Çeviri: Özge Karakale, Berke Malgaz, Deniz Güngören

Engels ve Kadının Ezilmişliğinin Kökeni - Kapitalizm ve Aile - Ev içi emek ve kadının ezilmişliği - İşçi sınıfı ailesinin yükselişi - Kadınlar için sonuçlar - Savaş-sonrası ekonomik büyümeden bugüne - Değişimlerin ailenin biçimine etkisi - Cinsel davranıştaki değişimler - Ev içi ve cinsel şiddet - Ücretli Emeğin Merkeziliği - Ücret Kesintilerinin Etkisi

Çelişkili zamanlarda yaşıyoruz: Çağımız hem toplumun kadınlar konusunda nasıl değiştiğini, ama bir yandan da ne kadar çok şeyin aynı kaldığını gösteren örneklerle dolu. Kadınlar işgücünün neredeyse yarısını ve sendika üyelerinin yarıdan fazlasını oluşturuyor.

Çeviri: Canan Şahin, Sibel Erduman

Marks and Spencer’in içi dışı bir, sempatik yönetim kurulu başkanı Sör Stuart Rose’a göre kadınlar (ya da onun dediği şekliyle ‘kızlar’) “hiç olmadıkları kadar iyi durumdalar.”
Başa çıkabileceğinizden daha fazla eşitliğe ve gerçek bir demokrasiye sahipsiniz, önünüzde yükselmeniz için hiçbir engel yok ama siz hala sızlanıyorsunuz… Kadın astronotlar, dişçiler, doktorlar, yöneticiler var. Neyiniz eksik? Pekala Stuart; eşit ücret, gerçek politik temsiliyet, tecavüze uğrayanlara adalet ve cinsiyetçi sterotipleştirmeye son… Liste böyle uzayıp gidiyor...

Süfrajetler ve Rus Devrimi - İkinci dalga feminizm - Üçüncü dalga feminizm - Nedir bu yeni cinsiyetçilik? - Kampüs Kültürü - Kozmetik değişimler - Feminist tepkiler -  Sınıfı bir kenara koymak - Mitler - Marksizm ve feminizm - İdealizm, materyalizm ve Engels - Günümüzde aile 

Şenol Karakaş - Volkan Akyıldırım

  1. Enternasyonal: Sosyalizm, işçi sınıfının kendi eylemidir
  2. Enternasyonal: Reformu mu, devrim mi?
  3. Enternasyonal: Devrimci sosyalizmden stalinizme
  4. Enternasyonal: Ortodoksluğun çıkmaz sokağı

Avrupa’da 1848 devrimlerinin yenilgisi, Marx ve Engels’in, marksist teorinin temellerini nihaî olarak şekillendirmek için devrimci sektlerin bitmek bilmez iç çekişmelerinden  kaçınmalarına da neden oldu. Bu gönüllü izolasyonu Marx, Engels’e yazdığı bir mektupta şöyle ifade ediyordu: “Tutum ve ilkelerimizi bu sayede bütünüyle birbirimize iletebiliyoruz.”

Çeviri: Roni Margulies ve Tarık Kaya

Rusya’nın toplumsal yapısının niteliği sosyalistlerin gözardı edemeyecekleri bir konu. Bizler ne zaman kurtuluşun sosyalizmde olduğunu öne sürsek, hemen Rusya deneyiminin örnekleri yüzümüze çarpılır: Gulag Takımadaları’ndaki “sosyalist” köle kampları, 1968 Çekoslovakya’sındaki “sosyalist” tanklar, “dünyayı zincirlerinden kurtarmak için” Kula yarımadasında hazır bekleyen “sosyalist” bombardıman uçakları, Afganistan’daki “sosyalist” silahlı helikopterler, bugün Doğu Avrupa’da bağımsız sendikalara üye olan işçilerin “sosyalist” hapishanelere tıkılması, vb. Bu sorunlarla yüzleşebilmek sosyalistler için acil bir gereklilik. Ciddi bir marksist değerlendirme Rusya’nın sosyalist olduğunu ya da hiç olmazsa sosyalizm yolunda ilerleyen, kapitalizmden daha üstün bir toplumsal örgütlenme biçimi olduğunu gerçekten iddia edebilir mi? Edebilirse, bundan böyle marksizmin sözünü etmek bile boşuna olacaktır, çünkü marksizm çalışan insan kitlelerinin kurtuluşunun teorisi olma özelliğini yitirmiş demektir.

