Gaziantep’te bir düğüne saldıran IŞİD canlı bombası, geceyi kana buladı. Açıklamalar en az 50 kişinin öldüğünü gösteriyor. Çok sayıda yaralı var.

Yine büyük bir acıyla yüz yüzeyiz. 5 Haziran 2015’ten beri, apaçık bir taarruz altındayız. Diyarbakır, Suruç, Ankara, İstanbul, Bursa, yine Ankara, yine İstanbul, Elazığ, Van, Diyarbakır… liste uzuyor. Ayda bir kez, onlarca kardeşimizi kaybettiğimiz bombalı saldırılara maruz kalıyoruz.

Başbakan OHAL’in “halka değil devlete karşı” olduğunu iddia ederken, Özgür Gündem gazetesi bugün bir kez daha yargı kararıyla “geçici olarak” kapatıldı. Diyarbakır Valiliği ise kentte yapılacak her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşünü “ikinci bir emre” yasakladı.

15 Temmuz’da başlatılan darbe girişimi, halkın kahramanca direnişi tarafından püskürtülmüştü.

İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok şehirde on binlerce insan, mermilere ve bombalara, atanmış askerler seçilmiş siyasetçilerin yönetimini askıya alıp ülkeyi sıkıyönetim altındaki bir baskı rejimine döndürmesin diye direndiler.

Birkaç saattir bir darbe girişimi içinde yaşıyoruz. Ordunun içindeki cuntacı bir yapı yönetime el koymaya çalıştı. TRT binası bombalandı. Ankara’da savaş uçakları alçak uçuş yaptılar. Bombalama sesleri hâlâ geliyor.

24 Nisan 1915 tarihinde İstanbul'daki Ermeni aydınlarının tutuklanmasıyla başlayan süreç, 1,5 milyondan fazla Osmanlı vatandaşı Ermeni'nin çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden en vahşi yöntemlerle öldürülmesiyle, devletin bütün olanaklarının seferber edildiği, kendisinden sonra gelecek olanlara örnek teşkil eden bir soykırımla sonuçlandı.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliği maddelerinin tümü üzerinden yapılan oylamada 376 kabul oyu çıktı. HDP’li vekillere yönelik bir şantaj olarak ele alınan dokunulmazlıklar meselesinde, AKP,CHP ve MHP milletvekilleri dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde oy verdiler.

Bir kez daha açığa çıktı ki, sorun Kürt sorunu olunca, partilerin isimlerinde harflerin farklı olmasının bir önemi kalmıyor. Sorun Kürt halkına baskı uygulamak olunca, AKP,CHP ve MHP, tek bir partiye dönüşüyor.

Suriye'ye silah taşıyan MİT TIR'larıyla ilgili yaptığı haber sebebiyle yargılanan gazeteci Can Dündar, kendisine "Sen vatain hainisin" diye bağıran bir tetikçinin silahlı saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Gazetecilik yaptığı için hapis yatan ve yargılanmaya devam eden birini, silah tehdidiyle susturma hedefi güden bu saldırıyı kınıyoruz.

Kürt halkının iradesiyle parlamentoya seçilen temsilcilere hükümetler tarafından yöneltilen dokunulmazlık şantajı yeni değil.

Lideri Erdoğan çözüm sürecinden "Kürt sorunu yoktur" seviyesine inen AKP, Türkiye devletinin bilindik baskıcı reflekslerini, Kürtlere karşı giriştiği kirli savaşta bir koz olarak kullanmaya çalışıyor.

Anayasa Komisyonu toplantısındaki vahşi saldırıda ise vekilimiz, yoldaşımız Garo Paylan özellikle hedef alındı.
Garo, AKP'nin Ergenekoncularla el ele vererek kurmak istediği yerli ve milli ittifakına halkın oylarıyla vurulmuş büyük bir darbedir.

Hükümet bir kez daha 1 Mayıs'ın işçilerin değil kendisinin istediği yerde kutlanmasını istiyor.

Memur-Sen'in Taksim başvurusu reddedildi. DİSK, KESK, TTB ve TMMOB'a da izin verilmiyor.

"Güvenlik" tartışması, Taksim'de 2010, 2011 ve 2012 yılında yapılan 1 Mayıs gösterileriyle çoktan sona erdi. Polis karışmadığında hiçbir çatışma çıkmadı. "Provokasyon" edebiyatı boşa çıktı.