Şenol Karakaş - Türkiye’de sol geleneğin bazı kesimleri üç temel hastalıktan muzdarip: Kemalizm, Stalinizm ve popülizm. Bugün güncel siyasetlerini belirlerken, hiçbir sol grup doğrudan Mustafa Kemal’den ya da Stalin’den alıntı yaparak yol haritasını tayin etmese de, sınıflar mücadelesini kavrayışını ve örgütlenme anlayışını, en azından politik alana seslenme biçimini belirleyen, Kemalizm ve Stalinizmin hafızlarda kök salan kavramsal cephaneliği oluyor.

Marksist düşünceye önemli katkılarda bulunmuş olan Lev Troçki’nin politik hayatı boyunca kaleme aldığı yüzlerce metin vardır. Bu metinlerin büyük bir bölümü kitaplaştırılmış ve farklı dillerde basılmıştır.

Tony Cliff, Türkiye’de daha çok Rusya’da Devlet Kapitalizmi eseriyle bilinir. Sovyetler Birliği’nin sosyalist değil kapitalist bir ülke olduğunu hem ekonomik verilere, hem de işçi sınıfının SSCB’deki durumuna dayandırarak anlattığı bu kitap dışında, Cliff'in Lenin ve Troçki üzerine yazdığı kapsamlı biyografileri de var.

Matt Beaumont - 1922 ve 1923 yıllarında, Rus Devrimi hâlâ ölüm kalım mücadelesi verirken, yeni hükümette başkan yardımcısı olma görevini reddeden Lev Troçki’nin  Edebiyat ve Devrim gibi koca bir kitabı sanatsal sorunlara vakfetmesi garip gelebilir. Bu, tam da Lenin’in sağlığının hızla bozulmaya başladığı ve bunun yarattığı siyasal karmaşada Stalin’in Bolşevik Parti liderliğini ele geçirdiği dönem.

Dilara Gürcü - Çoğu zaman herhangi bir konuda teyitli bilgiye ulaşmak istediğimizde tarihsel belgeleri araştırıyoruz. Tarih yazdıysa gerçektir algısıyla ilerliyoruz. Peki ya tarih yazmadıysa? Olayları yazarken objektif değerlendirmediyse? Feminist tarihçi Serpil Çakır “Osmanlı Kadın Hareketi” kitabına bu konuyu anlatarak başlıyor...

Sibel Erduman -  İnsanları sınıflara bölen sömürü sistemini bütünlüklü bir biçimde açıklamak için insanların bir kısmını ırklarına ve cinsiyetlerine göre baskıcı, sömürücü ilişkilere mahkûm eden ırkçılığı ve erkek egemenliğini de anlamak zorundayız. Bu, sınıf analizine cinsiyet analizini ekleme veya bunların neden kesiştiğini gösterme meselesi değil; cinsiyet kavramını kullanarak sınıfı daha derin, daha tarihsel ve daha kapsamlı bir biçimde açıklamak ve dolayısıyla da cinsiyetçiliği de bütünsel bir sistem içinde yerli yerine oturtma çabasıdır...

Sarah Ensor - Uluslararası Kadınlar Günü tüm dünyada 8 Mart’ta kutlanıyor. Bazıları için kadınlara yönelik baskıya karşı, kadın dayanışmasının öne çıkarılması gerektiği bu gün, bazıları içinse kadınların kazanımlarını kutlamak üzere değerlendiriliyor. Herkes 1911’deki ilk Uluslararası Kadınlar Günü’nden bu yana kadınların çok fazla yol katettiği konusunda hemfikir...

John Molyneux - Geçtiğimiz aylarda komplo teorilerinin, bazen solun içinde de, giderek artan bir sıklıkla ortaya çıktığını fark ettim. Bana kalırsa bunun olmasının ciddi bir nedeni var. Dünya bir çalkantının içinde, toplum pek çok açıdan çöküyor; ekonomik kriz ya da krizler, iklim krizi, siyasi yabancılaşma krizi, skandalların yaygınlaşması, isyanlar vb. Bu, pek çok insan için çok korkutucu bir durum ve eğer bugün İrlanda’da olduğu gibi, işçi sınıfı hareketi açık bir yol önermiyorsa, insanlar cevap ararken her türlü yöne bakabilirler. Bu, özellikle solun göreceli olarak zayıf olduğu bir ortamda, insanlar yeni radikalleşmişse geçerli bir durum.

Alex Callinicos - Şu anda, anaakım neoliberal mecralarda 'sol antisemitizmin' temel siyasi sorunlardan biri olduğu tartışılmaz bir gerçek olarak kabul görüyor. Bu, İşçi Partisi'nden ayrılan sağ kanat milletvekilleriyle ilgili haberlerin aktarılmasında şu veya bu düzeyde doğru kabul edildi. Ancak aynı zamanda Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından, sağcı yazar Alain Finkielkraut'un bir Sarı Yelekliler yürüşünün kenarında antisemitik tacize maruz kalması üzerine güçlü bir biçimde ifade edildi...

Marksist.org, DSİP GYK üyesi Şenol Karakaş ile 28 Şubat darbesinin 22. yılı üzerine bir söyleşi yaptı.

28 Şubat’ın üzerinden 22 yıl geçti. 22 yıl sonra 28 Şubat’ın Türkiye’de siyasal yaşam üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz?

Bu açıdan çok ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Bir yandan 28 Şubat’ın hedef tahtasına koyduğu siyasi gelenek iktidarda ve iktidarını tahkim etmek için özel bir uğraş veriyor ama öte yandan bu iktidarın etrafında kümelenen ittifaklar arasında 28 Şubat’ı doğrudan savunan güçler de var, 28 Şubat ruhunu simgeleyen siyasal figürler de… 

Ozan Tekin - Seçimlerde, normal zamanlarda değer olarak benimsediğimiz prensiplerin terk edilmesi, o seçime özel bir kutsal amaç uğruna ilkelerin kenara bırakılması önerisi yeni değil. “Tatava yapma, bas geç”, “Oyları bölme”, “İnce eleyip şık dokuyun” vb söylemleri son birkaç yılda her seçimde radikal solun ve HDP tabanının önüne çıkartıldı. 2014 yerel seçimlerinde Mustafa Sarıgül ve Mansur Yavaş, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu, 24 Haziran seçimlerinde Muharrem İnce için istenen destekler bu sloganlarla meşrulaştırıldı.