Şenol Karakaş - Doğu Bloku rejimleri 1989 yılında peşi sıra devrilirken Stalin heykelleriyle birlikte Lenin heykelleri de yıkıldı. Milyonlarca insan stalinizmle, Stalin döneminin emperyal ve baskıcı politikalarıyla Lenin’i özdeşleştirdiği için, kurtulmak istedikleri rejimin simgesi olarak gördükleri için yıktılar Lenin heykellerini. 

İtalyan devrimci Antonio Gramsci üzerine tüm dünyada geniş bir literatür oluşmuş durumda. Ancak bu çalışmaların çok az bir bölümü Gramsci’yi  İtalya’nın iki kızıl yılının önderlerinden biri olarak ele alıyor ve Gramsci’nin teorisinin bir başka büyük devrimci olan Lenin ile ilişkisine değiniyor. Oysa Ekim Devrimi ve Lenin olmadan Gramsci’yi düşünmek mümkün değil. 

“Bu koşullarda, 'sürekli' devrim sloganı nereden kaynaklanmaktadır? Lenin bu soruyu şöyle cevaplar: Avrupa’daki devrimci kuşakların omuzları üzerinde yükselen Rus devrimcilerin, 'tüm demokratik dönüşümü, asgari programımızın tamamını daha önce görülmemiş bir bütünlükle' başaracaklarını 'hayal etme'ye hakları vardır, '... ve bu başarılırsa ... o zaman devrimci yangın Avrupa’yı saracaktır.... 

Sinan Özbek - Lenin 1920’de Uzlaşma Üzerine başlıklı kısa bir makale yazıyor. Bu, tamamlanmamış bir makale ve ilk olarak 1936’da yayımlanıyor (Lenin, Werke, Cilt 30, sayfa 484-486). Makalede tartıştığı asıl soru şu: Sosyalistler kapitalist ülkelerle uzlaşmaya varabilir mi, varamaz mı? Lenin, teorik argümanlar geliştirme yerine olgudan hareketle soruya cevap üretme yöntemini tercih ediyor, çok bilinen arabanın önünü kesen haydut örneğini veriyor. Böyle bir durumda canınızı kurtarmak için belinizdeki silah dahil, her şeyi teslim edebilirsiniz.

Canan Şahin - Nasıl oluyor da Ortadoğu’da IŞİD’e karşı 40 ülkenin yan yana gelerek oluşturduğu bir savaş koalisyonunu ve NATO gibi bir savaş örgütünü sol örgütler davetiye çıkarıp destekleyebiliyor? Yine nasıl oluyor da 2011 yılından itibaren Orta Doğu’da milyonlarca insanın hayatı pahasına sokağa çıkarak, grev örgütleyerek, meydan işgal ederek verdiği devrimci mücadele kimi solcu örgütler tarafından birer komplo gösterisi muamelesi görüp aşağılanabiliyor?

Çok korkuyorlar Boğaziçi Üniversitesi’nde eylemlerin sürmesinden, “Kayyum rektör”e hayır demekten vazgeçmeyen öğrencilerin ve öğretim görevlilerinin kararlılığından. Bu yüzden sadece üniversiteyi, okulun girişini, bahçeleri değil, tüm bölgeyi polis ablukasına almış vaziyetteler.

Marksist.org yazarlarından Şenol Karakaş, politik gündemi değerlendiriyor. Şenol Karakaş, hem dünyada hem Türkiye'de koronavirüs salgınıyla birlikte kapitalizmin eşitsizlik ve adaletsizliklerine karşı işçi sınıfında biriken öfkeyi değerlendirerek, hepimizin aynı gemide olmadığını anlatıyor.

Şenol Karakaş, hem dünyada hem Türkiye'de koronavirüs salgınıyla birlikte kapitalizmin eşitsizlik ve adaletsizliklerine karşı işçi sınıfında biriken öfkeyi değerlendirerek, hepimizin aynı gemide olmadığını anlatıyor.

Marksist.org yazarlarından Faruk Sevim, koronavirüs krizinin yarattığı ortamda işçilerin durumunu ve taleplerini anlattı. Türkiye'de kayıtlı yaklaşık 22 milyon işçi var. Bunların yarısı, koronavirüs nedeniyle çalışamıyor. Çalışanların ise işyerlerinde güvenlik ve sağlık tedbirleriyle ilgili talepleri var.

Koronavirüs salgını sebebiyle birçok sektörde çalışan yüz binlerce işçi, işini ve gelirini kaybetmekle karşı karşıya. İçişleri Bakanlığı'nın genelgesiyle bazı eğlence mekanlarının kapatılması sonucu bu işyerlerinde çalışan on binlerce kişi bir gecede işsiz kaldı.

Metal işçilerinin örgütlü gücü ve mücadelesinin patronlar için korku verici olduğu, son toplu sözleşme görüşmelerinde ortaya çıktı. 130 bin işçinin üyesi olduğu Türk Metal Sendikası’nın MESS ile yürüttüğü grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, metal işçilerinin kazanımıyla sona erdi. Anlaşmaya göre ilk altı aylık ortalama yüzde 18.49, birinci yıl içinse toplamda yüzde 25.50 oranında zam elde edildi. MESS’in üç yıllık sözleşme, esnek çalışma, istirahat izni ücretlerinin ödenmemesi gibi işçilerin bir dizi kazanılmış haklarına yönelik saldırıları da bertaraf edildi.

Artı-değer veya çeşitli tartışmalarda artık değer olarak adlandırılan kavram Marksizm’in en temel çıkış noktalarından birini oluşturur. Çoğunlukla salt iktisadi bir kavram gibi görünen bu kavram Marx’ın “işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır” sözüyle ifade bulan aşağıdan sosyalizm anlayışının temelini oluşturur.