Çeviri: Özden Arıkan

Rus Devrimi'nin Savunusu

Sta­li­niz­min so­na er­me­si­ni ha­ra­ret­le is­te­yen sos­ya­list­ler ay­nı za­man­da onun son kur­ban­la­rı mı ola­cak? 1989’da­ki Do­ğu Av­ru­pa Dev­rim­le­ri ço­ğu sos­ya­list ta­ra­fın­dan, özel­lik­le de sta­li­niz­min, Ekim 1917’nin ger­çek mi­ras­çı­sı ol­ma­dı­ğı­nı, onu çar­pı­tıp yok et­ti­ği­ni sa­vu­nan­lar ta­ra­fın­dan olum­lu kar­şı­lan­dı. Yi­ne de 1989’un so­nu­cu, ge­nel sos­ya­list ge­le­ne­ği güç­len­dir­mek ol­ma­dı. Tam ter­si söz ko­nu­suy­du. Sta­li­nist re­jim­le­rin çök­me­si, es­ki bir te­ze, ta­ze bir güç ka­zan­dır­dı: Çö­kü­şün to­hum­la­rı­nın, da­ha bol­şe­vik dev­ri­mi­nin ilk gün­le­rin­de ekil­miş ol­du­ğuy­du bu. Tah­min edi­le­bi­le­ce­ği gi­bi sağ ka­nat tem­sil­ci­le­ri, ‘sos­ya­liz­min çö­kü­şü’nü, dev­rim­ci ge­le­ne­ği vu­ra­bi­le­cek­le­ri bir si­lah ola­rak gör­müş­tü.

 

Çeviri: Doğan Tarkan

İnsan ırkı daha önce hiç yaşamadığımız bir çevre kriziyle karşı karşıya bulunuyor. Bu krizin merkezindeyse iklim değişimi yer alıyor. Dünyanın atmosferindeki karbondioksit gibi gazların ısıyı hapsetmesi "sera etkisi" olarak biliniyor ve bu etki olmadan dünyada yaşam imkânsız olurdu. Ancak kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtları yakmanın sonucu olarak atmosfere giderek daha fazla sera gazı salıyoruz. Atmosferin yapısı değiştikçe, çok daha fazla miktarda ısı atmosferde hapsoluyor ve gezegen ısınıyor. Bu süreç dünyamızı şimdiden önemli ölçüde değiştirdi. İklim gazetecisi Fred Pearce "Eğer iklim değişiminin ilk aşamasının nasıl geliştiğini bilmek istiyorsanız, 1998 yılına bakmak yeterli olacaktır." diye yazmıştı. 1998 20. yüzyılın en sıcak yılıydı. Bunun sonucunda da "olağanüstü sert hava koşullarının" yılıydı. Tüm yeryüzünde milyonlarca insan zarar gördü.

Broşürü bu bağlantıdan PDF formatında okuyabilirsiniz.

"Devrimden sonra her şey nasıl olacak? Sosyalizmde şu ve bu sorunla nasıl başa çıkacağız? X, Y ya da Z nasıl örgütlenecek?"

Bu tür sorular genelde Marksistlere sorulmaktadır. Belirtmek gerekir ki, verilen cevaplar sık sık belirsizdir. Elbette, Marx'ın bu alandaki yazıları, abidevi kapitalizm analizi ve tarih ile çağdaş politika konusundaki eserlerine kıyasla daha azdır. Her ne kadar Marx'ın konu üzerinde söyledikleri onun geleneksel pırıltısına sahiptiyse ve sosyalizm hakkında kendisinden sonraki Marksist düşünüşün tümüne temel oluşturduysa da, en önemli sorunları sadece en geniş tipten özet olarak ele almış olduğu da bir gerçektir.

 

Broşürü bu bağlantıdan PDF formatında okuyabilirsiniz.

