Varoluşçuluk (egzistensiyalizm), toplum içindeki bireyin tüm deneyiminin biricikliğini öne çıkaran bir felsefe akımıdır. Özellikle 19. yüzyılın ilk yarısında Fransa'da etkili olmuştur. Varoluşçuluğa göre insanın varoluşu ile doğal nesnelerin varoluşu arasında fark vardır. Bu ayrımın temelini insanın iradesi ve bilinci oluşturur.

Karl Marx’ın özellikle gençlik dönemi eserlerinde önemli bir yer tutan yabancılaşma kavramı daha önce Marx’ı çok etkileyen düşünürler olan Hegel ve Feuerbach tarafından da kullanılmıştır. Marx, özgür bilinçli etkinliğin insanın türsel özelliği olduğunu savunarak kapitalizmde emek gücünün sömürülmesinin insanı bu bilinçli etkinliğe yabancılaştırdığını söyler.

Zenofobi, yabancı korkusu-düşmanlığı anlamına gelir. Sözcük, Yunanca yabancı anlamına gelen xenos ve korku anlamına gelen phobos sözcüklerinin birleşiminden oluşur. Irkçı ve faşist partilerin örgütlenmesinde zenofobi önemli bir yer tutar. Zenofobi kavramı çoğunlukla "kültürel farklılık" ve "öteki"ne duyulan öfke gibi kavramlarla birlikte ele alınır.

Sue Caldwell - Sadece bir yıl gibi bir sürede, Yokoluş İsyanı, Greta Thunberg ve okul öğrencilerinin iklim grevi ile birlikte iklimin aciliyetini ön sayfalara taşıdı. Geçen ayki iklim değişikliğine karşı Uluslararası İsyan, tüm dünyadan aktivistleri harekete geçirdi. Polisin, Brüksel’deki tazyikli sudan Londra’nın merkezindeki protestoları yasaklamasına varan agresif karşılığı, pek çok destekçiyi şok etti ve strateji ve taktikler konusunda tartışmalara yol açtı.

Simon Assaf - Bunun asla olmaması gerekiyordu. Mezhepsel bölünmelerle dolu bir ülke, insanları yerinde tutmak için rahatça şiddet, tehdit ve himaye kullanarak derinden yerleşmiş yönetici sınıfla karşı karşıya. Ancak şimdi değişim için benzeri görülmemiş bir hareket Lübnan'ı süpürüyor, nüfusun dörtte biri gösterilerde, sokak işgallerinde ve grevlerde yer alıyor – katılım sayıları ülkenin tarihindeki her şeyi geride bırakıyor. “Açlığın, kamu ahlakına uymayan bir kâfir olduğunu” söyleyen popüler bir söz vardır.

Mario Nain - Şili'de şu an olan şeye bir ayaklanma denebilir. Cuma günü bir milyonu aşkın kişi başkent Santiago sokaklarına döküldü. Polis ve ordunun baskıcı güçleri, yurttaşların akınını durduramadı. İşçi sınıfının varlığı güçlüydü; otobüs şoförleri, öğretmenler, madenciler, liman işçileri ve daha pek çoğu... Kamyon sürücüleri otoyolları kapattı.

Faruk Sevim - İşçi sınıfı ve yoksullar sürekli ekonomik sorunlarla boğuşuyor, yaşam standartlarının düştüğünü görüyor, işleri için endişeleniyor. Bütün dünyada işsizliğe, yoksulluğa, gelir adaletsizliğine dair pek çok örnek var. Ama iklim krizi de işçilerin sorunudur, işçi sınıfı ve yoksullar iklim krizine odaklanmak zorundadır. Çünkü iklim krizi insanlığın şu ana dek yüzleştiği en büyük tehdittir. Gidişatı değiştiremezsek, başta insanlar olmak üzere bugünkü canlı türlerinin çoğu yakın gelecekte yokoluşla yüz yüze gelecek.

Şenol Karakaş - YSK’nın seçim iptal kararı siyasal dengelerdeki değişim açısından çok şey ifade ediyor. 31 Mart seçim süreci, başlı başına görülmemiş bir sağcı iklim içinde cereyan etti. İçinden geçtiğimiz seçim döneminin bu kadar sağcı ve kutuplaştırıcı olmasının ilk sorumlusu, başta AKP-MHP liderliği olmak üzere bu partilerin her düzeyde yöneticileridir. Hükümet ve Erdoğan, sürekli bir korku atmosferi yaratmaya çalışıyor.

Friedrich Engels’in 1895’teki ölümünün ardından o yılın sonbaharında Lenin’in yazdığı bu yazı ilk olarak 1896 yılında Rabotnik’te yayınlanmıştır. 

V. İ. Lenin - 5 Ağustos 1895’te Friedrich Engels Londra’da öldü. Dostu (1883’te ölen) Karl Marx’tan sonra, Engels, bütün uygar dünyanın modern proletaryasının en yetkin bilim adamı ve öğretmeniydi. Kaderin Karl Marx ve Friedrich Engels’i bir araya getirdiği andan bu yana, iki arkadaş yaşamları boyunca çalışmalarını ortak bir davaya adadılar.

Sinan Özbek - Friedrich Engels 28 Kasım 1820’de Almanya’nın Bremen Kentinde (Julich-Kleve-Berg) dünyaya geldi. Varlıklı bir tekstil fabrikatörünün oğluydu. Lise son sınıfındayken hümanist fikirlere duyduğu ilginin artması, babasıyla ilişkisinde de bir sorun olmaya başlıyor. Bu sorun, Engels’in babasının yanında çalışmaya başlamak zorunda kalmasıyla noktalanıyor. 1838 yılında daha 18 yaşındayken ticaret konusundaki eğitimine devam etmek için Bremen’e büyük işadamı Heinrich Leupold’un yanına geçiyor.

Şenol Karakaş - Engels’in o kadar genç yaşta statükoya öfke duymasına neyin sebep olduğu belli değil. Ama dünya işçi sınıfı Engels’in o kadar genç yaşta devrimci olmayı tercih etmesi nedeniyle çok şanslı. Şanslı çünkü Engels devrimci geleneğin oluşmasında eşsiz bir katkı yaptı. Dünyayı açıklama ve değiştirme mücadelesinin birliği olarak devrimci eylem olmadan, işçilerin bir dönem mücadelesi önceki dönemin deneyimlerinden faydalanamaz. Engels, muhtemelen dünya tarihine burnunu sokan azgınca artan yoksulluğun üstü örtülemez dehşetiyle yüz yüze gelen bir çağın unsuru olduğu için çok genç yaşta eşitsizliğe ve adaletsizliğe sürekli büyüyen bir öfke duymaya başladı.

Çağla Oflas - Kapitalizm öncesinde feodal devlet, ister bir krallık, ister büyük bir imparatorluk olsun, onun uyruğundaki halklar bir devlet topluluğu oluşturmakta ancak ulusal bir birlik oluşturmamaktaydılar. Ulusların tarihi, devletlerin tarihine oranla çok daha yakın bir zamana uzanır. Uluslar tarih sahnesine 18. yüzyılda çıktı. 19. yüzyılda da tüm dünyaya yayıldı. Bu dönem aynı zamanda kapitalizmin dünya çapında egemen olduğu bir dönemdi. Kapitalizmin ideolojisi olan milliyetçilik tüm dünyaya 1789’da Fransa’da burjuvazinin iktidara gelmesiyle birlikte yayılmaya başladı.