AKP hükümeti kürtaj hakkını yasaklamaya çalışırken, kadın özgürlüğünü savunanlar "Kürtaj haktır" başlıklı bir imza kampanyası düzenliyor.

Kampanyanın çağrı metninde şu ifadelere yer veriliyor:

"Kürtajın yasaklanması gerektiğini söyleyenlerin karşı olduğu şey kadın haklarıdır. Kadın özgürlüğü sadece sosyal, ekonomik konulardaki taleplerle sınırlı değildir. Kadın özgürlüğü demek aynı zamanda kadınların kendi bedenleri hakkında tek söz sahibi olmasıdır. Hem eşit işe eşit ücret, kreş, güvenceli çalışma hem de kürtaj kadınların hakkıdır!"

Bugün saat 18:30'da İzmir Cumhuriyet Meydanı'nda aralarında DSİP'li kadınların da yer aldığı İzmir Kadın Platformu'nun bileşenleri "Kürtaj hakkıma dokunma, bedenimiz bizimdir" demek için bir araya geldi. 500 kişilik kalabalık, "Kürtaj değil Uludere cinayettir", "Tayyip sabrımızı taşırma, kendin yat kuluçkaya; 1 Türkçük, 2 Türkçük, 3 Türkçük doğurmaya", "Devlet elini bedenimden çek" sloganlarıyla Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi'ne yürüdü. Ankara Kadın Platformu'nun çağrısı üzerine YKM önünde toplanan Ankaralı kadınlar ise, "Kürtaj haktır, Uludere katliam" pankartı arkasında yürüyüş yaptılar. Güvenpark'ın Adalet Bakanlığı ve Başbakanlığa yakın olan bölgesine yürüyen kadınlar, Başbakan'ın açıklamalarını protesto ettiler.

Uludere (Roboski) katliamının 150. gününde, Barış İnisiyatifleri, İstanbul'da bir eylem yaparak ölen 34 kişiyi andı, katliamın sorumlularının bulunmasını ve cezalandırılmasını talep etti. Genelkurmay'ı ve TSK'ya operasyon yetkisini veren AKP'yi hedefe koyan barış aktivistleri, siyahlar giyinerek "Unutursak kalbimiz kurusun" dediler. İzmir'de de Yeni Anayasa için Barış Girişimi katliamda hayatını kaybedenlerin anıldığı bir etkinlik gerçekleştirdi.

Mobbinge, yani işyerinde patronların psikolojik tacizlerine karşı çıkan emekçiler harekete geçti. Kamu ve özel sektörde çalışan, sendikalı ve sendikasız işçi aktivistler bir kampanya başlattı. Kampanyanın çağrı metni için imza toplanmaya devam ediliyor. Kampanyanın şu ana kadarki imzacıları arasında Doğan Tarkan, Ferhat Kentel, Binnaz Toprak, Rıza Türmen, Roni Margulies, Nabi Yağcı, Yalçın Ergündoğan, Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder, Ufuk Uras, Kerem Kabadayı, Şenol Karakaş, Ferdan Ergut, Cemil Ertem, Besim Delaloğlu, Tolga Tüzün, Ferda Keskin gibi birçok aydın, yazar, sanatçı, milletvekili ve aktivist bulunuyor. Kampanya için ayrıca 23 Mayıs'taki kamu emekçileri grevinde de imza toplandı ve kampanya yaygın bir ilgi gördü.

Kampanyanın bu haftaki toplantısı 25 Mayıs Cuma akşamı saat 17:30'da Sosyal Değişim Derneği'nde yapılacak.

ABD'nin Chicago kentinde yapılan NATO zirvesiyle eş zamanlı olarak bütün dünyadaki savaş karşıtları sokağa çıkarak "NATO'ya hayır" diyorlar. İstanbul'da da 19 Mayıs'ta Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (BAK) Taksim'de bir basın açıklamasıyla savaş aygıtı NATO'yu protesto etti.

Saat 13:30'da Galatasaray'da buluşan Küresel BAK aktivistleri, "Savaşa hayır", "NATO İncirlik'ten defol", "NATO'ya hayır" sloganları atıp, "NATO Afganistan'dan defol", "NATO İncirlik'ten defol", "NATO Kürecik'ten defol" dövizleri taşıdılar.

Grup adına Nilüfer Uğur Dalay'ın okuduğu basın açıklaması ise şöyleydi:

Bir televizyon programında Garo Paylan nezdinde tüm Ermenilere "Böyle konuşursan sonun California olur" diyerek tehditler savuran Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı Kemal Çiçek hakkında Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De girişimi bir açıklama yaptı.

Hükümeti, Çiçek'i görevden almaya ve "Ermeni masası"nı lağvetmeye çağıran DurDe'nin açıklaması şöyle:

"25 Nisan 2012 Çarşamba günü CNN Türk'te, Ahmet Hakan'ın sunduğu "Tarafsız Bölge" programında Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı Kemal Çiçek bir Ermeni yurttaşımız nezdinde tüm Ermenilere tehdit ve gözdağı anlamına gelecek şekilde "Böyle konuşursan Türk toplumunun tepkisiyle karşılaşırsın. Sonun California olur" cümlelerini sarf etti.