Türkiye solunun tanımlayıcı özelliği, harcının temel unsuru, sosyalizm değil, milliyetçiliktir. Türkiye'de 1923 sonrasında hemen hemen hiçbir siyasi düşünce akımı Kemalizm'den ve dolayısıyla milliyetçilikten tümüyle azade olmadığına göre, solun da bu özelliği paylaşmasında şaşacak bir durum olmadığı düşünülebilir. Ancak, Marxizm'e dayandığını iddia eden bir hareketin milliyetçilikten tümüyle uzak olmasını beklemek de doğal olacağına göre, Türk solunun milliyetçiliği, zaman zaman azgın milliyetçiliği, "sorunlu" bir konu olarak incelenmek zorundadır. Evet, Kemalizm'in etki alanına şu veya bu ölçüde girmemiş hareket Türkiye'de yok gibidir, ama solun bir istisna olması gerekirdi. Niye olmadığı, olamadığı, bu broşürün konusudur.

Çeviri: Deniz Aytaç

Broşürü bu bağlantıdan PDF formatında okuyabilirsiniz.

Ba­zı yo­rum­cu­la­rın, eş­cin­sel­le­re yö­ne­lik bas­kı­nın geç­miş­te kal­dı­ğı­nı id­di­a et­me­le­ri git­tik­çe da­ha sık bir hal alı­yor. Eco­no­mist ya­kın bir za­man­da şöy­le yaz­dı: "Ben­zer­siz ye­ni bir sı­nı­fın üye­le­ri or­ta­ya çı­kı­yor: ta­ciz­den ve­ya sal­dı­rı­dan as­la kork­ma­mış olan genç eş­cin­sel in­san­lar... On­lar, eş­cin­sel son­ra­sı (post-gay) ola­rak ad­lan­dı­rı­la­bi­le­cek bir ku­şa­ğın ön­cü ucu: geç­miş­te so­ru­nun ne ol­du­ğu­nu me­rak ede­rek bü­yü­yen bir ku­şa­ğın."

Çeviri: Tufan Takak

Yayına Hazırlayan Betül Genç

Sayfa Tasarımı ve Kapak Gül Dönmez

Broşürü bu bağlantıdan PDF formatında okuyabilirsiniz.

 

Giriş (1989)

Yeniden basımını okuduğunuz bu makalenin arka planı batı kapitalizminin 1950’li ve 1960’lı yıllarda yaşadığı uzun ekonomik büyüme dönemidir. İlk defa International Socialism Journal’ın Bahar 1967 sayısında yayımlandığında, kapitalizm görünürde kendisini istikrara kavuşturmuş ve büyüme-çöküntü döngüsünü kırarak Batı Avrupa ve Kuzey Amerika işçilerinin hayat standardında düzenli bir artış sağlamıştı.

Çeviri: B. Genç

Yayına Hazırlayan Betül Genç

Sayfa Tasarımı ve Kapak Gül Dönmez

Broşürü bu bağlantıdan PDF formatında okuyabilirsiniz.

Giriş

Siyaset kurumunu yönetenler Irak’ta yenilgi olasılığı karşısında safları sıklaştırıp İslam’ı günah keçisi ilan ettiler. Temmuz 2005’te Londra’da bombalar patladığında İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw patlamaların Irak’la herhangi bir ilişkisi olabileceğini inkar etti. Sağın en etkin ittifakı olan sol liberal köşe yazarları, savaş karşıtı hareket içinde Müslümanlarla kurulan dayanışmayı yerden yere vurdular. Avrupa gazetelerinde basılan ırkçı karikatürlere gösterilen tepkiler, liberal denilen çevrelerdeki İslam fobisinin boyutlarını ve soldaki kafa karışıklığını bir kez daha ortaya koydu.

Çeviri: Mehmet Yıldız

Yayına Hazırlayan Betül Genç

Sayfa Tasarımı ve Kapak Gül Dönmez

Broşürü bu bağlantıdan PDF formatında okuyabilirsiniz.

Bu satırlar Irak’a karşı Batılı askeri güçlerin giriştikleri saldırı sırasında yazıldı. Büyük bir kaç devletin kendi çıkarlarını küçük devletlere dayatmak için zor’u en genel anlamda ve açıkça kullanmaları demek olan emperyalizm kendini gösteriyordu. Olayların bu şekilde gelişmesi çok daha dikkate değer çünkü dünyanın emperyalizm sonrası bir çağa girdiğine yaygın olarak inanıldığı bir döneme rastlıyordu. Bu inaniş iki önemli nedenle savunuluyordu.