AB-Türkiye arasındaki ‘geri gönderme’ anlaşmasının sonucu olarak Midilli ve Sakız adalarından sınır dışı edilen ilk mülteci grubu, 4 Nisan’da Dikili limanına getirildi.

AKP, "Kayserili pazarlığı" sonucunda AB ile ırkçı bir ittifak kurdu. AKP'nin Türkiye'sinde mültecilerin şartları o kadar kötü ki, Yunanistan'da göçmenler Türkiye'ye dönmemek için eylemler yapıyor ve olanca güçleriyle mücadele ediyorlar.

Barış İçin Akademisyenler bildirisinin imzacılarından üçü, Muzaffer Kaya, Esra Mungan ve Kıvanç Ersoy hakkında tutuklama kararı çıktı. Chris Stephenson ise meslektaşlarına destek olmak için Çağlayan'da bulunduğu sırada, çantasından HDP'nin Newroz davetiyesi çıktığı için gözaltında tutuluyor.

Devlet, Kürt halkına yönelik savaşta denenmiş ve başarısız olmuş yöntemleri uygulamaya devam ediyor.

Ankara'da yaşanan bombalı saldırıda şu ana kadar en az 37 kişi hayatını kaybetti, 100 kişiden fazlası yaralı. Kuşkusuz, saldırıyı gerçekleştirenler, barışa ve halka düşmanlık yapıyorlar. Hükümetin sorumlusu olduğu iklimi, barış duygusunun gelişmesini engellemek için derinleştirmekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Şehrin göbeğinde, emekçilerin kullandığı dolmuş ve otobüs duraklarında sivil insanlara saldırmakla IŞİD’in 10 Ekim’de Ankara eylemine yaptığı saldırı arasında hiçbir fark yok.

AKP hükümeti, son aylarda yürüttüğü savaş politikalarına paralel bir şekilde, basın üzerindeki baskıları da iyiden iyiye arttırdı.

Türkiye’de basın hiçbir zaman özgür olmadı. Kürt sorununda gerçekleri anlatmaya çalışanlar, Türk milliyetçiliğine karşı duranlar tutuklamalarla, sansürle ve hatta infazlarla karşı karşıya kaldılar.

Ancak genellikle sosyalistleri ve Kürtleri hedef alan bu baskılar, son dönemde boyut değiştirdi.

AKP, Suriye’deki savaşa daha fazla müdahil olmak için can atıyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ile ortak hareket ederek “IŞİD’e karşı mücadele” adı altında Suriye’ye kara harekâtı yapılması gerektiğini savunuyor. Eğer Türkiye'nin müteffiki ABD ve Rusya arasındaki Münih anlaşması Türkiye devleti/hükümeti için anlamlı ise, Suudi Arabistan'la girişmeyi düşündüğü harekât, var olan felaketin büyümesinden, yeni felaketlere yol açmaktan, çatışmanın genelleşmesinden başka bir işe yaramaz.

Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin imza kampanyası, hükümetin gerçeklerin duyulmasından, barış sesinin yükselmesinden ne kadar korktuğunu bir kere daha gösterdi. Anaakım medyada duymazdan gelinen çığlığı “çocuklar ölmesin” diyerek dile getiren Ayşe öğretmenin sesi, “bu suça ortak olmayacağız” diyen akademisyenlerin sesiyle birleşti.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, bir basın açıklamasının sonunda silahlı saldırıya uğrayarak aramızdan alındı.

Haziran'da Diyarbakır'daki HDP mitinginde yaşanan patlama, Suruç'ta Kobanê'ye dayanışmak isteyenlere saldırı, 10 Ekim barış mitingi katliamı ve şimdi de Tahir Elçi...

Barış isteyenler öldürülüyor.

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın aracının kurşunlandığı ortaya çıktı.

Kürt hareketinin son dönemde öne çıkan figürlerinden Demirtaş'a yönelik uzunca bir süredir yürütülen linç kampanyası, bir süredir suikast tehditleriyle yeni bir boyuta sıçramıştı.

Derin veya sığ hangi unsurların harekete geçtiğini uzun uzadıya aramaya gerek yok.

Bu olay, AKP hükümetinin uzunca bir süredir yürüttüğü Kürt politikasının ve Mehmet Ağar'dan Sedat Peker'e bir dizi isimle kurduğu kirli ittifakların sonucudur.

G-20 liderleri, 2015 yılında dönem başkanlığını üstlenen Türkiye'nin ev sahipliğinde, 15-16 Kasım tarihlerinde Antalya'nın Belek ilçesinde toplanacak.

Gezi direnişi başta olmak üzere kendisine yönelik her türlü muhalefeti "üst akıl" adı altında bir emperyalist komplo gibi göstermek isteyen AKP liderleri, dünyayı milyarlarca yoksul insan için yaşanmaz bir hâle getiren "üst akıl" ile, küresel elitlerle buluşacak.

Bugünden tam iki ay önce Cizre’de günler süren kuşatmaya karşı barış isteyenleri dayanışmaya çağırmış ve kuşatmanın derhal son bulmasını talep etmiştik. Cizre’deki sokağa çıkma yasağı, abluka ve sivillere dönük katliam ne yazık ki son olmadı. Cesedi günlerce buzdolabında bekletilmek zorunda kalan, 10 yaşındaki Cemile’nin acısı hâlâ tazeyken, bugün aynı sözleri Silvan için tekrarlıyor olmanın derin üzüntüsünü yaşıyoruz.

AKP savaş ve istikrarsızlığı kendi lehine çevirdi. 1 Kasım seçimlerinden kazanımla çıktı. Hiçbir anket firmasının öngöremediği bir şekilde seçim sonuçları AKP’nin yüzde 49’dan yüksek bir oy alması, oylarını 7 Haziran seçimlerine göre 4 milyondan fazla artırmasıyla sonuçlandı.

İki seçim arasında geçen dört ayda, siyasette en belirgin iki gelişme, çözüm sürecinin sona ermesi ve siyasal istikrarsızlıktı. Çok açık ki, her iki temel siyasal gelişme de AKP’nin elini güçlendirdi.

Ermeni halkının yüz yıllık adalet mücadelesinde tarihi bir zafer kazanıldı. Soykırımcı zihniyetin 100 yıllık inkâr, gasp, yağma politikalarının bir özeti olan Kamp Armen’i yıkma girişimi 175 gün önce durdurulmuştu. Bugün Kamp Armen’in tapusu Ermeni halkına iade edildi. Bu zafer öncelikle, yılmadan tam 175 gün boyunca kararlılıkla Kamp Armen direnişini sürdürenlerindir. Zafer Ermeni halkınındır.