İrlanda’da mücadele eden Sosyalist İşçiler Ağı’nın üyelerinden Kieran Allen, Venezuela’daki durum ve sosyalistler için çıkarılacak önemli dersler hakkında yazdı:

Şenol Karakaş - Haberler arka arkaya geliyor ve haberlerin hızına yetişmeye çalışırken, her tartışmada olduğu gibi Venezuela tartışmasında da siyasi analizler Erdoğan prizmasından süzülerek yapılıyor. Bu, yanlış bir yöntem. Önce Venezuela’da ne olup bittiğini, gerçekte ne olmakta olduğunu kısaca hatırlamakta fayda var. Bu yüzden, en sonda söylenmesi gerekeni, en başta söyleyelim: Maduro, otoriter, benmerkezci, rüşvet ağını işleten, sosyalizmle hiçbir alakası olmayan, iktidarda kalmak için yeni iktidar aygıtları icat eden bir siyasi figürdür.

Alistair Farrow - Venezuela krizle boğuşurken, sağcılar bunun sosyalizmin işe yaramadığını gösterdiğini söyleyerek seviniyorlar. İngiltere’de yayımlanan Sosyalist İşçi (Socialist Worker) gazetesinden Alistair Farrow ise çökenin sosyalizm değil, sosyalizmin yukarıdan kurulabileceği düşüncesi olduğunu öne sürüyor.

HDP’nin seçim tutumunu tartışırken dikkat etmek zorundayız. Bizim eleştirimizin kökeninde, HDP’nin büyükşehirlerde aday göstermemesinin, muhalefeti seçimler sırasında ve seçimlerden sonra mücadeleye hazırlanmak açısından zorlayacak olması yatıyor. AKP-MHP ittifakının geriletilmesi açısından da hiçbir işlevi olmayan bu taktik, ırkçı İP tarafından desteklenen CHP hegemonyasına teslim olmak anlamına gelen bir tutum olması nedeniyle bütünüyle yanlış. 

HDP’nin seçim tutumunu eleştirmeden önce, seçimlerde il genel meclislerinde oyların HDP’ye verilmesini savunduğumuzu söylemek gerekiyor. Artık her düzeydeki yöneticinin bile “bedel ödemek”ten yola çıkarak söze başladığını düşünürsek, HDP üzerindeki baskıların altını ne kadar sık sık çizsek de yeterli olmayacağını söylemekte, bu partinin yakın tarihin en parlak siyasi figürlerinin başında gelen eski eşbaşkanının, Selahattin Demirtaş’ın hâlâ tutuklu olduğunu söylemekte de fayda var. 

Başbakan'ın açıkladığı demokrasi paketine iki tür tepki geldi. Birinci grup adeta "devrim" dedi, ikinci grup ise "demokrasi değil, gericilik" diye niteledi. 

Öncelikle, neden Türkiye'nin gündemine böyle bir paket girdi, onu düşünmek gerekiyor.

Bir gün birileri bir çağrı yapsa ve bir milyon insan sokaklara çıkıp "barış" için yürüse... Ivır zıvır, ama mama demeden, şu haklıydı bu haklıydı demeden; sadece "barış" için yürüyecek ve savaşı durdurmaya mecbur edecek bir milyon insan... Var mıdır?

Bence vardır. Açlık grevine yatmış 683 tane insanın bedenleri azar azar solarken, "bana ne" demeyecek; çatışmalarda ölen insanların Türk mü, Kürt mü olduğuna bakmayacak bir milyon insan vardır.

Dünya bir süredir bir dizi seçime kilitlenmiş durumda. Doğan Tarkan, yarın Yunanistan ve Mısır'da gerçekleşecek seçimleri yorumlarken, sandık ve sokak, kitlelerin bilinci ve siyasi alternatifleri değerlendiriyor:

Dünyada ve Türkiye'de Ortadoğu devrimlerini küçümseyen, ABD'nin bölgeyi yeniden şekillendirmesi olarak gören, ABD'nin 40 yıllık diktatörlerin yerine Müslüman Kardeşleri başa geçirdiğini söyleyenler ayağa kalktı. 'İşte gördünüz her yerde Müslüman Kardeşler kazanıyor' demeye başladılar.

AKP hükümetinin kürtaj hakkına yönelik saldırılarına karşı protestolar İstanbul'da bugün de sürdü. Kürtaj Yasağına Hayır İnisiyatifi'nin çağrısıyla Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen aktivistler, İstiklal Caddesi boyunca "AKP elini bedenimden çek" diyerek yürüdüler.

Yürüyüş boyunca "Kürtaj haktır, Uludere katliam", "Sana ne Tayyip?", "Kürtaj yasağı kadınları öldürür", "Çeneni kapa, çeneni kapa, Melih Gökçek çeneni kapa" sloganları atan aktivistler, hükümetin çeşitli sözcülerinin konuyla ilgili yaptığı kadın düşmanı açıklamalara tepki gösterdiler.