Alex Callinicos - Şu anda, anaakım neoliberal mecralarda 'sol antisemitizmin' temel siyasi sorunlardan biri olduğu tartışılmaz bir gerçek olarak kabul görüyor. Bu, İşçi Partisi'nden ayrılan sağ kanat milletvekilleriyle ilgili haberlerin aktarılmasında şu veya bu düzeyde doğru kabul edildi. Ancak aynı zamanda Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından, sağcı yazar Alain Finkielkraut'un bir Sarı Yelekliler yürüşünün kenarında antisemitik tacize maruz kalması üzerine güçlü bir biçimde ifade edildi...

Marksist.org, DSİP GYK üyesi Şenol Karakaş ile 28 Şubat darbesinin 22. yılı üzerine bir söyleşi yaptı.

28 Şubat’ın üzerinden 22 yıl geçti. 22 yıl sonra 28 Şubat’ın Türkiye’de siyasal yaşam üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz?

Bu açıdan çok ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Bir yandan 28 Şubat’ın hedef tahtasına koyduğu siyasi gelenek iktidarda ve iktidarını tahkim etmek için özel bir uğraş veriyor ama öte yandan bu iktidarın etrafında kümelenen ittifaklar arasında 28 Şubat’ı doğrudan savunan güçler de var, 28 Şubat ruhunu simgeleyen siyasal figürler de… 

Ozan Tekin - Seçimlerde, normal zamanlarda değer olarak benimsediğimiz prensiplerin terk edilmesi, o seçime özel bir kutsal amaç uğruna ilkelerin kenara bırakılması önerisi yeni değil. “Tatava yapma, bas geç”, “Oyları bölme”, “İnce eleyip şık dokuyun” vb söylemleri son birkaç yılda her seçimde radikal solun ve HDP tabanının önüne çıkartıldı. 2014 yerel seçimlerinde Mustafa Sarıgül ve Mansur Yavaş, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu, 24 Haziran seçimlerinde Muharrem İnce için istenen destekler bu sloganlarla meşrulaştırıldı. 

İrlanda’da mücadele eden Sosyalist İşçiler Ağı’nın üyelerinden Kieran Allen, Venezuela’daki durum ve sosyalistler için çıkarılacak önemli dersler hakkında yazdı:

Şenol Karakaş - Haberler arka arkaya geliyor ve haberlerin hızına yetişmeye çalışırken, her tartışmada olduğu gibi Venezuela tartışmasında da siyasi analizler Erdoğan prizmasından süzülerek yapılıyor. Bu, yanlış bir yöntem. Önce Venezuela’da ne olup bittiğini, gerçekte ne olmakta olduğunu kısaca hatırlamakta fayda var. Bu yüzden, en sonda söylenmesi gerekeni, en başta söyleyelim: Maduro, otoriter, benmerkezci, rüşvet ağını işleten, sosyalizmle hiçbir alakası olmayan, iktidarda kalmak için yeni iktidar aygıtları icat eden bir siyasi figürdür.

Alistair Farrow - Venezuela krizle boğuşurken, sağcılar bunun sosyalizmin işe yaramadığını gösterdiğini söyleyerek seviniyorlar. İngiltere’de yayımlanan Sosyalist İşçi (Socialist Worker) gazetesinden Alistair Farrow ise çökenin sosyalizm değil, sosyalizmin yukarıdan kurulabileceği düşüncesi olduğunu öne sürüyor.

HDP’nin seçim tutumunu tartışırken dikkat etmek zorundayız. Bizim eleştirimizin kökeninde, HDP’nin büyükşehirlerde aday göstermemesinin, muhalefeti seçimler sırasında ve seçimlerden sonra mücadeleye hazırlanmak açısından zorlayacak olması yatıyor. AKP-MHP ittifakının geriletilmesi açısından da hiçbir işlevi olmayan bu taktik, ırkçı İP tarafından desteklenen CHP hegemonyasına teslim olmak anlamına gelen bir tutum olması nedeniyle bütünüyle yanlış. 

HDP’nin seçim tutumunu eleştirmeden önce, seçimlerde il genel meclislerinde oyların HDP’ye verilmesini savunduğumuzu söylemek gerekiyor. Artık her düzeydeki yöneticinin bile “bedel ödemek”ten yola çıkarak söze başladığını düşünürsek, HDP üzerindeki baskıların altını ne kadar sık sık çizsek de yeterli olmayacağını söylemekte, bu partinin yakın tarihin en parlak siyasi figürlerinin başında gelen eski eşbaşkanının, Selahattin Demirtaş’ın hâlâ tutuklu olduğunu söylemekte de fayda var.