde çalışan yüz binlerce işçi, işini ve gelirini kaybetmekle karşı karşıya. İçişleri Bakanlığı'nın genelgesiyle bazı eğlence mekanlarının kapatılması sonucu bu işyerlerinde çalışan on binlerce kişi bir gecede işsiz kaldı.

Metal işçilerinin örgütlü gücü ve mücadelesinin patronlar için korku verici olduğu, son toplu sözleşme görüşmelerinde ortaya çıktı. 130 bin işçinin üyesi olduğu Türk Metal Sendikası’nın MESS ile yürüttüğü grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, metal işçilerinin kazanımıyla sona erdi. Anlaşmaya göre ilk altı aylık ortalama yüzde 18.49, birinci yıl içinse toplamda yüzde 25.50 oranında zam elde edildi. MESS’in üç yıllık sözleşme, esnek çalışma, istirahat izni ücretlerinin ödenmemesi gibi işçilerin bir dizi kazanılmış haklarına yönelik saldırıları da bertaraf edildi.

Artı-değer veya çeşitli tartışmalarda artık değer olarak adlandırılan kavram Marksizm’in en temel çıkış noktalarından birini oluşturur. Çoğunlukla salt iktisadi bir kavram gibi görünen bu kavram Marx’ın “işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır” sözüyle ifade bulan aşağıdan sosyalizm anlayışının temelini oluşturur.

Kalahari'den Paris'e... Sinan Özbek bir toplumsal örgütlenme biçimi olarak komünün tarihini anlatıyor.

Erkeklerin yazdığı tarih kadınları silikleştirdi, görünmez kıldı. Kadın hareketinin tüm dünyada yükselişe geçmesiyle, tarihte kadının rolünü yeniden keşfetmeye başlayabildik, silikleşen kadın siluetleri berraklaşır oldu.

Parisli emekçilerin müthiş mücadelesinin tarihi.

Dünyada otoriter eğilimlerin yükselmeye başlamasıyla beraber bu eğilimlere zemin hazırlayan müesses nizam temsilcileri paniğe kapılmaya başladı.

Temmuz 1870’de Bonaparte hanedanlığı Prusya’ya savaş ilan etti ve kısa sürede ağır bir yenilgi aldı. Yenilginin sonuçları Fransa için çok ağır oldu. Başta Paris olmak üzere bütün Fransa silahsızlandırılacak, kaleler Prusya askerlerinin kontrolüne geçecek ve Fransa 200 milyon savaş tazminatı ödeyecekti.

AKP ile MHP’nin ülkeyi yöneten yerli milli koalisyonu her alanda sorunlar yaratmaya devam ediyor. Ekonomide krizin olduğu, yoksulların çok zor koşullarda hayatlarına devam etmek zorunda oldukları sır değil. Dış politikada milliyetçi hamasetin sonuna gelindi, Suriye’den Libya’ya Türkiye devleti altemperyalist hevesleriyle zorladığı tüm kanalların tıkandığını görmeye başladı. İçeride baskılar, her tür demokratik muhalefetin sopayla susturulma girişimi, bunun yanında Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyum atamaya kadar giden uygulamalar herkesin malumu.

Şenol Karakaş - Otoriterleşme gerçekten de bir dalga gibi, dünyayı sarıp sarmalıyor. ABD 329 milyon, Rusya 147 milyon, Macaristan 10 milyon, Hindistan 1 milyar 370 milyon, Brezilya 212 milyon ve Türkiye 83 milyonluk nüfuslarıyla, yaklaşık 7,5 milyar kişilik dünya nüfusunun yedide birini oluşturuyorlar. Bu ülkelerin her biri otoriter siyasetçiler tarafından yönetiliyor. Her bir otoriter liderin bir diğerinden farklı özellikleri var ve kuşkusuz her ülke bir diğerinden farklı bir dizi özelliğe sahip. 

Arife Köse - Son yıllarda sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada yaşanan siyasi gelişmeleri açıklarken yaygın bir otoriterleşme eğiliminden söz ediliyor. Dünyada bu eğilimin simge isimleri arasında Donald Trump, Victor Orban, Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan gibi isimler sayılırken kısa süre önce Brezilya’nın başkanı olarak seçilen Jair Bolosonaro gibi yenileri de bu listeye ekleniyor. Bu eğilime eşlik eden bir diğer küresel olgu ise, zaman zaman ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına kadar varan bir milliyetçilik. Bu makale, otoriter yönetimlerin anti-demokratik uygulamalarını meşrulaştırmak için milliyetçilikten yararlandıklarını, bunu yaparken ‘güçlü devlet, güçlü millet’ ve yabancı ve göçmen düşmanlığı söylemlerine dayandıklarını anlatıyor. 

Şenol Karakaş - 2013 Newroz’unda Abdullah Öcalan’ın demokratik siyaset çağrısı okundu. Bu çağrı sosyal, ekonomik ve mekânsal anlamda büyük yıkımlara neden olan 30 yıllık bir çatışma döneminden sonra, devletin bilgisiyle, Diyarbakır gibi sembolik bir merkezde, sembolik bir günde ve bir milyona yakın insanın huzurunda yaptı. Tarihi nitelikteki bu çağrıyı ve sadece 5 sene önce yapılmış olduğunu hatırlayınca, toplumsal bir şans olarak çözüm sürecinin elimizden kaçmış olmasına hayıflanmamak mümkün değil.

Desteklediğimiz Kampanyalar

Grid List

Antikapitalistler koronavirüsün yayılmasına karşı dayanışma çağrısı yaptı. Açıklama şöyle: Kapitalist sistem, 2008 yılından beri ekonomik bir kriz yaşıyordu. Virüs salgını sebebiyle şimdi çok daha büyük bir krize girdi. Kapatılan işyerlerinde yüzbinlerce işçi çalışıyor. Virüse karşı kalıcı bir tedbir bulunmazsa işsizlere milyonlarcası daha eklenecek...

31 Mart yerel seçimlerde Bolu Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen CHP’li Tanju Özcan, ilk iş olarak göçmenlere yönelik sosyal ve mali yardımların sona erdirileceğini duyurdu. Sosyal medya üzerinden büyük tepki gören Özcan, bu tutumunu savunmaya devam etti, CHP’nin ortağı İyi Parti’nin Ümit Özdağ gibi önde gelen figürleri tarafından da desteklendi.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (BAK) 31 Mart 2019'da gerçekleştirilecek yerel seçimlere ilişkin değerlerini yazılı bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu: "Savaş; bireyi ve toplumu hedef alan her türlü şiddetin uygulandığı, anatomik ve ruhsal bütünlüğü bozucu, maddi ve manevi nitelikteki şiddet olarak tanımlanır.