28 Aralık gecesi Uludere’de (Roboski) Kuzey Irak’a geçen çoğu çocuk 34 köylü TSK’ya ait savaş uçaklarının bombardımanıyla katledildi. Uludere’nin sorumluları hala açığa çıkarılıp yargılanmadı. Katliamın 150. gününde yine sokağa çıkıyoruz. Hep birlikte hesap soralım!

Katliamın ardından ortaya dökülen gerçekler köylülerin Genelkurmay’dakiler tarafından bile bile öldürüldüğünü gösteriyor.

- Sınırdaki askeri birliklerin köylülerin diğer tarafa gidip geleceğinden haberi vardı.

- Heronlar sınırı geçenlerin silahsız olduğunu açıkça görüntülemişti ve bu görüntüler Batman, Malatya, Van ve Ankara'da naklen izleniyordu.

Uludere katliamının 120. gününde Barış İnisiyatifleri'nin çağrısıyla İstanbul'da Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelerek 17'si çocuk 34 kişinin ölümünün sorumlularının bulunamamasını protesto eden barış aktivistleri, 34 mum yakarak savaş uçaklarının bombardımanı sonucu hayatını kaybedenleri andı. Yapılan basın açıklamasında ise İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in istifası istenerek "Uludereler tekrar etmesin diye, hükümet Kürt sorununun çözümünde barışçıl adımları devreye sokmalıdır" denildi.

Galatasaray'dan Mis Sokak'a yürüyen barış yanlıları, "Kaza değil bu bir katliam", "Uludere halkı yalnız değildir", "İdris Naim Şahin istifa", "Kürtler Kürtçe konuşur", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Katil devlet hesap verecek" sloganları attı.

24 Nisan 1915'te başlayan Ermeni soykırımının 97. yıldönümünde, soykırımda katledilen Ermeniler dün İstanbul, Ankara, İzmir ve Bodrum'da anıldı. Taksim'deki anmaya geçen yılın 3 katı insan katılırken, bir çok farklı görüş ve kesimden binlerce insanın yanyana durarak Ermeni halkının büyük acısını paylaşması soykırımla yüzleşme yolunda atılmış önemli bir adım oldu.

- İstanbul Taksim Meydanı'nda anmaya dakikalar kala, DurDe'nin çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce kişi alanda birikmeye başladı. Anmayı düzenleyen aktivistler saat 18:00'de Bekar Sokak'ta buluşarak meydana birlikte yürüdüler.

"Çernobil'i unutmadık, nükleer istemiyoruz" diyen Küresel Eylem Grubu, Yeşiller Partisi, Greenpeace ve DSİP üyeleri bugün Galatasaray Meydanı'nda buluşarak bir gösteri düzenledi. Okunan basın açıklamasında, hükümetin ne Çernobil'deki ne de Fukuşima'daki facialara aldırmadığı vurgulanarak Sinop ve Akkuyu'da yapılması planlanan nükleer santraller protesto edildi.

Hiroşima şarkısı eşliğinde bayrakların sallandığı, "Nükleer değil; Güneş, rüzgâr istiyoruz" ve "Mersin nükleer istemiyor" pankartlarının açıldığı, "Nükleer mi? Hayır, teşekkürler" dövizlerinin taşıdığı eylem saat 15:00'te İstanbul'da Galatasaray Meydanı'nda başladı.

Türkiye’nin yaşadığı en karanlık dönemin sorumlusu Kenan Evren ve çete arkadaşı Tahsin Şahinkaya yargılanmaya başladı. Evren ve Şahinkaya’nın yargılanması uzun süredir sokaklara taşan darbe karşıtı hareketin ve 12 Eylül referandumunun bir sonucudur. 4 Nisan günü başlayan yargılama bazı dar çevrelerin hoşuna gitmedi ama halkın ezici çoğunluğu bu iki darbecinin yargılanmsını istiyordu. 12 Eylül referandumunda Yetmez ama Evet kampanyası sürdüren devrimci sosyalistler de 4 Nisan günü sloganları, döviz ve pankartları ile mahkeme salonunun önündeydi.

Dink ailesi ve avukatları, bugün bir basın toplantısı düzenleyerek Hrant Dink cinayeti davası hakkında DDK'nın hazırladığı raporu değerlendirdi. Avukat Fethiye Çetin, savcılıkta bir hareketlenme olduğunu belirterek, davanın bütün bilgi, belge ve bağlantıları kapsar şekilde yeniden başlatılmasını talep ettiklerini söyledi. Rakel Dink ise "Benim, sizin davanız olmaktan çok, yüzleşme davasıdır" diyerek adalet çağrısı yaptı.