“Kadının beyanı esastır” ilkesi, cinsel suç/şiddet vakalarında delil yetersizliği olması durumunda, kadının beyanını esas alarak, olay ile ilgili etkili bir kovuşturma, yani etkin bir soruşturma ve araştırma yapılması ve hatta yargılama aşamasına gelindiği takdirde delil niteliği taşıyabilmesi anlamına gelmektedir. 

Cinsiyetçi söylemlerin karşısında olmak, bu söylemleri başta kendimizde olmak üzere değiştirmek, bu cinsiyetçi dilin niçin bu denli büyük bir sorun teşkil ettiğini bilmek oldukça önemli. Karşısındaki kişiye cinsiyetçi bir dil kullandığını ifade eden her kişinin karşılaştığı ilk tepki “kadınların bu konuda fazla hassasiyet gösterdiği ya da söylenenin asla o anlamda söylenmediği, ‘niyetlerinin’ o yönde olmadığı, bu konunun abartıldığı” yönünde oluyor.

Mansplaining, man (erkek) ve explain (açıklamak) sözcüklerinin birleşimden oluşmuştur. Türkçeye “erbilmişlik" veya "erkekleme" olarak çevrilmiştir. Bir erkeğin, genellikle bir kadına, patronluk taslayan, küçümseyici bir tavırla, çoğu zaman kadının talebi olmaksızın, sözünü keserek bir şeyler açıklaması anlamına gelir. Ayrıca, kadının o konuda daha fazla bilgisi olduğu gerçeğine aldırış etmeden erkeklerin açıklama yapmasını da kapsamaktadır. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın duyurduğu İnsan Hakları Eylem Planı, insan hakları ihlallerinin, baskıcı uygulamaların ve otoriter yönetimin adeta bir itirafı.  Buna karşılık yargıda siyasallaşmaya son verecek, düşünce, örgütlenme ve gösteri özgürlüğünü güçlendirecek maddeler bu planda yer almıyor. Mevzuattaki bir dizi değişikliğin nasıl uygulamaya dönüşeceğini de zaman gösterecek.

İngiltere ve İrlanda’dan sonra Avustralya ve Yunanistan’dan da Boğaziçi’nde kapatılan LGBTİ+ kulübüne dayanışma mesajları geldi. Sidney’den Pride in Protest adlı grup, öğrencilere şu mesajı yolladı: “Sydney Pride in Protest’in bu toplantısında Boğaziçi Üniversitesi’nde direnen öğrencilere dayanışmamızı iletiyoruz. Öğrenciler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AKP'ye bağlı bir akademisyenin üniversite rektörlüğüne atamasını protesto ediyorlar...

Şenol Karakaş - Neoliberal çağın tüm kurumlarıyla tüm gezegen için çöküş anlamına geldiğini keskin bir şekilde ortaya çıkartan Covid-19 salgını ve bu salgından daha da ağır bir tehdit olan küresel iklim krizi koşullarında, olağanüstü siyasal gelişmelere yanıt vermek için, 150. doğum yılında Lenin’i bir kez daha hatırlamak ve Leninizm diye özetlenen geleneği bir kez daha ele almak büyük bir önem taşıyor.

Birinci Dünya Savaşı başladığında dünya sosyalist hareketinin buluştuğu örgüt olan İkinci Enternasyonal içinde milliyetçi fikirler hakimiyet kurdu. Bu örgüte üye sosyalist partiler, kendi egemen sınıflarını desteklemeye başladılar.

Önde gelen marksist devrimcilerden Tony Cliff, sosyalizm mücadelesinin, egemen sınıfın fikirlerinin bölücü etkisine karşı, işçi sınıfının daha bilinçli kesimlerinin işçilerin geri kalan kesimini kazanma mücadelesi olduğunu söylüyordu. Bu, sınıf mücadelesinin en kritik yanına işaret eden bir zorluk aynı zamanda. Egemen sınıfın fikirleri, sadece 24 saat işleyen propaganda mekanizmaları aracılığıyla değil, eğitim, gelenekler ve aile gibi sosyal yaşamın gündelik pratiklerinde de etkiye sahip.

Lenin, bugün güncelliğini keskin bir şekilde koruyan ulusların kendi kaderini tayin hakkı tartışmasında tüm sosyalistler içinde en önemli katkıyı yapmış olan devrimcidir. Çağdaşı tüm devrimcilerle tartışan Lenin, başka halkları köleleştiren devletlerin işçi sınıfları açısından ele aldığı tartışmada Marksist teoriye çok önemli bir katkıda bulundu.

Lenin’in sosyalist harekete yaptığı en önemli katkıların başında, Ekim Devrimi’nden önce kaleme aldığı Devlet ve Devrim kitabında anlattığı, işçi devleti anlayışı gelir. Lenin’i bütünüyle yanlış bir şekilde Stalinizmin hatalarından ve bürokratik devlet anlayışından sorumlu tutanlar, Lenin’in böyle baskıcı ve merkezi bir devlet aygıtını savunmadığını bilmeyenler ya da bu gerçeği gizleyenlerdir.

Doğan Tarkan, 2010 yılının Şubat ayında, Sosyalist İşçi gazetesinde Lenin'in parti anlayışı ve DSİP'in örgütlenmesini şöyle yazmıştı...

En son küresel ısınmayı engellemek için atmosferdeki karbondioksit oranının milyonda 350 parçacığın atlına indirilmesini talep eden gösteriyi düzenledik. Daha önce üyelerimiz Habur sınır kapısında, Lice'de Ceylan ailesinin yanındaydı.